SSB Başkanı Demir: HİSAR A+ tüm unsurlarıyla teslim edildi, HİSAR O+ seri üretime geçme aşamasına geldi

ANKARA (AA) – Demir, Twitter hesabından “HİSAR Hava Savunma Sistemleri”nde gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi.

“HİSAR’dan iki müjde birden.” ifadesini kullanan Demir, “HİSAR A+ sistemi tüm unsurlarıyla teslim edildi. Harp başlıklı atışında yüksek hızlı hedefi uzak menzil ve yüksek irtifada imha eden HİSAR O+ ise seri üretime geçiyor. Hayırlı olsun. Durmak yok yola devam.” değerlendirmesinde bulundu.

Menzilleri 15 ve 25 kilometre

Savunma Sanayii Başkanlığından yapılan açıklamada da konuya ilişkin detaylara yer verildi.

Buna göre, HİSAR Hava Savunma Sistemleri, SSB projesi olarak, Aselsan-Roketsan iş birliğinde yerli ve milli şekilde yürütüldü. Harp başlığı ise TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirildi. 360 derece etkinliğe sahip sistem, 6 hedefe aynı anda angajman ve ateşleme yapabiliyor.

HİSAR A+ sisteminin önleme menzili 15 kilometre iken HİSAR O+ sistemininki 25 kilometreyi buluyor.

Her türlü hava koşulunda çalışma yeteneğine sahip HİSAR, savaş uçakları, helikopter, havadan karaya füzeler, seyir füzeleri ve silahlı/silahsız insansız hava araçlarına (İHA/SİHA) karşı etkili oluyor.

Stratejik ve kritik tesislere sahip Türkiye’de mevcut ihtiyaç ve tehditlere uygun olarak tasarlanan HİSAR, ülke hava savunmasında ciddi bir güç çarpanı olacak.

HİSAR A+ sisteminin tüm unsurları Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi

HİSAR A+ Projesi’nde Atış İdare Cihazı ile koordineli çalışan füze fırlatma sistemleri ve füzelerin envantere girmesinden sonra, son olarak tek başına görev yapabilmek üzere gerekli tüm alt sistemleri üzerinde bulunduran Kundağı Motorlu Otonom Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi’nin (Otonom HİSAR A+) de teslimatı gerçekleşti.

Böylece HİSAR A+ sisteminin tüm unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatı yapılmış oldu. Otonom HİSAR A+ zırhlı mekanize ve hareketli birliklerin hava savunma görevini icra edecek. Sistem, zorlu arazi şartlarında hareket etme, hızlı mevzi değiştirme, kısa reaksiyon süresi ve tek başına görev yapabilme kabiliyetiyle ön plana çıkıyor.

HİSAR O+ nokta ve bölge hava savunma görevleri yapacak

HİSAR O+ Hava Savunma Füze Sistemi, son olarak gerçekleştirdiği harp başlıklı atışında yüksek hızlı hedefi uzak menzil ve yüksek irtifada imha etmeyi başardı. Sistem böylece seri üretime geçme aşamasına geldi.

Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen HİSAR O+ sistemi dağıtık ve esnek mimari yeteneğiyle nokta ve bölge hava savunma görevleri icra edecek.

HİSAR O+ sisteminin batarya ve tabur yapılarında teşkilatlanma altyapısı bulunuyor. Sistem, Atış Kontrol Merkezi, Füze Fırlatma Sistemi, Orta İrtifa Hava Savunma Radarı, Elektro Optik Sistem, Kızıl Ötesi Arayıcı Başlıklı Füze ve RF Arayıcı Başlıklı Füze unsurlarından oluşuyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – ARES Tersanesi ve Meteksan Savunma şirketlerinin iş birliğiyle geliştirilen “ULAQ” serisinin ilk platformu olan SİDA’nın ilk atışını canlı yayında izleyen Demir, daha sonra Antalya Serbest Bölge’deki tersaneyi gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insansız sistemlerin artık Türkiye’nin savunma sanayii stratejisinin ön sıralarında yer alan bir kavram olduğunu söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin çok geniş ölçüde SİHA’ları kullandığını belirten Demir, “Harekat alanlarında tecrübeleri ve başarıları görülüyor. İnsansız sistemleri kara, deniz üstü ve deniz altı araçlarına taşımayla ilgili bir müddettir çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmaların neticelerinden birisini burada gördük. Silahlı insansız deniz üstü aracımız, takılan Cirit ve UMTAS füzeleriyle seyre çıktı ve hareketliyken 5 kilometreden atış yaparak belirlenen hedefi başarıyla tahrip etti. Teknemizin hızı, manevra kabiliyeti ve vuruş mesafesiyle ilgili çok tatminkar sonuçlar aldık. Daha da geliştirilmesi için çalışılacak.” ifadelerini kullandı.

Atışın mühimmat başlığıyla yapıldığını, Roketsan’ın daha önce tecrübe edilmiş füzelerinin kullanıldığını dile getiren Demir, SİDA’lara ileride daha başka vurucu unsurlar da yerleştirilebileceğini kaydetti.

Bu sistemin grubu ve sınıfının ilk örneği olduğunu anlatan Demir, şöyle konuştu:

“Sırada başka örnekler de var. Hatta bu operasyonel kavramın çeşitlendirilerek hayata geçeceğini söyleyebilirim. Türkiye insansız harekat ortamını oluşturmak ve elde ettiği teknolojileri geliştirerek bu sınıfta üst ligde oynayan bir oyuncu olduğunu gösterecek. Nasıl SİHA’larda bunu gösterdiysek, diğer sistemlerde de adım adım geliyoruz. Başarıları görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Ortaya konulan başarılarla Türkiye bu ligdeki yerini yükseltecek. Dünyada bu anlamda ilgi çeken bir ülke olduğu kadar ortaya koyduğu konsept, kavram ve uygulamalarla da dikkati çekecek.”

Demir, insansız araçların gerek elektronik harp unsurları gerekse deniz altı ve üstü vuruş yapabilecek silahlarla donatılması gibi bir dizi kavramın gündemlerinde olduğunu bildirdi.

Bu konularda çalışan başka şirketlerin de bulunduğuna değinen Demir, “Onların ürünlerini de bekliyoruz. Ürün çeşitliği olacak ve onların kullanımıyla ilgili de çeşitli faaliyetler yapılacak. İnşallah bu firmamız seri üretime geçecek. İnşallah diğer faaliyetlerin de hayata geçtiğini göreceğiz.” dedi.

Demir, bu alanda kara, deniz üstü, deniz altı ve hava araçlarının çeşitli versiyonlarıyla ilgili yarışmalar düzenleyip, çağrılarda bulunacaklarını sözlerine ekledi.

ANKARA (AA) – Ekonomi Muhabirleri Derneğinden yapılan yazılı açıklamaya göre Demir, Derneğin yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.

Burada, F-35 Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, şu ifadeleri kullandı:

“F-35 Programı’ndan çıkartılma ve F-35’lerimizin bir kısmının verilmemesi konularının bir hukuki zemini var, mutabakat zaptına dayalı bir ortaklık var. Biz bu imzalanan metin çerçevesinde herhangi bir ortağın, ana ülke olsa bile diğer bir ortağı ‘çıkarttım’ demekle çıkartamayacağını söyledik. Çünkü bu metne göre, herhangi bir ortağın buradan çıkartılması ancak bütün ortakların oy birliğiyle olur veya kendisi çekilir. Bunun hiçbirisi gerçekleşmediği halde ‘Türkiye’yi çıkarttım’ açıklamalarının bir hukuki zemini yoktur.

Geçen ay yazılan bir mektupta da ABD’liler bunu bir nevi itiraf etmiş oldular, çünkü söylediklerine göre bu mutabakat zaptı çerçevesinden kendileri çekildiklerini, ayrı bir mutabakat zaptı ile işe devam edeceklerini bildiriyorlar. Bu ne demek? ‘Biz bu kurduğumuz tablodan birisini çıkartamayacağımızı anladık, onun için biz bu masadan kalkalım, diğer işimize gelenleri de alalım ama diğer metin askıda kalsın. ‘Yani ‘hukuki olarak hükümsüz olamasa da pratik olarak hükümsüz kalsın’ anlamında bir adıma gidildi. ‘F-35 Programı’ndan hiçbir ülke tek taraflı çıkartılamaz’ demiştik. ABD’nin son mektubu bizi haklı çıkardı.”

“Konuşmazsan hiçbir şeyi çözemezsin”

Demir, diğer yandan da bu konuyla ilgili temas ve diyalogların sürdürülmesi iradesi bulunduğunu belirterek şu bilgileri verdi:

“Şimdiye kadar konuyla ilgili sadece ‘biz yaptık oldu’ deyip basına verdikleri demeçlerle bu işi yürütürken, görüşme taleplerimizle ilgili bir suskunluk varken, böylece bir görüşme zinciri açılmış olacak. Neticesinde de bu ortaklık çerçevesinde, uçaklarımızla ilgili oluşan haklarımızın zayi olmaması, hukuk temelli bir yaklaşımla müttefiklik ruhuna da aykırı olmayacak şekilde bir çözüm bulunmasıyla ilgili diyalog süreci başlayacak. ‘Anlaşma çerçevesinde bir anlaşmazlık olması durumunda öncelikle tarafların kendi aralarında bunu çözümlemesi’ gibi bir cümle var. Onun dışında de başka bir cümle yok. Onun için de şimdiye kadar tarafların kendi aralarında konuşmasıyla ilgili de bir zemin oluşturulmamıştı, şimdi bu zemin en azından açılmış oldu. Umulur ki yani hakkaniyet ölçülerinde bir taraf belirli bir katkı yapmış, o katkının karşılığında oluşturulması gereken değerler var, bunu oluşturmaya başlamışken bu yarıda kesilmiş. Bunun müzakeresi yapılır, bu değerden ne kadar istifade edildi, çünkü bu miktarın bir kısmı ortak olmak için verilen, bir kısmı uçaklara bedel olarak verilen, bu ikisi kendi içinde ayrı zeminlerde tartışılabilir ama sürece başladıktan sonra bunun neticesi görülecek.

Beklentimiz o ki yine işte müttefiklik ruhu, ittifak ruhu içinde birbirleriyle ilişkileri olmuş ve olacak iki müttefikin belirli bir adil ölçüde bu meseleyi çözümlemeleri beklenir. Konuşmazsan hiçbir şeyi çözemezsin, bir yandan konuşmamız başlamış oldu.”

Demir, Milli Muharip Uçak Projesi’ne bütün güçleriyle yükleneceklerini vurgulayarak, “Bunu en kısa zamanda hayata geçirmek üzere çalışacağız ama tabii bu cevabı verdiğimizde de bunu bir hayalperest vizyon olarak kullanmak da istemiyoruz. Meselenin zorluğunu ben her ortamda vurguluyorum. Bunu mazeret üretmek için değil ne kadar çok çalışmamız, ne kadar bu işi sıkı tutmamız gerektiğini vurgulamak açısından söylüyorum. Ayrıca süreç içinde her değiştirme sürecinde olduğu gibi işte denemeler olacak, testler olacak. Sürecin kendi içinde safha safha bir geçiş olacağının hatırlanmasını istiyorum. Ülkemizin ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alacağız, aynı zamanda elimizdeki uçakların modernizasyon işlemleri bir yandan devam edecek.” ifadelerini kullandı.

“SİPER’i 2023 bitmeden devreye alırız diyoruz”

Yüksek irtifa hava savunma sistemi SİPER ile ilgili de bilgi veren Demir, hava savunmanın katmanlı bir yapı olduğunu belirtti. Demir, “Kamuoyunun SİPER beklentisini anlıyoruz ancak ona giden yolda bazı adımlar var. SİPER’in kendi menzili ve önleme kabiliyeti var ancak o kabiliyette bir sistemi kurduğunuzda bile hiç ummadığınız yerden çok fazla saldırı alıp zarar görebilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

Demir, son zamanlarda dünyada özellikle muhtelif büyüklük, ebat, çap ve sayıda drone ve İHA saldırılarının etkili olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Onun için katmanlı yapının unsurlarını tek tek devreye almak durumundasınız. Üç sene önce yerli olarak hemen hiçbir savunma sistemimiz yokken, önce alt katman olarak ‘Korkut’ devreye girdi. Geçen yıl hem omuzdan hem araçtan atılan 4 kilometre irtifa ve 8 kilometre menzile kadar etkili ‘Sungur’u hizmete aldık. Akabinde irtifa ve menzilini artırarak ‘Hisar-A+’ diye adlandırdığımız sistem devreye girdi. Geçtiğimiz günlerde bu sistemin otonom konfigürasyonunun atışını yaptık. Yani insan müdahalesi olmadan sistem gelen tehdidi görüyor, harekete geçiyor ve vuruyor, bu da önemli bir kabiliyet.

Onun üzerine ‘Hisar O+’yı geliştirdik. Bunda da 10 kilometrenin üzerinde bir irtifa, 25 kilometre civarında bir menzile ulaşacağız. Ondan sonra yüksek irtifa hava savunma sistemimiz SİPER’den önce, bir ara ürün beklentimiz var. 100 kilometreye kadar etkili menzil ve 20 kilometrenin üzerinde bir irtifa ile gündeme gelecek. Ondan sonra da SİPER gelecek. Yani bu basamakları teker teker çıktığımız bir yolculuk. Sistemin parametreleri birbirinin üzerine koyarak gidiyor, birinden öğrendiğinizi diğerinde uyguluyorsunuz. O açıdan da bu kademelendirmeye dikkat çekmek istedim. SİPER’i de 2023 bitmeden devreye alırız diyoruz.”

“Üçlü bir savunma sistemi geliştiriyoruz, hizmete vermeye az kaldı”

Demir, Türkiye’nin lazer, elektromanyetik silah sistemleri, yapay zeka gibi kritik teknolojilerde geldiği son duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Elektromanyetik silah ve lazer silah gibi silahların hangi ölçekte nerede kullanılacağıyla ilgili kullanım haritası çıkartmak lazım ama bizim önceliğimiz önce teknolojisini oluşturmak, çeşitli seviyelerde silahların yavaş yavaş denenmesine başlamak. Mesela, lazer silahıyla ilgili belli bir aşamadayız. Bir kara platformu üzerinde özellikle drone saldırılarını önlemek için bir tanesi lazer olmak üzere üçlü bir savunma sistemi geliştiriyoruz, hizmete vermeye az kaldı.

Daha büyük platformlar için mesela bir gemiye yerleştirmek gibi çalışmalar gündemde olabilir. Birkaç kuruluşumuz belli alanları paylaşarak, bazen de iş birliği yaparak bu konuyu devam ettiriyor, safha safha gelişecek bir konu bu. Yapay zekada Ar-Ge bazlı veya ürün bazlı konularımız var, sahada entegre edilmiş bir yapının yönetilmesinde kullanıldığını göreceğiz.”

Demir, nitelikli insan kaynağı ve mesleki eğitim için yapılan çalışmalara da değinerek, insan kaynakları envanteri oluşturduklarını bildirdi. Mesleki eğitimi destekleme konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ile çok yakın ilişki içinde olduklarını belirten Demir, şunları ifade etti:

“Kaliteli mesleki eğitim yeterliliğine sahip eleman konusu bizim için çok önemli. Bir taraftan yetkin yetenekli mühendisler, belki yüksek lisanslı ve doktoralı elemanlara ihtiyaç varken; diğer taraftan da teknik seviyede bilgisi ve becerisi iyi olan elemanlara ihtiyaç var. Şirketlerimizin bir kısmı teknik lise kurdu veya bazı teknik lise ve yüksekokullara hamilik yapmakta. Bunu genişleterek devam edeceğiz.

Bu hamiliğin şu önemi var; konunun sahibi olarak bu konuya özel ilgi gösterdiğinizi ve kaynak ayırdığınızı masaya koyarsanız Milli Eğitim Bakanlığı da bu konuda son derece makul ve iş birlikçi olarak önümüzü açıyor. O açıdan bizler ilişki kurulacak okulların altyapısıyla, eğitim seviyeleriyle ilgili gerekli işleri yaparken, yani gerek atölye kurmak gerek öğrencilere el becerisi kazandırmak gerek öğretmenlerini eğitmek gibi konularda destek verirken onlara staj ve iş imkanlarıyla ilgili bir yol haritası da çizdirmiş oluyoruz.

Burada da tabii çok sayıda lise ve meslek yüksekokulunun hepsine birden aynı yaklaşımda bulunmanız çok zor. Bazen coğrafi yakınlık, bazen alan yakınlığıyla beraber bu yetkinliği geliştirmeye çalışıyoruz. Bunların yanında Vizyoner Genç, Savunma Sanayii Akademi ve Roboik gibi platformlarla bu alana ilgi duyan lise ve üniversite çağındaki gençlerimize yönelik çalışmalar yapıyoruz. Paydaşı olduğumuz TEKNOFEST ile gençlerimizdeki milli teknoloji hamlesi şuurunun artmasına destek oluyoruz.”