Sezer ve Tuna oyunu kullandı

ANKARA (AA) – 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna oylarını Gölbaşı ilçesinde kullandı.

Sezer, eşi Semra Sezer ile oy kullanmak için Şahin Sevin İlkokuluna geldi. Okuldaki 1171 numaralı sandıkta oyunu kullanan Sezer ve eşi vatandaşlarla da fotoğraf çektirdi.

Sezer çifti, sandık görevlilerine başarılar dileyerek okuldan ayrıldı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna ile eşi Peykan Tuna da oylarını aynı okuldaki aynı sandıkta kullandı.

Tuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçimin hayırlara vesile olmasını dileyerek, "Vatandaşımızın teveccühü yüksek görünüyor, katılım da yüksek olacak inşallah. Vatandaşlarımızın kararına herkesin saygı göstermesi lazım. Ben inanıyorum ki vatandaşlarımızın feraseti en doğruyu, en güzeli gösterecektir. Hayırlı uğurlu olsun." dedi.

Siyasetçilerin terzisi eski günlerini arıyor

ANKARA (AA) – Muhammed Nuri Erdoğan – Birçok eski siyasetçinin terziliğini yapan 65 yaşındaki Üzeyir Tokat, tutkuyla bağlı olduğu mesleğini ve terzilerin yaşadığı sıkıntıları, AA muhabirine değerlendirdi.

Tokat, 1965’te Kızılay Büyükhan’da ustasının yanında işe başladığını ve askere gidene kadar çırak olarak çalıştığını söyledi. Askerden döndükten sonra 1978’de kendi dükkanını açtığını ve o tarihten bugüne mesleğini devam ettirmeye çalıştığını aktaran Tokat, “İlk dükkanım Büyükhan’daydı. Oradan Akay Caddesi’ne geldim. Cemal Nadir’de bir modaevi açtım. Bazı sağlık sorunları nedeniyle onu kapattım, Bestekar Sokak’a geldim.” dedi.

İşini titizlikle yapmasından dolayı dönemin siyasetçilerinin kendisini tercih ettiğini aktaran Tokat, “Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, İrfan Gündüz, Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu, Mehmet Sevigen, Yılmaz Ateş ve Ahmet Necdet Sezer gibi birçok siyasetçinin takım elbise ve fraklarını diktim. Eski siyasetçi ve iş adamları halen gelip elbiselerini diktirmeye devam ediyor. Yine onların işlerini yapıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Kelaynak kuşları gibi nesli tükeniyor”

Siyasetçilerin artık terzileri tercih etmediğini anlatan Tokat, mesleğin unutulmaya yüz tutmasından ve nitelikli personel yetişmemesinden yakındı.

Tokat, “Meslek şu anda iflas etmiş vaziyette. Aslında terzilik tam para kazanılacak, iyi bir meslek ama eleman yok. Eleman yokluğundan dolayı da terzilik bitme noktasına geldi. Bence üniversitelerde terzi yetiştirilmesi lazım. Çırak olmadan bu işi kimse yürütmez artık. Kelaynak kuşları gibi terzilerin nesli tükeniyor. Bize sahip çıkarlarsa, bu mesleğe sahip çıkarlarsa yine bu meslekten ekmek yenilir.”

“Dikilen ve hazır giysiler arasında büyük fark var”

Genellikle takım elbise, smokin ve frak diktiğini anlatan Tokat, dikilmiş takım elbise ile hazır takım elbise arasında çok büyük fark olduğunu söyledi. Tokat, şunları kaydetti:

“Konfeksiyon yapışkan usulünde çalışıyor, biz elde kıl tela ile çalışıyoruz. Bu yüzden bizimki daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü oluyor. Ayrıca insanların beğendiği renk, desen ve tarzlarına göre giyme şansı terzide daha yüksek. Konfeksiyonda istediğini bulamazsın. Hazır elbisede beden tutmaz, ya kolu uzun gelir ya da kol boyu ve mutlaka tadilat yapılması gerekir.”

Ahmet Necdet Sezer Kimdir?

Ahmet Necdet Sezer 13 Eylül 1941 tarihinde Afyon’da doğdu. 1958 yılında Afyon Lisesinden, 1962’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Aynı yıl Ankara Hakim adayı olarak göreve başladı. Askerliğini Kara Harp Okulunda Yedek Subay olarak yaptı.
Sırasıyla; Dicle Yerköy Hâkimlikleri ve Yargıtay Tetkik Hâkimliği görevlerinde bulundu. Medeni Hukuk alanında 1977-1978’de Ankara Hukuk Fakültesinde yüksek lisans (master) öğrenimini yaptı. 07.03.1983 tarihinde Yargıtay üyeliğine seçildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyesi iken Yargıtay Genel Kurulu’nca belirlenen üç aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından 27.09.1988 tarihinde Anayasa Mahkemesi asıl üyeliğine atandı. 6 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi Başkanı seçildi.

5 Mayıs 2000 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 10. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 16 Mayıs 2000 tarihinde görevine başladı.

28 Ağustos 2007 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Abdullah Gül’e görevini devretti.

https://www.youtube.com/watch?v=JOwGHl22kuM

1964 yılında Semra Hanım’la evlenen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer üç çocuk babasıdır.

 

MGK’deki tarihi krizin üzerinden 17 yıl geçti

ANKARA – BARIŞ GÜNDOĞAN

19 Şubat 2001‘deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, merhum Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatmasıyla yaşanan tarihi krizin üzerinden 17 yıl geçti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 19 Şubat 2001 Pazartesi, tarihte, faturası en ağır ekonomik krizlerden birini tetikleyen siyasi kavganın yaşandığı gün olarak yer aldı.

MGK toplantısı öncesinde 09.30’da Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile Cumhurbaşkanı’nın odasına geçti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ecevit ve Yılmaz ile sadece tokalaşmakla yetindi. Aralarında tek bir kelime konuşulmadı.

Toplantı saati geldiğinde Sezer, MGK salonuna doğru yöneldi. Ecevit ve Yılmaz da kendisini takip etti. Bu kısa yürüyüş sırasında Ecevit’in Sezer’e, “Yönetsel yetkilerimi kullanmayı engelliyorsunuz. Bankacılık Denetleme Kurulundan elinizi çekin” dediği duyuldu. Ancak Sezer, herhangi bir tepki vermedi.

MGK başladığında, Sezer herkese “Hoş geldiniz” dedikten sonra, “Gündeme geçmeden önce söylemek istediklerim var” diyerek, önünde bulunan bir dosyayı açtı.

Başbakan Ecevit’e dönerek, “Sayın Ecevit, bankalarla ilgili olarak benim Devlet Denetleme Kurulunu devreye sokmama tepki gösteriyorsunuz. Siz, basına ‘Denetimin denetimi mi olur?’ diyorsunuz. Burada yapılan nedir? Hükümet olarak kamuoyu önünde beni küçük duruma düşürüyorsunuz. Beni yıpratmak için uğraşıyorsunuz…” şeklinde sözler sarf etti.

Cumhurbaşkanı Sezer, Ecevit’i, Beyaz Enerji operasyonunu yürüten Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Talat Şalk hakkında soruşturma açtırdığı için de eleştirdi.

Ecevit, bu noktada Sezer’in sözünü keserek, “Konuşmanız bitti mi?” diye sordu. Sezer, “Hayır bitmedi” diyerek ses tonunu yükseltip devam etti ve “Bu yoksul halkın bankalarda 12 milyar doları gitti. Bugün hala kamu bankalarında yolsuzluklar oluyor. DDK devreye girdi diye niye rahatsız oluyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

Sezer, sözünün hemen ardından önünde duran anayasa kitapçığını havaya kaldırıp “Denetimin denetimi mi olur diyorsunuz. Anayasa’nın 108’inci maddesi ortada. Bal gibi olur. Anayasayı bilmiyorsunuz, bu sözleri söylüyorsunuz.” dedi.

Bu arada Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan araya girdi ve “O Anayasayı bir de biz görelim, anlayalım.” karşılığını verdi.

“Alın okuyun o zaman”

Sezer, Özkan’ın bu sözüne sinirlendi ve elinde tuttuğu anayasa kitapçığını, Ecevit ve Özkan’ın bulunduğu yöne doğru fırlatarak, “Alın okuyun o zaman” diye bağırdı. Anayasa kitapçığı Ecevit ve Özkan’ın arasına düştü.

Bu tavır üzerine Ecevit, sinirli bir havada masadan kalktı. Hemen ardından Mesut Yılmaz da kendisini takip etti. Başbakan kapıyı çarpıp salonu terk ederken, salondaki gerilim arttı. Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, hemen devreye girip, Ecevit’in önüne fırlattığı anayasa kitapçığını aldı ve Sezer’in bulunduğu yöne doğru aynı şekilde fırlattı.

Özkan, sert bir tonda “Asıl anayasadan anlamayan sizsiniz…” deyip salondan çıkarken duyulan “nankör kedi” sözü ise siyaset tarihine geçti.

Yaşananlar Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, kuvvet komutanları ve bürokratların gözleri önünde gerçekleşmişti.

Bu sırada Sezer, ellerini iki yana açıp “Ben ne dedim ki, sadece olanları ve olması gerekenleri anlattım” dedi.

Piyasalar alt üst oldu, kriz patlak verdi

Ecevit toplantıyı terk etmesinden kısa bir süre sonra kameraların karşısına geçti ve MGK toplantısında Sezer’in kendisine anayasa kitapçığını fırlattığını söyledi. Ecevit, tüm Türkiye’nin izlediği açıklamasında, Sezer’in “terbiye dışı bir üslupla” kendisine ağır ithamlarda bulunduğunu belirterek, “Ya kendisine aynı üslup içinde yanıtta bulunacaktım veya toplantıyı terk etmek zorunda kalacaktım” ifadesini kullandı.

Bu olayın Ecevit’in ağzından duyulmasından saatler sonra Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Borsa düştü, repo faizleri tarihin en yüksek seviyelerine fırladı. Döviz ve faizler tırmanışa geçti. Kriz istihdamda da derin ve bedeli ağır bir tablo yarattı.

MGK’deki tartışmadan iki ay sonra Nisan 2001’de, esnaf Ahmet Çakmak’ın, Başbakanlık binası çıkışı sırasında Bülent Ecevit’in önüne “Sayın başbakanım al, ben bir esnafım” diye bağırarak yazar kasa fırlatması, koalisyon hükümetlerinin neden olduğu ekonomik kriz ve istikrarsızlığın sembolleştiği anlardan biri haline geldi.

Krizin devam etmesi üzerine Türkiye, 2002 Kasım’ında erken seçime gitti ve AK Parti tek başına iktidarı yakaladı. AK Parti’nin 363, CHP’nin 178 koltuk kazandığı seçimlerde önceki hükümetten hiçbir parti ise Meclis’e girecek oy oranını bulamadı.