112 Acil Servis

Acil çağrılar tek numarada toplanınca gereksiz meşguliyet azaldı

BOLU (AA) – Bolu’da acil çağrı hatlarının tek numarada birleştirilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’ndeki görevliler, gereksiz aramaları süzerek önemli bir görev yapan 112 Acil Sağlık, 110 İtfaiye, 155 Polis İmdat ve 156 Jandarma hatlarının meşgul edilmesini engelliyor.

İçişleri Bakanlığının 112 Acil Çağrı Merkezi Yönetmeliği çerçevesinde tüm acil numaraların “112” çatısı altında birleştirilmesinin ardından tek numara (112) uygulamasının hayata geçirildiği pilot illerden Bolu’da 112 Acil Çağrı Merkezi kuruldu.

Çıkınlar Mahallesi’ndeki merkezde bir araya getirilen sağlık, itfaiye, polis ve jandarma birimleri, 112 hattı üzerinden kendilerine yönlendirilen çağrıları cevaplayarak halka daha sağlıklı ve verimli hizmet vermeye çalışıyor.

Bu merkezde, 155, 112, 110 ve 156 hatlarına yapılan aramalar, “çağrı karşılayıcı” tarafından karşılanarak sorun, şikayet ve vaka bilgisi alındıktan sonra ilgili birim ya da birimlere yönlendiriliyor. Bu sayede bir trafik kazası yapan bir kişi , ayrı ayrı hem sağlık hem de polis ekibini aramak zorunda kalmıyor ve vakalara müdahale süreleri kısalarak birimler arasında koordinasyon da sağlanmış oluyor.

Ayrıca merkezdeki “çağrı karşılayıcı”, 112 Acil Çağrı Hattı’na düşen çağrılara cevap verip gereksiz aramaları süzüyor ve önemli bir görev yapan 112 Acil Sağlık, 110 İtfaiye, 155 Polis İmdat ve 156 Jandarma hatlarının meşgul edilmesini engelliyor.

112 Acil Çağrı Merkezi’nin faaliyete geçtiği günden itibaren aradan geçen bir yıllık süre içinde, 112’ye yapılan aramaların yüzde 74’ü asılsız ve gereksiz olduğu belirlendi ve sağlık, polis, jandarma ve itfaiye hatlarına aktarılmadı.

Bolu Acil Çağrı Merkezi Müdürü Mustafa Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığının 112 Acil Çağrı Merkezleri Yönetmeliği gereğince kurulan merkezde Bolu Valiliği bünyesinde çalışan çağrı alıcılar ile emniyet, jandarma, itfaiye ve 112 sağlık ekiplerinin çağrı yönlendiricilerinin bulunduğunu kaydetti.

İlerleyen günlerde, 122 AFAD ile 177 Orman Yangın birimlerinin de kendi bünyelerinde faaliyet göstermeye başlayacağını ifade eden Şahin, müdürlüğün kuruluş amacının acil çağrıların tek merkezden alınıp, karşılanıp seri bir şekilde sevk ve koordinasyonu sağlamak olduğunu bildirdi.

Şahin, Bolu Acil Çağrı Merkezi’nde ilk olarak 110 İtfaiye’nin çağrılarının karşılanmaya başladığını da belirterek şöyle devam etti:

“Burada, 12 Haziran 2018 tarihinde ilk 110 İtfaiye faaliyet göstermeye başladı. Bir yıllık süre içinde 94 bin 871 çağrımız var. Bunların 70 bin 333 tanesi herhangi bir olayla ve vakayla ilişkilendirilmeyen asılsız çağrılar. Bunlar nedir? Adres sormadır, SIM kartıyla telefon denemedir, telefon numarası sorma şeklinde değişik çağrılardır. Haliyle bunda burada yüzde 74 bir asılsız çağrı oluşuyor. Çağrı alıcı arkadaşlarımız çağrıları süzdükten sonra asılsız çağrılar buradan eleniyor. Eskisi gibi emniyet, 112, itfaiye ve jandarmaya da asılsız çağrı yönlendirilmemiş oluyor.”

“Gereksiz aramalar çağrı karşılayıcıya düşüyor”

Eskiden 112, 155 ya da diğer acil çağrı numaralarını arayanların “Falan kişinin, kurumun numarası ne biliyor musunuz?” diye sorduğunu ya da acil olmayan birçok konu hakkında bilgi almak istediğini aktaran Şahin, “112 Acil Çağrı Merkezi’nde gereksiz aramalar çağrı karşılayıcıya düşüyor. Bu şekilde bu aramalar diğer birimlere gitmiyor. Böyle olunca da onlara gelen çağrıların sayısı düşüyor, onlar da kendi görevlerine konsantre olmaya başlıyorlar.” ifadesini kullandı.

Bu merkezde görev yapan her bir personelin çok önemli ve hayati iş yaptığını vurgulayan Şahin, özellikle asılsız çağrılarla ilgili yönetmelikteki hüküm gereğince 250 lira para cezası verildiğine, aynı kişinin bu gereksiz ve asılsız çağrıyı devam ettirmesi halinde ikinci defada bu para cezasının 2 katı şeklinde uygulandığına işaret etti.

Şahin, asılsız çağrılar nedeniyle yığılma olduğu zaman veya hatlar meşgul olduğu zaman belki gerçek bir mağdurun sıkıntıya sokulabileceğini kaydetti.

Muhabir: Zafer Göder

Acillerde bir gecede 51 bin hastaya hizmet

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, İstanbul’da kamu hastanelerinin bir gecede 51 bin acil hastasına, günde 260-270 bin insana dokunduğunu belirterek, “2018 senesinde 134 milyon kez insanlara dokunmuşuz. Aşısı, reçetesi, muayenesi dahil. Müthiş bir rakam. Her İstanbullu yılda 8-9 kere sağlık sisteminden yararlanmış. Bu oran 2002 senesinde sadece 2 idi.” dedi.

İstanbul’da sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin AA muhabirine bilgi veren Memişoğlu, insanların, hastalanmadan sağlıklarının korumasının önemine değindi.

Herkesin sağlığına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Memişoğlu, “Bizim toplumumuz çok özverili ama bu özverililiğinin, sağlığının kıymetini bilmemesini gerektirmemesi lazım. İnsanların sigara içmemesi lazım. Bağımlılık, kilo, spor yapmama bizim risklerimiz.” diye konuştu.

Memişoğlu, bir hastanın özellikle aile hekimine güvenmesinin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Sağdan soldan, komşudan veya internetten öğrendiği bilgiler değil, hekiminin öngörüleri doğrultusunda hareket edecek. Hasta geliyor, ‘Ben şu tahlili yaptıracağım’ diyor. Önce bir muayene edeyim seni, bir bakayım. Aynı filmden 10 tane çektiriyor. Orada kan tahlili, burada kan tahlili… Bunların hepsi esasında bizim israfımız demektir. Sistemimizde e-nabız diye bir uygulama var. Hasta e-nabızdaki bilgilerini doktoruna verince, tekrar tekrar röntgen için randevu almayacak, MR, tomografi için uğraşmayacak.

Vatandaşlarımız öncelikle aile hekimlerine gitsin. Aile hekimleri vatandaşlarımızın işini yüzde 90, o bölgede çözebilir. Aile hekimliklerinde 60 parametrede tahlil, idrar, gaita tahlili yapabiliyoruz. 3 kanserde tarama yapıyoruz. Risk grubu olan 50-60 yaşlarında mamografi çekilebiliyor, bağırsak ve rahim kanseri ile ilgili tarama yapılabiliyor. Bunlar ücretsiz gerçekleştiriliyor. Eğer şüphe varsa, hastaneden onun randevusunu alıyoruz, vatandaşımız hastanede tedavi olabiliyor.”

“Doğurganlık oranı yüzde 2,1’e düştü”

Türkiye’de doğurganlık oranının yüzde 2,1’e düştüğünü anlatan Memişoğlu, “Doğurganlık yaşındaki kadınlarımızın doğum ortalaması yüzde 2,1. Bundan 20 sene evvel yüzde 5,1’di. Bu, nüfus artmıyor demektir. Cumhurbaşkanımız ‘3 çocuk’ diyor ya bu aslında stratejik bir şeydir. Bunu desteklememiz için sezaryen oranlarını düşürmemiz lazım. Annelerimiz çocuk sahibi olduktan sonra onların bakımını, kreş ve anaokulunu devlet olarak desteklememiz lazım. Koruyucu hekimlikle birlikte aşılarının tam yapılması lazım.” ifadesini kullandı.

“Aşı ile ilgili negatif algı oluşturulmaya çalışılıyor”

Amerika ve Avrupa’da şu anda kızamık riski yaşandığını, Türkiye’de ise bu risklerden bahsedilmediğini belirten Memişoğlu, çünkü sağlıkta dönüşümle kızamığın aşı ile elimine edildiğini vurguladı.

Memişoğlu, “Fakat aşı ile ilgili negatif algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu, esasında nesle saldırı.” dedi.

Bu konuların topluma aktarılmasında medyanın çok stratejik bir fonksiyonu olduğunu ifade eden Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Sağlık alanında haber yapan her bir muhabiri, sağlıkçı olarak tanımlıyorum. Doktordan çok daha stratejik görevi var bazen muhabirin, sağlık alanında toplumun kültürünü arttırmak için. Eğer sağlıkla ilgili toplumun kültürünü arttırmazsak, korumaz kendini. Bağımlılık olur, sigara içer, kilosu olur. Kilo demek tansiyon, kemik-eklem bozukluğu, kalp yetmezliği, beyin pıhtısının artması demek. Bunu topluma kim anlatacak? Ben doktor olarak ne kadar anlatırsam anlatayım, iyi medya kuruluşlarının bunu Türkiye’ye yayması daha kolay bize göre.”

3 yılda 5 bin yataklı 16 hastane hizmete girdi

Memişoğlu, İstanbul’da son 3 yılda 5 bin yataklı 16 hastanenin hizmete alındığını söyledi.

İstanbul’da 2002 yılında 19 bin hasta yatağının bulunduğunu, bunlardan sadece kamu hastanelerinde 60 tek ve çift kişilik odanın bulunduğunu belirten Memişoğlu, “Şu anda sadece kamu hastanelerinde 20 bine yakın hasta yatağı var. Bunların yüzde 70’i yani 15 bine yakını tek ve çift kişilik. İstanbul’a son 3 senede büyük bir yatak kapasitesi eklendi ve 8 hastane yenilendi. Bu yıl da biner yataklı Göztepe, Okmeydanı, Kartal hastaneleri ile Seyrantepe ve Bahçelievler hastanelerini devreye alacağız. 2020 sonunda bir milyon metrekare alan üzerine inşa edilen 2682 yataklı Başakşehir Şehir Hastanesi faaliyete başlayacak. Bu hastaneler, sağlığın inşaat şaheserleri. İçlerini de en iyi şekilde hazırlayacağız.” diye konuştu.

İstanbul’da, aile sağlığı merkezlerini de çok önemsediklerini, ilçelerde 4300 aile hekiminin görev yaptığını aktaran Memişoğlu, “En büyük sıkıntılarımızdan biri, sağlık çalışanlarına herkesin sahip çıkmasını bekliyoruz. Tabii ki hatalı uygulamalar olabilir. Bunlar bize bildirildiğinde, soruşturma açıyoruz, inceleme yapıyoruz.” dedi.

Bir gecede 51 bin hastaya bakılıyor

İstanbul’da sağlık personelinin büyük bir özveri ile çalıştığını, kamu hastanelerinin bir gecede 51 bin acil hastasına baktığını anlatan Memişoğlu, “Kamu hastaneleri günde yaklaşık 260-270 bin insana dokunuyor. 2018 senesinde 134 milyon kez insanlara dokunmuşuz. Aşısı, reçetesi, muayenesi dahil. Müthiş bir rakam. Her İstanbullu yılda 8-9 kere sağlık sisteminden yararlanmış. Bu oran 2002 senesinde sadece 2 idi. Bu kadar sağlık hizmeti verirken bazı hatalar olabilir. Fakat insanların bunları istisna olarak kabul etmelerini ve gereğini yapmamız için bize bildirmelerini isteriz.” değerledirmesinde bulundu.

Türkiye’de 2007 yılına kadar tıp fakültelerinin 5 bin doktor mezun ettiğini, bu yıl itibarıyla bu sayının arttığını aktaran Memişoğlu, “Bir doktorun tam kapasiteye ulaşması 15 seneyi buluyor. 2007’den sonra kontenjan arttırıldı ve yılda 12 bin mezun verilmeye başlandı. Bu 12 bin mezun, 15 sene sonra devreye girecek. Onun için Türkiye genelinde sağlık çalışanı anlamında her zaman bir eksiklik var. Özellikle İstanbul’da ana branşlarda sıkıntımız yok ama bazı yan dallarda Türkiye’de olduğu gibi sıkıntılar var. Ama bunlar mezuniyetlerden sonra hallolabilecek şeyler.” dedi.

Memişoğlu, geleneksel tıp alanındaki çalışmaları incelemek amacıyla Çin’e gittiğini, burada birinci basamak sağlık hizmetlerinin Türkiye’deki kadar kapsayıcı olmadığını gözlemlediğini aktararak, “Biz, 9 aşıyı ücretsiz yapıyoruz bütün toplumumuza. Kadınlar hamilelikleri tespit edildiği andan itibaren sigortalı kabul ediliyor. Çocuk, 18 yaşına gelene kadar hiçbir prim ödemesine gerek yok. Sağlık sisteminden ücretsiz yararlanıyor. İstediği hekimi, hastaneyi seçebiliyor, her yerden ilaç alabiliyor. Dünyada bu kadar geniş kapsamlı sağlık sistemini uygulayan başka bir ülke yok. Onun için toplumun, böyle bir hizmet sunan ekibe sahip çıkmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

Herkes iftar açarken onlar hayat kurtarıyor

MARDİN (AA) – Mardin'de görevli 112 Acil Servis ekipleri, "onbir ayın sultanı" ramazanda da yaralı ve hastaların acil durumlarına müdahale ediyor, görevlerini özveriyle yerine getiriyor.

Ramazanda oruç ibadetini yerine getiren Mardin İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu çalışanları, gelen ihbarlara yetişmek ve insanların hayatını kurtarabilmek için bazen sahursuz oruç tutmak bazen de iftardan saatler sonra oruç açmak zorunda kalıyor.

İstasyona çağrı geldiği anda iftar veya sahur sofrasını bırakarak yaralı ve hastalara müdahale etmek için harekete geçen görevli ekipler, hastaları kentteki sağlık kuruluşlarına bir an önce yetiştirmek için gayret ediyor.

İstasyonda görevli paramedik Muhammed Çomaktekin, yaptığı açıklamada, 8 yıldır görev yaptığını ve her an müdahaleye hazır şekilde beklediklerini söyledi.

Vakaya ulaşım sürelerinde ülke ortalamasının üzerinde olduklarını aktaran Çomaktekin, yaptıkları işin önemini çok iyi bildiklerini belirtti.

Taşıdıkları sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini aktaran Çomaktekin, şöyle devam etti:

"Anons geldikten sonra ailemizden biriymiş düşüncesiyle en hızlı şekilde vakalarımıza ulaşmak üzere yola çıkarız. Ramazanda iftardan sonra yoğunluğumuz biraz daha artıyor. Bazen biz iftar sofrasında orucumuzu açacağımız sırada vaka çıktığı oluyor ve hemen masadan kalkıp gidiyoruz. İnsan hayatı bizim için önceliklidir. Bu yüzden vakaya hızlı bir şekilde yöneliyoruz. Biz 7 gün 24 saat hizmet vermekteyiz. Bazen iftarı kaçırdığımız, geç yaptığımız oluyor. Bunun yanında sahurları tamamıyla kaçırdığımız da oluyor ama bu meslek kutsal olduğu için bu gibi şeyler bizim için önemsiz kalıyor. Önceliğimizi insan ve insan hayatını kurtarmaktır."

– "Bu görevi seve seve yapıyoruz"

Paramedik Gülşen Oruç da 7 gün 24 saat en iyi şekilde hizmet vermeye çalıştıklarını söyledi.

İftar vaktiyle birlikte genellikle vakalarda artış yaşandığına dikkati çeken Oruç, "Bu meslek bizim için çok kutsal bir meslek, hayat kurtarıyoruz. Bütün hastaları en kısa sürede hastane yetiştirmeye çalışıyoruz. Mesleğimi çok seviyorum ve 1,5 yıldır bu görevi yapıyorum. Bazen ambulans başında, bazen ambulansla seyir halindeyken, bazen de bir hastanın evindeyken iftarımızı açıyoruz." ifadelerini kullandı.

Vatandaşların 112'yi gereksiz yere meşgul etmemesi gerektiğine vurgu yapan Oruç, sürücülerin de trafikte siren sesini duyduktan sonra ambulansa yol vermeleri noktasında duyarlı olmasını istedi.

Ambulans şoförü Mehmet Turhan da bazen görev başından sahur ve iftar yaptıklarını belirterek, "İnsan hayatını kurtarmak her şeye bedeldir. Görevimiz çok kutsal bir meslek. Bu görevi seve seve yapıyoruz." dedi.

Bingöl'de ekipler Suriyeli bebek için seferber oldu

BİNGÖL (AA) – Bingöl'ün Genç ilçesinde yolu kar dolayısıyla kapanan mezrada rahatsızlanan Suriyeli 14 aylık Usame Matar, UMKE ve 112 Acil Servis ekiplerinin çalışmaları sonucu hastaneye yetiştirildi.

Yeniyazı köyüne bağlı Fırat mezrasında oturan Suriyeli aile, 14 aylık oğulları Usame Matar'ın rahatsızlanması üzerine telefonla İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Komuta Kontrol Merkezinden yardım talep etti.

Bunun üzerine bölgeye sevk edilen UMKE ve 112 Acil Servis ekipleri, paletli ambulansla 3 saat süren bir çalışmanın ardından Fırat mezrasına ulaştı. Ekipler, Usame bebeği Genç Devlet Hastanesine götürdü.