Anatomi

Türk akademisyenin geliştirdiği 'implant ve yöntem' dünyadaki hastalara da şifa oluyor

İZMİR (AA) – Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nejat Nizam’ın zor bir tedavi yöntemi olan ağız içi yumuşak doku naklini kolaylaştırmak için geliştirdiği cihaz ve cerrahi yöntem birçok ülkede başarıyla uygulanıyor.

Doç. Dr. Nejat Nizam, “Nizam punch” adıyla literatüre kazandırdığı cihaz ve yöntemle ilgili AA muhabirine, diş hekimliği pratiğinde dişi veya implantı çevreleyen yumuşak dokulara yapılan cerrahi girişimlerin sayısının hızlı bir şekilde arttığını söyledi.

Sağlıklı bir diş etine sahip olmak ve estetik bir görünüm elde edebilmek için cerrahi girişimlerin gerekebildiğini aktaran Nizam, bu kapsamda da yumuşak doku nakli gerçekleştirildiğini ifade etti.

Yumuşak doku alınma tekniğinin oldukça zor olduğunu anlatan Nizam, şöyle konuştu:

“Anatomik faktörler nedeniyle uygulama kimi zaman mümkün olmamaktadır. Bunun yanında alınan yumuşak dokunun miktarı teknik zorluklar nedeniyle nakledilmesi istenen bölgeye sıklıkla uymamaktadır. Yumuşak doku alınan bölgede dikiş atılması gerektiği için iyileşme yavaş ve ağrılı olmakta, kanama gibi beklenmedik durumlar karşımıza çıkabilmektedir. Tüm bu zorluklardan dolayı ağız içerisinde yapılan yumuşak doku nakilleri genellikle az sayıda olan uzman hekimler tarafından yapılabiliyor.”

“Türkiye’den çıkıp yurt dışında kullanılması gurur verici”

Doç. Dr. Nizam, söz konusu zorlukların üstesinden gelebilmek için yeni bir cihaz tasarlamaya ve yeni bir cerrahi yöntem geliştirmeye karar verdiğini hatırlattı.

Geliştirdiği cihaza “Nizam punch” adını verdiğini vurgulayan Nizam, çalışmanın da saygın bir dergide “yeni bir yumuşak doku alma yöntemi” olarak yayımlanarak literatüre girdiğini ifade etti.

Cihazın ve geliştirdiği yöntemin birçok ülkede kullanıldığını vurgulayan Nizam, şöyle devam etti:

“Böylelikle hem hekim hem hasta için cerrahi işlemler hızlandı ve kolaylaştı. Ameliyat sonrası doku alınan bölgede dikiş atılmasına gerek kalmadan iyileşmenin sağlanması mümkün oldu. Her seferinde aynı miktar ve şekilde doku alınabilmesi sağlandı. Ayrıca ağzın arka bölgelerinden kolaylıkla doku alınması sağlanıp implant çevresine dokunun çok basit ve dikiş kullanmadan nakledilmesi mümkün oldu.

Operasyon için gerekli olan beceri ve tecrübe gerekliliği azaldığından ilgili işlemlerin daha fazla hekim tarafından güvenle yapılması da sağlandı. Bu yönteme olan ilginin artması sonucu ‘Nizam punch’u seri üretime geçirdik. 2019 yılında üretimine başlanan cihaz şu anda 50’den fazla ülkede kullanılmaktadır. Cihaz, Tayvan’dan tutun ABD’ye, Türkiye’den Almanya’ya pek çok ülkede satılıyor. Bunun Türkiye’den çıkıp yurt dışında kullanılıyor olması oldukça gurur verici.”

Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nejat Nizam, yaklaşık 5 yılını alan çalışmanın tüm sıkıntılara değdiğini vurgulayarak, sonuçlarını keyifle takip ettiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Halil Fidan

Islak mayo enfeksiyon nedeni

İSTANBUL (AA) – Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yıldız Altan Aydın, "Islak mayo ile dolaşmayın. Islak mayo ile uzun süre dolaşmak vajina florasını etkileyerek en başta mantar olmak üzere vajinal enfeksiyonlara ve idrar yolu enfeksiyonuna zemin hazırlar." uyarısında bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamaya göre, Aydın, tatil döneminde görülen enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgi verdi.

Islak mayoyla dolaşmanın yol açabileceği sağlık problemleri hakkında uyarı yapan Aydın, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu görülme sıklığının bazı bilimsel kaynaklara göre erkeklerden yaklaşık 14 kat daha yüksek olduğunu kaydetti.

Aydın, “Bu yükseklik anatomik yapı ve hormonal nedenlere bağlıdır. İdrar yolu enfeksiyonları kadınlarda her yaş grubunda sık görülür ve en sık karşılaşılan enfeksiyonlardan biridir. Kadınların yaklaşık yüzde 50-70’i hayatlarının herhangi bir döneminde idrar yolu enfeksiyonu geçirir ve bunların yüzde 20-30’unda sık tekrar eder." ifadelerini kullandı.

Havuzlardan bakteri kapıp enfeksiyona yakalananlarının sayısının da arttığını aktaran Aydın, şunları kaydetti:

“Havuza giren kişilerin deri üzerindeki bakterileri, genital akutları ve idrar yolu akutları havuz suyuna karışabilir. Bunun yanı sıra havuzların temizliğinde kullanılan klor miktarı önemlidir. Klor oranının düşük olması hijyen ile ilgili problemler oluşturur. Klor fazlalığı ise vajinanın doğal yapısında bulunan yararlı bakterilerin ölmesine ve hastalık yapan bakterilerin çoğalmasına yol açar."

– Denizler kendini temizliyor

Denizlerin kendini temizleme özelliğinden bahseden Aydın, değerlendirmesini şöyle tamamladı:

"Deniz suyundan enfeksiyon kapmamız zordur. Eğer yine de havuz tercih ediliyorsa sirkülasyonu fazla olan fiziksel ve kimyasal temizlik işlemlerinin ihmal edilmediği havuzlar tercih edilmeli. Temizlik kurallarına uyulmayan havuzların, en kirli denizlerden daha tehlikeli olabildiği unutulmamalıdır."

“Titreşen Katmanlar” sergisi Bağımsız Sanat Vakfı'nda açıldı

İSTANBUL (AA) – Sanatçı Kağan Çelik'in "Titreşen Katmanlar" sergisi, Bağımsız Sanat Vakfı'nda sanatseverlerle buluştu.

Ahşap, opal cam, deri, kumaş, keçe ve yapboz parçaları gibi materyaller kullanarak kontrplak üzerine üç boyutlu eserler üreten sanatçının ilk kişisel sergisine sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.

AA muhabirine sanat yaklaşımı ve sergilenen eserlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Çelik, eserlerinde birim geometrisini kullandığını belirterek, "Bu geometrik şekillerde hücreler, insan organları, diller ve medeniyetler var. İşlerim biraz plastik sanatlara giriyor, heykel olarak nitelendirenler de oluyor ama çıkış noktam birim geometrisidir." dedi.

Sanatçı, eserlerindeki her bir birimin bir sembole karşılık geldiğini vurgulayarak, eserlerinde insanlık ve medeniyet tarihine birtakım atıflar olduğunu söyledi.

Sergilenen çalışmalarını üretmeye üç yıl önce başladığını ifade eden Çelik, "Çalışmalarımda derinlik ve estetik kavramlarını göstermeye çabalıyorum. 'Titreşen Katmanlar' isminde de yatay çizgilerle katmanları, dikey çizgilerle de titreşimi anlatmaya çalıştım. Birim geometrisi oransallıkla alakalı olduğu için bütünü kapsadığını da düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Neil de Grasse Tyson'un "Hepimiz birbirimize biyolojik olarak, dünyaya kimyasal olarak, evrene anatomik olarak bağlıyız. Evrenin içerisindeyiz, evren de bizim içimizde." sözünü hatırlatan sanatçı, sanat yaklaşımını, "insanın mekanla ve varoluşla kurduğu bağlantıları keşfetmek" olarak açıkladı.

Sergi küratörü Hülya Yazıcı ise daha çok genç sanatçıların eserlerini sanatseverlere sunmayı amaçladığını dikkati çekerek, "Değerli bulduğum, işlerini beğendiğim sanatçılara yer veriyorum. Kağan Çelik'in ilk kişisel sergisi bu. Aslında gecikmiş bir sergi olduğunu düşünüyorum. Minimalist bir sanatçı ve eserlerinde, insan, mekan ve varlık ilişkisini kurmaya çalışıyor." değerlendirmesinde bulundu.

15 eserin yer aldığı sergi, 30 Aralık'a kadar ziyaret edilebilecek.

Hekimler, tıbbi kozmetik uygulamasını önce kadavrada tecrübe ediyor

ANKARA (AA) – Kadavra Çalıştayı'nda hekimler, kadavra üzerinde kesi, dolgu, toksin ve ip uygulamaları yaptı.

Medikal Estetik Tıp Derneği ve TOBB Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı tarafından 11. Kadavra Çalıştayı düzenlendi. TOBB'da 2 gün süren çalıştayda, teorik ve pratik eğitimler gerçekleştiriliyor.

Dört ayrı masada, her masada 5 hekime bir kadavra düşecek şekilde ayrı eğitimcilerle baş boyun kadavrası üzerinde kesi uygulamaları yapılarak damarlar, sinirler, kaslar üzerinde çalışıldı.

Anatomik katmanları tek tek ortaya çıkaran hekimler dolgu, toksin ve ip uygulaması yaptı.

Medikal Estetik Tıp Derneği Başkanı Dr. İbrahim Devrim Gürsoy, kadavra eğitiminin medikal estetik ve tıbbi kozmetoloji uygulamalarındaki önemine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Kadavra eğitimiyle, bu alanda çalışan hekimlerin alandaki bilgi, tecrübe ve üç boyutlu düşünce biçimini artırabildiğini anlatan Gürsoy, hekimin vakalara müdahale konusunda hastayla karşılaşmadan önce önemli bilgi sahibi olduğunu söyledi. Gürsoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kadavra eğitimi, hekimin anatomik dokuları yerinde öğrenmesi, işlemin hangi katmanda ve ne şekilde olacağını uygulamalı yapabilmesi, risk teşkil eden bölgelerden uzak durulmasını hastanın karşısına çıkmadan öğrenmesi açısından önemli. Kadavra eğitimi, hekimlerin tıp fakültesini bitirdikten sonra interaktif bir şekilde kadavra üzerinde tüm doku derinliklerine, anatomik olarak tüm doku katmanlarına saygı göstermesini ve doğru uygulama yapmasını sağlıyor. Eğitim, ilerleyen mesleki süreçlerde hekimlerin komplikasyon ve yan etki yaşamamaları için son derece faydalı."

Gürsoy, bir hekim için önceliğin sağlığın korunması, bilimsel uygulamaların takip edilmesi ve hastaya doğru müdahalenin yapılması olduğunu vurguladı. Hekimlerin, kadavra yetersizliği dolayısıyla tıp eğitimleri boyunca nadiren kadavrayla çalışabilme fırsatı yakaladığını dile getiren Gürsoy, çoğu zaman mevcut kadavraların bekletilme şartları ve eskiliğinin, damarlar, sinirler gibi önemli anatomik yapıların ayrıntılı şekilde incelenmesini zorlaştırdığını söyledi.

"Fresh kadavra" denilen kadavraların tüm önemli yapılarının korunmuş ve boyanmış şekliyle hekimlerin incelemesine sunulduğunu anlatan Gürsoy, şunları kaydetti:

"Bu kadavra eğitimi, hekimler canlı dokudaki gibi çalışma fırsatı veriyor. Usta çırak ilişkisinin son derece önemli olduğu hekimlik sanatında, meslek içi paylaşım eğitimci ve kursiyer hekimler arasında bilgi ve tecrübe aktarımı ile sağlanmaktadır. Hekimler, uygulamalı kadavra eğitimlerinde komplikasyon ve yan etkilere yönelik nasıl bir tutum sergileyeceklerini öğrenmekte ve kendilerini alanda hazır ve güvende hissetmektedirler. Eğitim boyunca Sanal Gerçeklik Uygulaması üzerinden üç boyutlu olarak insan vücudunu görme fırsatı sunulmaktadır."

– "Tıbbi kozmetik uygulamalarını yapma yetkisi sadece hekime aittir"

Gürsoy, hekim olmayanların, medikal estetik ve tıbbi kozmetik uygulamalarında çalışma yetkisinin bulunmadığının da altını çizdi.

Estetik uygulamaların da insan vücuduna yapılan uygulamalar olduğuna ve saygı, bilgi ve eğitim gerektirdiğine işaret eden Gürsoy, şöyle konuştu:

Bu nedenle, tıbbi kozmetik uygulamalarını yapma yetkisi sadece hekime aittir ve özellikle bu alanda eğitim almış hekimlerce yapılmalıdır. Merdiven altı denilen yerlerde, yetkisiz kişilerin ruhsatsız yaptığı bilinçsiz işlemler en büyük riski oluşturuyor. Unutulmamalı ki doku içinde enjeksiyon yapma yetkisi sadece hekimlerindir. Bu nedenle de dernek olarak bu alanda bilinçlenmeyi ve daha da önemlisi alanda çalışan hekimlerin de bu doğrultuda amaç edinmesini sağlamak en önemli ve kutsal görevlerimizden bir tanesidir.

İkinci aşamada da alanda çalışan hekimlerin bilinçliliği, verilen hizmetin doğru olması, modern çağ insanının mutlu, sağlıklı ve iyilik halinin güçlendirilmesi noktasında son derece değerli olacaktır. Kadavra eğitimleri ilerde mümkün olabilecek medikal estetik temel eğitimlerinin en önemli ayaklarından bir tanesi olarak geleceğimizde de varlığını koruyacaktır."