Bayramda Beslenme Uyarıları

Bayram sonrası beslenme önerileri

ANKARA(AA) – Bayramlarda beslenme konusunda yapılan tatlı kaçamaklar, bayram sonrasında pişmanlığa dönüşebiliyor.

Diyetisyen Ceyda Nur Çakın, bayram sonrasında beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları AA muhabirine anlattı.

Beslenme alışkanlığındaki kısa süreli değişikliğe işaret eden Çakın, bunun uzun süre devam etmediği takdirde telafi edilebileceğini ve şok diyetlere gerek olmadığını belirtti. Çakın, “Bayram dört gün sürdüğü için bayramda yediklerinizi doğru beslenerek telafi edebilirsiniz. Beslenme alışkanlıklarınıza döndüğünüzde vücut kısa sürede eski halini alıyor.” dedi.

Neyin fazla, neyin az tüketildiğinin tespit edilmesiyle beslenme şeklinin düzene gireceğini vurgulayan Ceyda Nur Çakın, şunları söyledi:

“Örneğin, bayramda kırmızı et ve kızartma türevi yiyeceklere ağırlık verilmişse, bayramdan sonra en azından kırmızı et bir porsiyonla sınırlandırabilir, geri kalan öğünlerde de daha çok sebzelere yer verilebilir ya da bayramda şeker ilaveli meşrubatlar ile şerbetli tatlı tüketimi artmış olabilir. Bayramdan sonra mümkün olduğunca tatlı tüketmemeye veya tatlı ihtiyacımızı meyvelerle karşılamaya çalışabiliriz.”

“Ekmek yemeyi kesmek tatlı ihtiyacının artmasına sebep oluyor”

Çakın, kilo aldığını fark eden insanların genellikle ekmek yemeyi kestiğine ancak bunun tatlı ihtiyacının artmasına sebep olduğuna da dikkati çekerek şöyle devam etti:

“En azından her öğünde tam buğday, çavdar ekmeği gibi sağlıklı bir karbonhidrat kaynağına yer verebilir veya ekmek tüketmekten hoşlanmıyorsak bulgur, tam tahıllı makarna ya da salataların üzerine eklediğimiz haşlanmış kara buğday gibi yine konfleks karbonhidratlarla günlük enerji alımımızı daha dengede tutabiliriz. Böylece hem tatlı isteğimiz azalır hem bayram sonrası lif alımının azalmasıyla kabızlık şikayeti yaşanmasının önüne geçilir. Bunlarla, bağırsaklarımızın aktive olmasını sağlayacak lifli bir beslenme sağlamış oluyoruz. Bir de bayram sonrası ana öğünlerimizin pişmiş sebzelerden oluşması, özellikle öğlen ve akşam yemeklerinde mutlaka yemeklerimizin yanında yeşil yapraklı sebzelerden yapılmış salataların yer alması bayram boyunca eksik kalan lif alımını, vitamin mineral alımını tamamlamak için etkili olacaktır.”

Fazla protein tüketimine bağlı olarak bağırsaktaki yararlı bakterilerin azaldığını aktaran Çakın, “Bu bakterileri artırmak için yoğurt, kefir gibi probiyotik gıdalara mutlaka günlük beslenmemizde yer vermek gerekiyor. Eğer yapamıyorsak probiyotik takviyelerine başvurulabilir. Fakat probiyotik takviyesi kullanılacaksa mutlaka bir uzman görüşü alınmalı. Çünkü şu an piyasada çok fazla sayıda probiyotik var. Doğru seçim yapmak bu noktada önemli.” ifadelerini kullandı.

Bayram sonrası sıvı tüketimine de özen gösterilmesi gerektiğini aktaran Çakın, “Günde en az iki buçuk litre su içmek, meyveleri kabuklu şekilde tüketerek posa alımını artırmak, öğünlerimizde mutlaka çiğ sebzelere yer vermek, özellikle kayısı, erik gibi posalı yiyeceklere ağırlık vermek gerekiyor.” diye konuştu.

“Kilo alımının dört günde tartıya yansıması mümkün değil”

Çakın, bayramın yaz aylarına denk gelmesiyle ödem ve şişkinlik şikayetlerinin de artabileceğini ifade etti.

Kilo alımının dört günde tartıya yansımasının fizyolojik olarak mümkün olmayacağını aktaran Çakın, “Kişi bayramdan sonra tartıdaki kilo artışını görünce ‘Dört günde üç kilo almışım’ diye düşünebiliyor ama bu çok mümkün olmuyor. Genellikle kırmızı et tüketimi, yemeklerin içinde tuz olması ve sıcak havalardan kaynaklanan su kaybı gibi sebepler ödem oluşmasına yol açıyor. Yani orada hemen bir kilo ve yağ artışı olmuyor.” dedi.

Çakın, bayram sonrası ödem şikayeti olan kişilere çeşitli tavsiyelerde bulunarak, “Ödemi çözmek için günde iki fincan yeşil çay içilebilir, su tüketimi iki buçuk litrelere kadar artırılabilir. Maydanoza, yeşil yapraklı sebzelere yer verilebilir. Ananas kullanılabilir. Ananas, ödem attırıcı etkisiyle bilinen güzel bir meyvedir. Tuz tüketimi bayram sonrası sınırlandırılırsa bu da ödem şikayetinin çözülmesinde yardımcı olacaktır.” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığınca “Sağlıklı bayram sofrası” önerileri

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığınca, Kurban Bayramı süresince yeterli ve düzenli beslenme için tüketilmesi gereken yiyeceklerin yer aldığı "sağlıklı bayram sofrası" kuruldu.

Bakanlık tarafından Hekimevi'nde düzenlenen etkinlikte, "sağlıklı bayram sofrası" hazırlandı. Sofrada söğüş salatalık, domates, ceviz, peynir, zeytin gibi kahvaltılıkların yanı sıra mercimek çorbası, sebzeli et yemeği, zeytinyağlı taze fasulye, içecek olarak süt ve soda, tatlı olarak sütlaç yer aldı.

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünde görevli diyetisyen Fatma Aykul, Kurban Bayramı süresince sağlıklı ve dengeli beslenmenin püf noktalarını anlattı.

Bayramı sağlıklı geçirebilmek için öğün atlanılmaması, kahvaltıyla öğlen ve akşam yemeklerinin mutlaka yenilmesi gerektiğini vurgulayan Aykul, şöyle devam etti:

"Kurban Bayramı'nda yapılan en büyük hatalardan birisi öğünlerin atlanmasıdır. Çünkü her gittiğiniz yerde ikramlar verilir ve siz, öğünleri geçiştirirsiniz. Bu, yapılabilecek en büyük hatalardan bir tanesidir. Sindirim problemlerine, yüksek tansiyon hastalarının tansiyon problemi yaşamalarına, böbrek taşı problemleri olan insanların problemlerinin nüksetmesine sebep olabilir. Bu gibi durumları önlemek için kesinlikle öğünlerimize, porsiyonlarımıza dikkat ediyoruz ve abartmadan tüketmeye çalışıyoruz."

Kurban etinin kahvaltıda tüketilmesini önermeyen Aykul, "İnsanlar illa kahvaltıda et tüketeceklerse kavurmayı etin yağsız yerinden yapmalarını tavsiye ediyoruz. Eğer seviyorlarsa bunu sote tarzında sebzeyle karıştırarak domates, biber, soğanla pişirerek yapmalarını tercih ederiz. Lütfen az porsiyonlarda, porsiyonları kısıtlayarak tüketsinler." diye konuştu.

– "Akşam yemeğini geç saatlere bırakmayın"

Aykul, taze kesilmesi nedeniyle kurban etinin sert olduğuna işaret ederek, sindirim problemlerine sebep olmaması için çok iyi çiğnenmesi gerektiğini belirtti.

Gün boyunca midenin sindirim problemleriyle karşı karşıya kalabildiğini, bu sebeple akşam yemeğinde çorba, sebze yemeği, salata gibi besinlerin yer almasının doğru olacağını kaydeden Aykul, akşam yemeğinin geç saatlere bırakılmamasını önerdi.

Aykul, etin hayvanın kendi yağı yerine sıvı yağla pişirilmesini tavsiye ederek, "Izgara olabilir, sulu sote tarzı pişirme olabilir ama aşırı yağlı kavurmaları ve etin yakılarak tüketilmesini tavsiye etmiyoruz." dedi.

Sıcak günlerde sıvı tüketimine de özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Aykul, "Daha çok su, maden suyu, ayran ya da taze meyvelerden yapılan şekersiz kompostolar, bitki çayları gibi içeçekleri mümkünse şekersiz, mümkün değilse çok az şekerli tüketmeyi tavsiye ediyoruz." ifadelerini kullandı.

'Böbrek hastaları eti tuzsuz tüketmeli'

İSTANBUL (AA) – Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezi Başhekimi Uzm. Dr. Bilal Görçin, böbrek hastaları ile böbrek nakli geçiren kişilerin Kurban Bayramı beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.

Diyalize giren böbrek hastalarının seans sırasında protein kaybettiklerini anlatan Görçin, hastaların kullandıkları ilaçlar ve vücutlarında idrar birikmemesi nedeniyle vücutlarında biriken zararlı maddelerin iştahsızlık ve bulantıya yol açarak beslenme bozukluğu meydana getirdiğini söyledi.

Görçin, diyaliz hastalarının asıl sorunlarının sıvı yüklenmesi olduğunu belirterek, “Bu nedenle proteinli gıdaları ve özellikle de eti, gut hastalığı gibi bir hastalıkları yoksa rahatlıkla yiyebilirler. Zaten, sağlıklı insanlar gibi çok fazla iştahları olmadığı için onlara herhangi bir kısıtlama getirmiyoruz, herkes kadar yiyebilirler. Ancak eti tuzsuz veya mümkün olduğunca az tuzlu tüketmeleri daha iyi olur. Çünkü tuz, sıvı yükü olarak hastalara zarar verir. Tatlıyı ise şeker hastalıkları yoksa herkes kadar tüketebilirler.” değerlendirmesini yaptı.

“İyi olmayan şeker kontrolü organdaki hasarı ilerletiyor”

Böbreği az çalışmasına karşın diyalize girmeyen ancak ileride diyalize girme ihtimali bulunan kişileri et, tuz ve tatlı tüketiminde daha dikkatli olmaları konusunda uyaran Görçin, 30 ila 40 yıl önceki gibi yoğun protein kısıtlamasının artık yapılmadığını fakat yine de alınan protein miktarına dikkat edilmesinin hastaların yararına olacağını kaydetti.

Bilal Görçin, bu hasta grubunda da tuz kısıtlaması yapıldığı takdirde eti normal porsiyon büyüklüğünde yemelerinin sakıncası olmadığını belirterek, “Tatlı ise şeker hastalığı olanlar için sakıncalıdır. Böbrek ve diğer organ hasarını bu dönemde ilerleten en önemli sebeplerden biri de iyi olmayan şeker kontrolüdür. Böbrek fonksiyonu azalmış hastalarda şeker kontrolü zordur. Bu nedenle tatlıya dikkat etmeleri hastaların yararınadır.” diye konuştu.

Böbrek nakli geçiren ve organının fonksiyonu normal seyreden hastaların ise sağlık açısından normal kabul edildiklerini dile getiren Görçin, “Bu kişilerin özel bir önlem almasına gerek yoktur. Sağlıklı bir kişi beslenmesinde nelere dikkat ediyorsa, ne kadar et yiyorsa bu hastalar da o kadar yiyebilir. Ancak hipertansiyon ve şeker hastalığı varsa tuz ve şeker oranına dikkat etmeleri faydalı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Görçin, bu hastaların arasında asıl dikkat etmesi gereken grubun hem gut hastalığı hem de böbrek yetmezliği bulunan kişiler olduğuna işaret ederek, bu hastaların daha duyarlı olması gerektiğinin altını çizdi.

“Fazla tüketim ani problemler yaratabilir”

Bayramda rutin beslenmesini bozarak eti ve tatlıyı aşırı tüketen böbrek hastalarının karşılaşabileceği sorunlara dikkati çeken Görçin, şöyle konuştu:

“Fazla tatlı hastaların kan şekerini yükseltir. Hiç idrarı olmayan diyaliz hastalarında veya idrarı normal olan ancak böbrek fonksiyonları azalmış diyabetik hastalarda tabii ki şeker düzeni bozulur. Bu hastaların kullandıkları ilaçlar ve özellikle insülin ayarlaması zaten zordur. Ayrıca fazla tatlı tüketenlerde idrara fazla çıkma ve sıvı kaybı olabilir. Aşırı et tüketiminin normal kişilerde yarattığı sorunlarla bu hastalarda da karşılaşırız. Fazla tüketim bulantı, kusma, ishal, şişkinlik gibi ani problemler yaratabildiği gibi uzun vadede kalp ve damar sorunlarına yol açabilir. Etin kullanımı ve yeme şekli ile içerdiği tuz miktarı bu hastalarda önemlidir.”

“Diyaliz döneminde tuz tüketimi vücuttaki sıvı birikimini arttırıyor”

Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezi Başhekimi Uzm. Dr. Bilal Görçin, böbrek hastalarının eti tuzsuz tüketmeleri gerektiğini belirterek, “Çünkü diyaliz döneminde tuz tüketimi, vücutlarındaki sıvı birikimini arttırır. Dolayısıyla diyalizde fazla sıvı çekmek zorunda kalınır ve buna bağlı kramp, bulantı, tansiyon düşüklüğü gibi sorunlar meydana gelir. Bu nedenle, etkin diyaliz yapılamaz. Böbrek yetmezliği olan ancak diyalize girmeyen hastalarda ise tuz beraberinde suyu tutarak tansiyon yükselmesine ve kalp yetmezliğine yol açar.” dedi.

Diyaliz hastalarının haftanın üç günü devamlı bir merkeze bağlı kişiler olduğunu hatırlatan Görçin, “Sosyal hayatları kısıtlıdır. Diyaliz tedavisinden dolayı sıvı tüketimleri ve elektrolit bozukluğu nedeniyle de bazen sebze ve meyve seçenekleri kısıtlanır. Bu nedenle yılda bir gerçekleşen böyle bir bayramda bu hastalarda kısıtlama getirmek çok da doğru değildir. Tuzu dozunda et ile evde yapılan tatlılardan tüketmeleri daha iyidir. Bunları kısıtlamanın oluşturacağı stres, onlara yemelerinden daha fazla zarar verebilir.” şeklinde konuştu.

Kronik hastalığı olanlar bayramda kontrollü beslenmeli

İSTANBUL (AA) – Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, vücudun ihtiyacı olan tüm besin gruplarının dengeli bir şekilde alınması için yiyecek seçimine ve gıda miktarı ile porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Altay, Kurban Bayramı boyunca artan et tüketiminin dengesiz beslenmeye yol açtığını ve diğer besin gruplarından sağlanabilecek karbonhidrat, protein, vitamin ve minerallerin eksik alınmasına neden olduğunu belirtti.

Karbonhidrat, süt, sebze ve meyve gruplarının özellikle bayramda uygun porsiyonlarda yeteri miktarda tüketilmesinin önemine işaret eden Altay, “Elbette hem sindirim hem de vücudun diğer birçok işlevinde rolü olan suyu unutmamak gerekir. Son yıllarda Kurban Bayramı’nın sıcak yaz aylarına rastlaması sebebiyle su ve sıvı tüketimi daha da önem kazanmaktadır. Bayram süresince sağlıklı bir yetişkinin günlük 2,5-3 litre su ile sıvı gıda tüketmesi gerekir. Böbrek ve kalp yetmezliği, şeker hastalığı, gebelik gibi özel durumu olanlarda günlük sıvı ihtiyacı bireysel farklılıklar gösterdiği için bu kişiler mutlaka hekimlerine danışarak günlük su tüketimini ayarlamalıdır.” diye konuştu.

“Etleri en az bir gün dinlendirin”

Prof. Dr. Altay, Kurban Bayramı’nda şeker, yüksek tansiyon, kalp damar ile kronik böbrek hastalarının mümkün olduğunca yağsız ya da az yağlı et tercih etmeleri gerektiğini belirterek, “Eti az miktarda tüketmelidirler. Çünkü yağlı etlerin doymuş yağ ile kolesterol içeriği daha yüksektir ve kalp, beyin gibi önemli organlarda damar tıkanıklığı, tansiyon yükselmeleri, kan şekeri kontrolünün bozulması ve böbreklere yük artışı gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir.” dedi.

Mide ve bağırsak gibi sindirim organlarında sorun yaşayanlar için yeni kesilmiş kurban etlerinin önerilmediğine dikkati çeken Altay, şu önerilerde bulundu:

“Etlerin en az bir gün bekletilip haşlama ve ızgarada pişirme yöntemi ile tüketilmesi sindirimini kolaylaştıracaktır. Etlerin pişirilmesi sırasında mümkün olduğunca az yağ kullanılması ya da hiç yağ eklemeden etin kendi yağıyla pişirilmesi daha sağlıklı olacaktır. Etlerin tek başına değil de sebzelerle beraber pişirilmesi, yeşillik ve salata, yoğurt, az yağlı ve az tuzlu ayran gibi diğer besinlerle tüketilmesi daha hafif ve dengeli bir beslenme olanağı sağlar. Etler ızgarada pişirilirken ateş ile et arasındaki mesafe hem kömürleşmeye engel olacak hem de etin yeterince pişmesini sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır.”

“Şeker ve lokum gibi basit karbonhidratlardan sakının”

Türkiye’deki geleneksel bayram ikramları arasında yer alan şeker ve lokum gibi basit karbonhidratlardan mümkün olduğunca sakınmak gerektiğini vurgulayan Altay, özellikle şeker hastalarına şekerli gıdalar ve şerbetli tatlılardan kaçınarak şeker içeriği az olan taze meyve, kuruyemiş ve sütlü tatlıları küçük porsiyonlar şeklinde tüketmelerini tavsiye etti.

Unutulmaması gereken bir diğer noktanın ise tuz tüketimi olduğunu aktaran Altay, “Sağlıklı yetişkin bir bireyin günlük alması gereken tuz miktarı 4 ila 6 gramdır. Bu tuz ihtiyacı, dengeli ve uygun porsiyonlu olağan bir gündelik beslenme ile zaten karşılanmaktadır. Özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı gibi durumlarda hastaların yemeklere tuz eklemekten ve hazır gıda tüketiminden şiddetle kaçınması gerekir.” şeklinde konuştu.

Et ve tatlı tadımlık tüketilmeli

Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gökçe Şirin de bayramda et ve yağlı yiyecek tüketiminin artışına bağlı olarak sağlıklı beslenme düzeninin bozulduğunu bu nedenle kalp damar sağlığının tehlikeye atıldığını söyledi.

Yağlı et tüketilmesi nedeniyle kandaki kolesterol seviyesinin yükselmesinin damar sertliği hastalarında ciddi rahatsızlıklar yaratabileceğine işaret eden Şirin, kalp, tansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklara sahip kişilerin rutin beslenme düzenlerine her zaman uymaları gerektiğini belirtti.

Bayramda rutin beslenme düzeninin dışına mümkün olduğunca çıkmamanın önemini vurgulayan Şirin, et ve tatlı gibi gıdaları tadımlık tüketmenin en doğru yöntem olduğunu ifade etti.

“Diyabetli hastalar sütlü ve doğal tatlıları tercih etmeli”

Medicana Çamlıca Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Safiye Arık da Kurban Bayramı’nda yağlı beslenme modelinin, et ile tatlı tercihindeki artışın ve kontrolsüz tüketimin özellikle şeker, obezite, yüksek tansiyon, kalp damar hastalığı ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklara sahip kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

Yağlı besinler ile et ve tatlı tüketimindeki ani artışın, çarpıntı, tansiyon ve kan şekerinde yükselmelere neden olabileceğini belirten Arık, kırmızı ette kolesterol içeriği fazla olduğu için diyabet, kalp damar ve hipertansiyon hastalarını, et tüketiminde aşırıya kaçmamaları ve etin yağını temizleyerek yemeleri konusunda uyardı.

Arık, beslenme düzeninin kısa sürede değişiminden dolayı kilo alımının da yaşanabileceğini aktararak, “Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol oranı yüksek olduğu için diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olan kişiler eti aşırıya kaçmadan kısıtlı tüketmelidir. Bayram ziyaretlerinde özellikle diyabeti olan hastalar şerbetli tatlıdan kaçınmalı, mümkünse az şekerli, sütlü ve doğal tatlıları tercih etmelidir. Kan şekeri kontrolünün bozulmaması için tatlı tüketiminde az şekerli dondurma ya da meyve tercih edilmeli, ayran, az şekerli komposto veya bitki çayları tüketilmelidir.” dedi.