Avrupa Birliği

Macaristan: AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Jourova istifa etmeli

BUDAPEŞTE (AA) – Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı Vera Jourova’nın, Macaristan ile ilgili açıklamalarından dolayı istifa etmesi gerektiğini söyledi.

Macaristan Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklamaya göre Başbakan Orban, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e, Macaristan’ı ”hasta demokrasi” olarak niteleyen Jourova ile ilgili mektup yazdı.

Orban, mektubunda, Jourova’nın Macaristan ile ilgili açıklamalarının “kabul edilemez” olduğunu ve söz konusu açıklamaların hem Macar hükümetine hem de Macarlara yönelik “hakaret” niteliği taşıdığını kaydetti.

AB Komisyonunda görev yapan yetkililerin bağımsız olması gerektiğine ama Jourova’nın yaptığı açıklamayla bunu ihlal ettiğine işaret eden Orban, ”Jourova’nın açıklamaları Komisyondaki pozisyonu ile tutarsızdır. Bu yüzden istifa etmelidir. Macar hükümeti, söz konusu istifa gerçekleşene kadar ikili siyasi ilişkileri askıya alıyor.” ifadelerini kullandı.

Orban ayrıca mektubunda, Macaristan’ın 2004 yılından beri AB üyesi olduğuna, bugüne kadar da tartışmalı konularda başarıyla ortak çözüme ulaştıklarına ve AB Komisyonunun mevcut Başkanı Leyen’in çalışmalarını da takdir ettiklerine değindi.

Jourova, 25 Eylül’de Alman Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, Macaristan hükümetinin basına yönelik tutumunu eleştirmiş ve Macaristan’ı ”hasta demokrasi” olarak nitelendirmişti.

İsviçre'yi AB ile ilişkilerde 'Brexit' benzeri zorlu süreç bekliyor

CENEVRE (AA) – Nüfusu 8,6 milyona ulaşan ve 26 kantondan oluşan İsviçre, ülkede sık sık yapılan referandumlar aracılığıyla doğrudan demokrasi ile yönetiliyor.

İsviçre’de yaşayan her dört kişiden biri göçmen. Ülkedeki 2,1 milyon yabancı uyruklu nüfusun yüzde 68’ini Avrupa Birliği ile İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn vatandaşları oluşturuyor. Çoğunluğu Almanca konuşulan kantonlarda olmak üzere İsviçre’de 130 bin civarında Türk yaşıyor.

Dünyanın en zengin ülkeleri arasında bulunan İsviçre’de bazı kesimler zaman zaman göçmen karşıtı çıkışlar yapıyor. 2019 Ekim ayında yapılan seçimlerde yüzde 25,6 oy ile yeniden birinci parti olan sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) de bunlardan biri. Nitekim hafta sonu yapılan referandumda AB ile serbest dolaşımı sonlandırma teklifine de SVP öncülük etti. SVP ve teklifi destekleyen diğer kesimler, kontrolsüz ve orantısız bir göç yaşandığını, iş fırsatlarının ve yüksek maaşların tehdit altında olduğunu, bu adım sayesinde İsviçre’nin sınırlarını koruyacağını ve göçmen akışının kontrol edileceğini belirtiyordu.

Karşı çıkanlar ise teklifin kabul edilmesi durumunda İsviçre ekonomisinin zarar göreceğini ve AB ülkelerinde yaşayan yaklaşık 450 bin İsviçre vatandaşının serbest dolaşım hakkının elinden alınacağını savunuyordu.

“Swissexit” gerçekleşmedi

Kamuoyu araştırmalarının da öngördüğü şekilde referandumda oy kullanan seçmenlerin yüzde 61,7’si teklifi reddetti. Teklif, ülkedeki 26 kantonun sadece 4’ünde destek gördü. Fransızca konuşulan kantonlar teklife en fazla “hayır” oyuyla karşı çıkarken, İtalyanca konuşulan Ticino kantonu ve Almanca konuşulan kırsal kesimlerdeki bazı küçük kantonlar ise “evet” oyu kullandı. Böylelikle 1999 yılında AB ile imzalanan Kişilerin Serbest Dolaşımı Anlaşması’nı (AFMP) sona erdirmeyi amaçlayan girişim başarısızlıkla sonuçlandı.

Ülkede yayın yapan bazı medya kuruluşları ise pazar günü yapılan referandumu Brexit ile kıyaslayarak “Swissexit” olarak tanımladı.

Nitekim, referandum öncesi teklifin kabul edilmesinin Brexit’ten daha kötü bir sonuç doğuracağı uyarısında bulunan İsviçre Adalet Bakanı Karin Keller-Sutter, referandum sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“SVP için en büyük fiyasko”

Seçim sonuçlarını değerlendiren bazı haber siteleri, “halkın SVP’nin suratına tokat attığını” yazdı. İsviçre’nin ulusal yayın yapan tek ve en büyük gazetesi Blick, sonuçları, “Parlamentodaki en büyük parti için 2007’den bu yana en büyük fiyasko” olarak niteledi. The Neue Zürcher Zeitung (NZZ) gazetesi ise sonucu “SVP için acı yenilgi” başlığıyla duyurdu.

Seçimlerin sonucuna bakıldığında göçmen karşıtı propagandaların İsviçreliler nezdinde kabul görmediği anlaşılıyor. Halk, tüm olumsuz görüşlere rağmen AB üyesi komşularına ihtiyaç duyduğunun giderek daha fazla farkına varıyor.

İsviçre Şengen bölgesine ise 2005’te katılmış ve AB üyesi ülkelerle serbest dolaşım başlamıştı.

Bununla birlikte, 2014’te yapılan referandumda seçmenler, AB’den gelecek işçilere sınırlama getirilmesini kabul etmiş, böylelikle serbest dolaşım kısmen de olsa kısıtlanmıştı.

AB ile ilişkiler şimdi nasıl olacak?

AB, referandum öncesinde İsviçre’nin serbest dolaşımı sonlandırması durumunda ticaret anlaşmasının da biteceği yönünde uyarıda bulundu. Serbest dolaşım sonlandırılmadı ancak İsviçre Federal Konseyi, bu hassas dosyayı ekim ayı ortasında yeniden ele almak ve AB ile çerçeve anlaşmasını yeniden müzakere etmek istiyor.

Adalet Bakanı Keller-Sutter, pazar günü yaptığı açıklamada, İsviçre’nin AB ile ilişkilerindeki konumunu gelecek birkaç haftada belirleyeceğini bildirdi.

Diğer yanan, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in AB ile başmüzakereci olmak için Bakanlık düzeyinde bazı düzenlemeler yapacağı belirtiliyor.

Başkent Bern’deki bazı uzmanlar, müzakereleri yürüten İsviçre Devlet Sekreteri Roberto Balzaretti’nin müzakerelerde başarısız olduğu gerekçesiyle Cassis’in böyle bir adım attığı yorumunu yapıyor.

Çerçeve anlaşma ne zaman imzalanacak?

İsviçre hükümeti ile AB arasındaki ilişkileri yeniden düzenleyen çerçeve anlaşmaya ilişkin müzakereler iki yıldır devam ediyor. Federal Konsey, AB ile çerçeve anlaşması konusunda oldukça temkinli davranırken, Brüksel ise daha fazla vakit kaybetmeden kısa zamanda imzalanması çağrısında bulunuyor. Bununla beraber anlaşmanın “İsviçre’nin egemenliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle parlamentoda veya yapılacak referandumda bu anlaşmanın asla kabul görmeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

AB ile ilişkilerde zorlu süreç bekleniyor

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, referandum sonuçlarını İsviçre-AB ilişkileri açısından memnuniyetle karşıladı ve kendisini tebrik etmek için İsviçre Konfederasyon Başkanı Simonetta Sommaruga ile yakın zamanda bir görüşme yapacağını bildirdi.

Leyen, her ne kadar referandum sonucundan memnuniyet duysa da İsviçre Federal hükümetinin tüm partiler ile halkın desteğini almak ve sürecin sona ermesi için “zamana oynaması” bekleniyor.

Pazar günü İsviçre belki “Swisexit”in eşiğinden döndü ama İsviçre-AB ilişkilerinde “Brexit” benzeri oldukça zorlu bir süreç bekleniyor.

AB: Lukaşenko'nun meşruiyeti bulunmamaktadır

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Belarus’ta 9 Ağustos’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından dün yemin ederek göreve başlayan Aleksandr Lukaşenko’nun meşruiyetinin bulunmadığını, seçimin sonucunu tanımadığını bildirdi.

AB adına açıklama yapan Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Belarus’taki seçimin “adil ve özgür olmadığını” belirterek, sonuçlarını tanımadıklarını yineledi.

Borrell, “Aleksandr Lukaşenko’nun 23 Eylül 2020’de sözde göreve başlaması ve bir dönem daha yetkisini sürdürmesinin demokratik meşruiyeti bulunmamaktadır.” ifadesini kullandı.

Seçimlerden bu yana gösterilerin devam etiğini hatırlatan Borrell, Lukaşenko’nun yeniden göreve başlamasının ülkedeki siyasi krizi derinleştireceğini savundu. AB olarak Belarus halkının demokratik taleplerini desteklediklerini belirten Borrell, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözetiminde yeniden “özgür ve adil” seçimlerin yapılmasına yönelik isteklerin arkasında olduklarını aktardı.

Belarus’ta 1994’ten bu yana 5 kez arka arkaya cumhurbaşkanı seçilen Aleksandr Lukaşenko’nun 9 Ağustos’ta yapılan seçimi yüzde 80,1 oy ile yeniden kazandığı, en yakın rakibi Svetlana Tikhanovskaya’nın yüzde 10,12 oy alabildiği açıklanmıştı.

Tikhanovskaya’nın önderliğindeki muhalefet seçim sonuçlarına karşı çıkmış, seçim günü akşamı itibarıyla “seçimlere hile karıştırıldığı” iddiasıyla muhalefetin organizasyonuyla protestolar başlamıştı. Devam eden gösterilerde protestocular yeni seçimin yanı sıra ülkede anayasa değişikliği talebinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel ve AB Konseyi Başkanı Michel ile görüştü

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile üçlü formatta video konferans görüşmesi yapması ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile üçlü formatta bir video konferans görüşmesi gerçekleştirdi.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, üçlü zirvede, Türkiye-AB ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin de değerlendirildiği zirvede, Türkiye ve Yunanistan’ın istikşafi görüşmelere başlamaya hazır olduğu ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Doğu Akdeniz'de gerginliğin azaltılması ve diyalog kanallarının işletilmesi için yakalanan nispi ivmenin karşılıklı adımlarla korunması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin daima diyaloğa ve müzakereye vurgu yaptığını, onca tahrike rağmen sağduyulu ve soğukkanlı tavrından taviz vermediğini ifade etti.

Almanya'nın arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikşafi görüşmelerin ve diğer diyalog kanallarının canlandırılması noktasında sağlanan mutabakatın nasıl ilerleyeceği hususunda Yunanistan'ın atacağı adımların önemli olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türkleri dahil, tüm tarafların katılımıyla düzenecek bölgesel bir konferanstan herkesin yararına olacak olumlu ve yapıcı kararlar çıkacağına inandığını söyledi.

Perşembe günü başlayacak AB Liderler Zirvesinin Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir soluk getirmesini umduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iyi niyetle Gümrük Birliği anlaşması, vize serbestisi ve göç mutabakatı konularında somut adımlar atılması halinde Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden olumlu bir mecraya taşınabileceğinden şüphe duymadığını ifade etti.

AB'nin Türkiye ile sağlıklı bir iş birliği geliştirilmesinin bölgesel sorunların çözümüne katkı sağlayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkel ve Michel’in Türkiye-AB ilişkilerine pozitif gündem kazandırma gayretlerinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkel ve Michel ile gerçekleştirdiği üçlü zirvede, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da hazır bulundu.