Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

AİHM Boşnak nine Orlovic'i haklı buldu

SARAYBOSNA (AA) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Bosna Hersek'te yaşayan Boşnak nine Fata Orlovic'in bahçesine Sırplar tarafından izinsiz inşa edilen kilisenin yıkılmasına hükmetti.

Yıllardır bahçesindeki kilisenin kaldırılması için hukuk mücadelesi veren 77 yaşındaki Orlovic'in Bosna Hersek aleyhine açtığı davada karar açıklandı.

Orlovic'i halkı bulan mahkeme, ülkesindeki savaş sırasında (1992-1995) terk etmek zorunda kaldığı evinin bahçesine izinsiz yapılan Ortodoks kilisesinin yıkılmasına karar verdi.

Mahkemeden yapılan açıklamada, kilisenin kaldırılmasının Bosna Hersek devletinin sorumlu olduğu ifade edilirken, hükmün üç ay içinde yerine getirilmesi gerektiği kaydedildi.

Kilisenin izinsiz olarak inşa edildiğinin altı çizilen açıklamada, mülk sahiplerinin bu yapı ile ilgili bilgilendirilmediği ve savaşın ardından evlerine döndüklerinde bahçelerindeki bu kilise ile karşılaştıkları anımsatıldı.

– Boşnak ninenin hukuk mücadelesi

Savaştan önce Srebrenitsa yakınlarındaki Konjevic Polje'de eşi ve 7 çocuğuyla yaşayan Fata Orloviç, savaş sırasında eşi Sacir dahil 22 yakınını kaybetti.

Ülkenin farklı bölgelerinde mülteci olarak yaşayan ve ABD'de yaşayan çocuklarının tüm ısrarlarına rağmen doğduğu toprakları terk etmeyen Orlovic, 1999'da savaştan önce yaşadığı köyüne döndü.

Döndüğünde bahçesine kilise yapıldığını gören Orlovic, izinsiz yapılan bu kilisenin kaldırılması için hukuk mücadelesi başlattı.

Kilisenin yıkılmaması için kendisine teklif edilen parayı da reddeden Boşnak nine, 11 yıl süren hukuk mücadelesini 2010'da kazansa da mahkemenin kararı asla uygulanmadı.

Bijeljina Mahkemesi kilisenin yıkılmasına karar verse de Sırp Cumhuriyeti (RS) Yüksek Mahkemesi kararı durdurmuştu.

AİHM'deki çocuk hakları davaları izlenebilecek

ANKARA (AA) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye'nin taraf olduğu çocuk hakları davalarının izlenebilmesi amacıyla oluşturulan veri tabanının tanıtım toplantısı yapıldı.

Uluslararası Çocuk Merkezi tarafından, Hollanda Büyükelçiliğinin katkılarıyla "Çocuk Hakları Davalarının Veri Tabanının Oluşturulması Projesi" kapsamında "www.cocukgozlemevi.org/aihm" adresli veri tabanı oluşturuldu.

Proje sorumlusu Mustafa Uygur, toplantıda yaptığı konuşmada, projenin bir önceki ayağının, "Çocuk Gözlemevi" projesi olduğunu söyledi.

Çocuk Gözlemevi projesiyle hem cinsel istismar ve sömürü mağduru çocukların hem de bu alanda çalışan bütün uzmanların faydalanabileceği bir veri tabanı oluşturduklarını hatırlatan Uygur, "Bu veri tabanında tezlerden akademik makalelere, Yargıtay kararlarından kitaplara çok farklı alanlarda kaynaklar bulunabilmekte." dedi.

Uygur, Çocuk Gözlemevi bünyesinde farklı bir proje geliştirme ihtiyacı duyduklarını anlatarak, bunun AİHM'deki çocuk hakları davalarının bulunabileceği, bu alanda çalışan uzmanların faydalanabileceği bir veri tabanı olduğunu ifade etti.

Projeyle Türkiye'de çocuk haklarının korunmasında önemli bir adım attıklarını dile getiren Uygur, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Veri tabanında aslında temel olarak Türkiye'nin taraf olduğu çocuk hakları davalarının hepsi var. Çeşitli filtreleme kriterleriyle bunlara ulaşabiliyorsunuz. Daha önce Türkçeye çevirisi yapılmamış olan kararların hepsini de uzmanlarımız veri tabanlarına çevirisini yaparak eklediler. Bazı kararların sadece İngilizce ve Fransızcaları mevcuttu. Bunları da veri tabanında Türkçe olarak erişilebilir hale getirdik."

– "AİHM'in çocuk hakları içtihadını yansıtabileceği veri tabanı oluşturduk"

Uygur, diğer konsey üyesi ülkelerin taraf olduğu davalardaki önem derecesi yüksek, AİHM içtihadının oluşmasında ve gelişmesinde önemi bulunan davaların da veri tabanında yer aldığını bildirdi.

Türkiye'nin taraf olduğu davalardaki kararların uygulanma durumlarına yönelik Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin değerlendirmesini de eklediklerini belirten Uygur, "AİHM'in çocuk hakları içtihadını yansıtabileceğini düşündüğümüz bir veri tabanı oluşturduk." diye konuştu.

– "Çok ciddi somut çıktılar elde etmiş durumdayız"

Hollanda Büyükelçiliği Temsilcisi Deniz Bezirgan da bu projeye destek vermekten mutluluk duyduklarını dile getirdi.

Projenin, elçiliğin Matra Programı kapsamında desteklendiğini söyleyen Bezirgan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu proje kapsamında çok ciddi somut çıktılar elde etmiş durumdayız. Türkiye'de ilk defa aslında olmayan bir şey yaratmış oluyoruz ve Çocuk Gözlem Evi'ndeki veri tabanından bahsediyorum. Ayrıca Türkçeye çevrilmiş birçok davanın özeti de söz konusu. Hollanda Büyükelçiliği olarak bu projeyi, somut çıktıları olduğu için çok önemsiyoruz."

– "AHİM'de dava açmak için kolaylaştırıcı rehber"

Eski AİHM Hakimi Rıza Türmen de "AİHM'in Çocuk Haklarına Yaklaşımı" konulu oturumda konuştu.

Proje için çok büyük emek verildiğine dikkati çeken Türmen, "Bundan sonra hukukçularımız AİHM'de dava açmak için çok daha yol gösterici, kolaylaştırıcı bir rehbere sahipler." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM'in devleti terbiye edici bir role sahip olduğunu aktaran Türmen, şunları kaydetti:

"AİHM bireylerin devletlerini şikayet edebildiği, devletlerine karşı dava açabildiği dünyadaki tek mahkeme. Başka insan hakları mahkemeleri de var. Amerika'daki insan hakları mahkemesi de var mesela ama bireysel başvuru hakkı zorunlu değil, beyana tabi. Oysa burada bireysel başvuru hakkı bütün sözleşmeye taraf devletler bakımından zorunlu."

Sözleşmeye taraf 47 devletin vatandaşlarının kendi devletlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet ederek, dava açabildiğini ve AİHM'in verdiği kararın bağlayıcı, uygulanması zorunlu ve yaptırım gücü olduğunu hatırlatan Türmen, "AİHM ile ilgili bir yığın eleştiri vardır doğrudur ama böyle bir fonksiyonu var. Bu fonksiyonunu ihmal etmemek lazım." şeklinde konuştu.

Toplantıya çeşitli barolarda ve sivil toplum kuruluşlarında çocuk koruma alanında çalışan birçok avukat katıldı.

AİHM hak ihlali iddialarını kabul edilemez buldu

ANKARA (AA) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2015-2016 yıllarındaki çukur olayları sırasında Cizre, Silopi ve Sur’da uygulanan sokağa çıkma yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu reddetti.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, AİHM, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 2015 ve 2016 yıllarındaki çukur olayları sırasında uygulanan sokağa çıkma yasağı ve yürütülen terörle mücadele operasyonlarıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu daha karara bağladı.

İddiaları inceleyen AİHM, söz konusu iddiaları kabul edilemez bularak, 32 başvuruyu da oy birliğiyle reddetti.

Toplam 34 başvuru yapıldı

Çukur olayları sırasında mal ve can güvenliğinin sağlanması amacıyla ilan edilen sokağa çıkma yasaklarına ilişkin AİHM’e toplamda 34 başvuru yapıldı.

Adalet Bakanlığınca hazırlanan yazılı görüşler, 13 Temmuz 2017’de AİHM’e iletildi. AİHM, yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü bu 34 başvuru arasından daha önce 2 başvuruyu duruşmalı olarak incelemeye karar verdi.

Strazburg’da 13 Kasım 2018’de görülen duruşmanın ardından AİHM, 29 Ocak 2019’da açıkladığı kararlarla söz konusu 2 başvuruyu kabul edilemez buldu.

Kararda, AİHM yetkisinin ikincilliğine atıf yapılarak başvurucuların, AİHM’den önce şikayetlerini Türk mahkemeleri önünde dile getirmeleri gerektiği belirtildi.

Bu kapsamda özellikle başvuranlar tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurularla ilgili incelemenin henüz sürdüğüne işaret edildi. Kararda, Anayasa Mahkemesi’nin tüketilmesi gereken ve etkili iç hukuk yolu olduğu vurgulandı.

AİHM, 4 Nisan 2019 tarihinde verdiği kararlarla, daha önceki kararlarına atıfta bulunarak Anayasa Mahkemesi önündeki başvuruların henüz inceleme aşamasında olduğunu, bu nedenle etkili iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtti ve diğer 32 başvuruyu da kabul edilemez buldu.

AİHM Türkiye'nin Demirtaş'la ilgili temyizini kabul etti

ANKARA (AA) – Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Türkiye davalarına bakan 2. Dairesi, halen cezaevinde mahkum olarak bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bireysel başvurusu üzerine 20 Kasım 2018’de ihlal kararı verdi.

Söz konusu kararında, başvuranın “Tutukluluğunun makul şüpheye dayanmadığı” ve “Anayasa Mahkemesi tarafından başvuranın bireysel başvurusu ile ilgili yapılan incelemenin kısa sürede tamamlanmadığı” yönündeki şikayetleri açısından bir ihlal olmadığını hüküm altına alan mahkeme, “Başvuranın tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle serbest seçim hakkının ihlali” ve “Görünürün dışında gizli ve siyasi bir amaçla tutukluluğunun devam ettirildiği” gerekçesiyle ihlal kararı verdi.

AİHM ayrıca, “başvuranın derhal tahliye edilmesi için Hükümetin gerekli tedbirleri alması gerektiğini” belirtti.

Mahkemenin bu kararına Adalet Bakanlığınca 18 Şubat 2019’da “Davanın AİHM Büyük Daire tarafından incelenmesi” talebiyle itirazda bulunuldu.

İtirazda özetle, “Bahsi geçen kararın birçok açıdan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yorumu ve uygulanması açısından ciddi nitelikte sorunlara yol açabileceği, davanın karmaşık olması ve birçok hususun AİHM tarafından ilk kez bir karar ile değerlendirilmiş olması, davanın başvuranın kimliği bakımından yüksek profilli bir dava niteliği taşıması ve bu tür davaların AİHM yerleşik uygulamalarına göre Büyük Daire tarafından incelenmesi gerektiği” hususlarına yer verilerek, bunun, AİHM’in benzer nitelikteki önceki kararları ile çelişkili olduğunun altı çizildi.

Yeniden görüş sorulacak

Türkiye’nin itirazını inceleyen hakimlerden oluşan kurul, söz konusu davanın Büyük Daire tarafından incelenmesi gerektiğine karar verdi.

Bu kararla, davanın görülmesine yeniden başlanacak, başvurana ve Hükümete davayla ilgili görüşleri yeniden sorulacak.

AİHM tarafından belirlenecek bir tarihte bu dava ile ilgili Strazburg’ta duruşma yapılacak ve yeni bir karar verilecek.

Kurul, Büyük Daire’ye yapılan taleplerin yüzde 95’inden fazlasını reddettiğinden, Türkiye’nin itirazının kabul edilmesi büyük önem taşıyor.

Muhabir: Mehmet Tosun