Suriyeli ve Türk kadınlar kooperatif kurdu

MARDİN (AA) – Mardin'de Suriyeli ve Türk kadınların ürettikleri Halep sabununu satmak için kurduğu kooperatifin açılışı yapıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Japon sivil toplum örgütü AAR JAPAN ve Mardin Şükraan Ekonomik Tarımsal Kalkınmayı ve Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği iş birliğiyle yürütülen "Halep Sabunları Projesi" kapsamında merkez Artuklu ilçesinde tarihi bir konakta atölye kuruldu.

Atölyede eğitim alan 15'i Suriyeli 30 kadın, ürettikleri sabunun satışı için "Artuklu Topraktan Tabağa Toplumsal Kalkınma Kooperatifi"ni kurdu.

Kooperatifin açılışı dolayısıyla düzenlenen törende konuşan proje yürütücü şef Ebru Baybara Demir, bölgede özellikle kadınların işsizlik sorununa bir nevi katkıda bulunmak için böyle bir çalışma başlattıklarını söyledi.

2 yıl önce 24'ü Suriyeli 44 kadınla yola çıktıkları projeyi geçen yıldan bu yana 30 kadınla sürdürdüklerini dile getiren Demir, Mardinli ve Suriyeli kadınların ilk kez bir kooperatif kurduğunu vurguladı.

Yerel piyasalardan ve turizm sektöründen başlayarak dünyaya açılmayı hedeflediklerini anlatan Demir, "Halep sabununun içerisinde yüzde 93 yağ var, kostik oranı çok düşük. İçindeki kimyasal da pişirme yöntemiyle uçuruluyor. Gerçekten çok nitelikli ve kaliteli bir sabun üretiliyor. Türkiye'ye örnek bir proje oldu. Kadınlar kendi mekanlarında 10 yıl boyunca FAO ve AAR JAPAN'ın desteğiyle ürettiklerini satıp, istihdama katılabilecek." diye konuştu.

FAO Gıda Güvenliği Uzmanı Keiro Obaara da BM olarak dünyanın çok farklı ülkelerinde birçok projeyi desteklediklerini, bunların en zor olanının kooperatifleşme olduğunu belirtti.

"Buradaki kooperatifleşme sürecinde şüphesiz en kayda değer şey, Suriyeli ve Türk kadınların beraber çalışmasının sağlanmasıdır." diyen Obaara, üretilen sabunların yüksek kalitede olduğunu aktardı.

Artuklu Belediye Başkanı Abdulkadir Tutaşı ise turizmle anılan bir ilçede bu tür çalışmaların ileriye dönük önemli faydalarının görüleceğine dikkati çekerek projede emeği geçenlere teşekkür etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Yunus Emre Enstitüsünden (YEE) yapılan açıklamaya göre, Halep’in 400 yıllık Osmanlı dönemini anlatan “Hatırladıkça Biz Oluruz / Osmanlı Dönemi Halep’inde Sosyokültürel Hayat” sergisi, 22 Eylül’de açılacak.

Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerinden derlenen arşiv kayıtlarının yer alacağı sergiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, Osmanlı’nın yönetim anlayışının toplumda ve bölgede memnuniyetle karşılandığının kayıtlarda görüldüğünü kaydetti.

Ünal, kayıtlarda bölgedeki Rum Katolik metropolitinin verdiği vaazın da bu memnuniyeti kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek, “Osmanlı yönetim anlayışına dair vereceğimiz onlarca örnekten en dikkat çekenlerinden birisi, 1895 yılında Rum Katolik metropoliti tarafından verilmiş olan bir vaazdır. Metropolit vaazında bölgede sultanın hilafeti yıllarında huzurun, barışın hâkim olduğunu, herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, Osmanlı adaletinin bölgede tecelli ettiğini ve bir anlaşmazlık çıktığı zaman da bunun anında çözülebildiğini açıkça ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.

YEE Başkanı Şeref Ateş ise Halep’in kadim bir şehir olduğuna işaret ederek, kentteki Osmanlı dönemi yaşamına ilişkin örneklerin sergide paylaşılacağını bildirdi.

İSTANBUL (AA) – Yoğun ilgi gören kültür turlarına devam eden Setur, ekim ayı boyunca 5 ayrı tur ile misafirlerine Mardin ve çevresinin kültürünü tanıma olanağı sunuyor.

Setur'dan yapılan açıklamaya göre, müşteri memnuniyetinde turizm sektörü birincisi Setur, misafirlerini Mardin kültürünü yakından tanımaya davet ediyor.

Mardin’in gezilecek en güzel zamanı olan ekim ayında gerçekleşecek turların tarihleri, 1-3 Ekim, 8-10 Ekim, 15-17 Ekim, 22-24 Ekim ve 29-31 Ekim. Mardin Kültür Turunda misafirler, muhteşem taş işçiliği ile inşa edilen Mardin evlerinin yanı sıra tarihi mekanlardan; Deyrulzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Abbaralar, Mor Gabriel Manastırı, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır’ı gezip görme olanağı bulacak.

İstanbul-Mardin uçuşunun ardından ilk gün programında 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan, kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışlarıyla ilgi çeken Deyrulzafaran Manastırı ziyareti yer alıyor. Manastırda yer alan Sin Mabedi, Mezarlık, Kilise ve Teras bölümleri gezilecek yerler arasında. Ardından ikinci durak olan Mezopotamya Ovasının üstünde kurulu Artuklular döneminde yapımına başlanan ve 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde tamamlanan Kasımiye Medresesi’ne geçilecek. Öğle yemeği sonrası ise birçok din, dil ve ırkın bir arada anlayış içerisinde yaşadığı Mardin turu başlayacak. 569 yılında Süryaniler tarafından yapılmış olan Kırklar Kilisesi, Kültür Sokağı, Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin'in sembolü olan Ulu Cami, Mardin'in meşhur çarşıları ve Abbaraları bu uzun yürüyüş turunda görülecek olan mekanlar. Otele varışın ardından misafirler günün geri kalanı zamanını istedikleri gibi değerlendirebilecekler.

Mardin Kültür Turu’nun ikinci günü Midyat ilçesinin 23 km güneydoğusunda kurulu Süryani Kadim Ortodoks'larının ünlü ve büyük yapıtlarından biri olan Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı'nı ziyaretle başlıyor. Manastırda yer alan yemekhane, mezarlık ve Meryemana Kilisesi gezildikten sonra Midyat'a geçilerek birçok diziye ev sahipliği yapan Devlet Konukevi ziyareti, Midyat sokaklarında yürüyüş turu, telkâri çarşısı turu yapılacak. Öğle yemeği sonrasında ise Dicle nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajı suları altında kalmış olan Yeni Hasankeyf'e hareket edilecek. Buraya taşınan yapılardan birisi olan Zeynel Bey Türbesi ziyaretinin ardından da Mardin'e geri dönülecek.

Kültür Turu’nun son günü ise kahvaltının ardından Mardin'e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Yukarı Mezopotamya'nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara Antik Kenti gezisi ile başlayacak. Roma Dönemi'nde, Yeniden Diriliş törenlerinin yapıldığı, binlerce mezarın bir arada olduğu ve henüz yeni ziyarete açılan 1400 yıllık galeri mezarlığının gezilmesinin adından Diyarbakır’a hareket edilecek. Öğle yemeğinin ardından Anadolu’nun en eski camilerinden birisi olarak kabul edilen 5. Harem-i Şerif (kutsal mabet) olarak görülen Ulu Cami, Cahit Sıtkı’nın doğduğu ev olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi gezilecek. Suriçi’nden geçerek görülecek ünlü Mardin Kapısı üzerinden, Hevsel Bahçelerine can veren Dicle’ye ulaşılacak. Dicle Nehri üzerindeki en önemli tarihi köprü olan ve 10 kemerinden dolayı 10 Gözlü Köprü olarak adlandırılan köprü ziyaretinden sonra Diyarbakır havaalanı üzerinden İstanbul’a dönülecek.