Arkeoloji

Arkeoloji merakı 46 yaşında üniversite öğrencisi yaptı – DÜZCE

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Kazı alanından detaylar
– Okan'ın kazı alanında Kutbay'ı gezerek bilgilendirmesi
– Arkeoloji bölümünü kazanan Hatice Kutbay'la röportaj
– Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Emre Okan'la röportaj
– Kutbay ve Okan'ın bölgede bulunan seramikleri incelemesi ve temizlemesi
Arkeoloji merakı 46 yaşında üniversite öğrencisi yaptı
– Düzce'de yaşayan 2 çocuk annesi Hatice Kutbay, eşinin desteğiyle girdiği üniversite sınavında Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünü kazandı
– Hatice Kutbay:
– “Kadınların her şeyi yapabileceğine, yaşın hiçbir şeyin önünde durmayacağına inanıyorum. Önemli olan sizin kendinizi sürekli geliştirmeniz”
– DÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Emre Okan:
– “Bu bölüm biraz merak işi. Biz kendisinin bölümümüzü tercih etmiş olmasından çok memnunuz”
DÜZCE (AA) – ÖMER ÜRER – Düzce'de, 2 çocuk annesi 46 yaşındaki Hatice Kutbay, eşinin desteğiyle girdiği üniversite sınavında Düzce Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünü kazanarak çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.

Aslen Gaziantepli olan ve doktor eşinin görevi nedeniyle Düzce'de yaşayan Kutbay, çocukluk yaşlarında arkeolojiye ilgi duymaya başladı.

Yaklaşık 25 yıl baba mesleği olarak aşçılık yapan Kutbay'ın bu süre zarfında arkeolojiye ilgisi azalmadı.

Türkiye'nin ve dünyanın birçok bölgesindeki kazı alanlarını ve tarihi bölgeleri gezen, arkeolojiyle ilgili birçok kitap okuyan Kutbay, aşçılık mesleğini bırakıp bu alana yönelmeye karar verdi.

Kutbay, arkeolojik terimleri öğrenmek için Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Uygulamalı İngilizce ve Çevirmenlik Bölümünü kazanarak lisans eğitimini tamamladı.

Daha sonra arkeolojiye ilgisini akademik boyuta taşımak için eşinin desteğiyle üniversite sınavına giren Kutbay, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünü kazandı.

– “Kendimi bu alanda geliştirmek istiyorum”

Hatice Kutbay, AA muhabirine, arkeolojiye çok meraklı olduğunu ve kendisini bu alanda kendisini geliştirmek için çaba sarf ettiğini söyledi.

Üniversite sınavına eşinin desteğiyle hazırlandığını ve istediği bölümü kazandığını aktaran Kutbay, “Ben artık arkeoloji birinci sınıf öğrencisiyim. Senelerdir arkeoloji kaynaklarını okuyorum, araştırıyorum, müzeleri geziyorum. Kısmet olursa bu konuda ilerlemek istiyorum.” dedi.

Kutbay, arkeoloji alanında yüksek lisans da yapmak istediğini anlatarak, “Hocalarla kazılara gitmek istiyorum. Kadınların her şeyi yapabileceğine, yaşın hiçbir şeyin önünde durmayacağına inanıyorum. Önemli olan sizin kendinizi sürekli olarak geliştirmeniz. Okumanız, hayata bakış açınızı ve çerçevenizi genişletmeniz önemli.” diye konuştu.

– “Bize çok faydası olacağını düşünüyorum”

DÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Emre Okan ise okumanın yaşının olmadığını vurguladı.

Arkeolojinin çok farklı bir bölüm olduğuna dikkati çeken Okan, “Bu bölüm biraz merak işi. Biz kendisinin bölümümüzü tercih etmiş olmasından çok memnunuz. Henüz dönemin başındayız ama kendisinden çok verim alacağımıza ve kendisine çok şey katacağımıza inanıyoruz. Hatice hanımın bu bölüme gelmeden önce kendi altyapısını oluşturduğunu görüyoruz. Merakı var, araştırmayı seviyor. Bize çok faydası olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

İş Bankası, arkeolojik çalışmalara desteğini sürdürüyor

İZMİR (AA) – Anadolu'nun binlerce yıllık geçmişini dünya kültür mirasına kazandırmak için çalışan bilim insanlarının özverili faaliyetlerine uzun soluklu biçimde katkı sağlayan Türkiye İş Bankası, bu kapsamda Teos ve Nysa antik kentlerinde devam eden kazılara destek vermeyi sürdürüyor.

Banka, Aydın'ın Sultanhisar ilçesindeki Nysa Antik Kenti'nde Doç. Dr. Serdar Hakan Öztaner başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarına geçen yıldan beri destek verirken, İzmir Seferihisar'a 8 kilometre uzaklıkta yer alan Teos Antik Kenti'nde Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığındaki arkeolojik kazılara ise 2018 yılından bu yana desteğini devam ettiriyor.

Bu çerçevede İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten ve İş Bankası Kurumsal İletişim Müdürü Bülent Yumuşaker'in katılımıyla, bankanın katkı verdiği Teos ve Nysa antik kentlerinin tanıtımına destek olmak, bilinirliklerini artırmak ve yürütülen kazı çalışmalarıyla ilgili son gelişmeleri kamuoyuna aktarmak üzere bir inceleme ziyareti gerçekleştirildi.

İncelemelerde, Nysa Antik Kenti'nde Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına kazı Başkanı Doç Dr. Serdar Hakan Öztaner, Teos Antik Kenti'nde ise Kazı Başkanı Prof. Dr. Musa Kadıoğlu kazılarda gelinen noktayı ve bugüne dek yapılan çalışmaları paylaştı.

– Sütunlu Cadde'de M.S. 2'inci yüzyıla tarihlendirilen bir çeşme yapısı bulundu

Doç. Dr. Serdar Hakan Öztaner, Nysa Antik Kenti'deki kazıların pandemi nedeniyle alınan tedbirler doğrultusunda daha küçük bir ekiple temmuz başından bu yana sürdüğünü bildirdi.

Öztaner, 2013 yılında keşfedilen Sütunlu Cadde ile meclisle agora arasından gelen diğer bir caddenin kavşak noktasındaki kazı çalışmalarında bu yaz anıtsal bir çeşme yapısı tespit ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Yaklaşık 14 metre ön cephe genişliği olan ve havuz derinliği 2,5 metreye ulaşan, Roma döneminde insanların serinlediği anıtsal çeşme M.S. 2'inci yüzyıla tarihlendiriliyor. Araştırmalarımıza devam ediyoruz. Kazı çalışmaları sonucunda anıtsal çeşmenin geneline dair önemli bilgilere ulaşabileceğiz."

Verilen bilgiye göre, Roma döneminin mimari, şehir planlaması ve mühendisliğinin en etkileyici örneklerinden biri olan eğitim ve kültür kenti Nysa'daki kazı çalışmalarına, Türkiye İş Bankası geçen yıldan beri destek veriyor.

Çalışmalar, arkeolog, sanat tarihçisi, numismat, epigraf, mimar, konservatör, restoratör, antropolog, arkeometrist, jeofizik uzmanlarından ve öğrencilerden oluşan bir ekip tarafından gerçekleştiriliyor.

M.Ö. 3'üncü yüzyıla tarihlenen Nysa'da kazı çalışmaları, M.S. 2'inci yüzyıla tarihlendirilen bir çeşme yapısının bulunduğu Sütunlu Cadde'de odaklanıyor.

Kentte yürütülen faaliyetler kapsamında Sütunlu Cadde kazılarının yanı sıra belgeleme, koruma, onarım, restorasyon çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Tiyatro sahne binasının birinci katının ayağa kaldırılması için başlatılan restorasyon çalışmaları ise devam ediyor. Anıtsal zeytin ağaçlarına ev sahipliği yapan Nysa, aynı zamanda engelli dostu parkurlarıyla kentin önemli yapılarına erişim imkanı sağlıyor.

– Teos'ta kazıların odağında Dionysos Tapınağı var

Türkiye İş Bankası, Türkiye'nin ilk sakin şehri Seferihisar'a 8 kilometre uzaklıkta yer alan Teos Antik Kenti'ndeki arkeolojik kazılara ise 2018 yılından bu yana desteğini sürdürüyor.

Türk bilim insanlarının 1960'lı yıllardaki ilk araştırma ve kazı faaliyetlerinden sonra, 2010 yılında yeniden başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında yürütülüyor.

Çalışmalar epigraf, seramik, sikke uzmanları ile arkeologlar, restorasyon, konservasyon uzmanları, mimarlar ve biyologlardan oluşan bir ekiple devam ediyor.

3 bin yıllık bir uygarlık mirasına ev sahipliği yapan Teos Antik Kenti'nde Anadolu'daki en büyük Dionysos Tapınağı'nın yanı sıra, Helenistik ve Roma dönemi kalıntıları, akropol, antik tiyatro, sarnıç, antik liman ve Dionysos Sanatçılar Birliği yer alıyor.

Mimarı Prieneli Hermogenes olan Dionysos Tapınağı'nda süren çalışmalarla yapının tamamen gün yüzüne çıkarılması hedefleniyor.

Teos, tarihi ve kültürel zenginliğinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de dikkati çekiyor.

Bölgenin biyolojik çeşitliliğini merak eden doğa gözlemcileri için kentin arkeolojik levhalarının arka yüzünde kent florasına ve faunasına dair bilgilere ulaşılabiliyor.

Bugüne kadar 350'den fazla bitki türünün tespit edildiği antik kentte bin yaşını aşmış anıtsal zeytin ağaçları bulunuyor.

– "Dionysos Tapınağı, Helenistik Dönem'den günümüze ulaşan önemli yapılardan biri"

Teos'ta yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Kadıoğlu, Dionysos Tapınağı'nın Helenistik Dönem'den günümüze ulaşan önemli yapılardan biri olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

"Türkiye'deki en büyük Dionysos Tapınağı olması nedeniyle burada amacımız Romalı mimar ve mühendis Vitruvius'un, yapının mimarı olan Hermogenes hakkında söylediklerini teyit edebilmek, Hermogenes'in teoremlerinin ne kadar doğru olduğunu ve günümüze ulaştığını ortaya çıkarabilmektir.

Pandemi sebebiyle daha küçük bir ekiple sürdürdüğümüz kazı çalışmalarımız kapsamında antik tiyatro ve meclis binasında da araştırmalarımıza devam ediyoruz."

“Malazgirt Savaşı Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma” projesi – MUŞ

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Toplantıdan detay
– Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çevik'in konuşması
– Gazeteci ve belgesel yapımcısı Coşkun Aral'ın konuşması
“Malazgirt Savaşı Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma” projesi
MUŞ (AA) – Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Fethi Polat, “Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” kapsamında, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden kente gelen bilim insanlarıyla buluştu.

MŞÜ Senato Salonu'nda akademisyenlerle bir araya gelen Polat, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kültür Bakanlığının himayesinde yürüttükleri projeye 10 üniversiteden 30 akademisyenin katkı sunduğunu belirtti.

Akademisyenlerle bölgede ilk kez böyle önemli bir projeyi başlattıklarını vurgulayan Polat, “Bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Projenin neticelenmesi durumunda, özellikle Sultan Alparslan ve 1071 Malazgirt Zaferi'yle ilgili Türkiye'de keşif sayılabilecek sonuçlara ulaşılabilir. Projenin bir başka adımına da başladık. Nasip olursa projeyle ilgili ciddi bir belgesel çekilecek. Duayen belgeselcimiz Coşkun Aral'ı burada ağırlamaktan mutluluk duyuyorum.” diye konuştu.

– “100'ün üzerinde mezar tespit ettik”

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çevik ise projenin, Malazgirt Savaşı'nın noktasal olarak nerede cereyan ettiğinin tespit edilmesi bağlamında, Malazgirt'in tarihsel kimliğini de ortaya koyma amacına matuf olduğunu aktardı.

Bir ve ikinci etabını tamamladıkları projenin üçüncü etabına başladıklarını dile getiren Çevik, şöyle konuştu:

“Üçüncü etap çalışma çok heyecanlı. İkinci etabın sonlarına doğru yüzey araştırmasında Malazgirt Şehitliği olabileceğini değerlendirdiğimiz Müslüman mezar alanı belirledik. Malazgirt'in Örenşar köyü sırtında 1800 rakımlı tepede, yöre halkının da türbe ve ziyaret tepe dediği hatta Sultan Alparslan'ın kız kardeşinin ziyareti olduğuna inanılan alanda 100'ün üzerinde mezar tespit ettik. Bu etapta Hacettepe Üniversitesinden arkadaşlarımızın katılımıyla yarından itibaren kazı çalışmalarına başlayacağız. Sultan Alparslan'ın şehitlerini ve şehitlerimizi bulmayı umuyoruz. Bu projenin en önemli aşamalarından biri olacak. Savaşın geçtiği yeri ve tabii ki şehitlerimizi bulmak için yapılan bir çalışma”

Çevik, projenin, hem ülkede ilk kez savaş arkeolojisi yapılması hem de dijital arkeoloji denilen tarihsel geçmişi ete kemiğe büründüren görsel sunuma da hazırlaması açısından önemli olduğunun altını çizdi.

Projenin bu etabının da verimli geçeceğine inandığını ifade eden Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Demir çağından Urartu dönemine, Selçuklu ve Osmanlıya kadar pek çok tarihsel katmanı sahada tespit edip raporluyoruz, akademik anlamda yapılması gereken her şeyi yapıyoruz. Böylece sadece Malazgirt Savaşı'nın yerini tespit etmek değil, bir kültür envanteri de çıkarmak istiyoruz. Bu işe odaklanacak bir birim gerekiyor. MŞÜ'deki Araştırma Uygulama Merkezi'nin bir enstitüye dönüştürülmesini arzuluyorum.”

– “Savaş arkeolojisi üzerine belgesel yapacağız”

Gazeteci ve belgesel yapımcısı Coşkun Aral da dünyada benzeri birkaç ülkede olan savaş arkeolojisi üzerine bir belgesel yapma fırsatını bulmak istediğini belirtti.

Bu projenin tamamlanmasının savaş arkeolojisi belgeseline katkısı olacağına değinen Aral, “Savaşı tanımayan barışı sağlayamaz. Burada önemli olan Türklerin, Anadolu'ya girdiklerinde bu coğrafyadaki varlıkları ve ardından bıraktıkları bu değerli mirasın ne olduğunu ve nasıl başladığını somut verilerle ortaya koymak. Ciddi bir çalışma. Bu inanılmaz bir fırsat. Bu salt bir savaş arkeolojisi çalışması değil, aynı zamanda milyonlarca yıllık yeryüzünün son 1-2 milyon yıllık değişiminde, bu topraklarda yaşananların da bir belgesel ve envanteri çıkacak. Bölgenin kaderini değiştirecek bir çalışma olacak.”

Karacahisar Kalesi ve çevresinde arkeolojik kazı devam ediyor – ESKİŞEHİR

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Detaylar
– Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuar Erdal'ın röportajı Karacahisar Kalesi ve çevresinde arkeolojik kazı devam ediyor
– Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal:
– “Karacahisar Kalesi, kuruluş dönemi Osmanlı arkeolojisi açısından en ciddi kazı alanlarından biri. Üniversite olarak bütün imkanlarımızla bu kazıyı destekliyoruz”
ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de, Osman Gazi tarafından 1288'de Doğu Romalılardan (Bizans) fethedilip 1299'da ilk hutbenin okutulduğu, ilk sikkenin basıldığı Karacahisar Kalesi'nde Anadolu Üniversitesi (AÜ) tarafından 20 Temmuz'da başlatılan kazı çalışması sürüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile AÜ iş birliğiyle AÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yılmazyaşar'ın başkanlığında yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Rektör Prof. Dr. Fuat Erdal, görevli akademisyen ve öğrencilerle sohbet etti.

Kazı Başkanı Yılmazyaşar'dan Karacahisar Kalesi hakkında brifing alan Rektör Erdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk tarihi bakımından önemli olan ve Osmanlı Beyliğinin kurulduğu kaleyi ziyaret etmekten mutluluk duyduğunu belirtti.

Karacahisar Kalesi'nin, AÜ'nün öğretim görevlilere tarafından kazılmasının gurur verici olduğunu anlatan Erdal, şöyle konuştu:

“Tarihi kazılar doğru bilgiyi ortaya çıkarmak için çok önemli. Kendi tarihimizle ilgili bir kazı alanı burası. Karacahisar Kalesi, kuruluş dönemi Osmanlı arkeolojisi açısından en ciddi kazı alanlarından biri. Üniversite olarak bütün imkanlarımızla bu kazıyı destekliyoruz. Karacahisar Kalesi kazısının ortaya çıkartacağı önemli buluşlarla sonlanması çok önemli. Arkadaşlarımız burada tarihi arşivlerden de destek alarak titiz bir çalışma gerçekleştiriyor. Burada tam bir bilimsel çalışma yapılıyor. Karacahisar Kalesi tarihi 1299'a kadar giden ve Osmanlı'nın kuruluşu için ilk hutbenin okunduğu bir yer.”