Ayşen Gruda

Sinema sanatçısı Arıkan: Yeşilçam'da oyunculuğu sanat için yaptım. Paraya tamah etmedim

MERSİN(AA) – Kemal Sunal’ın “Tosun Paşa” ve “Kibar Feyzo”, Cüneyt Arkın’ın “Gırgır Ali” ve “İstasyon”, Ferdi Tayfur’un “Çeşme” ve “Ben de özledim”in de aralarında bulunduğu yaklaşık 120 filmde rol alan Yeşilçam’ın önemli karakter oyuncularından 73 yaşındaki Cevdet Arıkan, “Yeşilçam’da oyunculuğu sanat için yaptım. Hiçbir zaman paraya tamah etmedim.” dedi.

Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşayan Arıkan, AA muhabirine, hayatını, Yeşilçam serüvenini ve o günlere özlemini anlattı.

“Yeşilçam’a girmeden önce sporcu geçmişiniz var. Bize bunu anlatır mısınız?”

“7 yaşında ellerimin üzerine yürümeye başladım. Sonra salto perende atmayı öğrendim. Futbol oynadım, güreş yaptım, askerde de güreşçiydim. Atletizimle uğraştım. Aletli ve aletsiz jimnastik yaptım. Sonra hiçbiri beni tatmin etti. Nasıl oldu bilmiyorum vücut geliştirmeye merak saldım. Vücudumu geliştirmeye başladım. Askerde de spora devam ettim. Paraşütçü komandoydum. Askerde Bora Uçar adında bir arkadaşım vardı. O da vücut çalışıyor, teşvik etti. ‘Senin vücudun müsait, boyun, posun, fiziğin de iyi.’ dedi vücutçu oldum. Sonra bayağı vücudumu geliştirdim. Adana Vücut Şampiyonası’nda birinci oldum. Yıllar sonra mahallenin genç kadınları, ablalarımız, ağabeylerimiz ‘Yakışıklı adamsın bak boyun, posun, vücudun ne güzel, üçgen vücutlusun, pazuların var. Sen niye artist olmuyorsun?’ diyordu. Ben sporu artist olmak için değil spor için yapıyorum. Bakıyorsun bende bir şey var o teşvikle sinemaya da merak sardım.”

“Yeşilçam serüveniniz nasıl başladı? Filmlerde hemen rol aldınız mı?”

“Yeşilçam serüvenim ilk fotoroman oyunculuğuyla başladı. 22 yaşındayken vücut şampiyonu oldum. Sonra işte o çağlarda fotoroman oyunculuğuna merak sardım. Hürriyet’in ilavesi Kelebek’te fotoroman oynadım. Saklambaç’ta, sonra Havadis’in bir eki vardı onda, Tercüman’ın İnci’si vardı onda yani bütün eklerde fotoroman oyunculuğuna başladım. Yine o dönem reklam fotomodelliği de yapıyorum. İstanbul’da 22 reklamda oynadım. Reklam hem basında hem sinemalarda hem de TRT’de televizyonda gösteriliyor. Reklam, fotoroman, fizik, merak hepsi bir araya geldi, Yeşilçam kapısı açıldı. Yeşilçam’a küçük rollerle başladım. Benim gibi o dönem sinemayı bilmeyen, içine girmeyen, sinemaya adım atarım Cüneyt Arkın, Tarık Akan ya da Kadir İnanır oldum zannediyor. Öyle değilmiş. Sinemada küçük küçük roller aldım. Elimden kimse tutmadı. Mücadele ettim. Yönetmenler, yapımcılar, dostlar, arkadaşlar, oyuncu ağabeylerimiz sevdi, bağrına bastı. Ayhan Işık, Cüneyt Arkın olsun öğrettiler, destek oldular. Bilmediğimizi öğrettiler, ışıktan nasıl faydalanacağımı, kameraya nasıl poz verirsin, neresinde durursan ne yaparsın bunu öğrettiler. Sonra biz de öğrendik. Başarabildiğimizi yaptık. Öyle devam ettik. Sonunda bir Seferoğullarının Suphi’si diye bir adam olduk kaldı.”

“Yeşilçam’da oynadığınızda sizin için özel ve unutulmaz olan filminiz var mıydı?”

“Onu her sanatçıya soruyorlar. Her sanatçı da yarım saat düşünüyor. ‘Hangi filmi söylesem?’ diye çünkü hiçbirisini söyleyemez. Benim için hepsi özel. O günkü ortam ne ise o güne özeldi. Tosun Paşa bambaşka bir alemdi. Kadro olarak kalabalıktı. Şener, Kemal, Adile abla, Ayşen Gruda, var var, yok yok yani. Güzel maceralı, kahkahalı bir filmdi. Allah rahmet eylesin çoğu aramızdan ayrıldı. Bir çölde çekiyorsun, Çatalca’nın ilerisinde Karadeniz sahiline yakın bir yerde. Geliyorsun Yeniköy’de Sait Halim Paşa Yalısı’nda çekiyorsun. Bir bakıyorsun başka yerdesin, hem geziyorsun hem oynuyorsun hem ortam değişiyor hem filmin havası da değişiyor. Film bittikten sonra daha başka oluyor. Onun anısı başka. Meraklı Köfteci daha başka, ‘Çeşme’ filmi Antalya’da, İstanbul’da, Adana’da sağda solda çekildi. O ayrı bir film. Yani hangisi desen benim için hepsi özel.”

“Seferoğullarının Suphi’si’ olarak tanınmak hoşuma gidiyor”

“Seyirciler isminizi daha çok oynadığınız Tosun Paşa filminden ‘Seferoğullarının Suphi’si olarak biliyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu?”

“Özel televizyonlar çıktığında, Star’dı galiba en çok o gösterirdi. Her hafta Star’da Tosun Paşa oynar. Akşam sabah Tosun Paşa… Acaba film mi bulamıyorlar bunu koyuyorlardı? O değil, seyirciyi çektiği için o film oynatılıyordu. Yıllar geçti aradan neredeyse 40 sene geçti halen oynuyor, halen müşterisi var. Seyirciyi çekiyor. İşte o filmin televizyonda fazla oynaması benim Cevdet Arıkan’lığımı unutturdu halkın gözünde, bir tek isim kaldı ‘Seferoğullarının Suphi’si’, Kemal’in Şaban olduğu gibi ben de Suphi oldum kaldım. Bazen sesleniyorlar ‘İşte Suphi dayı’. Ben de diyorum acaba arkada tanıdığı biri mi var? Kendim olmadığım için üstüme almıyorum, sonra tamam ‘Suphi dayı benim.’ diyorum. Öyle tanınmak insanın biraz da hoşuna gidiyor.”

“Yeşilçam’da örnek aldığınız kimse var mıydı?”

“Bütün ağabeylerimi örnek aldım. Cüneyt Arkın ağabeyimi, rahmetli Yılmaz Güney’i, Fikret Hakan ağabeyimi örnek aldım. Diyeceksin ki Şener Şen? Ben Şener Şen’i örnek almam çünkü onun gibi yapamam, yapmaya kalksam beceremem. Şener, apayrı bir oyuncu, onu bir yere koy. Fikret (Hakan) ağabey gibi oynayabilirim, Yılmaz Güney gibi sert bakabilirim, Cüneyt ağabey gibi olabilirim ama bir Şener Şen olamam. Niye? Mimiğiyle diyaloglarıyla başka bir oyuncu. Allah var şimdi Şener bambaşkadır sinemada. Zaten Kemal’in (Sunal) filmlerine dikkat edin çoğunda Şener varsa o film güzel. Şener’in olmadığı bir film de Kemal tek başına bir şey olmuyor. İkisi birbirini tamamlıyor. Kemal’in yarım bıraktığı yerde Şener var. Oynadığı ağa filmlere baksana, gerçek ağa kıskanır onu. Bambaşka bir oyuncu, saygı duyuyorum Şener abiye.”

“Yeşilçam’ı bir aile gibi düşünün”

“Sizce Yeşilçam’ın en iyi kadın ve erkek oyuncusu kimdir?”

“Diğerleri belki kızar ama en iyi 2 kadın oyuncuyu bilirim. Türkan Şoray ile Fatma Girik gerçek oyuncular. Diğerleri gerçek değil mi, tabii ki onlar da oyuncu, saygı duyuyorum. Bunlar ayrı bir yetenekli. Her kılığa girerler. Erkek oyunculardan da Kadir İnanır star oyuncu. Cüneyt ağabey kendi dalında bambaşka, rahmetli Fikret Hakan, Erol Taş mesela bambaşka bir oyuncuydu, baba adam, kişilik olarak çok iyiydi. Allah yattığı yeri nur etsin o bambaşkaydı. Erol ağabey çok saygı duyulacak kişiydi. Bilal İnce, Yıldırım Gencer, Hikmet Taşdemir hepsinin yerleri ayrı ama saygı duyulacak, önünde eğilecek sanatçı ağabeylerimiz ablalarımız bunlardı. Yeşilçam’ı bir aile gibi düşünün. Anne, baba, amca, dayı, teyze, nine, dede kimse işte kalabalık bir aileyi düşünün. Herkes birbirine saygılı. Yeşilçam bir aileydi. Kimse kimseye yan gözle bakmaz, art düşünce olmaz, kimse benden iyi diye düşünmez. Yok böyle bir şey. Ailende neysen o. Belki ailede iki kardeş arasında kıskançlık olabilir, amca, dayı çocuğu birbirine karşı biraz husumet besleyebilir bunlar olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Gerçek hayatta da var. Sinemada da bunlar var ama geçicidir. Kalıcı olan dostluktu.”

“Yeşilçam’ı özlüyor musunuz?”

“Özlemez miyim? Yani sinemada şunu özlüyor insan, o ortam diyoruz ya, o dostluk, samimiyet, kardeşlik, ağabeylik, ablalık, o bağı özlüyorsun. ‘Sahne tozunu almak.’ derler bizde, Yeşilçam’ın o kokusunu özlüyorum. Şimdikini değil. Şimdi Yeşilçam diye bir şey yok zaten, adı da yok, kendi de yok. Sinema yok. O ortamı özlüyorum. O günkü sanatçıları da özlüyorum. O günün seyircisini özlüyorum. O günün seyircisi çok bilinçliydi. Şimdikilere hakaret değil bu. Onlar bambaşkaydı. Sinemayı seyrettiğinde kendini görüyordu o filmde. Bu benim işte ya, benim yaşantım bu. ‘Hulisi baba’ benim dedemin aynısı, öbürü Tarık Akan, ‘Benim yaşantım.’ diyordu. Ya da genç kızlardan herhangi biri Gülşen Bubikoğlu, Müjde Ar, Necla Nazır, ‘Benim karakterimle aynı.’ diyordu. Suratını asıyor, tam benlik buluyordu seyirci. Şimdi o yok. Yeşilçam’da oyunculuğu sanat için yaptım. Hiçbir zaman paraya tamah etmedim. ‘Paramız olsun, aman altımızda şu araba olsun’. Yok olmasın yürürüm, dolmuşla giderim ne olur? Şanımdan, şerefimden mi eksilirim? Altımda dörtçeker olsa adım başka, yürürsem başka mı oluyor? Benim altımda dörtçeker olsa, tripleks evim olsa Cevdet Arıkan’ım, ayağımda ayakkabıyla yürüsem de Cevdet Arıkan’ım. Beni değiştiriyor mu, yok. Kimsen osun.”

Yeşilçam'ın 'Dişi Kavuklu'su: Ayşen Gruda

İSTANBUL(AA) – Tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu Ayşen Gruda, Erman ailesinin ortanca kızı olarak 1944’te, İstanbul Yeşilköy’de Osmanlı döneminde karargah olarak kullanılan, aynı zamanda Halid Ziya Uşaklıgil’in kitaplarını yazdığı köşkte dünyaya geldi.

Sanata düşkün bir aileye sahip olan Gruda, gençlik günlerini kardeşleriyle birlikte tiyatrocu olan annesinin gölge oyunlarını izleyerek geçirdi. Çocuk yaşta Ermeni komşularının taklidini yaparken yeteneği keşfedilen sanatçı, makinist babasının vefatıyla eğitimini yarıda bırakarak çalışma hayatına atıldı.

“Oyuncu olmak zorundaydım”

İlk kez 1962’de “Kongre Eğleniyor” adlı vodvildeki küçük bir hizmetçi rolüyle Tevfik Bilge’nin turne tiyatrosunda profesyonel oyunculuğa başlayan Gruda’nın ablası Ayten Erman ile kardeşi Ayben Erman da kendisi gibi oyunculuğu seçti.

Sanatçı, bu turneler sırasında Ankara Meydan Sahnesi’nde tanıştığı tiyatro oyuncusu Yılmaz Gruda ile 1965’te evlendi. Kızları Elvan doğunca bir süre tiyatroya ara veren Gruda, 1976’da boşandıktan sonra da eşinin soyadını kullanmaya devam etti.

İşini inanarak yapan ve yaptığı hiçbir şeyden pişman olmadığını söyleyen Gruda, 1977’de televizyonda yaptığı skeçlerden birinde canlandırdığı “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinin ardından “Domates Güzeli” olarak anılmaya başlandı.

“Domates Güzeli” karakterini “Dişi bir Şarlo” olarak tanımlayan sanatı, bir söyleşide, bu rolle içindeki “Kavuklu”yu yakaladığını dile getirdi.

Ayşen Gruda bir röportajında oyuncu olma hikayesini ise şöyle anlatmıştı:

”Ben çok hevesliydim, 5 yaşından beri oyuncu olmak istiyordum diye bir şey yok. Her şey ihtiyaçtan olur. Ben yeteneğimi bilmiyordum ama oyuncu olmak zorundaydım. Ablam Ayten Erman, tiyatro için öldü dirildi ve tiyatrocu oldu. Benim aklımın ucunda yoktu, hiç öyle bir şey istemiyordum. Fakat babam ölünce çalışmak zorunda kaldım. Daha lise 2 öğrencisiydim. Evde geçim sıkıntısı başladı. Kardeşim küçüktü, ablamla ben anneme yardımcı olmak zorundaydık. Ablam aracı oldu, oyuncu oldum. Yoksa çok güzel okuyan bir çocuktum. Avukat olmak istiyordum.”

Adile Naşit’le birlikte Ertem Eğilmez filmlerinin çekirdek kadrosunda yer aldı

Türk sinemasının sayılı komedyen kadın oyuncularından Gruda, daha sonra yakın arkadaşı ve komşusu Adile Naşit’le birlikte “Dahi” dediği Ertem Eğilmez filmlerinin ana kadrosunda yer alarak, sayısız karaktere imza attı.

Gruda, 14 yaşında adım attığı, hiç tiyatro eğitimi almadan, kendi deyimiyle “ustalarını izleyerek” öğrendiği oyunculuk hayatında ayrıca Yeşilçam’ın unutulmaz isimleriyle birlikte onlarca filmde oynadı.

Bugüne kadar hep yan karakterlerde rol alan Gruda, bu duruma rağmen adından söz ettirmesine ilişkin bir röportajında şunları kaydetmişti:

“Arzu Film ekolünden geliyorum. Orada hepimizin senaryoya hakkıyla hizmet etmesi beklenirdi. Biz çok özgür oyunculardık ama başı boş değildik. Arzu Film’de çok sıkı bir disiplin vardı. Bunların dışında da ben bir komedyenim. Komedyen her rolü oynar, yan rol, orta rol, kenar rol yoktur. Bir film seyredersiniz, küçücük bir rol hafızanıza kazınır. Olay budur.”

“Türk sinemasının klasikleşmiş yapıtlarında rol aldı”

Başarılı oyuncu, 1974’te bilgi yarışmasının sunucusunu canlandırdığı “Hababam Sınıfı”nın ardından 1975’te “Bizim Aile”, “Delisin”, “Bitirimler Sınıfı”, “Bir Araya Gelemeyiz” ve “Hanzo”, 1976’da “Öyle Olsun”, “Aile Şerefi”, “Güngörmüşler”, “Süt Kardeşler” ve “Tosun Paşa”, 1977’de “Çöpçüler Kralı”, “Gülen Gözler”, “Hababam Sınıfı Tatilde”, “İbo ile Gülşah”, “Şabanoğlu Şaban” ve “Sarmaşdolaş”, 1978’de “Avanak Apti” ile “Neşeli Günler”, 1979’da “Doktor”, “Şark Bülbülü”, 1980’de “Renkli Dünya”, 1981’de “Gırgıriyede Şenlik Var”, “Davaro”, “Gırgıriye” ve “Hababam Sınıfı Güle Güle” gibi Türk sinemasının klasikleşmiş yapıtlarında rol aldı.

Gruda, “Ah Evlendim Vah Evlenemedim”, “Bizim Sınıf”, “Papaz Kaçtı”, “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ve “Dün Gece Yolda Giderken Çok Tuhaf Bir Şey Oldu” adlı tiyatro oyunlarının yanı sıra “Mum Söndü”, “Deve Kuşu Kabare”, “Hababam Sınıfı Müzikali” ve “Yedi Kocalı Hürmüz” müzikallerinde de yer aldı.

Yarım asrı geçkin sanat hayatında usta oyuncu ayrıca 1982’de “Çiçek Abbas”, “Doktor Civanım”, “Dolap Beygiri”, “Görgüsüzler”, 1983’te “Şekerpare”, 1984’te “Gırgıriyede Büyük Seçim”, 1985’te “Aşık Oldum”, “Uyanıklar Dünyası”, “Namuslu”, “Fakir Milyoner”, “Şendul Şaban”, 1986’da “Ağa Bacı”, 1987’de “Aile Pansiyonu”, “Seyyar Kamil”, 1988’de “Süper Baba”, 1993’te “Rumuz Sev Beni”, 1994’te “Şenlik Var”, 2003’te “Hababam Sınıfı Merhaba”, 2006’da “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu”, “İlk Aşk”, “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?”, “Keloğlan Karaprens’e Karşı” filmlerinde oynadı.

Sağlığı izin verdiği ölçüde sanat hayatından hiç vazgeçmedi

Aralarında “Kaygısızlar”, “İbret-i Alem”, “Peri Masalı”, “Cennet Mahallesi”, “İki Aile”nin de bulunduğu birçok televizyon dizisinin oyuncu kadrosunda bulunan Ayşen Gruda, 2008-2018’de ise “Gece Gündüz”, “Kağıt”, “Pazarları Hiç Sevmem”, “Seni Seviyorum Adamım”, “Kötü Kedi Şerafettin”, “Dedemin Fişi”, “Babamın Ceketi” ve Cem Yılmaz’ın “Pek Yakında” filmlerinde izleyiciyle buluştu.

Sağlığı izin verdiği ölçüde ömrünün sonuna kadar sahnelerden ve setlerden kopmayan sanatçı, 2017’de “Kırkından Sonra” adlı tiyatro oyununda ve son olarak 2018’de “Sevgili Komşum” filminde rol aldı.

Bir söyleşisinde “Çalışmaktan vazgeçmek, çürümek olur benim için.” ifadelerini kullanan Gruda, 2006’da Sadri Alışık Ödülleri’nde ve 2010’da Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerini, 2012’de İstanbul Film Festivali’nde “Onur Ödülü”, 2015’te ise “52. Uluslararası Antalya Film Festivali”nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”nü aldı.

Bir süre pankreas kanseri tedavisi gören ve kanseri karaciğerine sıçrayan sanatçı, son olarak mide kanaması şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda tedavisi devam ettiği sırada solunum yetmezliği de yaşayan sanatçı 23 Ocak 2019’da, 74 yaşındayken hayatını kaybetti.

Ayşen Gruda’nın cenazesi İstanbul’da Zincirlikuyu Camisi’nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Ayşen Gruda son yolculuğuna uğurlanıyor

İSTANBUL (AA) – TBMM Başkanı ve AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binalı Yıldırım, Ayşen Gruda'nın yaşamını yitirmesine ilişkin, "Sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Böyle insanlar kolay yetişmiyor, dolayısıyla ülkemiz ve sanat camiamız için büyük bir kayıptır. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun." dedi.

Yıldırım, usta sanatçı Gruda'nın Zincirlikuyu Mezarlığındaki Zincirlikuyu Camisi'nde kılınan cenaze namazına katıldı.

Namaz öncesine gazetecilere açıklamada bulunan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Tiyatro ve sinema sanatçısı, hepimizin 'domates güzeli' diye filmleriyle aklımızda yer etmiş tiyatro ve kültür-sanat dünyamıza büyük eserler kazandırmış bir sanatçı hakkın rahmetine kavuştu. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Böyle insanlar kolay yetişmiyor, dolayısıyla ülkemiz ve sanat camiamız için büyük bir kayıptır. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Son görevimizi yapmak için buradayız."

Yıldırım, gazetecilerin Türk sinemasının büyük oyuncularının birer birer vefat ettiğini hatırlatması üzerine, "İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve nihayet dünyasını değiştirir. Bu hayatın vazgeçilmez bir kaidesidir. Her canlı ölümü tadacaktır diye bizim inancımıza göre ayet vardır. Dolayısıyla Allah o günümüzde yardımcımız olsun." şeklinde konuştu.

– "Bizler için çok büyük kayıp"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise "Maalesef çok eski değerlerimizi, sinemayı bize sevdiren en büyük değerlerimizi yavaş yavaş kaybediyoruz. Sanat camiası için toplum için o zamanın gençleri için yani bizler için çok büyük kayıp. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun." dedi.

Ersoy, birçok Yeşilçam oyuncusunun yaşamını yitirdiğinin ifade edilmesi üzerine şunları kaydetti:

"Yapacak bir şey yok, Allah herkese sıralı ölüm nasip etsin. Bizim görevimiz onları anlarıyla yad etmek ve yaşatmak. Önemli olan yeni sanatçıların yetişmesi için gerekli ortamı yaratmak, bunu devam ettirmek, sürekli hale getirmek. Onla ilgili gerekli düzenlemeleri, yasaları yaptık, Meclis'ten geçirdik. İnşallah yeni sanatçılara vesile olması için elimizden gerekeni yapacağız. Yapacak bir şey yok, Ayşen Gruda’yı kaybettik, geri kalanlara Allah uzun ömür versin."

Ayşen Gruda'nın vefatının ardından ünlü isimler de sosyal medya hesaplarından Gruda’nın yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı dileyerek, üzüntülerini dile getirdi

İSTANBUL (AA) – Tiyatro ve sinema oyuncusu, Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda, tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında vefat etti.

Usta sanatçının vefatının ardından ünlü isimler de sosyal medya hesaplarından Gruda’nın yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı dileyerek, üzüntülerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Twitter hesabından, “Sinema ve tiyatro tarihimizde iz bırakan usta oyuncu Ayşen Gruda aramızdan ayrıldı. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.

https://www.youtube.com/watch?v=Mqpy-nz5U70

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da hesabından, “Türk sinemamızın ve tiyatromuzun duayenlerinden değerli sanatçımız Ayşen Gruda’ya Allah’tan rahmet, ailesine, tüm sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dilerim.” mesajını paylaştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları da resmi Twitter hesabından Gruda’nın vefatını paylaşarak, baş sağlığı dileğinde bulundu.

Tarkan da instagram hesabından baş sağlığı dileyerek, “Bir yıldız daha kaydı. Her zaman sevgiyle anacağımız ve hiç unutmayacağımız Ayşen Gruda nurlar içinde yatsın.” dedi.

Komedyen Cem Yılmaz da “Kıymetli ustamız Aysen Gruda Ablamızın mekanı cennet olsun. Sevenlerinin başı sağolsun.” mesajını paylaştı.

Şarkıcı Kenan Doğulu da paylaşımında Gruda’nın saygıdeğer, dürüst ve kültürlü bir sanatçı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Geçmişimin en güzel filmlerinden sıcacık bir çehre. Zamana karşı durmak imkansız. Değerli ustalarımızı birer birer kaybederken onların temsil ettiği değerleri unutmamamız dileğiyle. Huzur içinde uyu sevgili Ayşen Gruda.”

Oyuncu, yazar ve yönetmen Yılmaz Erdoğan da instagram hesabından “Bizim en güzel akrabamız olmayı başarmış bir usta. Memleket tarihine atılmış güler yüzlü, büyük bir imza. Hepimizin başı sağolsun.” ifadelerini kullandı.

Komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar da “Ayşen Gruda nurlar içinde yat… Senin filmlerini izleyerek büyüdük ve çok sevdik seni. Allah cennetine kabul etsin. Başımız sağolsun.” dedi.

Komedyen ve oyuncu Ata Demirer de “Mutluluğumuz gülen yüzümüzün sebebi, nur içinde yat. Allah rahmet eylesin. Ailesine ve yakınlarına sabır dilerim.” mesajını yazdı. ‬

Gruda’nın arkadaşı oyuncu Nilgün Belgün de instagram hesabından hayata mizahla bakan insanların geride güzel izler bıraktığına dikkati çekerek, şunları anlattı:

“Canım Ayşenim ne çok çalıştık birlikte, ne çok anı paylaştık… Özü, sözü bir, dimdik duruşunla, şahane oyunculuğunla, yüzlerimizi hep gülümseterek ayrıldın aramızdan. Seni hiç unutmayacağım. Yaşadıklarımız, birlikte tiyatroda, show dünyasında geçirdiğimiz günler, geceler dün gibi aklımda kalacak hep. Devekuşu Kabare’de ‘Haneler’ oyunundan ayrıldığın için senin rollerini oynayarak ilk profesyonel oyunculuğa adım attığım andan itibaren arkadaşımdın benim. Beni tek tek o roller için nasıl çalıştırdığını unutmam mümkün mü ? Yani 1976 yılından bu yana hiç kırılmadan sevgiyle geçen dostluk yılları. Çok üzgünüm Ayşenim çok…”