Salgın hastalıklardan korunmada 'kumaş maske' önerisi

İSTANBUL (AA) – Çin’de ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (2019-nCoV) salgını nedeniyle maskeye olan talep artarken, uzmanlar kumaş içerikli cerrahi maskelerin tercih edilmesini önerdi.

  • Sağlık Bakanı Koca: Çin’den gelen 11 bin yolcu tarandı, şüpheli bir yolcuya rastlanmadı

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Avrupa’dan Amerika kıtasına kadar bazı ülkelerde görülmeye başlanan koronavirüs salgını, hastalığa rastlanmasa da Türkiye’deki bazı vatandaşları önlem almaya yöneltti. İstanbul Havalimanı’nda, başta ülkelerine dönen Çinliler olmak üzere birçok yolcu, eczanelerden maske talebini artırırken, toplu taşıma araçlarını kullananlar arasında maske takanların sayısında da artış gözlendi.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüsten korunmada maskenin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti.

Prof. Dr. Azap, koronavirüsün solunum parçacıklarıyla bulaşan bir hastalık türü olduğunu, salgının virüsü taşıyan kişilere bir metreden fazla yaklaşılmasıyla yayılabildiğini söyledi. Virüs parçacıklarının vücut dışında birkaç saat yaşayabildiğine değinen Azap, “Virüsün dışarıda canlı kaldığı yüzeylere, örneğin kapı kolu, elektrik düğmesi, merdiven tırabzanı gibi, hasta kişilerin dokundukları yerleri sağlıklı kişiler elledikleri zaman, oradaki canlı virüsleri ellerine alıp kendilerini enfekte edebiliyorlar. O yüzden evet maske koruyucudur ama tek başına değil, mutlaka beraberinde el temizliğine dikkat etmek gerekir. Bu, tüm solunum virüsleri için böyledir.” diye konuştu.

“Cerrahi maske yeterli”

Vatandaşların, özel havalandırmalı maske kullanmasına da gerek olmadığını vurgulayan Azap, “Bizim standart cerrahi maske dediğimiz, doktorların hastanelerde, ameliyathanelerde kullandıkları standart maskeler korumak için yeterlidir ama tabii ki kalitesi önemli. Bazıları kumaştan, bazıları kağıttan imal ediliyor. Kumaş içerikli olanları öneriyoruz. Hastanelerde de cerrahi amaçlı olarak onlar kullanılır. Onlar koruyucu.” dedi.

Azap, ileri yaşlardakiler, altta yatan hastalığı olanlar, bağışıklık yetmezliği olanlar, akciğer hastalıkları bulunanların kapalı ve kalabalık ortamlara girerken mutlaka maske takması gerektiğine işaret etti.

Koronavirüse temas etme olasılığının şu anda Türkiye’de olmadığını, ancak Çin’den gelen yolcular nedeniyle havalimanlarının uluslararası kısmını kullananlar için ihtiyaç olabileceğini belirten Azap, “Sırf ‘Kalabalık ortama gireceğiz’ diye AVM’ye gidecek birisinin maske takmasına da gerek yok.” ifadesini kullandı.

“Virüs uçabilen bir böcek değil”

Yıpranmadığı, ıslanmadığı veya gözle görülür şekilde kirlenmediği sürece aynı maskenin birden fazla kez kullanılabileceğini aktaran Azap, şöyle konuştu:

“Yalnız mutlaka ağız ve burunun birlikte kapalı olması gerekir. Bazı kişileri görüyoruz, sadece ağzını kapatıyor burnu açıkta kalıyor. Ağız ve burunun birlikte kapatılması lazım. Koronavirüs son günlerde medyada rastladığımız şekilde kulaktan da girmez. Çünkü virüs kendi başına uçmaz, koşmaz, hoplamaz, zıplamaz ancak ellerle taşınabilir ya da hasta kişilerin solunum salgılarına bir metreden fazla yaklaştığınızda göz, burun ve ağız mukozalarından girebilir o da sadece hasta kişiye bir metreden fazla yaklaşırsanız. Dolayısıyla virüsün uçabilen bir böcekmiş gibi kulaktan girmesi söz konusu değil.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ROMA (AA) – Bakan Speranza, Twitter hesabından akşam saatlerinde yaptığı paylaşımda, “Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu tarafından belirlenen ihtiyati tedbirlere uygun olarak 28 Haziran’dan itibaren beyaz (düşük riskli) kategorili bölgelerde açık havada maske takma zorunluluğunu aşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ülkede bir süredir tartışma konusu olan açık alanda maske kullanımı zorunluluğu iktidar ortağı bazı siyasi partilerce son günlerde kamuoyunda tartışma konusu haline getirilmişti.

Salgında günlük vaka sayılarının, son dönemde 1000’in altına, günlük ölüm sayılarının ise 50’nin altına kadar gerilediği İtalya’da Sağlık Bakanı Speranza’nın talimatıyla Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu, açık havada maske zorunluluğunu değerlendirmeye almıştı.

Kovid-19 salgınının Batı ülkeleri arasında ilk ve en sert şekilde etkilediği ülke olan İtalya’da geçen yıl yaz aylarında vaka sayılarının düşmesiyle açık havada maske kullanım zorunluluğu kaldırılmış, sonbaharda günlük vakaların artmasıyla açık alanda maske kullanımı yeniden zorunlu hale getirilmişti.

İSTANBUL (AA) – Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Doç. Dr. Pınar Öztaş, "Maskenin sık ve uzun kullanıldığı günümüzde, cilt temizliği ve yağlandırmayan su bazlı bir nemlendirici ile cildin bakımı oldukça önemli." ifadesini kullandı.

Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bayındır Söğütözü Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Doç. Dr. Pınar Öztaş, salgın döneminde maske kullanımına bağlı olarak yaşanabilecek problemler hakkında bilgi verdi.

Maske kullanımı cilt bakımının önemini artırdığını belirten Öztaş, cilt sağlığı için maskenin altına makyaj yapılmaması tavsiyesinde bulundu.

Öztaş, güneşli günlerin gelmesi ile birlikte hem terlemeye hem de güneş ışığına bağlı dermatolojik hastalıklarda artış görüldüğünün altını çizerek, şunları kaydetti:

"Ancak diğer yandan güneş cildimizden D vitamini sentezlenmesine yardımcı olurken, bilinen en kuvvetli antidepresan olarak da görev alıyor. Güneş ile olan ilişkimizde orta yolu bulmamız gerek. Pandemi döneminde maske kullanımına bağlı olarak yaşanabilecek problemlere de dikkat etmek gerek. Güneş en önemli ultraviyole kaynağı. Cildimizden D vitamini sentezini sağlıyor ve bilinen en kuvvetli antidepresan olarak rol alıyor. Tüm olumlu etkilerine karşın yaz aylarına adım attığımız şu günlerde güneşten faydalanırken dikkatli olmamız gerek, güneş altında uzun süre korumasız kalmak cildimize zarar verir.

Yaz aylarında güneş ile temasımızın daha fazla olması sonucunda cildimiz tepki verebiliyor. Güneşin temasıyla öncelikle vücutta kızarıklık başlıyor, temasın uzamasıyla birlikte ise bronzlaşma meydana geliyor. Bazı cilt tiplerinde ise kızarma olmaksızın da bronzlaşma gerçekleşiyor. Bronzlaşma aslında cildin kendini korumak için geliştirmiş olduğu bir tepkidir, cilt adeta korunmak için bir perde çekmeye çalışır. Mavi göz, açık renk veya kızıl saç, beyaz ten, güneş ile kolayca güneş yanığı olabilen cilde sahip olmak, vücutta çok sayıda benlerin olması ve yüksek dozda UV ışınına maruz kalmak cilt kanserlerinin gelişimi açısından önemli risk faktörleridir."

– "Mutlaka güneş kremi kullanılmalı"

Güneşe çıkmadan yarım saat önce yüksek koruma faktörlü güneş kreminin mutlaka sürülmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Pınar Öztaş, "Ancak krem sürdüm diye güvende hissedilerek uzun saatler güneş altında kalınması son derece yanlış bir durum. Bu kremlerin özellikle yaz aylarında 3-4 saatte bir tekrarlanması gerekiyor." uyarısında bulundu.

Öztaş, özellikle güneş hassasiyeti olanların, romatizmal hastalığı bulunanların, güneş duyarlılığını artırdığı bilinen ilaç kullananların, hamilelerin ve önceden deri kanseri geçmişi olanların güneşten daha fazla korunması gerektiğini aktardı.

Bazı kozmetiklerin, parfümlerin, kolonyaların ya da ilaç içeren kremlerin de güneş ile temas etmesiyle kızarıklık ve leke yapabileceğini bildiren Öztaş, şu bilgileri verdi:

"Bu ürünler güneşli günlerde mümkün olduğunca kullanılmamalı. Eğer gerekiyorsa güneş koruyucu ile beraber kullanılmasını öneriyoruz. Güneş ve etkilerinden bahsederken dikkat edilmesi gereken bir diğer konunun ise benler ve melanoma olarak isimlendirilen 'ben kanserleri.' Benlerin vücutta nerede, ne boyutta ve ne şekilde olduğunun dikkatle gözlemlenmesi, yeni çıkanların ise farkında olunması gerekiyor.

Ayrıca benlerin şekilleri açısından da değerlendirilmesi gerekir. Asimetrik, kenar düzensizliği olan, siyah, kahverengi, gri, kırmızı gibi farklı renkler içeren, çapı genellikle 5 mm'den büyük olan benler kanser öncüsü olabilecek ben olarak tanımlanır ve melanoma gelişimi açısından risk grubuna girer. Doğuştan, özellikle 1.5 cm'den daha büyük olan benlerin de takip edilmesi gereklidir. Ancak, ben boyutundan bağımsız olacak şekilde, yeni beliren lezyonların da melanom olma riski vardır."

– "Maske kullanımı sivilce ve alerjiye yol açıyor"

Maskenin sık ve uzun kullanıldığı günümüzde, cilt temizliğinin ve yağlandırmayan su bazlı bir nemlendirici ile cildin bakımının oldukça önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Öztaş, şu ifadeleri kullandı:

"Aksi takdirde maske altında kendi nefesimizle bile ısınan, ıslanan cildimizde sivilce ve alerji daha kolay ortaya çıkabiliyor. Maske altına fondöten gibi örtücü makyaj uygulanması da bu durumu kolaylaştıracaktır. Maske altına örtücü makyaj yapmamak ve maskelerin sık sık değiştirilmesi önemlidir. Yazın böcek ısırıkları, siğiller ve mantar enfeksiyonları da sık izlenebilir. Cildinizde fark ettiğiniz her türlü değişiklik için dermatoloğunuza başvurmalısınız."