Siemens FA Tour'da otomasyon ve dijitalleşmenin geleceği ele alındı

İSTANBUL (AA) – Siemens Factory Automation Tour (FA Tour) etkinliğinde, endüstriyel otomasyon ve dijitalleşme süreçlerinin geleceği uzman isimlerin sunumlarıyla ele alındı.

Siemens Türkiye açıklamasına göre, Siemens Türkiye’nin "Otomasyonun Geleceğine Yolculuk" mottosuyla ile Türkiye’de ilk kez dijital ve interaktif bir ortamda gerçekleştirdiği Factory Automation Tour, alanında uzman isimler ve katılımcıları buluşturdu.

Açıklamaya göre, 9 Şubat’ta başlayan ve 3 gün süren etkinlikte katılımcılar, endüstriyel otomasyon ve dijitalleşme süreçlerindeki son yenilikler ve gelecek öngörüleri hakkında uzman isimlerden bilgiler aldı.

Etkinlikte toplam 11 canlı sunum yapıldı.

Katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören FA Tour, sanal fuar alanına da ev sahipliği yaptı. Katılımcılar fuar alanında Siemens’in farklı sektörlere yönelik ürettiği, dijitalleşmeye öncülük eden geniş ürün, servis ve hizmet gamını inceleme fırsatı buldu.

Endüstriyel alanlara yönelik yeni nesil çözümler ve uygulamaların paylaşıldığı; fabrika otomasyonu, dijitalizasyon, endüstriyel haberleşme ile güç kaynakları ve enerji yönetimindeki yenilikler ve inovatif yazılımlardaki gelişmelerin masaya yatırıldığı FA Tour’a katılma imkanı bulamayanlar "https://new.siemens.com/tr/tr/sirket/fuar-etkinlik-webinar/virtual-factory-automation-tour-2020.html" linki üzerinden etkinlik kaydını izleyebiliyor.

Etkinlik kapsamındaki canlı yayın kayıtları 26 Şubat'a kadar etkinlik platformu üzerinden izlenebilecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Çiçekliyurt, AA muhabirine, küresel anlamda hidrojen ekonomisinin, enerji sektöründe giderek daha önemli bir yer edinmeye başladığını, Avrupa ve ABD başta olmak üzere birçok ülkenin yenilenebilir enerji kullanarak hidrojen elde etmek için çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi.

Bu ülkelerde hidrojen üretimini enerji altyapısında kullanmak isteyen şirketlerin aktif bir şekilde çalıştıklarına dikkati çeken Çiçekliyurt, hidrojen teknolojisinin olgunlaştığında bugün geliştirilip test edilmekte olduğu ülkelerden dünyanın farklı bölgelerine hızla yayılacağını ifade etti.

Çiçekliyurt, temiz enerji kaynakları kullanılarak üretilen hidrojenin “yeşil hidrojen” olarak adlandırıldığını belirterek, “Hidrojen karbondan arındırılmış sürdürülebilir bir küresel ekonominin oluşturulması için önemli bir anahtar. Bu noktada Türkiye’nin, özellikle büyüyen rüzgar enerjisi altyapısıyla, hidrojen teknolojilerinin benimsenip hayata geçirilmesinde öncü ülkelerden olabileceğini düşünüyoruz. Hidrojenin bir endüstri ham maddesi ve yakıt olarak kullanımı aslında yeni bir şey değil. Yeni olan, hidrojenin yenilenebilir enerji kullanılarak geniş ölçekte üretilebileceğinin farkına varılmış olması.” diye konuştu.

Hidrojenin, çelik ve kimya endüstrileri, deniz taşımacılığı, uzun mesafeli kara yolu taşımacılığı ve havacılık gibi elektrikli hale getirilmesi zor sektörlerin karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için büyük bir potansiyel taşıdığına dikkati çeken Çiçekliyurt, şöyle devam etti:

“2019 yılında küresel hidrojen talebi 75 milyon ton oldu. Bu da küresel doğal gaz tüketiminin yüzde 6’sına ve kömür tüketiminin de yüzde 2’sine denk geliyor. Bu emisyonlar tek başına bir ülkeden gelseydi, Avrupa’nın en büyük ikinci emisyon kaynağı ve en yüksek emisyona sahip olan Almanya’ya yakın olurdu. Hidrojen talebinin 2050 yılına kadar her yıl yüzde 7 artması bekleniyor ve hidrojen, yenilenebilir enerji kullanılarak üretilmedikçe küresel iklim değişikliğinin önüne geçmek ve net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak çok zor olacak. Bugün tüm dünyada üretilen hidrojen toplamının yaklaşık yüzde 98’i fosil yakıtlar kullanılarak, yani karbon emisyonuna neden olan doğal gaz ve kömürle üretiliyor. Emisyonlar ancak hidrojen üretmek için yenilenebilir enerji kullanılırsa ortadan kaldırılabilir. İşte tam da burada rüzgar enerjisi için müthiş bir potansiyel görüyoruz.”

Çiçekliyurt, hidrojen üretiminde, çevreyi kirleten fosil yakıtlar yerine yenilenebilir kaynakların getirilmesi için bugünkü talep seviyesinde 820 gigavatlık rüzgar üretim kapasitesi gerektiğini ifade ederek, “Bu da şu anda dünya çapındaki kurulu rüzgar gücünün yüzde 26’sı kadar üzerinde. Yapılan pek çok araştırma, 2050 yılına kadar yeşil hidrojene yönelik önemli bir geçişle hidrojen talebinin yaklaşık 500 milyon tona çıkacağını gösteriyor. Beklenen büyüme için 3000 ila 6000 gigavat arasında ilave yenilenebilir kapasite gerekecek olması, rüzgar enerjisi alanındaki muazzam büyüme potansiyelinin altını çiziyor.” diye konuştu.

Yeşil hidrojen teknolojilerinin orta ve uzun vadede olgunlaşması sonrasında, Türkiye’de de hızlı bir şekilde adapte edilebileceğini belirten Çiçekliyurt, şunları kaydetti:

“Ülkemiz son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarıyla önemli bir ilerleme kaydetti. Rüzgar kurulu gücümüz 10 bin megavata yaklaşmış durumda. Bu yenilenebilir enerji altyapısının hidrojen enerjisi üretimi için kullanılmasıyla Türkiye de hidrojen ekonomisi içinde yerini alacaktır. Burada, mevcut rüzgar sahaları elektroliz teknolojisiyle birleştirilerek hidrojen üretim sahalarına dönüştürülebilir. Üretilen hidrojen depolanarak ulaşım ve sanayi sektörlerindeki kullanıcılara satılabilir. Yüksek rüzgarlı dönemlerde, enerji fazlası hidrojene dönüştürülerek depolanabilir ve taşınabilir. Böylelikle, enerji ihtiyacı olan başka bölgelere iletilebilir veya farklı ülkelere ihraç edilebilir. Süresi dolan tarife garantili rüzgar sahası sahipleri yatırımlarını hidrojen üretim sahalarına çevirebilirler. Bu ve benzeri uygulamalarla yeni iş imkanları da doğacaktır. Aynı zamanda, hidrokarbon bağımlılığı kademeli olarak azaltılacaktır ve enerji güvenliği iyileştirilecektir.”

İSTANBUL (AA) – Siemens Türkiye, iş yerlerinde hayata geçirdiği uygulamalarla "MESS İş Güvenliğinin Yıldızları Ödülleri"nde "Bütünsel Sağlık ile Hayata Değer Katanlar" ve "İSG Elçileri" kategorilerinde ödüle layık görüldü.

Siemens Türkiye açıklamasına göre, iş sağlığı ve güvenliği alanında "Sıfır Kaza" hedefiyle hayata geçirilen proje ve uygulamaların ödüllendirildiği, Türkiye'nin en kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ödül organizasyonlarından MESS İş Güvenliğinin Yıldızları Ödülleri sahiplerini buldu. Ödül organizasyonu kapsamında Siemens Türkiye, iş yerlerinde hayata geçirdiği uygulamalarla iki ödül aldı.

Siemens Türkiye, salgın döneminde yetkili kuruluşların yönergelerine ek önlemleri alarak üretimde, ofiste, iş seyahatinde ve uzaktan çalışmada sağlıklı çalışma ortamını tesis etti.

Uygulamalar arasında çalışanların ofise gelmeden önce mobil sağlık anketi doldurması, yapay zeka uygulaması "BİLGE" ile HES kodu takibi, ofis alanlarının en fazla yüzde 30 kullanımı için mobil rezervasyon sistemine geçilmesi ve "#heryerofis" konseptinin oluşturulması, yemekhanelerde ve servislerde dijital numaralandırma, barkod ve takibi yer aldı. Siemens Türkiye hayata geçirdiği bu yeniliklerle "Bütünsel Sağlık ile Hayata Değer Katanlar Kategorisi"nde ödül almaya hak kazandı.

Siemens Türkiye ayrıca, çalışanlarının aday göstermesi sonucu Gebze fabrikası ile "İSG Elçileri Kategorisi"nde "Çalışanlarının İyileştirme Önerisi ile Ödül Alan İş Yeri" ödülünün de sahibi oldu.

Siemens Türkiye bu ödüle, orta gerilim dağıtım panolarına uygulanan primer enjeksiyon testinde, testi uygulayanın ve çevredekilerin güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak amacıyla özel olarak geliştirilen paravan ile aday gösterildi.