Bingöl Üniversitesi

“Bingöl kelimenin tam anlamıyla bir üniversite şehri”

BİNGÖL (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl Üniversitesi'nin kente kattığı öneme işaret ederek, "Bingöl gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir üniversite şehridir. Üniversite, 16 bini aşkın öğrencisiyle bin 400 çalışanıyla akademik ve idari çalışanıyla çok önemli bir yere gelmiş durumda." dedi.

Bingöl Üniversitesi yerleşkesinde yapılacak İlahiyat Fakültesi binası, yeni nizamiye ve 50 lojman inşaatının temel atma töreni düzenlendi.

Yılmaz, törende yaptığı konuşmada, çok büyük üniversite kampüsü için çok önemli bir adım atıldığını söyledi.

İlahiyat Fakültesi, yeni nizamiye ve 50 lojman projelerinin toplam maliyetinin 40 milyon lira olduğunu belirten Yılmaz, kuruluşundan bugüne kadar üniversiteye yüzlerce milyon bütçeden kaynak aktarıldığını, yatırımlar gerçekleştirildiğini bildirdi.

Yılmaz, altyapıdan üstyapıya, akademik kapasitesine, kütüphaneden yurtlara kadar çok büyük yatırımlar yapıldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bugün Bingöl gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir üniversite şehridir. Üniversitemiz, 16 bini aşkın öğrencisiyle, bin 400 akademik ve idari çalışanıyla çok önemli bir yere gelmiş durumda. Bu vesileyle başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, gerek başbakanlığı döneminde gerekse cumhurbaşkanlığı döneminde üniversitemize verdiği katkılar ve destekler için şükranlarımızı sunuyoruz."

Her ile üniversiteler kurulurken Cumhurbaşkanına çok "Bingöl'de, Doğu ve Güneydoğu'da, 81 vilayette üniversite mi olur?" diye çok eleştiriler yapıldığını anımsatan Yılmaz, Cumhurbaşkanının eleştirileri dinlemediğini ve bu doğru adımları attığını ifade etti.

Bu işlerin kolay yapılmadığını anlatan Yılmaz, "Laf söylemek kolay ama iş yapmak kolay değil. İş yapan bilir ki iş yapılırken binbir türlü zorluklarla uğraşmanız lazım. Fazla işle güçle alakası olmayanlar, ideolojik siyaset yapanlar, herşeyi eleştirirler, onlar rahatlar. İş yapmak zorunda olmadıkları için vakitleri de bol. Bol bol konuşurlar, dedikodu yaparlar, çamur atarlar ve bu hizmetleri karalamaya çalışırlar. Onlara da çok şükür vatandaşımız prim vermiyor." ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, son 15 yılda sağlıktan eğitime ulaştırmadan altyapıya çok hizmetler yaptıklarını anlatarak, daha fazlasını da huzur ve güven içinde yapmaya devam edeceklerini vurguladı.

Yapılan altyapı yatırımları sayesinde başta SÜTAŞ olmak üzere özel sektör yatırımlarının Bingöl'e ve bölgeye gelmeye başladığını aktaran Yılmaz, şöyle konuştu:

"Şimdiden SÜTAŞ'ta çok sayıda insan çalışıyor. İnşallah mega yatırımlarımız bittikten sonra asıl etkiyi göreceğiz. Bir taraftan doğrudan çalışanlar diğer taraftan da dolaylı etkileri de göreceğiz."

"Ekonomi istihdam çok önemli ama her şeyden daha önemli olan insan." diyen Yılmaz, insana yatırım yapmanın önemine değindi.

Yılmaz, gençlerin geleceğe daha iyi bir şekilde hazırlanması gerektiğine işaret ederek, "Dünyada büyük bir rekabet var. Bu rekabet ortamı içinde ülkeleri güçlü kılan asıl sermaye, varlık insan gücüdür. Nitelikli, donanımlı, girişimci, yeniliklere açık, aklını birilerine kiraya vermemiş, aklını kullanan, ahlaklı, evrensel değerleri tanıyan, ama geldiği yeri de unutmayan bir gençlik, geleceğimizin en büyük teminatıdır. Böyle bir gençliğin yetişmesine bu ilim yuvaları fayda sağlayacaktır." diye konuştu.

Törende, Vali Ali Mantı, Belediye Başkanı Yücel Barakazi ve Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak da birer konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından okunan Kur'an-ı Kerim ve duanın ardından tesislerin temeli atıldı.

BÜ ile GTÜ arasında iş birliği protokolü imzalandı

BİNGÖL (AA) – Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından "Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı" kapsamında pilot üniversite seçilen Bingöl Üniversitesi (BÜ) ile aynı proje kapsamında araştırma üniversitesi seçilen Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) arasında iş birliği protokolü imzalandı.

BÜ Konferans Salonunda düzenlenen imza töreninde konuşan BÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, 42 üniversite arasından pilot üniversite seçildiklerini belirtti.

"Pilot üniversite kapsamında hazırlanan çok sayıda proje var. Bu projeler değerlendirmeye alındı. Bunlardan bir kısmı da sonuçlandırıldı." diyen Çapak, geriye kalan projelerin de en kısa zamanda sonuçlandırılacağını söyledi.

BÜ'nün proje sonuçlanmalarının ardından sahaya inmiş olacağına işaret eden Çapak, "Bu projede hem YÖK hem de Kalkınma Bakanlığı ile çalışıyoruz. Onlarla da zaman zaman bir araya geliyoruz. Koordineli olarak çalışmalarımız devam ediyor. İlde ve bölgede üniversite olarak güzel şeyler yapacağımıza inanıyoruz." diye konuştu.

Marmara Bölgesi gibi sanayinin bulunduğu bir bölgede olan GTÜ'nün önemine değinen Çapak, "Bir araştırma üniversitesi ile pilot üniversite arasında bağ olsun istedik. Bir araştırma üniversitesi ile yürümek bizim için çok önemli." dedi.

GTÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan ise yapılan protokolün iki üniversite için de son derece önemli olduğunu belirtti.

"Bu protokol ile ortaklaşa bilgi ve bilim üretmenin ilk temellerini atmış olacağız." ifadesini kullanan Aslan, her iki üniversitenin akademisyenlerinin, yakalamış oldukları bu güzel fırsatı gerçekleştirecekleri hedef odaklı projelerle ülkenin ihtiyaç duyduğu yüksek katma değerli ürünlerle taçlandırabileceğini vurguladı.

Aslan, atılan bu iş birliği temellerinin hedefine ulaşmasını ülke ve her iki bölge insanına katkı sağlamasını diledi.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. Çapak ve Prof. Dr. Aslan tarafından iş birliği protokolü imzalandı.

Törene, Bingöl Valisi Ali Mantı ve Belediye Başkanı Yücel Barakazi ile rektör yardımcıları, dekanlar ve öğretim üyeleri de katıldı.

‘Televizyon annesi, bilgisayar babası olunca çocuk robot oluyor’

BİNGÖL

Bingöl Üniversitesi (BÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Çaldak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baş döndürücü hızla gelişen teknolojiyle beraber küçük yaştan itibaren televizyon, telefon, tablet ve oyun konsolları etkisinde büyüyen gençlerin muhakeme etme kabiliyetinden yoksun yetiştiklerini söyledi.

Gençleri “toplumların kayıp hazineleri” olarak değerlendiren Doç. Dr. Çaldak, şöyle devam etti:

“Gençlik toplumumuzun kaybettiği en büyük hazinedir maalesef. Genç, Farsça bir kelime olup, ‘define, hazine’ demektir. Ancak günümüzde kaybettiğimiz en büyük hazine olduğu halde en çok da habersiz olduğumuz, kayıplarımız içerisinde en büyüğüdür. Genç kavramını teknoloji kavramına mahkum etmişiz. Günümüz gençliği kendi benliğini, aklını, fikrini, ruhunu sadece maddeyle doldurmanın ümidiyle ve hayaliyle yetişmektedir. Cipsle beslenip, caps dili kullanan bir gencin muhakemesinin gelişmesi çok zordur.”

Gelecek kaygısı denince sadece iş, aş ya da diploma diye bilen ya da düşünen, manevi boyutuyla insanın erdemlik noktası nedir bilmeyen gençliğe gereken önemin verilmediğini savunan Çaldak, bu konuda en büyük suçun felsefeci ve ilahiyatçılarda olduğunu savundu.

“Bazen gencin yüreğine dokunmak gerekiyor” yönündeki söylemin “aslında aklına dokunmak gerekiyor” diye düzeltilmesi gerektiğini aktaran Çaldak, şöyle devam etti:

“Biz gencin arzularını elde edersek, arzularına göre bir şey ortaya çıkarırsak, biz onların ihtiyaçlarını kendi istediğimiz hak ve hakikat, vicdan, erdem noktasında belirlersek, elbet onlar da gelecekle alakalı yeni ümitler taşımamıza sebep olacak bir şekilde yetişirler. Onun için biz üniversite olarak kendi bölümümüzde, felsefe bölümümüzde gençlere birebir zihin yapılarının inşası, imarı yönünde dokunmaya çalışıyoruz.”

“Yüreğini, aklını ve ruhunu beslemek gerekir”

Gençlerin geleceğe eğitim öğretimle hazırlandığını anımsatan Hüseyin Çaldak, üniversitelerde kesinlikle öğretimden ziyade eğitimin olması gerekliliğine inandığını kaydetti.

Çaldak, şöyle dedi:

“Üniversitelerde mantığı, tasavvufu, tefsiri öğretim açısından veririz ama eğitim noktasında fazla bir şey verdiğimizi göremiyoruz. Zira eğitim, o ilmin pratiğini yaptırmaktır. Bu da öğrencinin hissiyatına dokundurmakla mümkündür. Sadece sınav yapmak, not vermek, diploma vermek maksat olmamalıdır. En güzel diplomaya sahip olduğu halde o insanın toplum için zararlı hale gelmesine engel olacak şey ruh eğitimidir. Onun için yüreğini, aklını ve ruhunu beslemek gerekir. Erdemli bir birey oluşmasının temelinde hakikaten felsefi zihin yapısı olacak bir toplum oluşturmak gençlerle mümkündür.” 

Doç. Dr. Çaldak, “Kalp yönünde vefa, sadakat, milletini, devletini, annesini, babasını, büyüğünü, hocasını, öğrencisini sevmek vardır. Ruh, akıl ve vicdan üçlüsü noktasında kalbi eksik bırakırsak, gıdasını eksik bırakırsak o sadece ya hakikaten kalp yönüyle yobaz olur ya da akıl cihetiyle sadece inançsız olur. Kalbini doldurmak da gıdasını vermek de aslında erdemliğe ait bütün değerleri vermektir. Onunla ruhunu tatmin etmektir. Ancak iki kanatlı olursa hakkıyla bir gençlik ortaya çıkar.” diye konuştu.

“Çocuk robot olarak yetişiyor”

Teknolojinin geldiği noktaya değinen Çaldak, televizyon, telefon ve internetin yaygın olduğu ortamda büyüyen bireylerin, önlem alınmadığı taktirde, gelecekte akıl muhakemesinden yoksun birer robot olarak yetiştiğini ifade etti.

Bebek sayılabilecek yaşta çocuğun eline telefon verildiğini belirten Hüseyin Çaldak, “Günümüzde çocuk doğuyor, doğduktan sonra çocuğun elinde tablet, annesi televizyon, babası bilgisayar olunca çocuk robot olarak yetişiyor. Ne aklında, ne muhakemesinde ne de zihin yapısında maalesef bir gelişme oluyor. Bu şartlar altında büyüyen çocuğun kullandığı kelimeler taklit, cümleler yapmacık, düşüncesi reklam ve şov, muamelesi de faydasız olmaktadır. Biz büyükler olarak da bununla övünmekteyiz. Şımarıklıklarına özgüven, taklitlerine kabiliyet diye bakmaktayız. Bu bakış açısı çocukların gelişmesinde onlara olumsuz şekilde yansımaktadır. Şimdi teknolojiden kurtulmanın imkanı yoktur. Küreselleşmenin de etkisiyle uzak durmak daha imkansız hale gelmiştir. Ancak öncelikle ebeveynin, sonra öğretmenlerin alternatifler sunarak bu imkanları doğruya yönlendirmek zarureti vardır. Teknolojiyi güzel yönde kullandırsak sorun çıkmaz. Aksi halde duygusuz, muhakemesiz, zihin işlevi olmayan robot tarzı varlıklar yetiştirmiş oluruz.” şeklinde konuştu.