Suriye Diyalog Merkezinden Hawasi: “Bu kriz dünyanın meselesi”

İSTANBUL (AA) – Suriye Diyalog Merkezi'nden Kenda Hawasi, sığınmacı krizinin sadece Türkiye ve Yunanistan'ın meselesi olmadığını belirterek, "Bu dünyanın meselesi. Yüz binler ve milyonlarca insandan bahsediyoruz. Bu konuda uluslararası toplum sorumluluk almalıdır." dedi.

Hawasi, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nda (SETA) düzenlenen, "Mülteci Krizi 2.0 ve Avrupa'nın Tutumu" konulu panelde, Türk-Yunan sınırında yaşanan sığınmacı krizine uluslararası toplumun müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

Yunanistan'ın taraf olduğu uluslararası hukuku çiğnediğini vurgulayan Kawasi, şöyle konuştu:

"Türk-Yunun sınırındaki sığınmacıların sadece yüzde 10'u Suriyeli. Diğerleri başka ülkelerden gelen sığınmacılar. Yunanistan tarafından çok ciddi şiddet var. Sınırı geçen insanların telefonlarını, paralarını çalıyorlar, kıyafetlerini ve resmi belgelerini alıyorlar ve bu insanları geri gönderiyorlar. Bu kabul edilemez. Yunan kuvvetleri, botları ve tekneleri batırarak insanların boğulmasına sebebiyet verdi. Bu resmen cinayet. İnsanlar aileleri ve çocukları için güvenli yerlere gitmek istiyor. Bu anlaşılır bir şey."

Kawasi, Yunan hükümetinin mülteciler için yapılması gereken yardımı kestiğini ifade ederek, "Bu yöntem soruna çözüm olamaz. Bu kriz sadece Türkiye ve Yunanistan'ın meselesi değildir. Bu dünyanın meselesi. Yüz binler ve milyonlarca insandan bahsediyoruz. Bu konuda uluslararası toplum sorumluluk almalıdır. Bütünlüklü bir şekilde bu mesele ele alınmalı. İnsanlara sadece ölümü sunuyorlar. Ya ülkelerinde kalıp ölecekler ya denizden geçerken ölecekler ya da kara sınırından geçerken ölecekler. Bu insanlara ölümden başka bir şey sunulmuyor." ifadesini kullandı.

İdlib'de yaşanan durum hakkında da bilgi veren Kawasi, 4 milyon insanın orada ölümle yüz yüze olduğunu hatırlatarak, "Bu insanlara da yardım edilmesi lazım. Bu insanlar için uluslararası toplum ne yaptı? Hiçbir şey. Birleşmiş Milletler'in hiçbir kararı da uygulanmadı." diye konuştu.

– "Yunanistan hak ihlali yapıyor"

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Abdullah Resul Demir ise Türk-Yunan sınırında yaşanan hak ihlallerini yerinde gözlemlediklerini ifade ederek, Yunan kuvvetlerinin tazyikli su, gaz ve plastik mermilerle sığınmacılara saldırdığı sırada orada olduğunu ve bu durumu raporladıklarını söyledi.

Demir, Yunanistan'ın denizden geçişlerde botları patlatarak, sınırı geçen insanlara işkence edip çıplak bir şekilde geri göndererek tabi olduğu uluslararası hukuku çiğnediğini anlattı.

Yunanistan tabi olduğu hukuki normları yerine getirmediğine vurgu yapan Demir, şöyle konuştu:

"İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Dublin Sözleşmesi dahil belirtilen şartları yerine getirmeyen Yunanistan hak ihlali yapıyor. Türkiye'deki sığınmacıların hukuki statüsü, geçici koruma statüsündeki sığınmacı. Hukuki bir hakları, statüleri yok. Onun için Avrupa'ya geçmek istiyorlar, orada mülteci statüsüyle muamele görecekler. Bir statüleri olacak. Onun için hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Çünkü burada kaybedecek bir şeyleri yok. Ama sınırı geçerlerse bir statüleri olacak."

Demir, uluslararası kuruluşların mülteci krizini çözmek için birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek "Ama AB, NATO, BM, İİT bir araya gelerek, öncelikle savaşı durdurmalılar. Mülteciliği doğuran nedeni ortadan kaldırmaları lazım." dedi.

Bazı Avrupa ülkelerinin sığınmacı çocuklarını kabul edebileceklerini açıkladığını hatırlatan Demir, bu konuda da BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne uyulması, çocukların yakınlarının da kabul edilmesi gerektiğini, aksi davranışın hukuka uygun olmayacağını söyledi.

Gazeteci-yazar Ayşe Böhürler de Avrupa ülkelerine sığınanlara ilişkin çektiği belgeselden bahsederken, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Adıgüzel ise Avrupa medyasının sığınmacı krizine olan yaklaşımı, sığınmacıların göç yolu ve Birleşmiş Milletler'in belirlediği mültecilik statüsü konusunda sunum yaptı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – 21 Eylül’de başlayacak üst düzeyli BM 76. Genel Kurul Görüşmelerine katılmak üzere New York’a gelen Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri Guterres ile bir araya geldi.

Görüşmenin ardından Çavuşoğlu, Twitter hesabından ”Dünyamızın gündemindeki küresel sınamaları BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le ele aldık. Kıbrıs, Afganistan, Libya, Suriye ve iklim değişikliği konularındaki görüşlerimizi paylaştık.” paylaşımında bulundu.

Çavuşoğlu, ayrıca BM 76. Genel Kurul Başkanı Abdulla Shahid ile görüştü ve göreve yeni başlayan Shahid’i tebrik etti.

Sri Lanka Dışişleri Bakanı Gamini Lakshman Peiris ile de bir araya gelen Çavuşoğlu, Twitter hesabından, “Coğrafi uzaklığa rağmen ilişkilerimizi geliştirme irademiz tam.” mesajı verdi.

Muhabir: Betül Yürük

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonunun 1Temmuz 2020- 30 Temmuz 2021 döneminde Suriye’deki insan hakları durumuna ilişkin hazırladığı 46 sayfalık rapor açıklandı.

Raporda, ülkenin kuzeyinde ve güneyinde çatışmaların ve şiddetin arttığına dikkat çekildi.

Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Brezilyalı Paulo Pinheiro, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, Suriye’de 10 yıldır devam eden iç savaşta tarafların savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlemeye devam ettiğini belirtti.

Komisyon, daha önceki yıllarda yayımladığı raporlarda, Suriye’de ABD öncülüğündeki koalisyon, Rusya, rejimin ve terör örgütü YPG/PKK’nın eylemlerinin savaş suçları kapsamına girebileceğini bildirmişti.

Pinheiro, “Suriyeli sivillere yönelik savaş devam ediyor ve savaşın harap ettiği bu ülkede sivillerin güvenli bir yer ya da sığınak bulmaları zor.” ifadesini kullandı.

Esed rejimine sert tepki

Beşşar Esed rejiminin sivillere yönelik eylemlerine dikkati çeken Pinheiro, Suriyelilerin temel insan haklarının ihlaline devam edildiğini vurguladı.

Raporda, Esed’in yönetimde dördüncü dönemine girerken ülke topraklarının yaklaşık yüzde 70’ini, savaş öncesi nüfusun da yüzde 40’ını kontrol ettiği belirtilerek, Esed’in ülkeyi birleştirme veya bir uzlaşı sağlanması için girişimde bulunmadığının altı çizildi.

Esed rejiminin keyfi gözaltı uygulamalarının hız kesmeden devam ettiği aktarılan raporda, “Komisyon, sadece gözaltı süreçlerindeki işkence ve cinsel şiddeti değil, aynı zamanda gözaltındaki ölümleri ve zorla kaybetmeleri de belgelemeye devam etti.” ifadesi yer aldı.

“Ekonomi dibe vurdu”

Komisyon raporunda, mültecilerin “güvenli” ve “onurlu” dönüşü için Suriye’de uygun bir ortam olmadığına vurgu yapıldı.

“Suriye’deki genel durum giderek daha kasvetli görünüyor. Yoğunlaşan şiddete ek olarak, ekonomi dibe vuruyor.” ifadesini kullanan Komisyon üyesi Karen Koning Abuzayd ise ülkeden geçen nehirlerin yıllardır en kurak dönemini geçirdiğini, savaşın harap ettiği sağlık sisteminin de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadeleyi zorlaştırdığını kaydetti.

Abuzayd, “Kimsenin Suriye’nin mültecilerinin geri dönmesi için uygun bir ülke olduğunu düşünmesinin zamanı değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, Suriye’de SDG ismini kullanan terör örgütü YPG/PKK’nın işgali altındaki bölgelerde durumun her geçen gün daha da kötüleştiği uyarısında bulunuldu.

Komisyon raporunda, İdlib’de sivil unsurlara yönelik saldırılar da geniş şekilde yer aldı.