AGIT

Aliyev'den AGİT Minsk Grubu ve Ermenistan'a ücretsiz silah gönderen devletlere tepki – BAKÜ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in açıklamaları – “28 yıl önce Minsk Grubu kuruldu. 28 yıldır bizi kandırıyorlar. 28 yıldır bize vaatler veriyorlar, bekleyin diyorlar, Ermenistan'a baskı yapacağız diyorlar. Hepsi yalandı”
– “6 adet S-300 füze sistemini imha ettik. Bunların fiyatı belli. Nereden geliyor bu silahlar? Tor, osa uçaksavar sistemlerini, uçaklarını imha ettik. Toçka-U, scud füzeleri nereden geliyor? Ücretsiz verildi ve veriliyor. Buna sessiz kalamayız. Herkes bunu bilsin”
BAKÜ (AA) – Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecini yürüten AGİT Minsk Grubu'nu “Azerbaycan'ı kandırmakla” suçladı, bazı devletlerin Ermenistan'a silah göndermesine sessiz kalmayacaklarını söyledi.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı Komuta Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Aliyev'in başkanlığında, cephe hattında yer alan birliklerin komutanlarının da katılımıyla toplantı düzenlendi.

Aliyev, toplantıda yaptığı konuşmada, işgalden kurtarılan yerleşim birimlerinin harabe durumda olduğunu, tüm ev ve binaların, tarihi ve dini yapıların düşman tarafından tahrip edildiğini kaydetti.

“İşgal altındaki topraklar ve harabeler, Ermeni vandalizminin yaşayan tanıklarıdır” diyen Aliyev, bu suçların müsebbibi olarak Ermenistan devletinin sorumlu tutulacağını vurguladı.

Aliyev, Ermenistan'ın işgal altında tuttuğu topraklardan kendi isteğiyle ayrılmayı düşünmediğini bu günlerde bir kez daha gördüklerini belirterek, “Ermenistan'ın bu 30 yıl boyunca sadece zaman kazanmak ve statükoyu sürdürmek istediğini bir kez daha gördük. Ne yazık ki uluslararası arabulucular, işgalci devlete gerekli baskıyı yapamadılar veya yapmak istemediler. Aksi takdirde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 4 kararı kağıt üzerinde kalmazdı.” dedi.

Ermenistan'ın Gence'ye iki kez balistik füzelerle saldırdığını, sivillerin yaşamını yitirdiğini, Terter, Ağdam ve cephe hattına yakın diğer yerleşim birimlerine binlerce mermi atıldığını hatırlatan Aliyev, şunları kaydetti:

“Ancak uluslararası toplum sessizliğini koruyor, arabulucular da sessiz kalıyor. Şimdi tek istedikleri Ermenistan'ı bu durumdan kurtarmak. Bunun ise tek yolu var. Ermenistan, topraklarımızdan gönüllü olarak çekilmeli, defolup gitmelidir. Uluslararası hukuk bunu gerektiriyor. Fakat onlara baskı yapılmıyor, aksine bize baskı yapma girişimleri var. Tabii ki kimse bizim irademizi etkileyemez. Askerlerimiz ve vatandaşlarımız bilsin ki hem cephede hem de siyasi arenada çok ciddi bir mücadele yürütülüyor. Savaş alanında kan döküyoruz, kahramanların canı pahasına topraklarımızı işgalcilerden kurtarıyoruz, aynı zamanda siyasi arenada da direniyoruz, tutumumuzu cesaretle savunuyoruz.”

Aliyev, Ermenistan'ın isteği, büyük devletlerin de önerisiyle iki kez ateşkes ilan edildiğini ve bu ateşkeslerin Ermenistan tarafından ihlal edildiğini hatırlatarak, “İlk ateşkesin üzerinden 24 saat geçmemiş Gence'yi bombaladılar. Bu durumda elbette Azerbaycan onlara gereken yanıtı verdi ve verecektir. Azerbaycan düşmanı bundan sonra da kovacaktır, sonuna kadar kovacaktır.” ifadesini kullandı.

– “Azerbaycan halkının sabrı tükendi”

Operasyonların durması için şartlarını da belirten Aliyev, şu değerlendirmelere yer verdi:

“Ermenistan'ı himaye eden ülkeler, topraklarımızın 30 yıldır işgal altında kalması için onlara olanak sağlayan devletler ateşkes istiyorsa Ermenistan'a baskı yapsınlar. Ermenistan Başbakanı, Ermenistan'ın işgal altındaki topraklardan çekileceğini ilan etmelidir. Böyle bir açıklama duymadık. Aksine, halkların kendi mukadderatını tayinden bahsediyor. O aslında müzakere sürecini yok etti. Kayıtsız şartsız ateşkes olmaz. 30 yıl daha bizi kandıracaklar, heyetler 30 yıl daha buraya gelecek, görüşmeler yapılacak. Gına geldi artık, Azerbaycan halkının sabrı tükendi. 28 yıl önce Minsk Grubu kuruldu, 28 yıldır bizi kandırıyorlar, 28 yıldır bize vaatler veriyorlar, 'Bekleyin.' diyorlar, 'Ermenistan'a baskı yapacağız.' diyorlar. Hepsi yalandı”

Aliyev, Ermenistan'a her gün modern silahlar gönderildiğini, bu silahların ne zaman, nereden geldiği konusunda tüm bilgilere sahip olduklarını söyledi.

Silahların çoğunun Ermenistan'a bedava gönderildiğini dile getiren Aliyev, “6 adet S-300 füze sistemini imha ettik. Bunların fiyatı belli. Nereden geliyor bu silahlar? Tor, osa uçaksavar sistemlerini, uçaklarını imha ettik. Toçka-U, scud füzeleri nereden geliyor? Ücretsiz verildi ve veriliyor. Buna sessiz kalamayız. Herkes bunu bilsin. Tek başına savaşıyoruz, tek başına” dedi.

Aliyev, 1990'lı yıllarda toprakların birkaç yıl içerisinde kaybedildiğini hatırlatarak konuşmasını şöyle tamamladı:

“Şimdi ise henüz bir ay olmadı artık Fuzuli, Hadrut, Cebrail, Zengilan, Kelbecer ve Gubadlı illerinin bir kısmı işgalden kurtarıldı. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü yeniden sağlayacağına eminim. Kendi toprağımızda savaşıyoruz. Adalet bizim tarafımızda, uluslararası hukuk bizim tarafımızda, tarihi adalet bizim tarafımızda. Toprak bütünlüğümüzü yeniden temin etmeli, işgalcileri topraklarımızdan kovmalı ve ülkemizin egemenliğini sağlamalıyız. Bunu başaracağımıza eminim.”

Karabağlılar, AGİT Minsk Grubu eş başkanlığında Fransa'yı istemiyor – BAKÜ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Dağlık Karabağ Azerbaycan Topluluğu Başkanı Genceliyev'in açıklaması – Dağlık Karabağ Azerbaycan Topluluğu Başkanı Genceliyev:
– “AGİT Minsk Grubu eş başkanlarının durumu yeniden gözden geçirilmelidir. Bölgeyle hiçbir bağlantısı bulunmayan Fransa, zamanında Azerbaycan'ın zayıf durumda olmasından faydalanarak eş başkanlıkta yer almıştı. Biz Fransa'nın eş başkanlıktan ayrılmasını talep ediyoruz”
BAKÜ (AA) – Dağlık Karabağ Azerbaycan Topluluğu Başkanı Milletvekili Tural Genceliyev, Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecini yürüten AGİT Minsk Grubu eş başkanlarından biri olan Fransa'yı bu kurumda görmek istemediklerini belirterek, “Minsk Grubu eş başkanlarından biri olarak Türkiye'yi görmek istiyoruz. Çünkü Türkiye istikrar ve refah getiren bir ülkedir. Fransa ise sorunun daha da gergin hale gelmesine neden oluyor.” dedi.

Ermenistan'ın işgali sonucu ata yurtlarını terk etmek zorunda kalan Azerbaycanlıların oluşturduğu Dağlık Karabağ Azerbaycan Topluluğunun Başkanı Genceliyev, Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecini, Azerbaycan ordusunun topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonu ve beklentilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Genceliyev, Azerbaycan ordusunun başarılı bir operasyon yürüterek topraklarını işgalcilerden ve terörist güçlerden temizlediğini, yüz binlerle Karabağlılar olarak devlet ve orduyla tek yumruk gibi birleştiklerini vurguladı.

“Tek isteğimiz topraklarımıza geri dönmek” diyen Genceliyev, yaklaşık 30 yıldır ata yurtlarına gidemediklerini, ecdadlarının mezarlarını ziyaret edemediklerini kaydetti.

Karabağlıların sabırsızlıkla vatanlarına geri dönmeyi beklediğini belirten Genceliyev, kendisinin de bir an önce doğduğu Şuşa kentine dönmeyi arzuladığını ifade etti.

– “Karabağ'daki Ermeni vatandaşlarımızın güvenliği ve refahı tam olarak temin edilecektir”

Genceliyev, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün tüm dünya ve uluslararası kurumlar tarafından tanınmasına dikkati çekerek, “Azerbaycan devleti ve anayasası, ülkedeki tüm etnik grupların haklarını koruyor. İşgal sona erdiğinde Karabağ'daki Ermeni vatandaşlarımızın da güvenliği ve refahı tam olarak temin edilecektir. Onlarla barış içerisinde yaşamamız için hiçbir sorun olmayacak. Karabağ'daki Ermeni vatandaşlarımıza sesleniyorum. Onlar için tek çözüm yolu Azerbaycan yasalarını tanımaktır. Yaşam şartlarının iyileşmesini istiyorlarsa bizim çağrımıza yanıt vermeliler. Biz Azerbaycanlılar geri dönmek ve onlarla birlikte yaşamak istiyoruz. Bundan güzel bir yol olamaz. Herhangi yasa dışı rejimin, yasa dışı unsurların esareti altında yaşamak iyi bir durum değildir. Bu durumun geleceği yoktur.” ifadelerini kullandı.

– “Biz yıkmıyoruz, tam aksine kurmaya geliyoruz”

Dağlık Karabağ'daki sözde Ermeni yönetiminin Şuşa'daki kiliseyi patlatarak bunu Azerbaycan yapmış gibi göstermeye çalıştıklarını kaydeden Genceliyev, “Bu tamamen yalan. Biz Azerbaycan'daki tüm dini ve kültürel anıtları kendi mirasımız olarak görüyoruz. Biz kendi mirasımızı nasıl patlatabiliriz? Biz yıkmıyoruz, tam aksine kurmaya geliyoruz. Oraya refah ve mutluluk getiriyoruz.” dedi.

Genceliyev, işgal sona erdikten hemen sonra o bölgelerdeki tüm altyapının Azerbaycan devleti tarafından yeniden kurulacağını, bölgeye barış, huzur ve refahın geleceğini vurguladı.

Karabağlıların topraklarına dönmek için kararlı olduğunu, bazı ülkelerden gelen içi boş açıklamaların kendilerini durduramayacağını vurgulayan Genceliyev, şunları söyledi:

“Fransa Azerbaycan'a karşı iftiralar yağdırıyor. Bizim haklarımızı tanımıyorlar. Ben Emmanuel Macron'a sesleniyorum. Ben doğduğum topraklara dönmek istiyorum. Evimi, atalarımın mezarını onarmak istiyorum. Neden Macron benim bu isteğime engel olmaya çalışıyor? Aynı şeyi kendisi yaşasaydı bunu nasıl karşılardı? İşte Fransa'nın ikiyüzlü siyaseti budur. AGİT Minsk Grubu eş başkanlarının durumu yeniden gözden geçirilmelidir. Bölgeyle hiçbir bağlantısı bulunmayan Fransa, zamanında Azerbaycan'ın zayıf durumda olmasından faydalanarak eş başkanlıkta yer almıştı. Biz Fransa'nın eş başkanlıktan ayrılmasını talep ediyoruz. Ermenistan ve Azerbaycan'la sınırı bulunan, bölgenin güvenliği açısından büyük potansiyel ve olanaklara sahip bir ülke olan Türkiye var. Türkiye'nin bölgede güçlenmesi bölgeye istikrarın gelmesi, sorunun kısa zamanda barış yoluyla çözülmesi demektir. Minsk Grubu eş başkanlarından biri olarak Türkiye'yi görmek istiyoruz. Çünkü Türkiye istikrar ve refah getiren bir ülkedir. Fransa ise sorunun daha da gergin hale gelmesine neden oluyor.”

AGİT ve IPI'dan ABD'deki gösterilerde gazetecilere yönelik şiddete tepki

VİYANA (AA) – Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), ABD’de siyahi George Floyd’un ölümüne neden olan polis şiddetini protesto gösterilerinde emniyet güçlerinin gazetecilere yönelik şiddet ve gözaltı uygulamalarına tepki gösterdi.

AGİT ve IPI’dan yapılan yazılı açıklamalarda, ABD’nin Minneapolis kentinde Floyd’un ölümünün ardından polis şiddetine yönelik ülke geneline yayılan protestolarda, polisin gazetecilere tutumu eleştirildi.

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Harlem Desir, ABD’de süren gösteri ve olaylarda gazetecilere yönelik artan şiddetin kaygı verici olduğunu ifade etti.

– AGİT'ten gazetecilerin güvenliğinin sağlanması çağrısı

Desir, gazetecilerin maruz kaldığı şiddet olaylarında özellikle polisin göz yaşartıcı bomba, plastik mermi kullanması ve gözaltına alma sahnelerinin öne çıktığını belirterek, "Yetkilileri, protestolar sırasında gazetecilere yönelik baskının azaltılması ve görevlerini güvenli bir şekilde yapabilmelerinin sağlanması çağrısında bulunuyorum." ifadesini kullandı.

Basın özgürlüğünün her zaman korunması gerektiğini vurgulayan Desir, "Gazeteciler şiddet, tutuklama veya baskı ile karşılaşmadan haber vermekte özgür olmalılar." değerlendirmesinde bulundu.

– ''Gazetecilere yönelik şiddet ve gözaltı rahatsız edici"

IPI Genel Müdür Yardımcısı Scott Griffen de Floyd protestoları ve bu kapsamda ABD’de devam eden gerginliğin gazetecilerce haberleştirilmesine karşı polisin tutumuna tepki göstererek, "Polisin gazetecilere uyguladığı şiddet ve gözaltılar rahatsız edici, basın özgürlüğü ve kamuoyunun özgürce bilgilendirilmesi açısından da bu yaklaşım çok endişe verici. Gazetecilerin kendilerini açıkça tanıtmalarına rağmen, polisin hedef aldığı gazetecilerin sayısının giderek artması, ürpertici." ifadesini kullandı.

ABD’de protesto ve olayların haberleştirilmesi ve kayıt altına alınması açısından gazetecilerin ortaya koyduğu çalışmanın çok değerli olduğunu vurgulayan Griffen, "Gazeteciler, görevlerini polis ya da göstericilerin şiddetine maruz kalmadan ve tutuklanma kaygısı olmadan yapabilmelidir. Polise gazetecileri hedef almamasını ve işlerini yapmalarına izin vermesi çağrısında bulunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, son bir haftada gözaltına alınan ya da şiddete maruz kalan gazetecilerin yaşadıklarından da örnekler aktarıldı.

ABD'de gösterileri takip eden Anadolu Ajansı muhabirleri de polis şiddetine maruz kalmıştı.

Emniyet personeline “nefret suçu” eğitimi

ANKARA (AA) – Polis Akademisi ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına (AGİT) bağlı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) arasında 2016'da imzalanan mutabakat kapsamında "Yasa Uygulayıcıları İçin Nefret Suçlarına Karşı Eğiticilerin Eğitimi" programı başlatıldı.

Polis Akademisinin açıklamasına göre, şu ana kadar 349 personele verilen eğitimde öncelikli olarak toplumdaki hassasiyetler ve çeşitli gruplar arasındaki ön yargılar konusunda bilgilendirme yapıldı.

Nefret söylemi ve nefret suçları noktasında polisin daha dikkatli olarak önleyici faaliyetleri kapsamında davranış göstermesinin gerekliliğinin vurgulandığı eğitimlerde, özellikle dezavantajlı gruplara yönelik hassasiyetlerin altı çizildi.

Eğitim sırasında aynı zamanda birey olarak da polislerin toplumun bazı kesimlerine yönelik sahip oldukları muhtemel bireysel ön yargı ve klişeleri yıkmak için de çeşitli faaliyetler uygulandı.

Özellikle kadınlara yönelik ayrımcılık başta olmak üzere çeşitli ırk, dil, din, mezhep ile etnisiteye dayalı toplumdaki inanç ve yaşam tarzlarını tehdit edebilecek her türlü ayrımcılık, nefretle işlenen suçlarla mücadele konusunda kapsamlı eğitimler, interaktif yöntemlerle verildi.

Polislerin hangi durumlarda nefret söylemi ile nefret suçunun işlenebileceğine hazırlıklı olması, söz konusu suçlar oluşmadan alınabilecek önlemler, nefret suçlarını soruşturmada kanıtların toplanması ve soruşturmanın özellikleri gibi teknik konularda da uzman eğiticiler tarafından bilgilendirme yapıldı.

Son yıllarda Türkiye'de polis birimlerine yansımış nefret suçları vakaları da örnek olay çalışması olarak incelendi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak, bu eğitimin polislerin nefret suçları konusunda bilgilendirilmesi ve farkındalık yaratılması amacıyla gerçekleştirildiğini, 2023 yılı sonuna kadar teşkilatın tamamının bu konuda eğitilmesinin amaçlandığını belirtti.

Eğiticilerin daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü personeline seminer vereceğini aktaran Çolak, teşkilatta nefret suçları konusunda farkındalığın artırılmasını hedeflediklerini kaydetti.