Arda Ermut

“Katma değerli alanlarda yatırımı artırırken, avantajlı sektörlerimizi de korumalıyız”

CANNES (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, "Bir yandan üretim ve katma değerli alanlarda yatırımları artırırken, bir yandan da bu tip sektörlerdeki avantajımızı korumak, markamızın altını daha iyi çizmek ve premium yatırımları ülkemize çekmek adına çalışmalıyız." dedi.

Cannes'da düzenlenen uluslararası gayrimenkul fuarı MIPIM 2019'da konuşan Ermut, bürokraside koordinasyon tarafını hallederek yatırım ortamının tanıtılması ile Türkiye'ye gelen yatırımcıların ve Türkiye'deki yatırım projelerinin önünü açmak için çalışmalar yaptıklarını anlattı.

Türkiye'nin 2002 yılından itibaren doğrudan yatırım çekmeye başlayan bir ülke haline geldiğini vurgulayan Ermut, "2002'ye kadar toplamda 15 milyar dolar yatırım çekmiş bir ülkeyken, 2002'den günümüze kadar yaklaşık 209 milyar dolar yatırım çektik. Ülkemizin her zaman sahip olduğu coğrafi konumu ve genç nüfusu gibi özelliklerinin doğru regülasyonlarla ve siyasi istikrarla birlikte atılan adımlarla, yatırımcı için daha cazip hale getirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle birlikte yatırımları çekmeye başladık." diye konuştu.

– "Gayrimenkulden çekilen yatırımlar artıyor"

Arda Ermut, yatırımlarla ilgili pazarın ve sektörün çeşitlendirilmesi, yatırımcı çekilen ülkelerin ve katma değerin artırılması adına uzun süredir çalışmalar yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Dünyada belirsizliğin arttığı, genel doğrudan yatırımların gitgide aşağı indiği, yatırımcıların temkinli davrandığı bir dönemdeyiz. Son 3 yıldır dünyadaki yatırımlar aşağı doğru gidiyor ve 2018'de 1,2 trilyon dolar seviyelerine geriledi. Bu, global finansal kriz zamanındaki rakamlarla aynı. Daralan bir pastada, çok daha fazla aktör pay almaya çalışıyor. Bu payı almaya çalışırken, gayrimenkul gibi doğrudan yatırımlarda önemli volümlere ulaşabileceğiniz sektörler çok önem kazanıyor."

Son 16 yıldaki 209 milyar doların, yaklaşık 55 milyar dolarının gayrimenkul ve bununla ilgili sektörlerden geldiğini bildiren Ermut, "İnşaat sektörü ekonomide ne kadar önemliyse gayrimenkul yatırımları da doğrudan yatırımlarda ciddi bir yer tutuyor. Son 3 senedir dünyada yatırımlar azalırken, gayrimenkulden çekilen yatırımlar artıyor." dedi.

Ermut, sözlerini, "Bir yandan üretim ve katma değerli alanlarda yatırımları artırırken, bir yandan da avantajlı olduğumuz bu tip sektörlerdeki avantajımızı korumak, markamızın altını daha iyi çizmek ve premium yatırımları ülkemize çekmek adına çalışmalıyız." şeklinde tamamladı.

“2002'den beri 200 milyar dolarlık doğrudan yatırım geldi”

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, "2002 yılına kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yatırım toplam sadece 15 milyar dolardı. 2002'den günümüze kadar ise yaklaşık 200 milyar dolara yakın doğrudan yatırım ülkemize geldi." dedi.

Ermut, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından 26 ülkeden 40'ı aşkın bürokratın katılımıyla düzenlenen "3. İstanbul PPP (kamu-özel ortaklığı) Haftası Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Yatırım Ortamı" başlıklı panelde yaptığı konuşmada, ofisin kuruluş sürecini anlattı.

Ofisin, 2006'da Başbakanlık Yatırım Destek Ve Tanıtım Ajansı olarak kurulmasından bu yana geçen süreden bahseden Ermut, dünyada, Türkiye'deki yatırım ortamının tanıtılmasına dair yaptıkları faaliyetleri paylaştı.

Ajansın yeni sistemle birlikte Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ismini aldığını anımsatan Ermut, ajans kurulduğu günden bu yana aradan geçen süreçte çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

Ermut, "Bu süreçte doğrudan yatırımların önemiyle ilgili farkındalık sadece özelde değil bürokraside ve devlet kurumlarında da ciddi şekilde arttı." diye konuştu.

Artık sadece gelişmekte olan ülkelerin değil gelişmiş ülkelerin de yatırım çekmeye çalıştığını anlatan Ermut, dolayısıyla dünyada çok da gelişmeyen hatta kriz süreçlerinde daralan bir pastadan daha çok pay almak için daha çok ülkenin çalışma içinde olduğunu vurguladı.

Ermut, Türkiye'ye gelen yatırımcılar açısından en önemli güvencelerden birisinin Türkiye'nin doğrudan yatırım çekme zorunluluğu olduğunu belirterek, Türkiye'nin bu alanda yıllardır çok önemli adımlar attığını, iş yapma kolaylığı sağladıklarını aktardı.

– "Doğrudan yatırımların önü açıldı"

Arda Ermut, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çizdiği kalkınma modelinin reformlarından önemli bir parçası olarak faaliyet gösterdiklerini belirterek, özellikle 2002-2003 yıllarında bu kalkınma modeline ilişkin reformların yoğun şekilde hayata geçtiğini söyledi.

"Bu reform programı ile doğrudan yatırımların Türkiye'de önü açıldı." diyen Ermut, bunun yansımasını da çok iyi gördüklerini ifade etti.

Ermut, "Biliyorsunuz 2002 yılına kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yatırım toplam sadece 15 milyar dolardı. 2002'den günümüze kadar ise yaklaşık 200 milyar dolara yakın doğrudan yatırım ülkemize geldi." diye konuştu.

Burada bütün bu reformların ve yatırım ortamının iyileştirilmesinin önemli etkisi olduğunu vurgulayan Ermut, aynı zamanda 2009'a kadar gelişmekte olan ülkelere giden yatırımların da etkisinin olduğunu bildirdi.

Ermut, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında doğrudan yatırımlara yönelik hayata geçirilen kolaylıklardan bahsetti.

– Türkiye PPP alanında özel bir deneyime sahip"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise 3. İstanbul PPP Haftası kapsamında tüm iş dünyası temsilcilerinin, yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik stratejiler ve atılan adımlara ilişkin net ve doğru bilgiye ulaşmalarını sağladıklarını söyledi.

Olpak, dünya çapında iş yapan yerli ve yabancı ortaklı üyeleri ile görüşmelerinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'deki yatırım ortamı üzerinde olumlu sonuçlar doğuracağına ilişkin olumlu bir inanç gözlemlediklerini bildirdi.

Türkiye'nin PPP alanında önemli bir deneyim ve bilgi birikimine sahip olduğunu dile getiren Olpak, şu ifadeleri kullandı:

"Geçtiğimiz yıl boyunca, DEİK olarak düzenlediğimiz birçok iş forumu ve yuvarlak masa toplantısında; Balkan ülkelerinden tutun, Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerine varana dek çok geniş bir coğrafyada, sahip olduğumuz bu deneyim ve bilgi birikimine dair sorularla karşı karşıya kaldık. Sanıyorum bugün de dahil olmak üzere o sorulara cevap vermeye çalışıyoruz."

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un da katıldığı program, günün anısına plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut oldu

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, Yatırım Ofisi Başkanlığına Arda Ermut getirildi.

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sürecinde Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak yeniden konumlandırılan Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın (TYDTA) Başkanı Arda Ermut, yeni dönemde de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin Başkanı olarak görev alacak. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, Yatırım Ofisi'ne Başkanlık edecek Ermut, 2015 yılından bu yana TYDTA görevini yürütmekteydi.

Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, ülkenin ekonomik kalkınmasında gereksinim duyulan yatırımların artırılması için Türkiye’de yatırım yapılmasını özendirmeye yönelik çalışmalar yapmak amacıyla 2006 yılında bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulmuştu. Kurulduğu günden bu yana birçok uluslararası yatırımın Türkiye’ye kazandırılmasında önemli rol oynayan kurum, yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak yatırımcılara destek vermeye ve Türkiye’nin yatırım ortamını uluslararası mecralarda tanıtmaya devam edecek.

Uluslararası düzeydeki yatırım ortamı tanıtım faaliyetleri kapsamında ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak, iş birliği yapmak ve Türkiye'de yatırımların artırılmasına katkı sağlayacak her türlü bilgi ve veriyi oluşturmak da yine Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin görevleri arasında yer alıyor.

Merkezi Ankara’da olan kurumun, İstanbul ofisinin yanı sıra yatırım potansiyeli yüksek olan 13 ülkede temsilciliğin bulunuyor. Kurum, İngilizce'nin yanı sıra Almanca, Arapça, Çince, Fransızca, İtalyanca ve Rusça gibi birçok dilde hizmet verebilen dinamik bir kadroya sahip.

Yıllardır özellikle yabancı yatırımcılar başta olmak Türkiye’de yatırım yapmak isteyen her şirket için devlet adına çözüm üreten Yatırım Ajansı’nda kuruluşundan itibaren her aşamada görev yapan Arda Ermut dünyada “tek durak ofis” olarak tanımlanan Yatırım Ofisi modelinde Türkiye’deki en tecrübeli isimlerden biri olarak biliniyor.

– Arda Ermut hakkında

Kuruluş döneminde uzman olarak göreve başladığı Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nda, 12 yıllık süreçte kurum başkanlığı görevine kadar yükselen Arda Ermut, Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2004 yılında mezun oldu. 2005 yılında Başbakanlık İstanbul Ofisi’nde Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri olarak başlayan Ermut, 2007 yılında Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’nın kurulmasıyla birlikte burada Asistan Proje Direktörlüğü görevini üstlendi. Daha sonra sırasıyla Proje Direktörü, Baş Proje Direktörü ve Başkan Danışman olarak görev yapan Ermut, ajans bünyesinde Orta Doğu ve Güneydoğu Asya bölgelerinden Türkiye’ye yatırım çekilmesine yönelik projeleri ve muhtelif destek süreçlerini yönetti. 2011 yılında ajans bünyesinde Kamu-Özel Sektör Daire Başkanlığına atandı ve Başkan Yardımcısı olarak Ajansı temsil etmeye başladı.

2015 yılı itibarıyla Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı görevini üstelenen Arda Ermut, aynı zamanda, 130 ülkeden 170 ulusal ve bölgesel yatırım destek ajansını kapsayan çatı kuruluş olan Dünya Yatırım Ajansları Birliği’nin de (WAIPA) Başkanlığını yürütüyor. Ermut ayrıca, Viyana Ekonomik Forumu, Türkiye Basketbol Federasyonu ve SunExpress Havayolu şirketinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor.

Yıllardır değişik sektörlerden ve değişik ülkelerden binlerce yatırımcının yatırım projesine destek süreçlerinde dahil olan Arda Ermut’un Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yatırımcılara çok daha etkin bir destek sağlanması amacıyla yapılandırılmış olan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’ne Başkan olarak atanmasının, Başkan Erdoğan’ın yatırım ortamının iyileştirilmesi noktasında yıllardır öncülük ettiği çalışmalardaki sürekliliğe yönelik bir mesaj olarak özellikle yabancı yatırımcılar tarafından pozitif karşılanacağı değerlendiriliyor.

TYDTA Başkanı Ermut: Enerjide uluslararası yatırımlar artacak

İSTANBUL (AA) – Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Başkanı Arda Ermut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son 15-16 yılda çektiği 194 milyar dolarlık doğrudan yatırımın 18 milyar dolarlık kısmının enerjide olduğunu söyledi.

Türkiye’nin enerjide uluslararası yatırım çekmeye devam ettiğini belirten Ermut, bu alanda rekabetçiliğin ve dinamizmin artmasıyla bazı aktörlerin gelmesinin bazı aktörlerin çıkmasıyla sonuçlanmasının doğal bir süreç olduğunu dile getirdi.

Bu alanda sadece doğrudan yatırım olarak değil satın alma, birleşmeler anlamında da ciddi bir hacim görüldüğünü belirten Ermut, enerji sektöründe geçen yıl yaklaşık 3 milyar dolarlık birleşme ve satın alma hacmi oluştuğu bilgisini verdi.

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modelinin hem ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildiğini hem de yatırımcı açısından ciddi potansiyel oluşturduğunu kaydeden Ermut, “Bunun için zaten iki tane 1 GW’lık büyük YEKA ihalesinde yabancı yatırımcıların Türk yatırımcılarla birlikte ciddi ilgi gösterip kazanan konsorsiyumlarda yer aldıklarını gördük. Bu aslında bu noktada atılan adımların da doğruluğunu gösteriyor.” diye konuştu.

Özellikle yüksek teknolojili üretim yapan uluslararası yatırımcıların artacağını öngördüklerini aktaran Ermut, “Önümüzdeki dönemde YEKA’da rüzgar ve aynı zamanda yeni güneş projelerinin ihaleye çıkılacağını öngörüyoruz. Yine batarya üretimi belki bunun önemli bir parçası olacak. Bunların hepsi bizim daha fazla uluslararası yatırımcıya ulaşmamızı, onlar için Türkiye’de fırsatlar oluşmasını sağlayacak. O anlamda biz enerji sektöründeki uluslararası yatırımcıların faaliyetlerinin ve yatırımlarının artacağını öngörebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“Batarya teknolojileri sıçrama tahtası sağlayacak”

Ermut, yenilenebilir enerjide istikrarın ve verimliliğin artırılması noktasında batarya teknolojisinin çok önemli olduğunu ve fırsatlar içerdiğini söyledi.

Batarya teknolojilerinde dünyada ön plana çıkmış ülkeler ve firmalar olsa da hala gelişmenin çok hızlı olduğunu ve maliyetlerin de hızlı bir şekilde düştüğünü belirten Ermut, şunları kaydetti:

“Otomotiv sektöründe olsun, enerji sektöründe olsun, bunun yansımalarını görüyoruz ama bu maliyetlerin önümüzdeki dönemde düşüp batarya teknolojilerinin çok rekabetçi bir konuma geleceği de ortada. Dolayısıyla ülke olarak bu konuda adımımızı zamanında atarsak bu teknolojide önemli bir yerde olacağız. Şu anda bu adımların atılıyor olması ve halihazırdaki bizim bütün büyük projelerimizin bu detay da dikkate alınarak dizayn ediliyor olması çok önemli.”

Arda Ermut, “Türkiye’nin otomobili” projesinin de temelde elektrikli otomobile dayandığını hatırlatarak, aynı zamanda Türkiye’de üretim yapan global markaların da elektrikli modellerini burada üretmeye başlayacağının görüleceğini ifade etti.

Bu üretimleri yapacak yatırımları uzun vadede daha çok çekebilmek için de batarya teknolojisinin Türkiye’de gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ermut, bu anlamda özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın attığı adımların önemine işaret etti.

Ermut, “Böylece bu teknolojinin Türkiye’ye gelmesi noktasında hem elimizde güçlü bir enstrüman olacak hem de bu teknolojide dünyada önemli bir yere geldiğimizde bu konudaki diğer bütün yatırımların daha çok çekilmesi noktasında bize bir sıçrama tahtası sağlayacak.” dedi.

“Seçim sonrasında bazı yatırımlar çok hızlı gelecek”

Arda Ermut, Türk lirasının yabancı para birimleri karşısında ucuzlamasının yabancı yatırımlar açısından bir fırsat oluşturup oluşturmadığına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

“Kurun yüksekliğinden ziyade, kurdaki hareketlilik yatırım ortamının öngörülebilirliği açısından yatırımcıların dikkat ettiği bir konu. Eğer çok tahmin edilemez bir şekilde dalgalanma varsa bu bizim açımızdan çok olumlu bir gösterge değil. Dolayısıyla bu anlamda istikrarın sağlanması önemli. Halihazırda Türk lirasının değer kaybetmesiyle ülkede bazı sektörlerde fırsatlar oluştuğunu söylemek tabii ki mümkün. Özellikle doğrudan yatırımların önemli bir kısmını satın alma ve birleşmeler teşkil ettiği için bu, ülkede bazı fırsatların doğmasını sağlayabiliyor. Gayrimenkul gibi sektörlerde de yatırımcılar açısından daha cazip bir ortam oluşturduğu söylenebilir.

Fakat kurdaki dalgalanmanın getirdiği belirsizlik o olumlu etkilerle karşılaştırıldığında ne kadar birbirini dengeliyor? Buna daha detaylı bakmak lazım. Biz elbette uzun vadede güçlü bir Türk lirasıyla birlikte bu konudaki fiyat istikrarının sağlanmasını yatırım ortamı anlamında tercih ederiz. Çünkü bu yatırımcıların önünü görebilmesi açısından önemli. Ama elbetteki dikkatli yatırımcılar krizden de fırsat çıkarmasını becerecektir. Dolayısıyla seçim sonrası süreç de o anlamda önemli. Çünkü henüz daha o anlamda olumlu etkiler Türk lirasına ve Türkiye’deki değerlere yansımadan fiyatlar hala avantajlı bir seviyedeyken, öngörülebilirlik artar artmaz bu fırsatları değerlendirmeye almaları hızlı yatırımcılar açısından önemli bir fırsat olacak. Onun için zaten seçim sonrasında bazı yatırımların çok hızlı geleceğini tahmin ediyoruz.”

“Kota savaşlarının kimseye yararı olmayacağı ortada”

Küresel ekonomide korumacı politikaların ve kota savaşlarının uluslararası doğrudan yatırımları çok da pozitif etkilemediğine işaret eden Ermut, “Bu uygulamalar öncelikle öngörülebilirliği azaltıyor. Ayrıca bu tip bariyerler bazı ülkelerdeki yatırım fırsatlarını çok hızlı şekilde öldürebiliyor ya da ülkelerinde kendi lehlerine yeni yatırım fırsatları oluşturmasına sebebiyet verebiliyor. Özellikle ABD’de bu konuda çok ciddi gayret olduğunu görüyoruz. Önemli bazı sektörlerde yatırımların yeniden kendi ülkelerine çekilmesi noktasında bu ticari potansiyeli korumacı politikalarla kullanma yolunda bir tercih yapıyorlar. Ama dünyanın en önemli ekonomilerinden birinin bu tip bir adım atması bütün dünyadaki öngörülebilirliği azaltıp yatırımcıları zora sokuyor. Dolayısıyla bunun totalde o ülkelere getirisi götürüsü nasıl olacak, onu görmek önemli. Uzun vadede bunun kimseye yararı olmayacağı ortada.” görüşlerini aktardı.

Muhabir: Mücahid Eker