Aile Hekimi

Kovid-19'u yenmeyi başaran aile hekimi Tulan: O hastaların feryat ve figanı insanın canını yakıyor

DİYARBAKIR (AA) – Diyarbakır’da aile hekimi olarak görev yapan, kızı ve eşiyle yakalandığı yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) gördükleri tedaviyle yenen 63 yaşındaki Osman Tulan, tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

Sur ilçesi Dabanoğlu Aile Sağlık Merkezinde görev yapan doktor Osman Tulan, AA muhabirine, yaklaşık 3 hafta önce ağız kuruluğu şikayetiyle hastaneye gittiğini ve yapılan PCR testinin ilk başta negatif, ikincisinde ise pozitif çıktığını söyledi.

Tulan, testinin pozitif çıkmasının ardından Dicle Üniversitesi bünyesinde pandemi hastanesine dönüştürülen Kalp Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesine yatırıldığını belirtti.

Hastalığa ilk başta kendisinin, ardından eşi ve kızının yakalandığını anlatan Tulan, eşi ve kızının evde 5 günlük tedavi sayesinde sağlığına kavuştuğunu ancak sürecin kendisi için kolay geçmediğini aktardı.

Tulan “Sabahları uyandığımda ağzım kurumuş ve birbirine yapışmış haldeydi. Bir iki bardak su içmeme rağmen ağzımdaki kuruluk devam ediyordu. Bunun dışında başka bir şikayetim olmamıştı.” dedi.

“Ailem devamlı aklımdaydı”

Yoğun bakımda iki haftadan fazla tedavi gördüğünü belirten Tulan, bu hastalığı yeneceğine inandığı için ölüm korkusu yaşamadığını kaydetti.

Yoğun bakımdayken hep ailesini düşündüğünü dile getiren Tulan, “Yoğun bakıma alındığım günden servise alınmama kadar ölüm aklımın ucuna gelmedi.” ifadesini kullandı.

“Yine işimin başına dönmeyi düşünüyorum”

Konuşmakta zorlanan Tulan, “Hastalıkla ilgili en küçük bir semptom bile bu hastalığın belirtisi olabilir. İnşallah eski sağlığıma kavuşursam yine işimin başına dönmeyi düşünüyorum.” diye konuştu.

Herkesten temizlik, maske ve sosyal mesafe kuralına uymasını isteyen Tulan, insanların özellikle toplu yerlerde daha hassas olması gerektiğini kaydetti.

Doktorların yoğun bakımdaki hastalarla birebir ilgilendiklerini belirten Tulan, insanların kendilerine yardımcı olmasını ve işlerini kolaylaştırmasını istediklerini aktardı.

Virüsü hastalarını muayene esnasında kaptığını tahmin ettiğini dile getiren Tulan, bu yüzden hijyen ve sosyal izolasyon konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

“Lütfen herkes bu hastalığı ciddiye alsın”

Vatandaşları tedbirli olmaya çağıran Osman Tulan, şöyle konuştu:

“Lütfen herkes bu hastalığı ciddiye alsın. Yoğun bakımdan çıkmadan önce yanımdan 3 cenaze çıktı. O insanların feryat ve figanı insanın canını yakıyor. Bunun yaşanmasını istemeyenler maske, mesafe ve hijyene dikkat etsin. İnsanlar şikayetlerini ciddiye alsınlar. Önlem çok önemli bir faktördür. Maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına mutlaka uysunlar ve maskesiz insan kabul etmesinler.”

Muhabir: Mehmet Sıddık Kaya

Kızlarının kök hücre tedavisiyle sağlığına kavuşacağı günü bekliyorlar

DÜZCE (AA) – Düzce’de yatağa bağımlı 30 yaşındaki Gülcan Fidan’ın ailesi, kızlarının kök hücre tedavisiyle sağlığına kavuşacağı günleri bekliyor.

Karadere Hasanağa köyünde yaşayan Mücahit ve Nagehan Fidan’ın kızları Gülcan, yaklaşık 7 yıl önce böbrek taşı şikayetiyle hastaneye başvurdu.

Kentteki özel bir hastanede “vakum” tekniğiyle taşın alınmasının ardından fenalaşan Gülcan Fidan’a, böbrek yetmezliği teşhisi konuldu.

Diyaliz tedavisi görmeye başlayan ve bu sırada enfeksiyon nedeniyle kalbinin durması sonucu tüm hayati fonksiyonlarını kaybeden Fidan, 5 ay yoğun bakım ünitesinde kaldı.

Beyninde oluşan “pıhtı atması” nedeniyle yatağa bağımlı kalan ve sadece gözlerini hareket ettirebilen Fidan’a, anne ve babası, aradan geçen 7 yılda adeta bebek gibi baktı.

Aile, kızlarının kök hücre tedavisiyle ayağa kalkabileceği umuduyla Sağlık Bakanlığına başvuruda bulundu.

“Kızımızın kalkıp gezeceğini umut ediyoruz”

Mücahit Fidan, AA muhabirine, kızları için mücadele ettiklerini belirterek, “Aşağı yukarı 2 sene oldu, biz de kök hücre için müracaat ettik. Maddi bir isteğim yok. Kızımızı tedavi ettirmek istiyoruz.” diye konuştu.

Kızlarının şu anda cihazlardan bağımsız yaşayabildiğini ve durumunun günden güne iyiye gittiğini anlatan Fidan, şunları kaydetti:

“Kök hücre tedavisi için kızımızın önünün açılmasını istiyoruz. Onay almak istiyoruz. Kızımız kök hücreye uygun fakat onay kısıtlı. Devlet büyüklerimiz inşallah onay verir. Kızımızın kalkıp gezeceğini umut ediyoruz. Gecemiz gündüzümüz kızımız oldu. Annesinin gecesi gündüzü yok. Yıllardır mücadele ediyor. Kendini buna bağışlayacak. Kızımızın durumu şu an çok iyi. Kök hücre tedavisiyle kalkacağına inanıyoruz. Bizim parayla pulla işimiz yok. Çadırda yatalım yeter ki bu kız ayaklansın. Sağlık çok önemli. 23 yaşında su gibi gezen çocuğun durumunu görüyorsunuz. İnşallah birileri bu işe sebep olur da hayır duamızı da alır.”

“Devletimiz çok destek oldu, Allah razı olsun”

Anne Nagehan Fidan ise 7 yıldır kızıyla ilgilendiğini vurgulayarak, “Kızımızın tedavileri devam ediyor. Fizyoterapistlerimiz geliyor. Bundan önce 4,5 yıl getirdik, daha sonra devletimiz çok destek oldu. Allah razı olsun. Toplum Sağlığı ekipleri, aile hekimimiz geliyor. Gülcan’ın sağlığında hiçbir şey yok. Böbrek sorunu yok. Tahlilleri, her şeyi çok güzel gidiyor.” ifadelerini kullandı.

Doktorların “kök hücreyle büyük bir yol katedileceğini” söylemesi üzerine Bakanlığa başvurduklarını anlatan Fidan, şöyle konuştu:

“Doktorların tavsiyesiyle kök hücre için müracaatımız var. İyi olacağını söylediler. Kök hücre tedavisi sonucu kalkacak, konuşacak. Büyüklerimizden beklentimiz kök hücre onayı. Tek umudumuz bu. Şu ana kadar elimizden gelen her şeyi yaptık. Her şey çok güzel gidiyor. Kızımın bu haliyle de mutluyum ama kalksa, konuşsa daha da mutlu olacağım. Rabb’ime binlerce şükürler olsun.”

Fidan, “Kızım konuşsun ‘anne’ desin bana. Tek hayalim bu. Ayakta dursun. Kendi ihtiyaçlarını karşılasın. Kimseye muhtaç olmasın. Tek arzum bu.” dedi.

Aile hekimlerinden 'randevu' uyarısı

İSTANBUL(AA) – Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin son üç ayı aşkın bir süredir yeni tip korona virüsün neden olduğu Kovid-19 hastalığı salgını ile mücadele içinde olduğunu hatırlattı.

Bulaşıcılığı oldukça yüksek, hastalık yapma ve öldürme oranı ise ülke olarak alınan tedbirlere ve halkın bu tedbirlere uyum oranına bağlı olarak değişiklik gösteren bir hastalık ve salgın süreciyle karşı karşıya kalındığını belirten Sezen, şunları kaydetti:

“Toplum olarak geldiğimiz aşama itibari ile de haziran ayının başından itibaren alınan birçok önlem ve uygulamalarda gevşetme kararları bazı tedbirlerin kaldırılması kararı alındı. Böylece tamamen salgın öncesi gibi olmamakla birlikte kontrollü sosyal hayat dönemimiz başlamış oldu. Bu dönemde gevşetilen önlemlerin yanı sıra yeni yeni uygulamalarla karşılaştık. Kuaför ve berberlere nasıl gideceğimizden tutun da alışveriş merkezlerinde kaç metrekarede kaç kişinin bulunması gerektiği, kaç saat içerde kalabileceğimiz, restoran ve cafelerde içeri nasıl müşteri alınacağı, plajlarda şezlongların kaç metre aralıklarla konulacağı, otellerde açık büfelerin nasıl düzenleneceği, topluca bulunacağımız, hizmet alacağımız yerler ve işletmelerle ilgili genelgeler yayınlandı. Ancak Aile Sağlık Merkezleri ile ilgili büyük bir boşluk var.”

Sezen, koruyucu sağlık hizmetlerini, tedavi edici poliklinik hizmetlerini ve salgın döneminde tanımlanan hizmetleri bir arada, aynı binada sunmaya çalışan Aile Sağlık Merkezleri’nin işleyişiyle ilgili bir bakanlık önerisi yapılmadığına dikkati çekti.

Özellikle kronik hastalığı olanların, bebek, çocuk ve gebe gibi koruyucu hizmet sunduğumuz kişilerin en az riskle Aile Sağlığı Merkezleri’nden hizmet alabilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Sezen, açıklamasına şöyle devam etti:

Özellikle İstanbul gibi bir metropolde ve Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde bulunan Aile Sağlığı Merkezi binalarının yeterli fiziki şartlarda olmayışları da bu dönemde hizmet sunmayı daha da zorlaştırmaktadır. Bundan sonraki ‘kontrollü sosyal hayat’ dönemimizde Aile Sağlığı Merkezleri’nde çok daha titizlikle hareket edilmelidir.”

Sağlık Bakanlığı’nın da bu kontrollü sosyal hayat döneminde Aile Sağlığı Merkezleri’nden hizmet alırken randevu sistemini önerdiğini ifade eden Dr. Özlem Sezen, Aile Sağlığı Merkezleri randevu sisteminin daha da güçlendirilmesi ve daha fazla kişinin mesai saatleri içinde randevu alabilmesinin sağlanmasının bu sistemin daha fazla yaygınlaşmasına katkı sunacağını belirtti.

Önümüzdeki dönemde, salgın kontrolünde elde edilen başarının devam edebilmesinin Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu, doktorlar ve aile hekimlerinin sıkça dikkat çektiği bu öneri ve uygulamalara uymaya bağlı olacağını aktaran Sezen, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’nun da özellikle randevu ile hizmet almanın önemini topluma, Sağlık Bakanlığı’na tekrar hatırlattığını kaydetti.

Sezen, toplumun asgari şekilde buna uyum ve hassasiyet göstermesini bekleyen aile hekimlerinin de böylelikle sağlıklı bir toplum sağlıklı bir gelecek için daha kaliteli hizmet sunabileceğini belirtti.

Aile hekimlerinden “randevu” uyarısı

İSTANBUL (AA) – Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen, hastaların güvenliği, bekleme sürelerinin kısaltılması ve daha nitelikli bir muayene için Aile Sağlık Merkezleri'nden randevu alınması gerektiği uyarısında bulundu.

Dr. Özlem Sezen, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin son üç ayı aşkın bir süredir yeni tip korona virüsün neden olduğu Kovid-19 hastalığı salgını ile mücadele içinde olduğunu hatırlattı.

Bulaşıcılığı oldukça yüksek, hastalık yapma ve öldürme oranı ise ülke olarak alınan tedbirlere ve halkın bu tedbirlere uyum oranına bağlı olarak değişiklik gösteren bir hastalık ve salgın süreciyle karşı karşıya kalındığını belirten Sezen, şunları kaydetti:

"Toplum olarak geldiğimiz aşama itibari ile de haziran ayının başından itibaren alınan birçok önlem ve uygulamalarda gevşetme kararları bazı tedbirlerin kaldırılması kararı alındı. Böylece tamamen salgın öncesi gibi olmamakla birlikte kontrollü sosyal hayat dönemimiz başlamış oldu. Bu dönemde gevşetilen önlemlerin yanı sıra yeni yeni uygulamalarla karşılaştık. Kuaför ve berberlere nasıl gideceğimizden tutun da alışveriş merkezlerinde kaç metrekarede kaç kişinin bulunması gerektiği, kaç saat içerde kalabileceğimiz, restoran ve cafelerde içeri nasıl müşteri alınacağı, plajlarda şezlongların kaç metre aralıklarla konulacağı, otellerde açık büfelerin nasıl düzenleneceği, topluca bulunacağımız, hizmet alacağımız yerler ve işletmelerle ilgili genelgeler yayınlandı. Ancak Aile Sağlık Merkezleri ile ilgili büyük bir boşluk var."

Sezen, koruyucu sağlık hizmetlerini, tedavi edici poliklinik hizmetlerini ve salgın döneminde tanımlanan hizmetleri bir arada, aynı binada sunmaya çalışan Aile Sağlık Merkezleri'nin işleyişiyle ilgili bir bakanlık önerisi yapılmadığına dikkati çekti.

Özellikle kronik hastalığı olanların, bebek, çocuk ve gebe gibi koruyucu hizmet sunduğumuz kişilerin en az riskle Aile Sağlığı Merkezleri'nden hizmet alabilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Sezen, açıklamasına şöyle devam etti:

Özellikle İstanbul gibi bir metropolde ve Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde bulunan Aile Sağlığı Merkezi binalarının yeterli fiziki şartlarda olmayışları da bu dönemde hizmet sunmayı daha da zorlaştırmaktadır. Bundan sonraki 'kontrollü sosyal hayat' dönemimizde Aile Sağlığı Merkezleri'nde çok daha titizlikle hareket edilmelidir."

Sağlık Bakanlığı'nın da bu kontrollü sosyal hayat döneminde Aile Sağlığı Merkezleri'nden hizmet alırken randevu sistemini önerdiğini ifade eden Dr. Özlem Sezen, Aile Sağlığı Merkezleri randevu sisteminin daha da güçlendirilmesi ve daha fazla kişinin mesai saatleri içinde randevu alabilmesinin sağlanmasının bu sistemin daha fazla yaygınlaşmasına katkı sunacağını belirtti.

Önümüzdeki dönemde, salgın kontrolünde elde edilen başarının devam edebilmesinin Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu, doktorlar ve aile hekimlerinin sıkça dikkat çektiği bu öneri ve uygulamalara uymaya bağlı olacağını aktaran Sezen, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu'nun da özellikle randevu ile hizmet almanın önemini topluma, Sağlık Bakanlığı'na tekrar hatırlattığını kaydetti.

Sezen, toplumun asgari şekilde buna uyum ve hassasiyet göstermesini bekleyen aile hekimlerinin de böylelikle sağlıklı bir toplum sağlıklı bir gelecek için daha kaliteli hizmet sunabileceğini belirtti.