Schneider Electric ilk örnek sürdürülebilir restoranı için McDonald's'la iş birliği yapıyor

İSTANBUL (AA) – McDonald's, Schneider Electric ile iş birliği yaparak Avustralya'daki bininci restoranında entegre bir enerji kullanımı ve kontrol sistemi geliştirdi.

Schneider Electric'ten yapılan açıklamaya göre, sürdürülebilirlik yönünde atılmış önemli bir adım olarak ilham veren bu proje ile verimlilik optimize edilirken enerji tüketimi de azaltılacak.

Melbourne'un Melton South bölgesinde açılan bininci restoran McDonald’s markasının Avustralya'daki ilk örnek sürdürülebilir restoranı olacak.

Bu restoran, şirketin çevre üzerindeki etkisini azaltma çabaları kapsamında tarihi bir adım olarak sürdürülebilirlik inovasyonlarını test etmek, değerlendirmek ve uygulamak amacıyla kullanılacak.

Mikro şebeke, iklimlendirme, soğutma ve aydınlatma da dahil olmak üzere restoranın tüm enerji sistemleri Schneider Electric’in entegre EcoStruxure for Retail sistemi tarafından yönetilecek.

Sensörler gün ışığını ve doluluk durumunu izleyecek, enerji tasarrufu için otomatik aydınlatma ve iklimlendirme komutları uygulanacak. Güneşli bir günde sensörler yemek alanındaki ışıkları otomatik olarak kısacak, iklimlendirme restorandaki müşteri sayısına göre ayarlanacak.

Sistem gerçek zamanlı güncellemeler de sağlayacak, iklimlendirme, aydınlatma ve soğutma sistemlerindeki normal dışı durumlar, mobil uygulamada alarm oluşturacak ve derhal düzeltilecek.

Lokasyondaki güneş enerjisi sistemi her yıl yaklaşık 42 bin kWh enerji üretecek, böylece enerjinin tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlanmış olacak.

Yeni restoran ayrıca Happy Meal oyuncak geri dönüşümü, Uber Eats ve Door Dash üzerinden karbon nötr McDelivery, Avustralya'nın ilk geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmış PlayPlace ünitesi ve elektrikli araç şarj istasyonları gibi çeşitli sürdürülebilirlik özelliklerine de sahip olacak.

Bininci restorana enerji sağlamak için kullanılan tüm Schneider Electric ürünleri, Green Premium sertifikasına ve çevre üzerindeki etkiyi azaltacak şekilde yapılandırılmış kullanım döngüsü yönetim sürecine sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

– "Sürdürülebilirlik, yaptığımız işin temelinde var"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Pasifik Başkanı Gareth O'Reilly, McDonald's ile geleceğe yön veren bu önemli projede iş birliği yapmanın kendilerini gururlandırdığını belirtti.

O'Reilly, "Sürdürülebilirlik, yaptığımız işin temelinde var. Global uzmanlığımız ve deneyimimizi, McDonald's Avustralya'nın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla kullanıyoruz." ifadelerini kullandı.

McDonald’s Avustralya Ulusal Kalkınma Direktörü Diana Grosmann ise şunları kaydetti:

"Bu özel restoran, inovasyon merkezi olarak önümüzdeki yıllarda her yeni McDonald's restoranında, ticari açıdan uygulanabilir sürdürülebilirlik çözümlerinin tasarlanması ve kurulmasında önemli bir rol oynayacak. Bininci restoranımızın açılışı McDonald’s için önemli bir gelişme. Faaliyet gösterdiğimiz alanda, olumlu bir fark yaratmak adına yeni ve inovatif yollar bulmaya devam ettiğimiz için gurur duyuyoruz. Yeni restoranımızın hızla öğrenmemize ve başarılı inovasyon denemelerini yaygınlaştırmamıza yardımcı olmasını umuyoruz. Böylece çevre üzerindeki etkimizi azaltacak uygulama, ekipman ve ürünler geliştirmeye devam edebiliriz."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümü alanlarında faaliyet gösteren Schneider Electric, dünyanın birçok yerinde tehdit altında olan biyoçeşitliliği korumayı ve eski haline getirmeyi amaçlayan bir dizi eylem açıkladı.

Schneider electric açıklamasına göre, Corporate Knights tarafından dünyanın en sürdürülebilir şirketi kabul edilen, çevre ve iklim koruma konusunda uzun bir geçmişe sahip olan Schneider Electric, geçen yıl biyoçeşitlilik kaybıyla mücadele etme taahhüdünde bulundu. Doğayı koruyan aksiyonları hızlandırmayı amaçlayan Schneider Electric, sivil toplum kuruluşları (STK), akademik kurum ve kamu kurumlarından oluşan bir ittifak olan "Act4nature International" kapsamında taahhütlerini açıkladı.

Açıklamaya göre, biyoçeşitlilik kaybı ve çevre bozulmasının endişe verici hızı ve iklim değişikliği sadece yerel ekosistemlere ve bireysel türlere zarar vermekle kalmayıp, giderek artan bir şekilde dünyanın dört bir yanında toplumlar, ekonomiler ve şirketler için olası büyük gıda güvenliği sorunları ve başka zorlukların habercisi niteliğindeki acil bir sorun haline geliyor. Bu sorunun çözümü uyumlu eylemler gerektiriyor ve kurumların bunda rol üstlenmeleri gerekiyor.

Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen Schneider Electric Strateji ve Sürdürülebilirlik Direktörü Olivier Blum, "Doğa ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkimizi acilen değerlendirmek zorundayız ancak ekosistemimizi korumak ve eski haline getirmek bundan çok daha fazlasını gerektirecek. Kaynak kullanımının miktarını tespit etmek ve cesur beklentiler hedeflemek kilit önemdedir ancak başarı bizim veya gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeyen somut ve acil eylemlerle sağlanacaktır." ifadelerini kullandı.

Schneider Electric biyoçeşitlilik taahhüdünde şu konularda eylemler gerçekleştirecek:

"Biyoçeşitlilik üzerindeki etkisinin miktarını belirlemek ve düzenli olarak yayımlamak… Schneider Electric geçen ekim ayında bir şirketin tüm tedarik zinciri boyunca sahip olduğu biyoçeşitlilik ayak izini hesaplayan "Global Biyoçeşitlilik Puanı" aracını kullanarak dünyanın ilk uçtan uca biyoçeşitlilik ayak izini yayımladı.

2030 yılına kadar doğrudan operasyonlarında net sıfır biyoçeşitlilik kaybını sağlamak ve biyoçeşitlilik hedeflerini bilimle uyumlu hale getirmek, kaynak kullanımını tüm yaşam döngüleri boyunca optimize ederek biyoçeşitliliğin korunmasına katkıda bulunan çözüm ve teknolojiler geliştirmek, ambalajlarda tek kullanımlık plastiklerin kullanımına son vermek, geri dönüştürülmüş karton kullanmak ve CO2 emisyonlarını ciddi şekilde azaltmalarınayardım etmek için tedarikçilerle ortaklık kurmak, STK ve yatırım fonlarıyla ortaklık kurmak ve yerel girişimler için çalışanlar ve ortaklarla iş yapmak. Örneğin tüm tesislerinin biyoçeşitliliği koruma ve eski haline getirme programları uygulamasını ve su stresli alanlarda bulunan tesislerinin su koruma planlarını hayata geçirmesini sağlamak."

Diğer yandan, söz konusu taahhütler Act4Nature yönetim kurulu tarafından "SMART" olarak kabul edildi.

Ayrıca 2021 biyoçeşitlilik açısından büyük hareketliliğe sahip bir yıl oluyor. Bu çerçevede, "One Planet Summit" ocak ayında düzenlendi, "IUCN World Conservation Congress" ise eylül için planlandı ve "COP15 Biodiversity" de Ekim 2021'de gerçekleştirilecek

İSTANBUL (AA) – Schneider Electric'in Global Güvenlik Laboratuvarı, CREST sızma testi akreditasyonu aldı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Schneider Electric, CREST akreditasyonunu alan ilk büyük endüstriyel kontrol ve enerji yönetim ürün ve sistemleri satıcısı oldu.

Teknik siber güvenlik sektörünü temsil eden uluslararası, kar amacı gütmeyen akreditasyon ve sertifikasyon kuruluşu olan CREST, Schneider Electric'in iş prosesleri, veri güvenliği ve sızma testi metodolojilerine dair sıkı bir değerlendirmenin ardından Schneider Electric'in ürün güvenliği ekiplerinin şirket ürünleri ve sistemlerinin esneklik ve güvenliğini test etme konusundaki beceri ve yetkinliğini onayladı.

Bu sertifika, Schneider Electric'in proses ve yeteneklerinin gücünü garanti etmekte olup şirketin ürün sızma testleri konusunda uzmanlaşan Global Güvenlik Laboratuvarları için geçerli oluyor.

– "Müşterilerimizin ihtiyaçları ve tehditleri değişirken bile daha güvenli bir ortama giden yol sunuyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Schneider Electric Ürün Güvenliği Müdürü Klaus Jaeckle, Schneider Electric'in, dijital ekosistem çapında güveni koruyan güvenli ürün ve sistemler üretme konusunda sarsılmaz bir kararlılığa sahip olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"CREST akreditasyonu, müşterilerimizin yeni tehditlerle ve tehdit vektörleriyle başa çıkmasına daha fazla yardımcı olmak için tekliflerimizi sürekli güçlendirme ve uygulamalarımızı geliştirme yaklaşımımıza dair bir göstergedir. Yürürlükteki ISA/IEC 62443-4-1 siber güvenlik standardına uygun olduğu tasdik edilmiş bir tasarımdan güvenli geliştirme yaşam döngüsü prosesi izliyoruz. Sızma testi, bu prosesin zorunlu ve önemli bir parçasıdır ve siber güvenliğin ürün geliştirmenin her aşamasında göz önünde bulundurulmasını sağlar. Proseslerimizi, ürünlerimizi ve çalışanlarımızı güçlendirmeye devam ederek müşterilerimizin ihtiyaçları ve tehditleri değişirken bile onlara daha güvenli bir ortama giden bir yol sunuyoruz."

CREST Başkanı Ian Glover ise "Akredite bir CREST üyesi olan Schneider Electric'e hoş geldiniz demekten memnuniyet duyuyorum. CREST akreditasyonu, Schneider Electric ürün ve sistem sızdırma testinin zorlu bir değerlendirme sürecinden geçtiğini ve sınıfının en iyisi veri işleme prosesleri, kalite güvence politikaları ve teknik metodolojilerle desteklendiğini gösteriyor. Bu akreditasyon, Schneider Electric'in global müşteri ve ortakları için ek bir güven katmanıdır ve şirketin günümüzün en acil siber güvenlik sorunlarını çözmeye yardımcı olma taahhüdünü onaylar." ifadelerini kullandı.

Verilen bilgiye göre, CREST, sektör ve hükümetlerle iş birliği yaparak siber güvenlik şirketleri ve iş güçlerinin kabiliyetlerini ölçmeye yönelik anlamlı bir çerçeve oluşturdu. Bu yaklaşım kaliteli teknik siber güvenlik ürün ve hizmetleri sunabilen kabiliyetli tedarikçilerin tespit edilmesi konusunda hükümetler, düzenleyiciler ve alıcılara destek sağlıyor.

CREST, güvenlik açığı değerlendirmesi, sızma testi, siber olay yanıtı, tehdit istihbaratı hizmetleri ve güvenlik operasyonları merkezi hizmetleri sunan kuruluş ve bireylere yönelik uluslararası kabul gören akreditasyon sağlıyor.