Alzheimer

Nilüfer Caner 100 Yaş Evi’nde kalanlar “Beni Unutma” filmini izledi

MUĞLA (AA) – Muğla'nın Menteşe ilçesinde, Dünya Alzaymır Günü dolayısıyla Nilüfer Caner 100 Yaş Evi'nde "Beni Unutma" filminin gösterimi yapıldı.

Muğla Büyükşehir Belediyesinin 60 yaş üzeri kişilerin sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamak amacıyla açtığı Nilüfer Caner 100 Yaş Evi'nde alzaymır farkındalık etkinliği düzenlendi. Yazlık Sinema Günleri kapsamında "Beni Unutma" filminin gösterimi yapıldı. 100 Yaş Evi sakinlerine gazoz, çekirdek, çay ve su ikram edildi.

100 Yaş Evi sakinlerinden Turgay Karaöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıl boyunca alzaymır hastası bir yakınıyla aynı evi paylaştığını belirterek çağın en zorlu hastalıklarından biri olduğunu söyledi.

Rahatsızlığın sıkıntılarını gözlemlediğini anlatan Karaöz, bu tarz etkinlikler ile hastalığın önemine dikkat çekilmesinden mutlu olduğunu aktardı.

Bedriye Ayşe Bilgiç ise hastalığı önlemek için testler çözdüklerini ve konuşma etkinlikleri yaptıklarını kaydetti.

Alzaymır en sık görülen demans hastalığı

ANKARA (AA) – Türk bilim insanı Doç. Dr. Mehmet İlkin Naharcı tarafından, zihinsel yeteneklerin bozukluğu ile kendini gösteren demans hastalığına sahip bireyler arasında yapılan çalışmada, ilk sırayı alzaymırın aldığı belirlendi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geriatri Bilim Dalı Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, 21 Eylül Dünya Alzaymır Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında bunama olarak bilinen bu rahatsızlığın, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığı olduğunu söyledi.

Bellek kaybı ile kendini gösteren rahatsızlığın önemli bir bilişsel bozukluk sürecini kapsadığını ifade eden Naharcı, hastalarda unutkanlık, öğrenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, evin yolunu kaybetme, kişileri tanıyamama, kararsızlık ve huzursuzluk, ilgisizlik, saldırganlık, uyku bozukluğu, amaçsız dolaşma, hayal görme ve depresyon görüldüğünü vurguladı.

Naharcı, Yaşla birlikte alzaymır sıklığının arttığının altını çizen Naharcı, bu rahatsızlığın bulaşıcı ve kalıtsal bir hastalık olmadığını, ancak düşük oranda ailesel yatkınlık olabileceğinin öngörüldüğünü anlattı.

Doç. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, ileri yaş, ailede benzer öykünün varlığı, sigara ve alkol kullanımı, yüksek LDL kolesterol ve homosistein düzeyleri, hipertansiyon, diyabet, damar sertliği, kafa travması, depresyon, düşük sosyoekonomik düzey ve eğitim düzeyinin risk faktörleri olarak sıralanabildiğini söyledi.

Hastalığın erken evrede yakın bellek kaybı ile kendini gösterdiğini vurgulayan Naharcı, unutma, eşya kaybetme, keyifsizlik ve mutsuzluk ile belirginleşen bir moral bozukluğu halinin görüldüğünü belirtti.

Orta evrede ise kişileri tanıyamama, yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerde yardım ihtiyacı, çevrede kaybolma, konuşmada bozulma, hayaller görme, depresyon gibi ruhsal bozukluklarla karşılaşılabildiğine işaret eden Naharcı, ilerleyen dönemlerde ise aile üyelerini tanıyamama, yemek yeme ve yürümede güçlük, zaman içinde yatağa bağımlı hale gelme, tuvaletini kaçırma gibi davranış bozukluklarının görülebildiğini dile getirdi.

“Alzaymır tüm demansların önemli bir oranını oluşturuyor”

Naharcı, bellek, muhakeme ve yargılama gibi zihinsel yeteneklerin bozukluğu ile giden hastalıkların tümü olarak isimlendirilen demans hastalarının büyük bölümünü alzaymırlıların oluşturduğunu söyledi.

Demans ana başlığı altında, alzaymırın tüm demansların önemli bir oranını teşkil ettiğine dikkati çeken Naharcı, depresyonun alzaymırda kesin bulunması gerekmediğini ve belirlenmesi halinde mutlaka tedavi edilmesi gereken ayrı bir hastalık olduğunun altını çizdi. Bazen bu hastalara yanlışlıkla alzaymır teşhisi konulup tedavi edildiğine işaret eden Naharcı, “Bu hastalıkta beyin hücreleri zamanla kaybedilmektedir. Hastalık ilerledikçe kişinin ruh halinde değişiklikler ve şuur bulanıklığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.” diye konuştu.

“Hasta ile doğru iletişim geliştirilmeli”

Doç. Dr. Naharcı, demans hastalarında alzaymır görülme sıklığına ilişkin bir çalışma yaptıklarını belirterek, “Polikliniğimizde düzenli olarak takip edilen hastalarımız ile demans nedenlerine ilişkin bir araştırma yaptık. Araştırma sonucu Hint Palyatif Bakım Dergisi (Indian Journal of Palliative Care) isimli uluslararası bir dergide de bilimsel makale olarak yayımlandı.” dedi.

Araştırmada önemli sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Naharcı, şu bilgileri verdi:

“Araştırmamızda, demans nedenleri arasında en sık görülen hastalığın alzaymır olduğu, bu hastaların, tanıdan itibaren ortalama 4 yıl olmak üzere 12 yıla kadar yaşayabildikleri tespit edildi. Hastalarda, en çok kalp-damar hastalıkları, demans ve enfeksiyon kaynaklı ölümlerin görüldüğü ortaya konuldu. Ayrıca, Lewy cisimcikli ve Parkinson demansı bireylerde işlevselliğin daha hızlı ve belirgin bozulduğu saptandı.”

Naharcı, bu hastalarda bakımın çok önemli olduğunu hatırlatarak, “Uygun ve doğru bakımla hastanın çektiği sıkıntılar azaltılabilir. Ayrıca aile bireyleri ve bakıcıların hastalığın ilerleyişinde karşılaşabilecekleri zorluklara ilişkin farkındalıkları artırılarak hasta ile doğru iletişim geliştirilebilir.” diye konuştu.

Bursa'da alzheimer hastalarına “Komik Para” oyunuyla destek

BURSA (AA) – Bursa'da, alzheimer hastaları için "Komik Para" oyununu sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde sahnelenen oyunu Serkan Çetinkaya yönetti.

Oyun, insanın para uğruna nelerden vazgeçebileceğini, türlü türlü yalanlar uydurabileceğini, akla gelmeyecek komik olaylar dizisini konu alıyor.

Oyunda Elif Epiri, Serkan Çetinkaya, Nevin Tuzlacıoğlu, Bünyamin Avcı, Özgür İde Acarbabacan, Cem Çanakoğlu, Neş’e Yıldırım ve Conta Bertolucci gibi oyuncular sahne aldı.

Alzheimer Hasta Konuk Evi yararına sahnelenen oyun, sanatseverler tarafından beğeni kazandı.

Alzaymır hastalarına 'aile albümü' terapisi

İZMİR(AA) – Alzaymır hastalarına, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde hazırlanan fotoğraf odasında geçmişe ait aile fotoğraflarıyla “hatırlatma terapisi” uygulanıyor.

“Bunama” olarak da bilinen ve zihinsel performansı etkileyen demansın en yaygın görülen şekli alzaymır, günlük aktivitedeki azalmanın yanında bilişsel yeteneklerde bozulmalara da neden olabiliyor.

İlerleyen yaşta ortaya çıkan, hatırlamada güçlük, bazı yetilerde bozulma ile ilişkilendirilen hastalıktan kurtulabilmek için öteden beri ilaç tedavisinin yanında çeşitli yöntemler de tercih edilebiliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Geriatri Ana Bilim Dalınca alzaymırın hastalar üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla onlara geçmişe ait bazı fotoğraflar gösterilerek hatırlatma terapisi uygulanmaya başlandı.

Klinikte oluşturulan özel odada hastalara ait aile fotoğrafları bilgisayar aracılığıyla duvara yansıtılıyor, görüntüdeki kişiler ve mekan hakkında sorular yöneltiliyor. Haftanın belli günlerinde ortama 45 dakika süren terapide hastaların uzun dönem hafızalarındaki bilgileri kullanarak davranışlarına yönelik olumlu durumun ortaya çıkması hedefleniyor.

“Amacımız hastalığın yıkıcı süreçlerini en aza indirerek”

DEÜ Tıp Fakültesi Geriatri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de insan ömrü uzadığı için demans hastalıklarının görülme sıklığının da arttığını söyledi.

Gençlerde 10 bin de bir görülen hastalığını yaşlılarda yüzde 10’lara kadar yükseldiğini vurgulayan Işık, şunları dile getirdi:

“Hatırlatma terapisini davranış bozukluğuyla seyreden bulgularda öncelikle uyguluyoruz. Fotoğraf göstererek uyguladığımız tedavimizin birinci amacı, alzaymır gibi ya da diğer demanslar da gördüğümüz yıkıcı süreçleri en aza indirerek ailelerin bakıcı yükünü en aza indirmek. İkinci amacımız ise hastalara günlük hayatlarında kendilerine ve başkalarına zarar vermeyerek şekilde hayatlarına devam etmelerini sağlamak.”

“Hastalığının seyrinin yavaşladığı gözlemlendi”

Mehtune Gölcük, bakımını üstlendiği 77 yaşındaki Güler Kökenir’e 4 yıl önce demans hastalığı teşhisi konulduğunu söyledi.

Hastalığın sürecini öğrendiklerinde endişelendiklerini belirten Gölcük, “2 yıl önce Ahmet Bey’e başvurduk. Fotoğraflarla hatırlatma terapisi almaya başladık. Zaman zaman yaşadığımız birtakım sorunlar var ama hastalıkla ilgili ilk duyumlarımızdaki gibi korkulacak bir durumun olmadığını gördük.” diye konuştu.

Gölcük, klinikte uygulanan terapiyi zaman zaman evlerinde de uyguladıkları Kökenir’in hastalığının seyrinin yavaşladığını gözlemlediklerini sözlerine ekledi.