Saraybosna'daki Uluslararası Belgesel Film Festivali'nde 11 film yarışacak

SARAYBOSNA (AA) – Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu Uluslararası Belgesel Film Festivali (AJB DOC) Direktörü Edhem Foco, AA muhabirine yaptığı açıklamada, festivalin bu yıl “Challenge” (Zorluk) sloganıyla düzenlendiğini belirtti.

Foco, “Son zamanlarda karşı karşıya kaldığımız zorluklar bizi öyle içine çekti ki artık yalnızca kendimizi ve kendi karşılaştığımız zorlukları görür olduk. Bu sloganla bazen abarttığımız zorlukların farklı bir boyutu olduğunu göstermek ve ciddi zorluklara başkalarının perspektifinden bakmak istedik.” dedi.

Festivalde Hindistan’dan Afganistan’a, Kenya’dan Bosna Hersek’e farklı ülkelerden yapımların yer aldığını söyleyen Foco, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle geçen yıl çevrim içi ortamda gerçekleştirilen festivalin, bu yıl hem sanal ortamda hem de sinema salonlarında izleyicilerin beğenisine sunulacağını ifade etti.

AJB DOC’un beklenenden daha büyük bir ilgi ve rağbetle karşılaştığını anımsatan Foco, festivalin birinci ve ikincisinde kazanan yapımların Oscar adaylığına kadar yükseldiğini kaydetti.

Foco, festival sayesinde insanların belgesel filmlere olan ilgilerinin arttığını aktararak, “Bu yılki festivalde Asya, Avrupa, Afrika ve Kuzey Amerika’dan yapımlar yer alacak. Bazen hangi filmlerin gösterileceğini seçmek zor oluyor, zira her filmin kendine has bir özelliği ve hitap ettiği bir seyirci kitlesi var.” diye konuştu.

Festivalde, 20 yıl boyunca çekilen Afganistan yapımı bir belgesel de gösterilecek

Bu yıl gösterilecek filmler arasında yer alan Afganistan yapımı belgeselin 20 yıl boyunca çekildiğini vurgulayan Foco, “Bir filmi 20 yıl çektiğinizi düşünün, bu uzun metraj filmlerde imkansız bir durum gibi görünüyor. Kim o kadar para harcayıp bir filmin çekimini 20 yıl boyunca yapar ki, hem oyuncular da yaşlanır. Fakat bu yapımın özelliği de bu, yönetmen, küçük saf ve masum bir erkek çocuğunu çekiyor, kısa bir süre içerisinde gerçekleşen dönüşümü görüp hem hayranlık duyabilir hem de hüzünlenebilirsiniz. Bu sayede empati duygunuz daha güçlü oluyor.” ifadelerini kullandı.

Foco, Sundance Film Festivali’nden ödüllü Hindistan yapımı Ateşle Yazmak (Writing With Fire) adlı belgeselin ise kast sisteminin en alt tabakasında bulunan ve üst tabakaların insan yerine koymadıkları kadınların, hiçbir destek almadan yürüttükleri bağımsız medya mücadelesini konu aldığını anlattı.

Yerli yapımlara da değinen Foco, Bosna Hersek’teki tarihi mezar taşlarıyla ilgili belgeselin bölge ülkeler için önem arz edebilecek bir yapım olduğuna işaret etti.

İzleyicilerin festivalde, siyasi meselelerden toplumsal sorunlara kadar birçok konunun işlendiği farklı yapımları izleme fırsatı bulacağını kaydeden Foco, “Belgesel filmlerin sonu bazen mutlu, bazen mutsuz oluyor ama belgeselin özelliği de bu, yaşamın ta kendisi, bir senaryoya bağlı kalamıyorsunuz, başrolün, yapımın sonunda hayatta kalıp kalmayacağını bilemiyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yılki festivalde akıllı telefonlarla çekilen belgesel filmlerin yer aldığı SMART DOC kategorisine de yer verdiklerine dikkati çeken Foco, “Geçen yıl bu konuda bir atölye düzenlemiştik. Katılımcıların gösterdikleri ilgi ve geliştirdikleri uygulamalar bizi çok mutlu etti.” dedi.

Akıllı telefonlarla çekilen belgesel filmlerin maliyetinin az olduğunu kaydeden Foco, belgesel film yapımlarına finansal destek sağlamak amacıyla “Industry” adında bir kategorinin de oluşturulduğunu söyledi.

Bu yılki festival kapsamında 6 belgeselin dünya prömiyeri, 8 belgeselin bölgesel prömiyeri, 3 belgeselin ise özel gösterimi gerçekleştirilirken, izleyiciler, sinema salonlarının yanı sıra AJB DOC’un resmi sayfası (www.ajbdoc.ba) üzerinden de kaydolmadan, ücretsiz bir şekilde diledikleri belgeseli izleyebilecek.

Festivalde 3 ödül verilecek

AJB DOC’un yarışma kısmında, “AJB Ana Ödülü”, “AJB Program Ödülü” ve “İzleyici Ödülü” olmak üzere 3 ödül verilecek.

Festival, evrensel insani değerlere odaklanarak sosyal olguları işleyen yazarları ve belgeselleri teşvik etme amacı taşırken, televizyon yayıncılığı için uyarlanmış belgesel filmleri kapsıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Akbulut, AA muhabirine, Türkiye’nin tek belgesel film festivalinin “Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali” olduğunu belirtti.

Festivalin özgünlüğünü koruduğunu, ana temasının “Kültürel Miras ve Korumacılık”, yan temasının ise “Ahilik Kültürü” olduğunu dile getiren Akbulut, “Festivale çok sayıda proje ve belgesel film katıldı. Jüri üyeleri olarak gerçekten bu eserleri değerlendirirken hem çok mutlu olduk hem de umutlandık. Festivalde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

Akbulut, festivalin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Safranbolu’da yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Belgesel sinemanın hem bu kentin gelişmesi için çok önemli anahtar rol oynaması hem de bundan sonra bu festivalin belgesel sinemanın gelişiminde büyük rol oynayacak olması önemli.” diye konuştu.

“Sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var”

Belgesel sinemanın toplumsal sorunları ele alan bir sinema olduğuna işaret eden Akbulut, “Teknolojik ve tarihsel gelişmelerle kendi biçimini oluşturdu. Günümüzde dijitalleşmeyle çok sayıda belgeselin yapıldığını görebiliyoruz ama değişmeyen bir şey var; o da belgesel sinemanın toplumsal sorunları gören, onlar için farkındalık uyandıran niteliği.” dedi.

Türkiye’de çok sayıda iletişim ve güzel sanatlar fakültesi olduğunu anlatan Akbulut, iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasının da gençlerin sinemaya ilgisini artırdığını belirterek, “Bu açıdan sinema yapmak isteyen çok sayıda genç var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Hasan Akbulut, gençlerin artık ellerindeki cep telefonlarıyla film çekilebildiğini vurgulayarak, “Gençler bence neyi anlatacaklarına karar verirlerse yani bir dertleri olursa, gerisi çok daha rahat gelecektir. Son yıllarda gençlerin aldığı ödüller ve dünya festivallerindeki performansları bizi umutlandırıyor. Gençlerin bu alanda Türkiye’nin başarısını daha da yükselteceğini düşünüyorum. Belgesel sinemanın ve gençlerin yolu açık olsun.” diye konuştu.

İSTANBUL (AA) – Filmin Feriye’de gerçekleşen gala gösterimine, belgesele konu olan oyuncu Cüneyt Arkın ve Nevra Serezli, yazar Ayşe Kulin, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, sanatçı Süleyman Saim Tekcan ve Prof. Dr. Ömer Özkan katıldı.

Gösterim öncesi AA muhabirine açıklamada bulunan Tekelioğlu, bir ülkenin değerleri üzerinde ayakta kalacağını aktararak, “O, insani değerler çok önemli. Bu değerleri, efsanelerimizi onurlandırarak gençlerimize hatırlatmak istedim. Bu değerleri ancak onlar yaşam tecrübelerinden süzülen deneyimleri ve anılarıyla anlatırsa gençlere dokunur.” dedi.

Tekelioğlu, gençlerin özellikle anneanne ya da dede gibi aile büyüklerinin söylediği sözleri dinlediğine vurgu yaparak, “İstedim ki, sadece kendi kuşaklarını değil, bizleri ve bizim çocuklarımızı da etkilemiş olan, kendi alanlarında dönüşüm, değişim yaratmış efsanelerimiz bu değerleri çocuklara anlatsın. Bence de çok anlamlı. İtirafları, kalbimi delip geçti. Çok anlamlı bir hayat bilgeliği belgeseli doğdu.” ifadelerini kullandı.

“Proje tamamen Tuluhan Hanım’ın projesi”

AXA Sigorta Üst Yöneticisi (CEO) Yavuz Ölken, belgesel fikrinin bir yıl önce, salgın sırasında ortaya çıktığını belirterek, “Türkiye’de imzası olan, Türkiye’ye çok büyük değer katmış efsanelerimizi konuşurken, Türk toplumunun gençlerine örnek olarak, bu insanları nasıl geleceğe taşıyabiliriz dediğimizde, böyle bir belgesel ortaya çıktı. Proje tamamen Tuluhan Hanım’ın projesi. Biz AXA olarak elimizden gelen bütün desteği gösterdik. Çok mutlu ve gururluyuz. Çünkü sanat, spor, iş insanları, bütün Türk toplumunun istifade edebileceği bir belgesel ortaya çıktı. İlham veriyor. Pes etmeyen ve bu toprakların yetiştirdiği sanatçıların, spor, tıp ve iş insanlarının, gerçekten neler yapabildiğini gösteriyor.” dedi.

Axa Sigorta’nın, insanlık için önemli olan ve korunması gereken tüm hususlara dikkat ettiğinin altını çizen Ölken, sanat, gençlik, küresel ısınma, iklim değişikliği, sağlık alanında ellerinden gelen katkıyı, bu topluma vermeye çalıştıklarını, belgeselin de bu anlamda büyük bir fırsat olduğunu söyledi.

Ölken, Efsaneler belgeselinde yer alan ünlü isimlere de değinerek şöyle konuştu:

“Ömer Özkan’la ilk rahim naklinin ne demek olduğunu anladık. Süleyman Saim Pekcan’la sanat hayatı nasıl başarılı oluyor onu gördük. Nevra Serezli’yi, Cüneyt Arkın’ı tadacağız. Şenol Güneş’in hikayesini dinleyeceğiz. Yılmaz Büyükerşen’in, siyasetin dışındaki yönünü, bu topluma vereceği mesajları dinleyeceğiz. Güher-Sühel Pekinel ile bu toprakların yetiştirdiği uluslararası seviyeye sahip sanatçıların hikayesini görüyoruz. Hem çok keyifli hem düşündürücü, benim için en önemlisi Türk toplumuna, gençlere, gelecek için büyük umut veren, harika bir belgesel ortaya çıkmış görünüyor.”

Belgeselin sosyal medyada izleyicinin beğenisine sunulacağını aktaran Ölken, ayrıca çeşitli sanal platformlarda da yayınlanacağını dile getirdi.

“Gençlerde tarih bilinci yok”

Gösterime katılan usta oyuncu Cüneyt Arkın, gençlerle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gençlerin gözlerinden öperim. (Gençler) Bizim, geleceğimiz umutlarımız, hayallerimiz ama yeterince gençlere önem veriliyor mu? Mesela ben tarihle uğraştım. Konferanslarda tarihten bahsederdim. Çok seviyorlar tarihlerini ama tarih bilinci yok. Geçlerimizin çok şeyi eksik.” diye konuştu.

Gençleri eğitim anlamında belli bir düzeye getirmenin önemine değinen Arkın, gençlerin refaha kavuşması, sorunlarının çözülmesi, üniversitede okuyanların barınma sorunlarının giderilmesi gerektiğini dile getirdi.

Arkın, yorulduğu için dizi çekimlerine ara verdiğini ifade ederek, “(Diziler konusunda) İyi şeyler yapıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık durumuyla ilgili, “İdare ediyorum.” yorumunda bulunan sanatçı, Türk oyuncular içinde özellikle Kenan İmirzalıoğlu’nu beğendiğinin altını çizdi.

Cüneyt Arkın, sahnede yaptığı konuşmada ise Yılmaz Büyükerşen ile Eskişehir Atatürk Lisesi’nde sınıf arkadaşı olduğunu belirterek, “Yılmaz Büyükerşen, matematikte o kadar iyiydi ki. Hiç yanından ayrılmazdım. Onun sayesinde geçtim. Harikasın.” ifadelerini kullandı.

Türk halkına sevgisini de dile getiren Arkın, “Türk halkı, eşsiz, başka türlü bir insan. Türk halkı, dayanıklı, inatçı, yaşam azmiyle dolu.” değerlendirmesini yaptı.

Büyükerşen de “Asıl sen harikasın Fahrettinciğim. Fahrettin’dir asıl adı biliyorsunuz ama Cüneyt Arkın, abide bir isim oldu. Türk sinemasının yaşayan heykeli, yaşayan tarihidir kendisi. Nevra Hanım da öyle tabii hiç kuşkusuz.” dedi.

Nevra Serezli ise filmin isminin çok iddialı olduğunu söyleyerek, şunları söyledi:

“Açıkçası ben utanıyorum. O kadar efsane olduğumu zannetmiyorum kendi adıma. Çok büyük emek verdik tiyatroya. 50-55 yıldır bu işin içindeyim. Beni de bu programa ve bu grubun içine dahil ettikleri için tabii ki gurur ve onur duydum. Tabii ki tecrübelerimiz, hayat hikayemiz, gençlere örnek olacak davranışlarımız vardır diye düşünüyorum ki inşallah vardır. Ben evlatlarıma, torunlarıma örnek vatandaş, örnek anne ve örnek bir tiyatrocu, sanatçı olmayı yeğledim bugüne kadar. Böyle bir programda birilerine biraz ışık tutabiliyorsak, çok mutlu olurum. Sadece oyunculuk değil de davranış ve duruşumla da örnek sanatçı olmak istedim hayatım boyunca. Yıllar geçtikçe bunun karşılığını aldığımı görmek beni çok mutlu ediyor.”

Belgesel, izleyiciler yoğun ilgi gösterdi.