Suriye'de rejimin işkence fotoğraflarını sızdıran “Caesar” ABD Kongresi'nde tanıklık yaptı:

WASHINGTON (AA) – Suriye'de Beşşar Esed rejiminin işlediği insanlık suçları ve tutuklulara yapılan işkence fotoğraflarını sızdıran "Caesar" kod adlı eski askeri polis, Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde, Suriye'de tanık olduklarını anlattı.

Uluslararası kamuoyuna Anadolu Ajansı aracılığıyla duyurulan, Suriye'de yaşanan insanlık dışı işkence fotoğraflarını ortaya çıkaran Caesar'ın yanı sıra Beyaz Baretliler (Suriye Sivil Savunması) Başkanı Raid Salih ve 15 yaşındayken rejim kontrolündeki hapishanelerde işkence gören Ömer Alshogre de rejimin acımasızlığını ele alan oturumda tanıklık etti.

Kongreye kimliğinin deşifre olmaması için mavi bir yağmurluk içerisinde, başını da kapatarak gelen ve güneş gözlüğü takan Caesar’ın konuşması sırasında herhangi bir video veya ses kaydının alınmasına müsaade edilmedi. Komite, Caesar’ın güvenliğini düşünerek böyle bir karar aldıklarını kaydetti.

– "Ölümleri durdurun" çağrısı

Kongre’ye kendisine bu fırsatı sağladıkları için teşekkür ederek sözlerine başlayan Caesar, rejim içerisinde 2,5 yıl boyunca adli fotoğrafçı olarak görev yaptığını ve Esed rejiminin uyguladığı insanlık dışı işkence ve uygulamalara yakından şahitlik ettiğini vurguladı.

Rejim hapishanelerinde hala 250 bin küsur Suriyelinin tutuklu bulunduğunu, birçoğunun gördüğü işkenceler ve açlık sebebiyle ölümle burun buruna olduğunu belirten Caesar, başta ABD olmak üzere uluslararası kurumlardan acilen müdahalede bulunmasını istedi.

ABD Kongresi tarafından sunulan ve Suriye'deki savaş suçları nedeniyle Esed rejimi ile buna destek veren yabancı paralı askerlere yaptırım öngören Suriye Sivil Koruma Yasası'nı atıfta bulunan Caesar, şunları söyledi:

"Bizler 9 yıldır bombardıman ve işkenceye tabi tutulurken ABD sadece seyretti. Size, Suriyelileri insani açıdan kardeşiniz olarak görmeniz ve orada devam eden katliamı durdurmanız için yalvarmıştık. Şimdi tek bir isteğimiz var. Ölümleri durdurun. Ayrıca bu yasa Suriyelilerin son umudu. ABD'nin uluslararası topluma öncülük ederek orada yaşanan insanlık dışı faaliyetlere son vermesini umuyoruz."

– "Rejimin anladığı tek dil ölüm ve yıkımdır"

Diğer yandan rejimin, Türkiye müdahale edene kadar Rusya ve İran'dan aldığı destekle İdlib'e yöneldiğini ve orada yaşayan 3 milyon sivili hedef gözetmeksizin bombaladığını belirten Caesar, uluslararası toplumun tekrar sessiz kalması durumunda Esed'e yeni savaş suçları işlemesi konusunda yeşil ışık yakılacağını vurguladı.

Caesar ayrıca, kıdemli Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın çağrısını yineleyerek, sivillerin zarar görmemesi adına İdlib'in acilen uçuşa yasak bölge olarak tanımlanması için ABD yönetimine çağrıda bulundu.

Caesar, "Unutulmamalıdır ki Esed rejimi diplomasi veya anlaşmadan anlamaz. Tıpkı destekçileri Rusya ve İran gibi, rejimin anladığı tek dil ölüm ve yıkımdır. Bu sebeple yayımlanan kınama mesajları Esed'i durdurmak için yeterli değil. Kendisinin yaptıklarından sorumlu tutulacağı mesajı verilmeli, daha fazlası yapılmalıdır." dedi.

– "Türkiye'nin sizlerin desteğine ihtiyacı var"

Öte yandan İdlib'deki duruma değinen ve oradaki durumun insani açıdan yaşanılmaz bir hal aldığını vurgulayan Beyaz Baretliler (Suriye Sivil Savunması) Başkanı Raid Salih ise Türkiye'nin İdlib bölgesinde başlattığı Barış Kalkanı Harekatı'nın bölgedeki Suriyelilere bir süreliğine de olsa nefes aldırdığına dikkati çekti.

Salih, Türkiye'nin yaptığı askeri harekatın, sivillerin öldürülmesini engellemek için bile olsa Esed'e karşı askeri bir hamle yapmanın daha fazla gerginliğe yol açacağı iddiasını çürüttüğünü belirterek, "Aksine Türkiye'nin yüzeysel olan bu operasyonu İdlib'deki hava saldırılarını durdurdu. Buna rağmen Türkiye kalıcı bir ateşkes için tek başına yeterli değil. Türkiye'nin sizlerin desteğine ve liderliğine ihtiyacı var." dedi.

Suriye'de ulusal ateşkes ilan edilmesi ve işlenen kitlesel zulüm ve savaş suçları sebebiyle Esed ve destekçilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması için acilen gerekli adımların atılmasını vurgulayan Salih, şunları söyledi:

"Hiç bir para veya açıklama İdlib'de bir çocuğun kafasına düşen varil bombasını durduramaz. Sizin yaptığınız yardımlarla alınan ambulanslar veya insani yardımlar Rusya ve Esed tarafından bombalanıyor. Oysa sivilleri korumak için siyasi irade gerekli. Suriye hava sahasını uçuşlara kapatarak ilk etapta tüm bu acıları biraz olsun azaltabilirsiniz."

Diğer yandan rejime ait hapishanelerde maruz kaldığı işkencelerden bahseden Ömer Alshogre ise babasının gözü önünde öldürüldüğünü, kendisine gıda ve giyecek veren rejim yanlısı görevlilerin bile cezalandırıldığını ifade etti.

Alshogre ayrıca, Caesar tarafından çekilen fotoğraflardaki cesetlerin üstünde görülen numara ve isimlerin kendisi ile beraber birkaç kişiye yazdırıldığını, salon içindeki fotoğraflarda gösterilen ölülerin çoğunu hatırladığını belirtti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – 21 Eylül’de başlayacak üst düzeyli BM 76. Genel Kurul Görüşmelerine katılmak üzere New York’a gelen Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri Guterres ile bir araya geldi.

Görüşmenin ardından Çavuşoğlu, Twitter hesabından ”Dünyamızın gündemindeki küresel sınamaları BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le ele aldık. Kıbrıs, Afganistan, Libya, Suriye ve iklim değişikliği konularındaki görüşlerimizi paylaştık.” paylaşımında bulundu.

Çavuşoğlu, ayrıca BM 76. Genel Kurul Başkanı Abdulla Shahid ile görüştü ve göreve yeni başlayan Shahid’i tebrik etti.

Sri Lanka Dışişleri Bakanı Gamini Lakshman Peiris ile de bir araya gelen Çavuşoğlu, Twitter hesabından, “Coğrafi uzaklığa rağmen ilişkilerimizi geliştirme irademiz tam.” mesajı verdi.

Muhabir: Betül Yürük

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonunun 1Temmuz 2020- 30 Temmuz 2021 döneminde Suriye’deki insan hakları durumuna ilişkin hazırladığı 46 sayfalık rapor açıklandı.

Raporda, ülkenin kuzeyinde ve güneyinde çatışmaların ve şiddetin arttığına dikkat çekildi.

Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Brezilyalı Paulo Pinheiro, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, Suriye’de 10 yıldır devam eden iç savaşta tarafların savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlemeye devam ettiğini belirtti.

Komisyon, daha önceki yıllarda yayımladığı raporlarda, Suriye’de ABD öncülüğündeki koalisyon, Rusya, rejimin ve terör örgütü YPG/PKK’nın eylemlerinin savaş suçları kapsamına girebileceğini bildirmişti.

Pinheiro, “Suriyeli sivillere yönelik savaş devam ediyor ve savaşın harap ettiği bu ülkede sivillerin güvenli bir yer ya da sığınak bulmaları zor.” ifadesini kullandı.

Esed rejimine sert tepki

Beşşar Esed rejiminin sivillere yönelik eylemlerine dikkati çeken Pinheiro, Suriyelilerin temel insan haklarının ihlaline devam edildiğini vurguladı.

Raporda, Esed’in yönetimde dördüncü dönemine girerken ülke topraklarının yaklaşık yüzde 70’ini, savaş öncesi nüfusun da yüzde 40’ını kontrol ettiği belirtilerek, Esed’in ülkeyi birleştirme veya bir uzlaşı sağlanması için girişimde bulunmadığının altı çizildi.

Esed rejiminin keyfi gözaltı uygulamalarının hız kesmeden devam ettiği aktarılan raporda, “Komisyon, sadece gözaltı süreçlerindeki işkence ve cinsel şiddeti değil, aynı zamanda gözaltındaki ölümleri ve zorla kaybetmeleri de belgelemeye devam etti.” ifadesi yer aldı.

“Ekonomi dibe vurdu”

Komisyon raporunda, mültecilerin “güvenli” ve “onurlu” dönüşü için Suriye’de uygun bir ortam olmadığına vurgu yapıldı.

“Suriye’deki genel durum giderek daha kasvetli görünüyor. Yoğunlaşan şiddete ek olarak, ekonomi dibe vuruyor.” ifadesini kullanan Komisyon üyesi Karen Koning Abuzayd ise ülkeden geçen nehirlerin yıllardır en kurak dönemini geçirdiğini, savaşın harap ettiği sağlık sisteminin de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadeleyi zorlaştırdığını kaydetti.

Abuzayd, “Kimsenin Suriye’nin mültecilerinin geri dönmesi için uygun bir ülke olduğunu düşünmesinin zamanı değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, Suriye’de SDG ismini kullanan terör örgütü YPG/PKK’nın işgali altındaki bölgelerde durumun her geçen gün daha da kötüleştiği uyarısında bulunuldu.

Komisyon raporunda, İdlib’de sivil unsurlara yönelik saldırılar da geniş şekilde yer aldı.