“Türkiye ile harika bir ilişkiye sahip olma şansımız var”

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, İzmir'de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilerek hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılan Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson'ı Beyaz Saray'da kabulünde, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok teşekkür ediyorum. İlişkilerde eskiye dönmek için büyük bir adım." dedi.

ABD Başkanı Trump, dün hakkındaki hüküm uygulanarak İzmir'de serbest bırakılan Amerikalı Papaz Brunson'ı Oval Ofis'te kabul etti.

Brunson konusunda özellikle son dönemde çok çalıştıklarını belirten Trump, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok teşekkür ediyorum. Şu anda Türkiye ile harika bir ilişkiye sahip olma şansımız var." ifadesini kullandı.

Trump, Brunson'ın serbest kalmasının ardından Türkiye'ye yaklaşımlarının düne göre farklı olduğunu vurgulayarak, "Şu anda Türkiye ile harika bir ilişkiye sahip olma şansımız var." diye konuştu.

– "Türkiye'yi seviyoruz. Türk halkını seviyoruz"

Daha sonra söz alan Papaz Brunson ise serbest kalması için çaba gösteren Amerikalı yetkililere teşekkür etti.

Trump'ın Türkiye'ye yeniden dönmek isteyip istemediği şeklindeki sorusuna yanıt veren Brunson, "Türkiye'yi seviyoruz. Türk halkını seviyoruz. Orada 25 yıl yaşadık." dedi.

Brunson'ın sözlerinin ardından ABD Başkanı Trump da "Türk halkı büyük bir halk, bunu biliyorum." değerlendirmesinde bulundu.

İzmir'de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla hakkında 35 yıl hapis cezası istenen ve ev hapsinde olan ABD'li din adamı Andrew Craig Brunson'a, dün 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmişti.

Ev hapsi ve yurt dışı yasağının kaldırılmasının ardından serbest bırakılan Brunson, ABD'ye gitmişti.

Brunson'un serbest bırakılması

İZMİR (AA) – İzmir'de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılarak 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilen ABD'li din adamı Andrew Craig Brunson'un avukatı İsmail Cem Halavurt, müvekkilinin adli kontrol hükümlerinin kaldırılması için bir iki işlemin yapılması gerektiğini, elektronik kelepçelerinin sökülmesi sonrasında yurt dışına çıkacağını belirtti.

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada kararın açıklanmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Halavurt, müvekkilinin 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırıldığını, bu sürenin yattığı süreye yakın olduğunu, adli kontrol hükümlerinin de kaldırılmasıyla artık özgürlüğüne kavuştuğunu ifade etti.

Brunson'un savcının verdiği mütalaayla üzüldüğünü ancak kararın açıklanmasıyla sevindiğini dile getiren Halavurt, "Müvekkilim yurt dışına çıkacak, adli kontrol hükümlerini kaldırmaya yönelik bir iki işlem var, çok uzun sürmez, UYAP'tan yürüyor işlemler. Evde kelepçelerin sökülmesi de yarım saat, bir saat sürer. Gidene kadar evinde olur. Bugün tanık ifadelerini dinleyince 'dağ fare doğurdu' gibi bir birşey oldu. Müvekkilimizin bu kadar mağdur edilmesi, Türkiye'nin mağdur edilmesine gerek yoktu. Keşke tutuksuz bir şekilde yargılansaydı. Karar biraz süratli oldu, biz yine hazırlığımızı yapmıştık, olabileceğini tahmin ediyorduk. Zaten ertelenmesi gereksizdi." dedi.

ABD'li din adamı Brunson'ın Türkiye'yi sevdiğini ancak bu gündem sonrası oluşan güvenlik kaygıları nedeniyle yurt dışına çıkmayı tercih ettiğini dile getiren Halavurt, çıkış organizasyonuyla ilgili ABD'li yetkililerin çalışma yaptığını söyledi.

ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarından Brunson'a ziyaret

İZMİR (AA) – ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey Hovenier, terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılanan, "sağlık sorunları" nedeniyle de tutukluluğu ev hapsine çevrilen ABD'li din adamı Andrew Craig Brunson'u İzmir'deki evinde ziyaret etti.

Brunson'ın, çevresinde geniş güvenlik önlemlerinin alındığı evine gelen Hovenier, burada yaklaşık 45 dakika kaldı.

Hovenier, buradan ayrılırken gazetecilere açıklama yapmadı.

İzmir'de, terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 35 yıl hapis istemiyle yargılanan Brunson, yarın dördüncü kez hakim karşısına çıkacak.

Tutukluluğu ev hapsine çevrilen Brunson'ın avukatı, müvekkilinin "ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı" kararına ilişkin İzmir'deki Ağır Ceza Mahkemelerine yaptığı itirazın reddedilmesinin ardından, 3 Ekim'de Anayasa Mahkemesine başvuru yapmıştı.

Brunson'ın 'ev hapsi'nin kaldırılması için AYM'ye başvuru

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla yargılanan ABD uyruklu din adamı Andrew Craig Brunson’ın ev hapsinin kaldırılması için Anayasa Mahkemesine başvuruldu.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gelen Brunson’un avukatı İsmail Cem Halavurt, müvekkili hakkındaki “ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı” kararına ilişkin İzmir’deki Ağır Ceza Mahkemelerine yaptığı itirazın reddedilmesinin ardından aynı taleple Anayasa Mahkemesine başvuru formunu gönderdi.

Halavurt, dilekçesinin yer aldığı başvuru formunu adliyedeki ön büroya verdi.

“İvedi inceleme ve tedbir talebi” ibaresiyle Avukat Halavurt tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuruda, Brunson’ın ihlal edildiği öne sürülen haklarına yer verildi.

Brunson’ın gözaltına alındığı 7 Ekim 2016’dan, 25 Temmuz 2018’e kadar tutuklu kaldığı sürede özgürlüğünün kısıtlandığı belirtilen dilekçede, “Başvurucunun gözaltına alınmasından bu yana 2 yıla yakın bir süre geçmiştir. Başvurucu hakkındaki tutukluluk ve sonrasında konutu terk etmeme yönündeki karar, hukuki olmadığı gibi makul süreyi de aşmıştır. Özgürlüğünün bu şekilde sınırlanmasının makul ve kabul edilebilir hiçbir hukuki gerekçesi, geçerli bir sebebi bulunmamaktadır. Özgürlüğünün kısıtlanması tamamen hukuka aykırı olup kısıtlanma süresi, Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne aykırı olarak makul süreyi aşmıştır.” denildi.

Dilekçede, Brunson’ın Anayasa’nın 19. maddesine göre, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği öne sürülerek, şunlar kaydedildi:

“Müvekkil sanık asılsız iddialarla suçsuz yere yaklaşık iki yıl cezaevinde özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Tutukluluğun devamına ilişkin yapmış olduğumuz başvuru sonrasında ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Gerek İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutukluluğun devamı kararlarında gerekse adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına ilişkin vermiş olduğu kararda belirtilen tutuklama nedenleri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddelerine açıkça ayrılık teşkil etmektedir.”

Dilekçede, sanığın kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu iddia etmenin mümkün olmadığı savunularak, Brunson hakkında düzenlenen iddianamede, “örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işleme” ve “devletin gizli kalması gereken belgelerini askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin etme” suçlamasının yöneltildiği hatırlatıldı.

“Diriliş Kilisesi’nin üyesi değildir”

Dilekçede, bu suçlamaların dayanağının “Dua” kod adlı gizli tanığın beyanları olduğu vurgulanarak, şu iddialara yer verildi:

“Bu gizli tanık Brunson’ı hiç tanımamaktadır. Tanık, müvekkil sanığın pastörlüğünü yaptığı Diriliş Kilisesi’nin bir üyesi değildir. Tanık, uzun zaman önce Fikret Böcek isimli şahsın yönettiği Yenidoğuş Kilisesi’ne gidip gelen ve orada insanları dolandırdığı için kovulan bir kimsedir. Bu sebeple tüm Protestan cemaatine husumet besleyen bir kişidir. Daha sonra ise İzmir’de temsilciliği bulunan Mormonlar’a ait Son Zamanlar Kilisesi Derneği’ne gidip gelmiş ve orada da yapılan insani yardımların alım-satımında yolsuzluk yaptığı için kovulmuş, dernekle davalık olmuştur. Bu şahsın soyut beyanları dışında dosyada iddianamedeki suçlamaları doğrulayacak tek bir delil dosyada mevcut değildir.”

Dilekçede, yaklaşık 40 klasör olan dava dosyasının neredeyse tamamının “Dua” kod adlı gizli tanığın ifadesinde geçen ve Mormon Kilisesi’ne ait bilgi ve belgelerden oluştuğu savunuldu.

Bu belgelerin hiçbirinin suç işlendiğini göstermediği iddia edilen dilekçede, “Bu belgeler Mormon Kilisesi’nin yardım faaliyetleridir. Buradaki bilgi ve belgeler suç unsuru olarak değerlendirilse dahi müvekkil sanık ile hiçbir illiyet bağı bulunmamaktadır. Müvekkil sanığın FETÖ/PDY ile ilişkisine dair tek delil, (Bu delil tutuklamanın devamına ilişkin kararlarda sıklıkla geçmektedir) FETÖ/PDY’nin İzmir imamı olarak bilinen Bekir Baz ile yapmış olduğu görüşmedir.” denildi.

“Gizli tanık alenen yalan söylemiştir”

Brunson’ın böyle bir görüşmeye hiç katılmadığı, gizli tanığın alenen yalan söylediği öne sürülen dilekçede, Brunson’ı tanımayan ama tanıdığını söyleyen başka bir tanığın da 2008’de Murat Safa isimli FETO’cü ile Brunson’ın görüştüğünü iddia ettiği kaydedildi.

Dilekçede, böyle bir görüşmenin gerçekleşmediği ileri sürülerek, şöyle devam edildi:

“Emniyette yapılan teşhis, yanlış ve usule uygun olmayan bir teşhistir. Tek tek fotoğrafların bulunduğu katalogdan bir fotoğraf gösterilmek üzere yapılan teşhis hukuka aykırıdır. Tanığın 8 yıl kadar önce tanımadığı insanlardan oluşan bir toplulukta bulunan birini teşhis etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.”

“Müvekkil Suruç’ta insani yardım yapmak amacıyla bulunmuştur”

Brunson’ın somut eylemlerinin iddianamede gösterilmediği öne sürülen dilekçede, sanığın Suruç’ta insani yardım amacıyla bulunduğu ve çalışma yaptıktan sonra İzmir’e geri gelerek çalışmasını burada sürdürdüğü anlatıldı.

Dilekçede, sanığın yaptığı dini çalışmaların PKK terör örgütü adına faaliyet olarak değerlendirildiği iddia edilerek, “Savcı iddianamede Suruç’ta baz bilgisi vermesini ve olayların en yoğun olduğu dönemde orada bulunmasını, PKK adına faaliyetin unsuru olarak değerlendirmiştir. Yine mültecilerin kendi aralarında Muhammed Ahmet isimli Suriye vatandaşı bir Kürt şahısla Kürt kilisesi oluşturmasını da PKK adına faaliyet olarak değerlendirmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

“Casusluk iddiasının temelini gizli tanığın ifadeleri”

Casusluk iddialarına ilişkin de açıklamalara yer verilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

“Casusluk iddiasının da temelini ‘Dua’ kod adlı gizli tanığın ifadeleri oluşturmaktadır. ‘Dua’ kod adlı gizli tanığa göre, yurt dışından gelerek burada çalışma yapan her yabancı ajandır. Tüm kiliseler ve kurumlar insani yardım adı altında ajanlık yapmaktadırlar. Bunların üst çatı örgütü ise C.A.M.A’dır. Tüm kiliseler ajan olduğuna göre Andrew C. Brunson da ajandır. Kendisine sorgusunda ‘ajanlık adına somut faaliyeti nedir?’ diye sorduğumuzda kendisinin somut bilgisi olmadığını, ancak tüm misyonerlerin ajan olduğunu iddia etmiştir. ‘Dua’ kod adlı gizli tanığın ifadelerini doğrular delil dosyada mevcut değildir. Dosyada nereden girdiği belli olmayan demiryollarında çalışan kişilerin listesi, gizli bilgi ve belge olarak sayılmıştır. Casusluk suçlamasının maddi unsuru dosyada yoktur. Hal böyle iken, uzun süre tutuklu kalan müvekkil, şimdi de ev hapsine alınmak suretiyle özgürlüğü kısıtlanmıştır.”

Kuvvetli suç şüphesini gösterir somut vakaların olmaması sebebiyle Brunson hakkında adli kontrol kararı ve dolayısıyla konutu terk etmeme kararı da uygulanamayacağı öne sürülen dilekçede, “Anayasa’nın 19. maddesi ile korunan kişinin, özgürlüğü ve güvenliği hakkının tutuklama ya da adli kontrol tedbiriyle sınırlanabilmesi, ancak kuvvetli bir suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların elde edilmesi halinde mümkündür. Müvekkil hakkındaki ceza muhakemesi işlemlerinde ise bu nitelikte bir suç şüphesinin mevcut olmadığı ortadadır.” denildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına yer verilen dilekçede, sanık Brunson’ın kaçma şüphesi olmadığı, yakalanmadan önce 23 yıl Türkiye’de yaşadığına vurgu yapıldı.

Dilekçede, ayrıca gerek tutukluluğun devamı kararlarında gerekse adli kontrol hükümlerinin uygulanması yönündeki kararlarda bu durumun açıkça belirtilmediği savunuldu. Sanığın delilleri karartma ihtimali bulunmadığı iddia edilen dilekçede, Brunson’ın tutukluluğu son bulsa da konutu terk etmeme kararı yoluyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği, bu nedenle başvurunun kabulüne karar verilmesi istendi.

Yurt dışına çıkış yasağı ile Brunson’ın seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edildiği ileri sürülen dilekçede, başvurucunun 2 yılı aşkın süredir kişi hürriyeti hakkından yararlanamadığı ifade edilerek, diğer başvuru yollarının tüketildiği anlatıldı.

Muhabir: Muhammed Enes Can-Başak Akbulut Yazar-Murat Kaya