Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: Teşvik belgesi düzenlediğimiz yatırımların sayısı 10 bin 478'e ulaştı

KOCAELİ (AA) – Varank, Dilovası’nda Duraline Alüminyum Profil Sistemleri Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, sanayinin kalbi Kocaeli’nin ikinci adresleri olduğunu, neredeyse ayda bir veya iki kez ya bir açılış ya da yeni bir yatırım vesilesiyle kente geldiğini söyledi.

Her zaman yatırımcıların yanında olmaya ve heyecanlarını paylaşmaya hazır olduklarını dile getiren Varank, “İşte Duraline markasıyla faaliyet gösteren firmamız başarılı üretim ve ihracat performansını yeni bir yatırımla taçlandırıyor. ABB metal alüminyum, 30 farklı ülkeye yaklaşık 15 milyon dolar ihracat yapıyor. Yıllara sari 100 milyon liraya ulaşması beklenen bu yatırımla da üretimini yüzde 80, ihracat ve istihdamını ise yüzde 75 artırmayı hedefliyor. Türkiye’nin ekonomisine ve geleceğine güvenin bir göstergesi olan bu yatırım kararı dolayısıyla ben firma yetkililerini yürekten tebrik ediyorum.” şeklinde konuştu.

Varank, hafifliği, kullanım kolaylığı, iletkenliği ve yüksek korozyon direnciyle talebi giderek artan bir ürün olduğunu belirttiği alüminyumun, bugün dünyada çelikten sonra en çok üretilen malzeme ve giderek büyüyen bir pazarı olduğunu kaydetti.

Alüminyumun inşaattan otomotive, havacılıktan savunma sanayine birçok alanda yoğun bir şekilde kullanıldığına işaret eden Varank, şöyle devam etti:

“Bu talebi görerek vizyoner bir yatırıma imza atan firmamızın bu yatırımın karşılığını hızlı bir şekilde alacağını ben şimdiden görebiliyorum. Geçtiğimiz yıl pandeminin etkisiyle global üretim ve ticaret son yüzyılın en sert daralmalarından birini yaşadı. Üretim süreçlerinin ve tedarik zincirlerinin aksadığı bu dönemde hem hükümetler hem de işletmeler zor bir sınavdan geçti. Dünya ekonomisi yüzde 3,3 uluslararası ticaret ise yüzde 8,5 düzeyinde daraldı. Böylesine zorlu bir yılda Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 büyümeyi başararak dünya genelinden ayrışan birkaç ekonomiden biri oldu. Gelin görün ki tüm dünya Türkiye’nin bu başarısını takdir ederken muhalefet, uluslararası kuruluşların dahi teyit ettiği bu rakamlara hala inanamıyor.

Neden biliyor musunuz çünkü siyasi başarı umutlarını hükümetimizin ve devletimizin aciz duruma düşmesine bağlamış durumdalar. Devlet batarsa, ekonomi çökerse kendilerini başarılı sayacaklar. Bu bakış açısı gözlerini o kadar köreltmiş ki Türk sanayisinin geldiği aşamayı görmekten acizler. Gelsinler birlikte şu Kocaeli’yi bir gezelim, Türkiye’nin her bir şehrine yaydığımız organize sanayi bölgelerini (OSB), endüstri bölgelerini, teknoparkları ziyaret edelim.”

“Pandemi koşullarının hakim olduğu bu dönemde yatırım talebi hız kesmedi”

Varank, siyaseti bir hizmet yarışı olarak gördüklerini, muhalefetin alternatif çözüm önerileriyle gelmesini istediklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizin refahını nasıl artırırız, bunun derdini taşısın. Ama maalesef karşımızda tek bildiği iş iftira atmak olan bir muhalefet anlayışı hakim. Ne diyorlardı? ‘Türkiye’de AK Parti iktidarında tek bir fabrika açılmadı.’ Türkiye’nin dört bir yanındaki OSB’lerden sanayi alanlarına yayılmış binlerce fabrika, bunları her gün yalanlıyor. İşte bugün yeni bir sanayi yatırımın temelini atıyoruz, önümüzdeki günlerde birçoğunun açılışını gerçekleştireceğiz. Muhalefet bunları görür mü? Elbette görmez. Onların gündeminde üretim yok, sanayi yok, istihdam yok. Ne var? Dedikodular var, iftiralar var, kirli ittifak pazarlıkları var. HDP’li isimleri bakan yapma planları var. HDP ile örtülü ittifaklarını artık açık açık savunuyor, kirli pazarlıklarını gün yüzüne çıkarıyorlar. Böyle bir zihniyetin Türkiye’nin milli güvenliği diye bir derdi olabilir mi? Bu kafa iktidar olsa terörle mücadele rafa kalkar, bırakın SİHA’ları tek bir drone dahi teröristlerin üstüne gönderilemez. Bakın hala dostlarının canı yanmasın diye bu kirli pazarlıklara ses etmeyen muhalefet ortakları var. Utanmadan sıkılmadan Sayın Cumhurbaşkanımızı Netanyahu​​​​​​​’ya benzetme hadsizliğini sergileyebiliyorlar. Ne demişler? Körle yatan şaşı kalkar. İttifak ortakları yüzünden bunların dilleri de emin olun Kandil’le uyumlu hale geldi. Milletimiz elbette bunları görüyor. Dışişleri Bakanımızın bugün neden Birleşmiş Milletlerde (BM) bütün İslam dünyasının dışişleri bakanlarıyla beraber orada büyük bir gayret içinde olduğunu, sayın Cumhurbaşkanımızın nasıl zalimlerin yüzüne gerçekleri haykırdığını milletimiz biliyor. Vakti zamanı geldiğinde de bunların hesabını sandıkta o muhalefetten soracak. Bizim gündemimiz dedikodular, ‘fuat avni’ tarzı operasyonlar değil, Türkiye’nin üretimi ve kalkınmasıdır.”

Geçen yıl kaydedilen büyümenin bileşenleri incelendiğinde en önemli pay sahiplerinden birinin imalat sanayi olduğunun görüldüğünü aktaran Varank, “Hamdolsun sanayi üretimimiz haziran ayıyla birlikte pandemi öncesi seviyesini hızla yakaladı. Yılın ikinci yarısında bir önceki yıla göre yüzde 9,1 artarak G-20 ülkeleri arasında en ön sıralarda yer aldı. Yüzde 94’ü imalat sanayi ürünlerinden oluşan ihracatımız da 2020 yılının ikinci yarısında bir önceki yıl seviyesini aşmayı başardı. En önemlisi ise pandemi koşullarının hakim olduğu bu dönemde, onca belirsizliğe rağmen yatırım talebi hız kesmedi. Bırakın hız kesmeyi son yılların en hızlı büyümesini gerçekleştirdi. Teşvik belgesi düzenlediğimiz yatırım sayısı bir önceki yıla göre yüzde 86 artarak 10 bin 478’e ulaştı. Bu belgelerde öngörülen sabit yatırım tutarı yüzde 45 artarak 249 milyar liraya, istihdam ise yüzde 49 artarak 302 bine ulaştı. İşte bugün temelini attığımız bu tesis de artan yatırım iştahının en somut göstergesi. Bizi en çok mutlu eden taraf ise üretimdeki artışın istihdama yansıdığını görmek.”

Varank, son açıklanan kayıtlı istihdam verilerine göre sanayi sektörünün salgın döneminde yaklaşık 392 bin ilave istihdam oluşturduğunu söyledi.

Bu başarıda son 18 yılda inşa ettikleri planlı sanayi altyapısının, artan üretim çeşitliliğinin ve Türk sanayicisinin değişen şartlara hızla uyum sağlayabilme kabiliyetinin önemli bir payı olduğunu ifade eden Varank, şöyle konuştu:

“Önümüze çıkan fırsatları çok iyi değerlendirdik. Özellikle Uzak Doğu’da yaşanan tedarik sıkıntıları ve Avrupa’daki kapanmaların ortaya çıkardığı arz açığını doldurarak ihracatımızı artırmayı başardık. Uluslararası taahhütlerimizi eksiksiz yerine getirdik. Zor zamanlarda ortaya koyduğumuz bu gayret inşallah Türkiye’yi pandemi sonrası dönemin kazananı Türkiye olacak. Bunun ilk emarelerini 2021 yılının öncü verilerinde de görüyoruz. Sanayi üretimimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 12,3 artarak geçmiş yılı geride bırakmış oldu. İhracatımız ise ilk dört ayda 68,8 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırmış oldu. Biz 2021 yılını salgınla mücadeleyi kazandığımız ve orta vadede nitelikli büyüme dönemine girdiğimiz bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Çalışmalarımızı da bu doğrultuda yapıyoruz. Yılın ilk çeyreğinde elde edilen bu olumlu tablo bizleri ziyadesiyle motive ediyor. Böyle devam edersek inşallah 2021 yılında da tahminleri aşan bir büyüme performansını ülke olarak yakalayacağız.”

Bakan Varank, özellikle üretim tarafındaki bu başarılardan bahsederken muhalefetin bir taktiğiyle karşılaştıklarını belirterek, “Sanki ülkemizde hiçbir sıkıntı yokmuş dediğimizi iddia ediyorlar. Tabii ki böyle bir durum yok. Şu anda özellikle hizmet sektörü kaynaklı sıkıntı yaşayan esnaflarımız ve çalışanlarımız var ama biz bunları yalnız bırakıyor muyuz? Elbette yalnız bırakmıyoruz. Bu da bizim sorumluluğumuzda diyoruz, kısa çalışma ödeneğiyle maddi desteklerle hem esnafımızı hem bu dönemde sıkıntı yaşayan çalışanlarımızı görüyoruz, koruyup kollamaya çalışıyoruz. Emin olun şu 18 yıllık iktidarımıza baktığımızda ve bu iktidarı geçmiş dönemle karşılaştırdığınızda bizim gibi sosyal devlet anlayışına sahip bir iktidar şimdiye kadar gelmedi.” dedi.

Kocaeli’de herhangi bir sıkıntılı durum gördüğünde ilgili belediye başkanını aradığını belirten Varank, “‘Başkanım, şurada bir vatandaşımızın sıkıntısı varmış, bununla ilgilendin mi? Haberin var mı?’ diye soruyorum. Valilerimize, kaymakamlarımıza talimatlarımız çok açık; ‘Bir tane gariban varsa ve bu sesini devletimize duyuramıyorsa bunun sorumluluğu sizdedir. O garibanı bulacaksınız, ona yardım edeceksiniz, sıkıntısını gidereceksiniz.’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Varank, Türkiye’nin şu anda imalatla üretimle çok büyük başarı hikayesi yaşadığını, bunun da hakkını teslim etmek gerektiğini vurguladı.

“Alüminyum üretim sektörünün bu performansa katkısı büyük”

İmalat sanayisi içinde önemli bir yere sahip olan alüminyum üretim sektörünün de bu performansa katkısının büyük olduğunu dile getiren Varank, şunları söyledi:

“Sektörde bine yakın girişimde 30 bine ulaşan istihdam ve 3 milyar doları bulan bir ihracat söz konusu. Hadde ve ekstrüzyon ürünlerine yönelik yapılan yeni yatırımlar sayesinde dünya pazarlarında rekabet edebilir bir altyapıya, kapasiteye ulaştık. Alüminyum çubuk ve profil ürünlerinde dünyanın dördüncü büyük ihracatçısı konumundayız. ABB Metal Alüminyum firması da bu alandaki önemli aktörlerden bir tanesi. Bizler tesis ettiğimiz yatırımcı dostu iş ortamı ve sunduğumuz cazip desteklerle sektörün her zaman yanındayız. Metal sektöründe faaliyet gösteren tüm paydaşların varsa sorunlarının belirlenmesi ve tabii ki çözümlerine ilişkin Metal Sanayi Teknik Komitemiz çalışmalarına Bakanlığımız altında devam ediyor. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesinin, metal sanayi sektörü üzerindeki muhtemel etkilerini bir fırsata çevirmek istiyoruz. Bu doğrultuda bir ulusal eylem planı ve strateji belgesi hazırlığımız devam ediyor. Yakın zamanda tamamlayıp kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyoruz. Sektörün daha katma değerli üretim yapmasını sağlamak en önemli önceliğimiz. Bu kapsamda test ihtiyaçlarını karşılamak üzere Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde Alüminyum Test Eğitim ve Araştırma Merkezinin kurulmasını destekledik. Bu proje 2017 yılında tamamlanarak sanayicilerimizin hizmetine girdi. Şimdi de aynı üniversite bünyesinde Alüminyum Sanayinin Dijital Dönüşümü için bir Ortak Araştırma Merkezi kuruyoruz. Bakanlığımız ve Avrupa Birliği’nin 60 milyon liralık eş finansmanıyla kurulan merkez, alüminyum sanayinin dijital dönüşümünün hızlandırılması için gerekli altyapı ve teknik desteği sağlayacak.”

Yine TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü aracılığıyla yeni üretim prosesleri ve katma değeri yüksek yeni ürünler geliştirmek için 10 farklı proje yürüttüklerini belirten Varank, bunun yanında KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansları aracılığıyla alüminyum sektöründe faaliyet gösteren firmaların 600’den fazla projesine destek sağladıklarını bildirdi.

Varank, ayrıca 2023 Sanayi ve Teknoloji Strateji belgelerinde savunma sanayisi için alüminyum, nitelikli çelik ve zırh çeliği üretimini stratejik öncelikler arasına aldıklarını dile getirerek şunları kaydetti:

“Bu ürünlerin de yer alacağı, sektöre uçtan uca destek vereceğimiz Üretimde Yapısal Dönüşüm Hamle Programı çağrımızı yakın zamanda ilan etmeyi planlıyoruz. Bizler Bakanlık ve hükümet olarak bu ülkeye değer katan tüm girişimcilerimizin her zaman yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. Ülkemiz, sahip olduğu nitelikli insan kaynağı, teknolojik yetkinlikler ve altyapı imkanlarıyla yatırımcılar için gerçekten oldukça cazip fırsatlar sunuyor. Ben bu değerli yatırım vesilesiyle yerli ya da yabancı tüm yatırımcılarımıza tekrar çağrıda bulunmak istiyorum, gelin ülkemizin sunduğu fırsatları değerlendirin, kapsamlı ve cazip yatırım teşvik sistemimizden istifade edin. Gelin yatırımlarınızı ülkemize yapın. Hem siz kazanın hem de ülkemiz kazansın.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Ankara’da yüksek teknoloji, inovasyon ve sterilizasyon uygulamaları yaptıkları tesislerinde yerli lens solüsyonu üreten ve bunları patentle koruma altına alan şirketi ziyaretinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Arife Polat Düzgün ile KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt eşlik etti.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Polat’tan yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi alan Varank, daha sonra firmanın üretim birimlerinde incelemelerde bulundu.

Varank, ziyaretine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, şirketin OSTİM Teknik Üniversitesi ile önemli bir Ar-Ge ve üretim projesine imza attığına dikkati çekerek, “Yerli ve milli lens solüsyonunu burada ürettiler ve piyasaya sürdüler.” dedi.

Lens solüsyonlarının şimdiye kadar yurt dışından ithal edildiğini ve bu alanda yaklaşık 120 milyon dolar açık verildiğini söyleyen Varank, firmanın ürettiği lens solüsyonlarıyla ilgili gerekli izin ve sertifikaları aldığını bildirdi.

Varank, böylelikle Türkiye’de lens kullananların yerli ve milli bir ürüne kavuştuğunu belirterek, “Biz, Türkiye’de üretimle kalkınmanın gayreti içinde olan bir hükümetiz. Özellikle katma değerli ve açık verdiğimiz ürünlerin Türkiye’de yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesine önem veriyoruz. Bu firmamız da devletimizin farklı desteklerinden, teşviklerinden, özellikle KOSGEB’den katkı alarak üniversite-sanayi iş birliği çerçevesinde bu ürünü üretmiş oldu.” ifadelerini kullandı.

“Sağlık ve kimya ürünlerine yönelik çağrıya çıkacağız”

Başlattıkları Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’na da değinen Varank, şöyle devam etti:

“Burada açık verdiğimiz ürünlerin Ar-Ge’sinden ticarileşmesine tüm süreçlerini devlet olarak destekliyoruz, belirlediğimiz ürün gruplarında firmalarımıza destekler veriyoruz. Kimya ve ilaç sanayisi de bunlardan biri. Önümüzdeki dönemde de hamle programı kapsamında bir çağrıya çıkacağız ve firmalarımıza Türkiye’de üretilmeyen ürün ve ilaçlarla ilgili üreteceği projelerde destek vereceğiz.”

Varank, Jeomed’in KOSGEB’den aldığı destekle Türkiye’de açık verilen lens solüsyonlarını üretmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, tüm sektörlerdeki yerlileşme hamlelerini destekleyeceklerini dile getirdi.

“1 yılda 6 milyon kutu ihracat hedefliyoruz”

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Polat da Jeomed’in ilk kurulduğu yıllarda sağlık ürünlerini ithal ettiklerini, daha sonra fason olarak ilaç firmalarına ürettirdikleri ürünleri de istedikleri kalitede bulmadıkları için kendi üretim tesislerini kurduklarını belirtti.

Polat, “Çünkü ürünlerimizin hem bakteri, virüs, mantar ve parazitlere karşı etkili olmasını hem de Türkiye’mizin doğal zenginliği termal suları içermesini amaçladık. Bunu hiçbir üreticide başaramayınca kendi mutfağımızı kurduk.” diye konuştu.

Türkiye’nin jeotermal kaynak zenginliğine işaret eden Polat, “Ürünlerimiz içinde hep jeotermal suyu kullandık. Kükürt, vitamin ve mineralce zengin olan sağlık ürünlerimiz çay ağacı yağı etken maddesiyle güçlendirilince de ortaya sıra dışı şampuanlar, sabunlar, kremler ve losyonlar çıktı.” dedi.

Polat, şampuanların içinde genellikle zararlı etken maddelerin bulunduğunu, kendi ürünlerinin ise bunları içermediğini, dolayısıyla güvenle kullanılabileceğini söyledi.

Yurt dışındaki kongreler ve uluslararası fuarlara katılarak 14’ü patentli olan ürünlerini dünyaya satmaya başladıklarını dile getiren Polat, “Çünkü kullananlar pozitif geri bildirimde bulunuyor. Bu sayede Yunanistan, ABD, Rusya, Hindistan ve Ekvador dahil 51 ülkeye varan ihracat hacmimiz oluştu. Ürettiğimiz lens solüsyonuyla beraber ihracat hacmimizi de artıracağız. 1 yıl içinde 6 milyon kutu lens suyu ihracatı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Polat, Türkiye’nin sağlık ürünlerinde büyük oranda açık verdiğine dikkati çekerek, “Yerli ürünlerimize güvenelim ve yerli firmalarımıza destek olalım. Yerli firmalar kazandıkça yatırım yapacağız, yeni fabrikalar açacağız, yeni makineler alacağız. Birçok işsizi istihdam ederek ülkemizin gelişimine katkıda bulunacağız. Katma değeri yüksek ürünleri üretirsek kazanabiliriz.” dedi.

SİNOP(AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi Temel Atma, Keten Müzesi Projesi İmza ve Satem Biyokütle Enerji Santrali açılış töreninde konuştu.

Biri enerji, diğeri su ürünleri alanında olan iki yatırımın toplam bütçesinin 260 milyon liranın üzerinde olduğunu söyleyen Varank, söz konusu projelerin Sinop ekonomisine güç katacağını vurguladı.

Varank, bu projelerden Bakanlık destekleriyle kurulan Satem firmasının Sinop Biyokütle Enerji Santrali’ne değinerek şu ifadeleri kullandı:

“180 milyon lirayı bulan bu yatırım, doğrudan ve dolaylı olarak 500 Sinoplu hemşehrimize istihdam oluşturacak. Bu tesis her anlamda çevre dostu bir yenilenebilir enerji santrali. Fosil yakıt yerine rüzgar ve güneş enerjisinden sonra en az karbon salınımına sahip üçüncü enerji kaynağı, doğal biyokütle kullanıyor.”

Tesiste en modern teknolojilerle baca gazı emisyonunun anlık kontrol edildiğinin bilgisini veren Varank, Sinop’un havasına, insanına zararsız, ekonomisine yararlı tesisi kazandıran firma yetkililerine teşekkür etti.

Varank, Satem’e yatırımları için önemli destek verdiklerine işaret ederek, düzenledikleri teşvik belgesiyle birçok avantaj sağladıklarını anlattı.

“Şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz”

Bakanlığa bağlı kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idarelerinin biyokütleden gaz ve enerji üreten 17 projeye 60 milyon lirayı aşkın destek verdiğini, bu alanda 400’ün üzerindeki araştırma ve yatırım projesine TÜBİTAK aracılığıyla 440 milyon lira kaynak aktardıklarını bildirdi.

Varank, gelecek dönemde de sürdürülebilir kalkınmanın önemli araçlarından olan bu alanlardaki destekleri sürdüreceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Birilerinin gündemi en güzel yalanı atmak, en etkili kara propagandayı yapmak, sadra şifa olmayan ama göz boyayan işlerle medyalarda boy göstermek olabilir. Bizim gündemimizse belli, yatırım, üretim, istihdam ve katma değer. Biz şehirlerimizi nasıl daha iyi kalkındırırız, nasıl daha fazla vatandaşımıza istihdam sağlarız, refahı toplumun geneline nasıl yayabiliriz bunun derdindeyiz.”

“Yerelde iş birliğine örnek”

Bugün temeli atılan “Su Ürünleri İşleme, Şoklama ve Depolama Tesisi”nden bahseden Varank, tesis tamamlandığında Sinop’un bu alanda daha verimli işleyen bir ekosisteme sahip olacağına dikkati çekti.

Varank, 105 milyon lira bütçeli projeyi, Avrupa Birliği ile beraber yürütülen “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında desteklediklerini ifade ederek, koordinasyonunu da Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansının sağladığını belirtti.

Projenin yerelde iş birliği konusunda örnek olduğunu vurgulayan Varank, sürdürülebilirlik konusunda da paydaşlara önemli işler düştüğünü söyledi.

Varank, projenin 3 kısımdan oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:

“İlk olarak Sinop OSB’de Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini atıyoruz. Maliyeti 85 milyon liranın üzerinde olan bu tesis, 20 dönümlük bir alanda, yılda 3 bin ton kapasiteyle hizmet verecek. Sinop başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nin tamamı da bu tesisten faydalanabilecek. Projenin ikinci ayağında, su ürünleri ve turizm işletmelerinin iş geliştirme ve girişimcilik faaliyetlerini desteklemek üzere bir KOBİ Destek Merkezi kuracağız.

Amacımız Sinop’taki girişimcilerimizin bu alandaki üretim ve hizmet kapasitelerini artırmak. Projenin son ayağındaysa bölgemizin turizm potansiyelini harekete geçirmek üzere vizyon projeler geliştireceğiz. Bu kısımdaki öncelikli işimiz, kapsamlı destinasyon planlamaları yapmak, yani bölgesel tanımlamaları yerine oturtabilmek.”

Benzer bir çalışmayı Güneydoğu Anadolu’da “Mezopotamya” markasını oluşturarak yaptıklarını anımsatan Varank, burada da bölge illerinin kültürel ve doğal varlıklarını markalaştırarak, ekonomiye kazandıracaklarının ve böylelikle Sinop’un turizm gelirlerini artıracaklarının altını çizdi.

Varank, çalışmanın bir bölgesel kalkınma projesi olduğuna dikkati çekerek, proje tamamlandığında bölge insanının hak ettiği refah düzeyine erişmesini hızlandırmış olacaklarını dile getirdi.

“OSB’lerin altyapılarını tamamladık”

Sinop’a yapılan yatırımların bunlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Varank, AK Parti hükümetleri yönetimi devraldığında Sinop’ta sadece ismen kurulu 2 OSB bulunduğunu belirtti.

Varank, 50 milyon liraya yakın yatırımla buraların altyapılarını tamamlayarak sanayicilerin hizmetine sunduklarını, bugün bu OSB’lerde yaklaşık 2 bin 700 kişinin istihdam edildiğini bildirdi.

Boyabat Marangozlar ve İnşaatçılar Sanayi Sitesi’nin 50 iş yerlik yapım işi ihalesini bu ay tamamladıklarının bilgisini veren Varank, kısa zamanda bu projeyi de sonuçlandıracaklarını, burada da en az 250 vatandaşın istihdam edileceğini anlattı.

Varank, ildeki özel sektör yatırımlarını artırmak üzere sağladıkları desteklere işaret ederek, 2012’den bu yana Sinop için 120 teşvik belgesi düzenlediklerini, bu belgelerde yaklaşık 1,5 milyar liralık yatırım öngörüldüğünü ve yatırımlar tamamlandığında 4 binin üzerinde istihdam sağlayacağını kaydetti.

Kalkınma ajansları, KOSGEB ve TÜBİTAK aracılığıyla Sinop’taki 2 bin 500’ün üzerinde projeye 110 milyon lira destek sağladıklarını dile getiren Varank, kalkınma ajansının bölgede sanayiden turizme, mesleki eğitimden girişimciliğe, KOBİ’lerden sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda çalışma yürüttüğünü hatırlattı.

“6,5 milyon lira bütçeli”

Varank, Keten Müzesi Projesi’nin imzalarını da bugün attıklarını belirterek, Ayancık başta olmak üzere Türkeli ve Erfelek’te üretimi yapılan ketenin Sinop kültürünün bir parçası olduğuna işaret etti.

Bu kültürü yaşatmak ve turizme kazandırmak üzere Keten Müzesi Projesi’ni destekleme kararı aldıklarını söyleyen Varank, “Yaklaşık 6,5 milyon lira bütçesi olan bu proje de şimdiden Sinopumuza hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

Varank, Sinop’a bir teknopark kazandırılması için çağrıda bulunarak, kurulacak teknoparka bakanlık olarak destek vereceklerini bildirdi.

“İkinci çeyrekte çift haneli büyüme sürpriz olmaz”

Varank, yılın ikinci çeyreğinde çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmanın sürpriz olmayacağına dikkati çekerek, “2021’i salgınla mücadeleyi kazandığımız ve orta vadede nitelikli büyüme dönemine girdiğimiz bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Gerek sağlık alanında gerekse sanayi ve ekonomi alanında tüm çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda oluşturduk.” diye konuştu.

TÜBİTAK COVİD-19 Türkiye Platformu aracılığıyla tüm Türkiye’den bilim insanlarının katkılarıyla aşı geliştirme çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Varank, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi de oldukça yenilikçi bir teknolojiye dayanan VLP aşı adayımız. VLP aşısının ilk insan denemelerinde ben de gönüllü oldum. VLP aşısında Faz 2 aşamasına geçmiştik. Faz 2 çalışmalarında 1. doz aşılamaları tamamladık, 2. doz aşılar uygulanmaya başladı. Şu ana kadar herhangi bir yan etki hiçbir gönüllümüzde görülmedi.

İkinci dozlar da uygulanıp gönüllülerden alınacak sonuçlar değerlendirildikten sonra son aşama olan Faz 3’e geçeceğiz. Tüm süreçler olumlu tamamlanırsa da yerli VLP aşımıza kavuşacağız. Kovid-19 belasıyla mücadeleye Türkiye’den tüm dünyaya şifa olabilecek bir katkı sunmuş olacağız.”

Törene Sinop Valisi Erol Karaömeroğlu, AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Serkan Genç, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, Satem Sinop Biyokütle Enerji Müdürler Kurulu Başkanı Ali Birinci de katıldı.

Konuşmaların ardından Varank ve beraberindekiler, butonlara basarak Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini attı. Varank ile Vali Karaömeroğlu, Keten Müzesi Projesi’ne ilişkin protokolü imzaladı.

Daha sonra Varank, Satem Biyokütle Enerji Santrali’nin açılışını gerçekleştirdi ve tesiste incelemelerde bulundu.