Sürdürülebilir beslenme için çalışan Trouw Nutrition Türkiye, dijitalleşme yatırımlarını artırıyor

İSTANBUL (AA) – Dünya genelinde 80 ülkede hayvan besleme ve balık yemi alanında faaliyet gösteren ve 10 binden fazla kişiye istihdam sağlayan 100 yıllık Nutreco'ya bağlı Trouw Nutrition Türkiye, bu yıl dijital çözümler ve mobil teknoloji alanında yüzde 100'e varan büyüme sağlayarak inovatif çalışmalarla paydaşlarını desteklemeyi hedefliyor.

Trouw Nutrition Türkiye açıklamasına göre, sürdürülebilirlik, tüm sektörlerde olduğu gibi hayvancılık sektöründe de hayvan sağlığı, güvenliği ve buna bağlı olarak insan sağlığı için büyük önem taşıyor. Bu noktada kaynakların kısıtlılığı, gıda güvenliği, hayvan refahı, antibiyotik direnci, çevre kirliliği, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybolması gibi hususların dikkate alınması gerekiyor.

Trouw Nutrition Türkiye, yem katkı sektöründe geniş ürün gamı ve dijital çözümleriyle sürdürülebilir hayvancılığa destek veriyor. Ankara'da bulunan genel merkezi, Zonguldak'taki üretim tesisi ve İzmir'deki antrepo-lojistik merkezi ile faaliyetlerini gerçekleştiren şirket, ruminant, kanatlı ve balık sektörleri için vitamin ve mineral premiksleri, toksin bağlayıcılar, maya, organik asit karışımları gibi özel ürünler üretiyor.

Beslenme optimizasyonuna katkıda bulunan NutriOpt sistemi ile ham madde ve yem analiz hizmetleri de sunan Trouw Nutrition Türkiye, hayvancılık sektörünün gelişimi ve sürdürülebilir büyümesi için çalışıyor.

– "e-ticaret veya webshop uygulamalarımızı hayata geçirmeyi planlıyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Trouw Nutrition Türkiye Genel Müdürü Öğüt Köse, 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle birçok sektörde olduğu gibi hayvancılık sektöründe de talep daralması yaşandığını ve dijital hizmetlerin önem kazandığını belirterek, zorluklara rağmen yılı "buzağı mamaları ürün kategorisinde ve dijital teknolojilerde sektör lideri" olarak kapattıklarını bildirdi.

Köse, "Pandemide özellikle Horeca kanallarının kısıtlamalardan en çok etkilenen sektörlerden biri olması bizim temasta olduğumuz sektörlere de olumsuz yansıdı. Bu noktada pandemi, bizler için üreticilere maliyetlerini azaltmalarına yönelik servislerimizin önemini daha güçlü vurgulamamız gereken bir dönem oldu. Trouw Nutrition olarak, dijital servis altyapımızın çok güçlü olması ve Hollanda'daki genel merkezimiz ve dünyanın farklı kıtalarındaki Ar-Ge merkezlerimiz ve Masterlab'ın gücünü arkamıza almamız bizi bu dönemde öne çıkaran en önemli unsurlardan biri oldu. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme yatırımlarımızı daha da artırarak e-ticaret veya webshop uygulamalarımızı da hayata geçirmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Trouw Nutrition Türkiye olarak 2021 yılında güçlü tedarik ağı ile hayvan sağlığı ve refahı, iklim değişikliği ve döngüsellik, sürdürülebilirlik ve sektörel sosyal sorumluluk alanlarında çalışmalarını sürdürerek sektöre yüksek katma değer sağlamaya devam edeceklerini aktaran Köse, şunları kaydetti:

"Bu yıl dijital çözümler ve mobil teknoloji alanında yatırımlarımızı artırarak bu alanda yüzde 100'e varan büyüme hedefliyoruz. Yem katkı sektöründe sürdürülebilir tedarik anlayışımız, her segmente hitap eden güçlü marka ve ürünlerimiz, yetkin satış organizasyonumuz ve üreticiyi destekleyen fiyat politikamızla bir adım öne çıkıyoruz. Sektörün teknoloji lideri olarak uzun yıllar süren Ar-Ge çalışmalarımız neticesinde dijital platformumuz NutriOpt'u hayata geçirdik.

Finansal ve hayvansal üretim hedeflerine ulaşılmasını destekleyen, gerçek zamanlı analiz, modelleme, hesaplama ve teknik desteği içeren modüler hassas besleme sistemimiz NutriOpt ile hayvanların güvenilir gıdalarla beslenip sağlıklı bir şekilde gelişebilmelerine öncülük ediyoruz. Yeni mobil ve masaüstü uygulamalarımız olan NIR, NOA ve Mycomaster ile kapsamlı ham madde ve yem analizleri ve raporlamaları gerçekleştiriyoruz. Bu noktada kalibrasyonlarımızın kalitesi, tutarlılığı ve güncellemeleri ile sektörümüzde farklılaşıyoruz."

– "Yeni ürünlerimizi bu yıl pazara sunacağız"

Öğüt Köse, sürdürülebilirliği sadece ürün ve hizmetlerde değil, paydaşlarıyla olan iletişimlerinde de birinci öncelikleri olarak benimsediklerini, bu noktada ürün, hizmet, servis ve danışmanlığı harmanlayarak iş ortaklarının çözüm ortağı olma misyonuyla yol aldıklarını belirtti.

2021 yılına ait yenilikler hakkında da bilgi veren Köse, Trouw Nutrition'ın çiftlik hayvanlarının erken dönem beslenmesi ve performansını bilimsel ve sürdürülebilir yöntemlerle geliştirmeyi amaçlayan LifeStart konsepti içindeki Sprayfo markalı tüm ürünlerin satışını çok yakında Trouw Nutrition Türkiye bünyesinde gerçekleştireceklerini bildirdi.

2021'de birbirinden farklı birçok yeni nesil ürünü pazara sunmak için çalışmalarını hızla sürdürdüklerini bildiren Köse, bir buzağının doğumundan itibaren tüm yaşamı boyunca sağlıklı bir şekilde beslenmesine, performansını artırmasına katkıda bulunan LifeStart programları ile hayvanların çok daha verimli, sağlıklı ve uzun ömürlü olmalarını sağladıklarını kaydetti.

Köse, 2021 yılında LifeStart konsepti içerisinde yer alan buzağı, koyun ve keçi mamalarının yanı sıra ilk kez pazara sunacakları Sprayfo buzağı başlangıç yemi ile büyüme ivmelerini daha da hızlandırmayı hedeflediklerini aktararak, şunları kaydetti:

"LifeStart konseptimiz çerçevesinde buzağıların ilk haftadan 6'ncı aya kadar sağlıklı büyümesi için tasarlanan, dengeli besin madde içeriğinin yanında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve sağlıklı bir sindirim sistemi için ihtiyaç duyulan destekleri de ihtiva eden yeni ürünlerimizi bu yıl pazara sunacağız. Global markalarımız ile süt ve besi hayvancılığının spesifik sorunlarının çözümüne yönelik geliştirdiğimiz standart ürünlerimizin satışlarına başlamayı planlıyoruz. Aynı zamanda kanatlı ve ruminant sektörüne yönelik AOMix ve Intellibond gibi özel ürünlerimizin satışlarını en az iki katına çıkarmak ana hedeflerimiz arasında yer alıyor. Global ürün portföyümüzde yer alan bir başka ürünümüz olan Farm-O-San grubundaki Nutrasötik ürünlerimizle de hayvan sağlığı segmentinde yer alıyoruz. Bütüncül bakış açımızla iş ortaklarımızın güçlü çözüm ortağı olarak servis ve özel projelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Volvo İş Makineleri'nin Türkiye distribütörü Ascendum Makina tarafından düzenlenen Ascendum Medya Zirvesi, şirketin Operasyonlardan Sorumlu Üst Yöneticisi (COO – Chief Operations Officer) Tolga Polat'ın katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Etkinlikte salgın döneminde iş makineleri sektöründe yaşanan değişimler ve sektörün gelecek beklentilerine ilişkin konular konuşuldu.

Tolga Polat, programda yaptığı konuşmada, "Yakın gelecekte markaların klasik atölye, servis, yedek parça süreçlerini pazarlamadan ziyade üretkenlik ve sahada kalma sürelerini kavram olarak pazarlayacaklarını düşünüyorum. Tabii bunu yapabilmek içinde çok iyi bir sisteme, dijital veriye ve de hem müşteri bilgisi hem teknik bilgisi hem de saha bilgisine sahip olmak gerekiyor. O yüzden de bu insan kaynakları profilini bizim yetiştirmemiz gerek." değerlendirmesinde bulundu.

Polat, Kovid-19 salgınıyla birlikte iş makineleri sektöründe yaşanan değişime ilişkin olarak şunları kaydetti:

"Pandemi nedeniyle hepimizin yaşam şekli ve alışkanlıklarımız maalesef değişmek zorunda kaldı. Bu değişimin etkilerini de tüm dünyayla birlikte yaşamaya devam ediyoruz. 1 yılı aşkın süredir devam eden pandemi koşulları tabii ki de her sektörü olduğu gibi iş makineleri sektörünü de çok etkiledi. İş makineleri sektörü demir-çelik, petrokimya ve yedek parça sanayiyle çok yakın çalışan bir sektör ve bu sektörde yaşanan birkaç lojistik problem tüm tedarik zincirini etkiledi ve maalesef makine üretimine negatif etkide bulundu. Tabii bizim tarafımızda ise aslında iş makinesinin en büyük bölümü olan satış sonrası hizmetler özellikle pandeminin ilk safhalarında doğal olarak alınan tedbirler ve kısıtlamalar neticesinde çok etkilendi. Bu pandemi döneminde tüm sektörlerde olduğu gibi iş makinesi sektöründe çalışan şirketlerde tedarikçilerini çeşitlendirme yoluna gittiler ve mümkün olduğu kadar da süreçlerini dijital platformlara taşıdılar. Zaten bu süreç de halen devam ediyor."

– "Ancak vasıflı bir kadroyla, müşteriye layığıyla hizmet verebilirsiniz"

Kovid-19'un görülmesinden itibaren gerekli tedbirleri aldıklarını belirten Polat, "İş ortaklarımızın ve çalışanlarımızın başta sağlığını koruyacak yeni düzenlemeleri hızlıca hayata geçirdik." dedi.

Polat, salgın koşullarının müşterilerin alışkanlıklarında da değişimlere neden olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Özellikle pandeminin ilk safhalarında doğal olarak müşterilerimiz ticari varlıklarını sürdürebilmek için yeni ekipmandan ziyade satış sonrası hizmetlere daha çok ağırlık verdiler. Yani daha çok mevcut makinelerini çalıştırıp işlerini idare etmeye çalıştılar. Bu da bizim sektörümüzde zaten önemli olan satış sonrası hizmetleri çok daha önemli hale getirdi. Bunun neticesinde biz de daha önceden verdiğimiz hizmetleri pandemi koşullarına göre düzenledik. Makine işte kalma süresi ve olası sorunları önceden tespit etmek amacıyla çalışmalarımızı yoğunlaştırdık."

İş makineleri sektöründe deneyimli insan kaynağının önemli olduğuna vurgu yapan Polat, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Bizim sattığımız ürünler yatırım malı ve çok farklı aplikasyonlarda çalıştığı için sektör bilgisi, makine bilgisi, müşteri bilgisi çok önemli bir seviyede ancak bu vasıflara hakim bir kadroyla, müşteriye layığıyla hizmet verebilirsiniz. Şu anda hepimiz takip ediyoruz sosyal medyadan veya basın kuruluşlarından takip ediyoruz. Birçok şirket dijitalleşmeye çok vurgu yapıyor ama unutmamak gerekir ki özellikle bizim sektörümüzde eğer bu özelliklere haiz deneyimli bir kadronuz yoksa müşterilere layığıyla hizmet veremezsiniz. Bu yüzden de biz deneyimli bir kadroyla birlikte şu andaki çalışma sistemlerimizi daha dijital hale getirerek ilerlemeyi tercih ediyoruz."

Polat, iş makineleri sektöründeki en önemli konunun emisyon değerlerini düşürmek olduğunu ve bu konuda çalışmalar yapıldığını ifade ederek, "İş makineleri sektörünün günümüz ve yakın gelecekteki en önemli konusu emisyon değerlerini düşürmek. Bunun içinde şu anda iş makinesindeki hemen hemen bütün markalar, yüzde 100 elektrikle çalışan iş makinesi üretimi üzerinde çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

İSTANBUL(AA) – Geçmişte müzik endüstrisinin en önemli merkezi ve kalbi olan Unkapanı Plakçılar Çarşısı, koltuğunu dijitalleşmeye kaptırdı.

Unkapanı Plakçılar Çarşısı, bir zamanlar Türkiye’de müziğin buluşma noktasıydı. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden şarkıcı olma hayaliyle tutuşanlar evini, toprağını sattıktan sonra sazıyla birlikte İstanbul’a gelip çarşının yolunu tutuyordu.

Öyle ki Türk müziğinde akıllara gelen ilk sanatçıların ilk durağı ve meşhur olduğu yer, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’ydı.

Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Gülden Karaböcek, Müzeyyen Senar, Ajda Pekkan gibi birçok sanatçının yolu Unkapanı Plakçılar Çarşısı’ndan geçti. Hepsi müzik kariyerlerine bu çarşının basamaklarında adım attı.

Sanatçılar için aynı zamanda “okul” görevi gören Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda eskiden boş dükkan bulmak da zordu. Teknolojinin gelişmesiyle Unkapanı Plakçılar Çarşısı da görkemli günlerini yitirmeye başladı. Son günlerde çarşının gürültülü kalabalığı da azaldı.

Çarşı esnafı eskiden olduğu gibi her sabah dükkanlarını açıyor ancak artık daha ziyade günübirlik ve anında satılacak ürünleri satmaya çalışıyor.

Geçmişte kaset, plak kuyruklarının oluştuğu çarşıya artık ünlü olmak isteyenler sazıyla gelmiyor. Sanatçı adayları, çarşıya gelmek yerine sosyal medya gibi dijital platformların üzerinden ünlü olmanın peşine düşüyor.

Unkapanı esnafı, sanatçı adaylarının bu durumundan oldukça rahatsız. Esnaf, dijital platformlardan ünlü olan kişilerin eserlerinin ancak kısa süre dillerde kaldığını belirterek, bu durumun müzikteki kaliteyi azaltmasından şikayetçi.

Buna rağmen çarşıda hala Türk müziğine kalıcı ve kaliteli eserler hazırlanıp, beğeniye sunuluyor. Unkapanı esnafı, eskiden olduğu gibi hala güzel eserleri gelecek nesillerin dillerinde bırakabilmek için mücadele ediyor.

Dijitalleşmeye rağmen hala Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda şansını denemeyi düşünen sanatçı adayları da yok değil. Öyle ki bazı sanatçı adayları eserlerini çarşıda çıkarmak istiyor. Umutlarını çarşıya bağlayan sanatçı adayları, geçmişten bugüne kalan stüdyolarda hocalarının eşliğinde türkü ve şarkılarını heyecanla dillendiriyor.

“Eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor”

Sektörde 50 yıldır hizmet veren Uzelli Kaset Sanayi ve Ticaret AŞ Yöneticisi Metin Uzelli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmiş yıllarda müziğe bir şekilde bulaşan kişilerin kitlelere ulaşmak ve ünlü olmak için birtakım safhalardan geçmesi gerektiğini anlattı.

Bunun içinde de eserin profesyonel bir kayda alınması, bunun da üretilip kaset, plak gibi formlara basılıp dağıtılması gerektiğini belirten Uzelli, “Geçmişte o insanların bunu yapması mümkün olmadığı için bu alanda uzmanlaşmış Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na gelir ve burada o insanları kendilerince kabul ettirmeye çalışırlardı.” diye konuştu.

Uzelli, ünlü olmak isteyen kişilerin mektuplar, fotoğraflar, ses kayıtları göndererek şirketlerin dikkatini çekmeye çalıştığını anlatarak, şöyle devam etti:

“Bunu yıllar boyunca denediler. Günümüzde ise insanların geçmişte kitlelere ulaşmak için yol aldığı süreçler, bugün daha farklı bir noktada. Artık bu insanların eskisi gibi büyük yatırımlara ihtiyacı yok. Bunu kendileri de evlerinde yapmayı deniyorlar. Artık ünlü olmak isteyenler profesyonel destek almak yerine YouTube gibi sosyal mecralardan kitlelere ulaşmaya çalışıyor. Ama burada ne kadar başarılı oldukları şüpheli. Sonuçta profesyonel bir iş, profesyonelce yapılmadıkça sonuçları iyi olmuyor. Bu kişilerin çok azının başarılı olduğunu görüyoruz. Bu piyasada uzman kişilerle hareket edilmesi önemli.”

Teknolojinin ardından dijitalleşmeyle birlikte Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na ilginin azaldığını aktaran Uzelli, her şeye rağmen firmaların gelişmelere ayak uydurduğunu söyledi.

Metin Uzelli, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda eski kalabalığı özlediğini dile getirerek, “Eskiden çarşıda fiziken ürün vardı. Burada koli taşırdık. Ürünler buraya kamyonlarla gelirdi ve buradan her yere yollanırdı. Çarşıdaki insan hareketliği bütün sektörün bir arada olması neşeliydi. Burada acıyla tatlıyı paylaşırdık. O eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor beni.” ifadelerini kullandı.

“Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nı solumuyor”

Mega Müzik’in sahibi Ethem Zeytinkaya da ikinci kuşak olarak mesleğini çarşıda sürdürdüğünü söyledi.

Geçmişte Anadolu’dan Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na bir göçün yaşandığını hatırlatan Zeytinkaya, “Bu gelen kişilerden bazıları sanatçı oldu. Burada 80’li yıllarda çocuk sanatçılar furyası oldu. Çarşıya bir akın vardı. Şimdi dijital çağdayız ve o günden bugüne pek çok şey değişti.” diye konuştu.

Zeytinkaya, son yıllarda ünlü olmak isteyen kişilerin sosyal platformlara yöneldiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önceden insanlar sanatçı olmak için plakçılar çarşısına geliyordu. Ama zamanla bu durum YouTube’a kaydı. Sosyal medyada, YouTube’da meşhur olmak çok sağlıklı bir şey değil. İnsanlar internete bir şarkı atıp bir anda ünlü oluyor. Ama bu ünlü olma durumu kısa sürüyor. Bir müddet sonra bu ünlü olanlar unutuluyor. 1970 yılında yapılan bir şarkı, türkü hala dillerde ve severek dinleniyor. 50 yıl daha geçse yine dinlenecek. YouTube’da patlayan şarkılar eski şarkıların tadını vermiyor. 20 yıl önceki şarkılar hala akıllarda, dillerde. Eskiler, insanın kalbine dokunan şarkılar. Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nı solumuyor. Buranın havasının solumak çok farklı.”

“Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor”

Bamy Müzik’in sahibi Bülent Ateş ise 40 yıldır çarşıda bulunduğunu ve müzik işinin mutfağında olduğunu vurguladı.

Eski yıllarda köyünden sazını alanın çarşıya ünlü olmaya geldiğini belirten Ateş, “Saz çalamayan da sesiyle buraya gelirdi. Buraya gelen insanların sesine bakılır, iyi olanlara albüm yapılırdı firmalar tarafından.” dedi.

Ateş, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda eskiden bir hareketlilik yaşandığını dile getirerek, “Eskiden çarşı cıvıl cıvıldı. Kaset çıktığında firmaların kapısında kuyruklar oluşurdu. Şimdi burası biraz boş. Bunun nedeni günümüzde şöhret olmak isteyenlerin YouTube gibi platformlara yönelmesi. Orada da bir seviyeye geliyorlar ama bu şöhret ömürleri uzun sürmüyor. Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor. Müslüm Gürses’in etkisi halen sürüyor. YouTube’daki eserler geçici, birkaç aylık. Ama Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nda yapılan plak ve kasetler hala dillerde.”

MP3 sitelerinin sektöre büyük zarar verdiğini anlatan Ateş, yakında bu sitelerle ilgili yasanın çıkacağını ve bu durumun kendilerine büyük fayda sağlayacağını kaydetti.

“Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı”

Kadir Şeker Recording’in sahibi Kadir Şeker, 1976’da Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na geldiğini belirtti.

Eskiden bağını, bahçesini satan insanların ünlü olmak için çarşıya geldiğini vurgulayan Şeker, “Unkapanı Plakçılar Çarşısı eskiden çok hareketliydi. Bütün firmalar buradaydı. Burada hareketlilik olurdu. Satışlarda büyük rakamlara ulaşılıyordu.” dedi.

Şeker, dijitalleşmeyle birlikte çarşıdaki hareketliliğin azaldığını aktararak, şunları kaydetti:

“Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı. Artık herkes bir türkü yapıp, klip çekiyor ve YouTube’a atıyor. Çarşının yerini YouTube aldı. Bizde artık bu yönde işler yapıyoruz. Bize yurt içi ve yurt dışından kayıt atıyorlar ve biz onların işlerini yapıyoruz.”