Sultanbeyli Kaymakamlığından koruyucu ailelere ve çocuklarına bayram hediyesi

İSTANBUL (AA) – Sultanbeyli Kaymakamlığı, ilçedeki koruyucu aileler ve çocuklarına bayram hediyesi ulaştırdı.

Kaymakamlıktan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlatılan "Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri Projesi" ile koruyucu aile sayısı her geçen gün artıyor.

Sultanbeyli Kaymakamı Metin Kubilay öncülüğünde koruyucu aile sayısının artırılması ve farkındalık oluşturulması amacıyla yapılan çalışmalarla 8 koruyucu aile yanına 9 çocuk yerleştirildi.

Kaymakamlık ilçedeki 8 koruyucu aileye hijyen kiti dağıtırken, 9 çocuğa ise bayramlık kıyafet ve oyuncak hediye etti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Sultanbeyli Kaymakamı Metin Kubilay, bu projenin gönül ve yürek işi olduğunu vurguladı.

Bu özel çocukların, anne ve baba sevgisi ile yardıma ve sahiplenilmeye gereksinim duyduklarını, şefkatle sahiplenilip topluma kazandırılmaları ve geleceğe en iyi şekilde hazırlanmaları açısından koruyucu aile yanına yerleştirilmelerinin önemine işaret eden Kubilay, şunları kaydetti:

"Her çocuk geleceğimize değerli bir katkıdır. Bu amaçla bizler de Sultanbeyli'mizde koruyucu ailelik konusunda farkındalık oluşturmak ve koruyucu aile sayısını artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Vatandaşlarımızdan ricam, çevrenizde koruyucu aile olmaya istekli, örf ve adetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi bilen, milli ve manevi değerlere bağlı aileleri bizlere yönlendirmeleridir."

Kubilay, Koruyucu Aile Projesi çalışmalarına verdiği katkı ve desteklerden dolayı İstanbul Valisi Ali Yerlikaya'ya teşekkür etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, yazılı açıklamasında, çeşitli sebeplerle devlet koruması altında bulunan çocuklar için yürütülen hizmetlere yönelik bilgileri paylaştı.

Koruma altındaki çocukları öncelikle aile yanında desteklemeyi tercih ettiklerini aktaran Selçuk, ” Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) adını verdiğimiz hizmet de çocuklarımızı aile yanında desteklemeye yöneliktir. Bugün SED ile kendi aileleri yanında 134 bini aşkın çocuğumuzu destekliyoruz. Bu hizmetimizden faydalanan yaklaşık 70 bin kız çocuğumuz var.” ifadesini kullandı.

Kuruluş bakımında bulunan kız çocuğu sayısının yaklaşık 6 bin 500 olduğunu belirten Selçuk, koruyucu ailede bakılan kız çocuğu sayısının da yaklaşık 4 bin 300’e ulaştığını kaydetti.

“Okul öncesi eğitim oranı hızlı bir artış eğiliminde”

Bakanlık olarak, her zaman kız çocuklarının potansiyellerini ortaya çıkaracak projelere ve faaliyetlere öncelik verdiklerini vurgulayan Selçuk, Şartlı Eğitim Yardımı, kız yurtlarının yapımı ve farkındalık çalışmalarıyla kız çocuklarının eğitimine katkı sağladıklarını anımsattı.

Bakan Selçuk, hükümet olarak uygulanan politikalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde gerçekleştirilen “Haydi Kızlar Okula” gibi projelerle kız çocuklarının okullaşma oranlarında büyük başarı elde edildiğini belirtti.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, 6 yaş ve üzeri nüfus içinde kadın okur-yazarlık oranı 2000 yılında yüzde 80,5 iken bunun 2018’de yüzde 95’e yükseldiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Okul öncesi eğitim oranı hızlı bir artış eğiliminde. 2009-2010 eğitim yılında okul öncesi eğitimde kız çocukları için okullaşma oranı yüzde 31 iken, 2019-2020’de bu oran 3-5 yaş grubu kız çocuklarımızda yüzde 41; 4-5 yaş grubunda yüzde 52; 5 yaş grubunda ise yüzde 70’e yükseldi.”

“İlkokul düzeyinde kız çocukları için net okullaşma oranı yüzde 93’ü aştı”

Kız çocuklarının ilköğretimde okullaşma oranının 2002-2003 eğitim öğretim yılında yüzde 87,34 olduğuna dikkati çeken Selçuk, “2019-2020 öğretim yılı itibarıyla ilkokul düzeyinde kız çocukları için net okullaşma oranı yüzde 93’ü; ortaokul düzeyinde ise yüzde 96’yı aştı. Ortaöğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı 2019-2020 öğretim yılında yüzde 85’e yükseldi.” bilgisini paylaştı.

Selçuk, 2019-2020 öğretim yılında kız çocuklarının yükseköğretimde okullaşma oranının ise yüzde 46’ya yükseldiğini belirterek, eğitimli bir kadının, annenin daha sağlıklı nesillere giden yolda en önemli unsur olduğunun altını çizdi.

KAYSERİ (AA) – Kayseri’de yaşayan Aysel-Recep Özdemir çifti, koruyucu ailesi oldukları Fas uyruklu 8 aylık Sam ile anne babalık duygusunu tattı.

Hayatlarını 2013’te birleştiren Özdemir çifti, Kayseri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvurarak 5 ay önce koruyucu aile oldu.

Aile, Fas uyruklu 3 aylık Sam’i bağırlarına basarak evlat sevgisini tadarken, bebek de sıcak bir yuvaya kavuştu.

Koruyucu anne Aysel Özdemir, AA muhabirine, evlendikten sonra çocuk sahibi olmak için aşılama, tüp bebek gibi çeşitli tedavileri denediklerini, sonuç alamayınca evlat edinmeye karar verdiklerini söyledi.

Kayseri Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün kendilerini koruyucu aileliğe yönlendirdiğini anlatan Özdemir, Sam’e İstanbul’daki bir çocuk evinde ulaştıklarını belirtti.

Evlat hasretlerini Sam ile dindirdiklerini ifade eden Özdemir, “Çok mutluyuz. ‘Bebeğim olmuyor, niye benim başıma geldi?’ diyerek, illa tüp bebek diye, aileler kendilerini boş yere yıpratmasınlar. Biz evleneli 8 yıl oldu, 8 senedir tedavi görüyoruz. Çok pişmanım bu kadar uğraştığıma. Keşke daha önce alsaydım. Dili, dini, ırkı hiç fark etmiyor, yavru yavrudur. Biz eşimle beraber anne, baba olmayı çok sevdik. İnşallah çocuğumuzu mutlu bir ailede, imkanlarımız el verdiğince büyütebiliriz.” diye konuştu.

Bebekle ilk karşılaşmasını anlatan Özdemir, “Anlatılmaz bir duygu, tarifi mümkün değil, yaşamayan anlamaz. Çocuğu olmayan ailelere şunu söylemek isterim, boş yere üzülüp hayıflanmasınlar. Hayatı kurtarılmayı bekleyen, yuva ihtiyacı olan bir sürü bebek ve çocuk var. İlk başta ‘Büyüyünce ben ona açıklamadan biri ona koruyucu ailesi olduğumuzu açıklarsa çocuğumun psikolojisi için nasıl olur?’ diye tereddüt ettim ama iyi ki olmuş, şu an hiç tereddütte değilim.” ifadelerini kullandı.

“Giderken sanki ‘beni bırakmayın’ der gibi elini uzattı”

Koruyucu baba Recep Özdemir ise kendi çocukları olsa bile devlet korumasındaki bir çocuğun bakımını üstlenmeyi eşiyle hep düşündüklerini dile getirdi.

Tedavi sürecinin yıpratıcı yanlarını da dikkate alarak koruyucu aileliğe karar verdiklerini belirten Özdemir, şöyle konuştu:

“İleride pişman olmayacaktık çünkü tedavi için çok uğraştık. Zorlamanın gereği yok, Allah’tandır dedik. Öz evladım olsa sanki bu kadar olmazdı, çok bağlandım. Evlatlık olarak ya da yardıma muhtaç çocuk gözüyle bakmıyoruz, öz çocuğumuz gibi rüyalarımıza bile giriyor. Çok güzel bir duygu olduğunu çevreme de anlatıyorum.

Kurumumuz da bizimle çok ilgili, destek veriyor. ‘Çocuğu aldınız’ diye bizi yalnız bırakmıyorlar. Eksiklerimizde bize yardımcı oluyorlar. Sam bizi, İstanbul’a gittiğimizde camın arkasından hemen seçti. 5 dakika görmemize müsaade vardı, mama saati gelmişti, giderken sanki ‘beni bırakmayın’ der gibi elini uzattı. Eşim gözyaşlarını tutamadı. Kurumdan çıktık ama ayrılamadık, iki saat bahçede bekledik, çocuğumuz orada diye.”

Recep Özdemir, 8 aylık olan bebekleriyle çok güzel vakit geçirdiklerini vurgulayarak, “İlk emeklemesini, ilk dişini, ateşlenmesini çok merak ediyorduk. Çocuğumuz bize kolay bağlandı. İlk zamanlar herkes çağırdığında gidiyordu, şimdi bizsiz bir yere gitmiyor. Kapıda beklemesi, bizi çağırması beni çok duygulandırıyor.” diye konuştu.