Sinema ve tiyatro sanatçısı Ferhan Şensoy son yolculuğuna uğurlanıyor

Okan Bayülgen’in sunuculuğunu yaptığı Ses Tiyatrosu’ndaki törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk tiyatrosunun ulvi bir çınarını kaybettiğini belirterek, “Başta sanat camiamız olmak üzere, onu sevenlerin, hepimizin başı sağ olsun. O sadece kıymetli bir sanatçı ve yazar değildi. Bütün hayatını tiyatroya adamış çok değerli bir insandı ve hiçbir menfaat beklentisi de olmadı. Sanattan kazandığının tamamını yine sanatı için harcadı.” ifadelerini kullandı.

Ersoy, Ferhan Şensoy’un modern ile geleneksel tiyatroyu sentezleyerek yeni bir çağdaş tiyatro anlayışı getirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu toprakların insanını çok sade ve yalın bir dille anlatmayı başaran çok güçlü bir yazım yeteneği vardı ve bu onu her konuda ayrıştırıyor, değerli yapıyordu. Toplumumuzun her kesimi tarafından sevilmesi, takdir edilmesi, hatırlanması da bunun en güzel en önemli ispatı. İsmail Dümbüllü, Münir Özkul’dan devraldığı bayrağı hep daha ileriye taşımak için var gücüyle çalıştı. Hepimiz de buna şahit olduk. Böyle bir ustayı yaşarken tanımak, eserlerini bizzat dinlemek şansına bahtiyar olduk. Bu konuda çok sevinçliyiz. Ama bugün burada bir o kadar da kederliyiz.”

Kendilerine düşenin usta sanatçılarının emanetlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak olduğunu dile getiren Bakan Ersoy, “Sanata verdiği değer için bir ömür tiyatro sevdasına adadığı için bizlere kattığı her şey için ustaya müteşekkiriz, onu hiç unutmayacağız, hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

“Tiyatro tarihimizin çok önemli bir kilometre taşıdır”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şensoy’un Türkiye’nin ve Türkçenin en yaratıcı yazarlarından birisi olduğunun altını çizerek, “Uluslararası bir sanatçıydı. Aynı zamanda güldürü geleceğimizin simgesi olan kavuğu tam 30 yıl taşımış, tiyatro tarihimizin çok önemli bir kilometre taşıdır. Ferhan Şensoy, yaşamı, kıvrak zekası ve maharetiyle aslında hepimizi düşündüren, kendine has üslubuyla da güldüren çok değerli bir sanatçımızdı.” değerlendirmesinde bulundu.

Oyuncu Şevket Çoruh, usta sanatçının ardından söylenecek çok şey olduğunu belirterek, “İlk önce Ortaoyuncular ailesine baş sağlığı diliyorum. Yeni mezun olmuştum. Nevizade’den biraz cesaret alıp sol tarafta ortaoyuncuların provasının bitmesini bekledim. Ferhan Ağabey’in karşısına geçip, bu tiyatroda olmak, bu tiyatroda oynamak istediğimi söylemiştim. O da kendi üslubunca beni tiyatrodan kovmuştu. Şimdi onun emanetçisiyim. Başımız sağ olsun. Dediğim gibi anlatılacak, söylenecek çok şey var. Kitaplar yazılacak hakkında. Oyunlarını oynayacağız. Bu tiyatroyu, Ses Tiyatrosu’nu biz yaşatacağız. Burası bizim emanetimiz.” dedi.

“Onunla, her gün değişen yolculuklara çıktı Türk tiyatro seyircisi”

Törene katılan Ali Poyrazoğlu, Ferhan Şensoy ile tanışma hikayesini anlatarak, şu bilgileri verdi:

“Çok esaslı bir oğlan. ‘Sen bize katılsana.’ dedim. ‘Yarın sabah’ dedi. Geldi. Geliş o geliş. ‘Madem elin kalem tutuyor, oyun yaz’ dedim. ‘Dur Konuşma, Sus Söyleme’yi yazdı. Oynadık. Çok fiyakalı okudu. Arkadan ‘Bizim Sınıf’ oyununu yazdı. ‘Aman oynayalım bunu. Fevkalade olmuş.’ dedim. Oynadık. Hatta doyamadık. Aradan yıllar geçti, bir daha oynadık. Hatta bu sene oynamak için Ferhan’a demiştim ki, ‘Ver bu Bizim Sınıf’ı bu sene yeniden oynayayım’. ‘Ama bu sefer daha büyük bir prodüksiyon yap.’ dedi. Olur dedim. Anlaştık. ‘Kitaplarını da okumak lazım senin.’ dedim. ‘Kazancı Yokuşu’nu oku, sesli kitap olarak.’ dedi. Okuyorum.”

Şensoy’un kitaplarının sesli kitap olarak devam edeceğini, oyunlarının başka tiyatrolarda oynanacağını kaydeden Poyrazoğlu, şöyle devam etti:

“Ferhan bu toplantıya gelse bu kadar övgü ve ağlamanın arkasından çok sinirlenirdi. Aman bunu ağdalı yaptınız. Bu hale de getirmeyin işi.’ derdi. Gece Ferhan’ı gördüm rüyamda. Dedim ki ‘Ferhan hayrola. Ne işin var rüyamda?’ ‘Hadi oradan, sen benim rüyamdasın.’ dedi. Ferhan rüyamıza girerdi. Bizi kendi rüyalarının içine çekerdi. Onunla, her gün değişen yolculuklara çıktı Türk tiyatro seyircisi, meslektaşları, arkadaşları ve kendisi. Hiç yorulmadı, çok emek sarf etti ama çok eğlendi. Tadını çıkardı. Demin içeri girmeye çalışırken baktım, kalabalıkta birileri itip kakıyor. Şöyle bir döndüm baktım, Münir Özkul, Erol Günaydın, Rasim Öztekin, Nisa Serezli. ‘Ne yapıyorsunuz, hayrola’ dedim. Nisa Serezli oradan dedi ki, ‘Ferhan’ı almaya geldik, götürüyoruz’. Nereye gidiyorsunuz? dedim. ‘Neşeli bir meyhaneye gideceğiz. Kafayı çekeceğiz.’ dedi. Ferhan Şensoy, öbür taraftan da bizleri izlemeye devam edecek.”

“Baba kız aşkımız şimdi okyanusları çok bulutları ve yıldızları aştı”

Usta sanatçının kızı Derya Şensoy, üniversite yıllarında babasına yazdığı şiiri okuyarak, “Baba kız aşkımız şimdi okyanusları çok bulutları ve yıldızları aştı. Seni çok ama çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.

Sanatçının eski eşi oyuncu Derya Baykal ise Ses Tiyatrosu enkaz halindeyken tiyatroyu aldıklarını, ancak Ferhan Şensoy’un arkadaşlarının destek verdiğini aktararak, “Bu sahnenin üstünde örülmüş bir duvar, önünde bir film perdesi, acayip filmler oynatılıyor. Her yer kırık, dökük ama o kadar güzel dostları vardı ki…” şeklinde konuştu.

Tiyatronun hayata geçmesi için yapılan tüm restorasyon ve onarımları anlatan Baykal, ‘Şu An Mutfaktayım’ adlı eserden bir bölüm okuyarak, “Sen ikisinin (ölüm ve yaşam) arasındaki yaşamayı, bana, bize, evlatlarına, dostlarına, ailene, seyircine, Galatasaraylı arkadaşlarına, öğrencilerine, Türk halkına, bütün bunlarda ışık oldun ustam. Sana her şey için çok teşekkür ediyoruz. Bilgeler ölmez. Var sayalım ölmedin.” dedi.

Sanatçının kızı Müjgan Ferhan Şensoy da babasının kaybından derin üzüntü duyduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Küçükken babamın bu kadar sevilen birisi olması, bu sevgiyi paylaşmak zorunda olduğum için zorlardı beni. Onu en çok benim sevdiğimi ispat etmeye uğraşırdım. Birkaç gündür bu sevgiyi sizlerle paylaşmak ve bu özlemi bölüşmek yüreğime biraz olsun hafifletiyor.”

Konuşmaların ardından, Ferhan Şensoy’un oyunlarından sahnelerin yer aldığı bir video gösterildi.

Alkışlar eşliğinden tören alanından ayrılan Şensoy’un cenazesi, Teşvikiye Camisi’nde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecek.

Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz ile sanatçının eski eşi Derya Baykal, oğlu Mert Şensoy, kızları Müjgan Ferhan ve Derya Şensoy’un yanı sıra sanat camiasından çok sayıda isim katıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Balkanlar’dan göç eden Devrekanili Niyazi Bey ile Zatiye Hanım’ın üç çocuğundan biri olan Hadi Çaman, 3 Ocak 1943’te Kastamonu’da dünyaya geldi.

Çaman, ilkokulu Abdülhak Hamit İlkokulu’nda, liseyi ise Abdurrahman Paşa Lisesi’nde tamamladı. Devlet memuru olan anne ve babasının tayinleri sebebiyle, ailesiyle birlikte 1960’lı yılların başında İstanbul’a yerleşen sanatçı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu.

İstanbul Belediye Konservatuvarında Yıldız Kenter’den ders alan ve mezun olan Çaman, 1962’de Dormen ve Kenter tiyatrolarının açtığı sınavı kazanıp kursiyer oldu.

“Altın Yumruk” adlı oyunla 1963’te Dormen Tiyatrosunda profesyonel oyunculuğa başlayan sanatçı, 10 yıl boyunca aynı tiyatroda 20’yi aşkın oyunda görev aldı.

“Yeditepe Oyuncuları”nı 1982’de kurdu

Usta oyuncu, 1973-1982 arasında Gülriz Sururi-Engin Cezzar, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner, Miyatro (Müjdat Gezen) ve Şan Tiyatrosunda sahnelenen oyunlarda rol aldı.

Hadi Çaman, 1982’de kurduğu “Yeditepe Oyuncuları” tiyatrosunda, Tolga Çevik, Cem Özer ve Sevinç Erbulak’ın da aralarında bulunduğu pek çok ünlü ismi Türk tiyatrosuna kazandırdı.

Oyuncu ve yazar Füsun Önal ile 1980’li yılların başında “Kelebekler Özgürdür” adlı oyunda rol alan sanatçı, gösterdiği performansla geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı.

Çaman, İzmirli tiyatro sanatçısı ve yazar Bengi Şen ile 1970’te hayatını birleştirdi.

Aynı yıl “Adım Kan Soyadım Silah” isimli filmle sinemaya adım atan başarılı oyuncu, pek çok filmde oynadı.

Çeviriler ve uyarlamalar yapan, oyun yazıp yöneten Çaman ve kurduğu tiyatro, “Avni Dilligil Ödülü”, “Afife Jale Ödülü”, “İsmet Küntay Ödülü” ve “UNESCO Yaşam Yapıtı Ödülü”nün aralarında bulunduğu çok sayıda ödüle layık görüldü.

Usta oyuncu, Haldun Dormen, Erol Günaydın, Nevra Serezli, Gülriz Süruri, Engin Cezzar Altan ve Füsun Erbulak, gibi Türk tiyatro tarihine adını yazdıran ustalarla 1960 ve 1970’li yıllarda yaşadığı anılarını, 2002’de yayımlanan “Güzeltmek” adlı kitabında kaleme aldı.

“Hepsi ülkeme helal olsun”

Usta oyuncu, 40. sanat yılı dolayısıyla yazdığı metinde şunları kaydetmişti:

“Yüze yaklaşan oyun, bir o kadar ustayla, göz göze soluk soluğa geçen muhteşem günler. Dormen Tiyatrosunun ailevi ortamında başlayan, daha sonra Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, Venüs Tiyatrosunu kapsayan yıllar. Yıl 1982, Yeditepe Oyuncuları. Yirmi yıl, aralıksız ışık saçmak için verilen sonsuz savaş, onlarca genç insana açılan kucak, yazılan, yönetilen oyunlar, kazanılan sayısız ödül. En önemlisi, ülkemizde bir ilke imza atıp, bir müsamere salonundan, kültür merkezine dönüştürülen koca bir yapı. Kısacası bir ömür. Seve seve, özveriyle, içtenlikle, gönülden sunulan bir yaşam. O arada yetiştirilen, büyütülen, 30 yaşına erişen bir oğul. Hepsi ülkeme helal olsun.”

Tiyatro eleştirmeni ve yazar Üstün Akmen ise bir yazısında, Çaman’ı şu sözlerle anlatmıştı:

“Sanatçının kazandığı ilk başarılarıyla sanatının kişisel olmayan ününü paylaşmasına, giderek içgüdüsel ve olabildiğince alaylı biçimde başarı denilen olguyu geri çevirmeye doğru yöneldiğine, o gün bugündür Hadi Çaman’da tanık oldum. Sanatının kişisel, kazançsız, özgür olduğu, kendi kendinin farkına varmadığı, kendi kendine güldüğü, kendi kendini alaya aldığı evreyi elden bırakmayan enderlerimizdendi o. 46 yıl sanat yaptı. Yetişti, yetiştirdi ve bunun hep böylece sürüp gitmesini istedi.”

Çaman, ALS hastalığı ve diğer rahatsızlıkları nedeniyle, 2007’de Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

Hastanenin yoğun bakım servisinde 127 gün kalan sanatçı, 2008’in nisan ayında İstanbul’da bir bakımevi ve rehabilitasyon merkezine yerleştirildi. Sanatçı, 22 Eylül 2008’de, 65 yaşında hayata veda etti.

Rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

“Ankara Ekspresi”, “Gerçek Hikaye”, “Midasın Düşü”, “Eşref Saati”, “Şen Olasın Nuri Bey”, “Yağmurdan Kaçarken”, “Portatif Hüseyin”, “Aile Pansiyonu”, “Kiralık Ev”, “Hayroş”, “Yaygara 86”, “İntihar”, “Topuz”

İSTANBUL(AA) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarında, bu hafta 9 farklı oyun tiyatroseverlerle buluşacak.

Program kapsamında 22-25 Eylül’de, Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi’nde “Yaftalı Tabut”, Sadabad Sahnesi’nde “Ay Carmela!”, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde ise iki kişinin çıktığı yolculuk hikayesini konu edinen “Geçit” oyunu, Ümraniye Sahnesi’nde ise “Maviydi Bisikletim” müzikali izlenebilecek.

Aynı tarihlerde “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” oyunu Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Hastalık Hastası” Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi’nde, “Matruşka” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Veba” oyunu ise Kadıköy Gazhane Müze Büyük Sahne’de sahnelenecek.

Küçük Çiftlik Bahçe Tiyatrosu’nda ise 20 Eylül’de “Hey Gidi Günler”, 22 Eylül’de “Ben Anadolu” ve 23 Eylül’de “Üçü Bir Arada” oyunları izleyicilerin beğenisine sunulacak.

Başrollerini Şevket Çoruh ve Günay Karacaoğlu’nun paylaştığı “Bir Baba Hamlet” 24 Eylül’de, Sabahattin Ali’nin hayatından kesitlerin sahnelendiği “Aldırma Gönül” oyunu 25 Eylül’de Ferhat Göçer’in performansıyla Turkcell Vadi Tiyatro Günleri kapsamında Vadi İstanbul’da gerçekleştirilecek.

ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda ise 21 Eylül’de uzun bir evlilikten sonra ayrılan bir çiftin 4 yıl sonra buluşması ile yaşadıklarını gözden geçirmelerini konu edinen “Yeni Bir Şarkı” oyunu ile 22 Eylül’de Cenk Erdoğan, Ceylan Ertem ve Coşkun Karademir konseri sanatseverlerle buluşacak.

Sahne sanatları ve konserler

İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğunca vefatının 25. yılı olması sebebiyle Bekir Sıdkı Sezgin’in bestelediği eserlerin okunacağı “Bekir Sıdkı Sezgin Besteleri” konseri 20 Eylül’de, “Lale Devri Bestekarları” konseri ise 26 Eylül’de Üsküdar Tekel Sahnesi’nde icra edilecek.

Türk halk müziğinin sevilen isimlerinden Cengiz Özkan 25 Eylül’de Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde konser verecek.

İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali kapsamında Lucas & Arthur Jussen Cemal Reşir Rey (CRR) Konser Salonu’nda 21 Eylül’de piyano resitali yapacak. Festivalde ayrıca, Gary Hoffman ve David Selig 23 Eylül’de, Hellen Weiss, Gabriel Schwabe ve Caspar Frantz ise 26 Eylül’de sahne alacak.

Fişekhane Deniz Konserleri etkinliğinde Mor ve Ötesi 24 Eylül’de, Sertab Erener ise 25 Eylül’de Fişekhane’de müzikseverle buluşacak.

İstanbul Açıkhava Gösteri Merkezi Yenikapı’daki arabalı konserlerde ise Can Bonomo 22, Gaye Su Akyol 23, Yüksek Sadakat 24 ve Ceza 25 Eylül’de dinleyicileriyle bir araya gelecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Caz Festivali kapsamında ise 20 Eylül’de Türk asıllı Hollandalı piyanist Karsu, 24 Eylül’de Mabel Matiz konserleri düzenlenecek.

Türk Halk Müziği ve opera sanatçısı Ruhi Su, 20 Eylül’de vefatının 36. yıldönümünde İBB ile Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği’nin birlikte düzenlediği etkinlikle CRR Konser Salonu’nda anılacak.

Fuar ve festivaller

Çizer söyleşileri, canlı çizimler, sergiler ve mezatların düzenleneceği Kadıköy Çizgi Festivali, 24-26 Eylül’de Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yapılacak.

Öte yandan, 100 yayınevi ve 160 yazarın katılacağı Pendik 6. Geleneksel Kitap Fuarı da 24 Eylül’de Pendik Sahil Meydanı’nda açılacak.