Schneider Electric global biyoçeşitlilik kaybıyla mücadele taahhüdünü açıkladı

İSTANBUL (AA) – Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümü alanlarında faaliyet gösteren Schneider Electric, dünyanın birçok yerinde tehdit altında olan biyoçeşitliliği korumayı ve eski haline getirmeyi amaçlayan bir dizi eylem açıkladı.

Schneider electric açıklamasına göre, Corporate Knights tarafından dünyanın en sürdürülebilir şirketi kabul edilen, çevre ve iklim koruma konusunda uzun bir geçmişe sahip olan Schneider Electric, geçen yıl biyoçeşitlilik kaybıyla mücadele etme taahhüdünde bulundu. Doğayı koruyan aksiyonları hızlandırmayı amaçlayan Schneider Electric, sivil toplum kuruluşları (STK), akademik kurum ve kamu kurumlarından oluşan bir ittifak olan "Act4nature International" kapsamında taahhütlerini açıkladı.

Açıklamaya göre, biyoçeşitlilik kaybı ve çevre bozulmasının endişe verici hızı ve iklim değişikliği sadece yerel ekosistemlere ve bireysel türlere zarar vermekle kalmayıp, giderek artan bir şekilde dünyanın dört bir yanında toplumlar, ekonomiler ve şirketler için olası büyük gıda güvenliği sorunları ve başka zorlukların habercisi niteliğindeki acil bir sorun haline geliyor. Bu sorunun çözümü uyumlu eylemler gerektiriyor ve kurumların bunda rol üstlenmeleri gerekiyor.

Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen Schneider Electric Strateji ve Sürdürülebilirlik Direktörü Olivier Blum, "Doğa ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkimizi acilen değerlendirmek zorundayız ancak ekosistemimizi korumak ve eski haline getirmek bundan çok daha fazlasını gerektirecek. Kaynak kullanımının miktarını tespit etmek ve cesur beklentiler hedeflemek kilit önemdedir ancak başarı bizim veya gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeyen somut ve acil eylemlerle sağlanacaktır." ifadelerini kullandı.

Schneider Electric biyoçeşitlilik taahhüdünde şu konularda eylemler gerçekleştirecek:

"Biyoçeşitlilik üzerindeki etkisinin miktarını belirlemek ve düzenli olarak yayımlamak… Schneider Electric geçen ekim ayında bir şirketin tüm tedarik zinciri boyunca sahip olduğu biyoçeşitlilik ayak izini hesaplayan "Global Biyoçeşitlilik Puanı" aracını kullanarak dünyanın ilk uçtan uca biyoçeşitlilik ayak izini yayımladı.

2030 yılına kadar doğrudan operasyonlarında net sıfır biyoçeşitlilik kaybını sağlamak ve biyoçeşitlilik hedeflerini bilimle uyumlu hale getirmek, kaynak kullanımını tüm yaşam döngüleri boyunca optimize ederek biyoçeşitliliğin korunmasına katkıda bulunan çözüm ve teknolojiler geliştirmek, ambalajlarda tek kullanımlık plastiklerin kullanımına son vermek, geri dönüştürülmüş karton kullanmak ve CO2 emisyonlarını ciddi şekilde azaltmalarınayardım etmek için tedarikçilerle ortaklık kurmak, STK ve yatırım fonlarıyla ortaklık kurmak ve yerel girişimler için çalışanlar ve ortaklarla iş yapmak. Örneğin tüm tesislerinin biyoçeşitliliği koruma ve eski haline getirme programları uygulamasını ve su stresli alanlarda bulunan tesislerinin su koruma planlarını hayata geçirmesini sağlamak."

Diğer yandan, söz konusu taahhütler Act4Nature yönetim kurulu tarafından "SMART" olarak kabul edildi.

Ayrıca 2021 biyoçeşitlilik açısından büyük hareketliliğe sahip bir yıl oluyor. Bu çerçevede, "One Planet Summit" ocak ayında düzenlendi, "IUCN World Conservation Congress" ise eylül için planlandı ve "COP15 Biodiversity" de Ekim 2021'de gerçekleştirilecek

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümünde önemli şirketlerden biri olan Schneider Electric’in Dijital Ekonomi ve İklim Etkisi başlıklı raporunda, IT (bilgi teknolojisi) ve enerji tarafında bileşen ve sistem seviyelerinde verimlilik elde etmek için gösterilen çabalara devam edilmesi tavsiye ediliyor.

Schneider Electric açıklamasına göre, şirket, dijitalleştirilmiş ve akıllı uygulamalara gelecekte nasıl güç sağlanacağının anlaşılmasını sağlamak için bir araştırma raporu yayınladı.

Dijital Ekonomi ve İklim Etkisi başlıklı raporda, IT sektörünün elektrik talebinin 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 50 artacağı tahmin ediliyor. Ancak elektrik sistemi karbonsuzlaştıkça, emisyonlar o zamana kadar yüzde 26'dan daha fazla artmayacak. Emisyonlardaki bu artışın azaltılmasına yardımcı olmak için Schneider Electric Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü, IT ve enerji tarafında hem bileşen hem de sistem seviyelerinde verimlilik elde etmek için gösterilen çabaların devam etmesini tavsiye ediyor.

Schneider Electric'in Boston Merkezi’nden sanal olarak sunulan özel bir medya etkinliğinde yayınlanan raporda, bu sistemlerin, bir PUE (Power Usage Effectiveness – Güç Kullanımı Verimliliği) bakış açısıyla hiper ölçekli veri merkezlerinden daha az verimli olması beklendiğinden, edge bilgi işlemin yükselişinin özel bir odaklanma gerektirdiği vurgulanıyor.

Schneider Electric araştırma raporunun yanı sıra, EcoStruxure IT veri merkezi altyapı yönetimi yazılımı ve Galaxy VL 3 fazlı kesintisiz güç kaynağı (UPS) güncellemelerini duyurdu ve sektör lideri tek fazlı UPS olan APC Smart-UPS Ultra'yı tanıttı. Tüm tanıtımlar, IT ve veri merkezi altyapısının esnekliğini artırırken sektörü, sürdürülebilirlik hedeflerinde ileriye götürmek için tasarlandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Güvenli Enerji Başkan Yardımcısı Pankaj Sharma, "Dünya karantinaya girerken aynı zamanda çevrim içi oldu ve internet trafiği arttı. Dijital faaliyetin kaçınılmaz olarak CO2 emisyonlarında oldukça sorunlu bir artışa neden olacağını varsaymak yanıltıcı olacaktır. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Enstitüsü'nün analizi, IT’nin elektrik kullanımının her beş yılda bir iki katına çıkacağını öngören en kötü durum senaryolarının çoğunu boşa çıkarıyor. Bununla birlikte bir endüstri olarak, dijital hayatın devam etmesini sağlarken dayanıklı olmanın yanı sıra yeni sürdürülebilirlik kazanımları kaynakları bulma konusunda da tetikte olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Schneider Electric’in son 15 yıldır sürdürülebilirliğe odaklandığını ve kısa süre önce dünyanın en sürdürülebilir şirketi olarak adlandırıldığını dile getiren Sharma, "Gelecekte inovasyonun daha geniş bir bağlantı ortamında daha fazla verimlilik sağlayacağına yönelik bir zihniyet benimsedik. Sektörümüz, akıllı ve bilinçli seçimler yaparak dijital teknolojilere yönelik artan iştahtan kaynaklanan elektrik ve emisyon miktarını azaltmaya yardımcı olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric ile Wartsila, dünyanın ilk sürdürülebilir lityum madencilik güç çözümünü başlatıyor.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, iki şirket, dünyanın en uzak lityum madenleri için sürdürülebilir, kesintisiz bir güç çözümü oluşturmak üzere iş birliği yaptı.

Bütünsel amaca yönelik güç sistemi, dünyanın her yerinden maden operatörlerinin kullanımına sunulan özelleştirilmiş güç kaynağı danışmanlığı ve tasarımı, güç altyapısı kurulumu, ekipman teslimatı, montaj, dijital mikro şebeke işletimi ve devreye alma işlemlerini içeriyor.

Schneider Electric ve Wartsila tarafından 20 yılı aşkın bir süreyi kapsayan iş birliği içinde geliştirilen çözüm, 200'den fazla projeyi kapsıyor ve enerjinin verimli dağıtımı ile kullanımını optimum hale getiriyor.

Madencilik sektörüne minimum çevresel ayak iziyle üst düzeyde uygun maliyetli bir güç çözümü sağlamak için mikro şebekeler, termik enerji üretimi, enerji depolama ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları bir araya getiriliyor ve bunlardan yararlanılıyor. Pilot projeler temel alındığında tipik sonuçlar şunları kapsıyor:

Yeni çözüm, maden başına yılda yüzde 20 veya 18 bin 500 ton karbondioksit (CO2) emisyonu azaltımı sunuyor. Yerel şebeke dışı dizelden üretilen güçten geçiş yapıldığında enerji maliyeti yüzde 40 azalıyor.

Projenin tasarım konsepti, madenin üretken hale getirmek için tam olarak doğru seviyede güç sağlarken madenin yaşam döngüsünü de uzatıyor. Sonuç olarak, bir madenin üretim hedeflerine ulaşması için işletme maliyetleri azalıyor ve güç kullanımı optimum hale getiriliyor.

– "Çözümün getirdiği faydalar lityum madenciliğinin çok ötesine geçiyor"

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Schneider Electric Madencilik, Mineraller ve Metaller Segmenti Başkan Yardımcısı ve Bölgesel Segment Lideri Vivek Kapoor, çözümün getirdiği faydaların lityum madenciliğinin çok ötesine geçtiğini bildirdi.

Proje sayesinde maden operatörlerinin tesislerinin çevreye etkisini azaltmalarına ve üretim maliyetlerini düşürmelerine olanak sağlanacağını kaydeden Kapoor, "Küresel mineral, metal ve maden operatörlerinin operasyonlarını hızlı bir şekilde karbonsuzlaştırmaları ve yüzde 100 yenilenebilir olma yolunda ilerlemeleri gerekiyor. Bu çözüm, bu güçlüklere yanıt vererek daha önce şeffaf olmayan operasyonlara şeffaflık ve verimlilik getiriyor." açıklamasında bulundu.

Wartsila Energy Stratejik Ortaklık Direktörü Jean Nabb ise iki şirketin güçlü yönlerini ve deneyimlerini temel alan bir çözüm tasarladıklarını bildirdi.

Nabb, "Bu çözüm, sadece güvenilir bir enerji tedarikini güvence altına almakla kalmayacak, aynı zamanda daha verimli madencilik operasyonlarıyla ekonomik ve çevresel faydalar sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.