Buğday

Yeniden filizlenen ata yadigarı kırmızı buğdayda verim artıyor – KARS

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Ekili alanların görüntülenmesi
– Çiftçilerin çalışması
– Buğday hasadı yapan çiftçilerin küreklerle buğday savurması
– Selim ilçesine bağlı Karahamza köyünde çiftçilik yapan Erdal Karadağ'ın konuşması
– Tarım ve Orman İl Müdürü Hüseyin Düzgün'ün konuşması
– Buğdayların çuvallara doldurulması KARS (AA) – HÜSEYİN DEMİRCİ – Tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı Kars'ta, asırlık kırmızı buğday üretimi bazı çiftçiler tarafından yaygınlaştırılarak sürdürülüyor.

Kış aylarının soğuk ve çetin geçtiği kentte, unutulmaya yüz tutmuş ata yadigarı tohumların yaygınlaştırılması için bazı çiftçiler üretim gerçekleştiriyor.

Bölgede asırlar önce üretilen ata tohumu kavılca ve kırmızı buğdayın ekimini yapan yöre çiftçileri, verimli bir sezon geçirdi.

Hasat ettikleri buğday yığınlarını küreklerle geleneksel usulde savurduktan sonra çuvallara dolduran çiftçiler, daha sonra kışın tüketmek üzere mahsullerini değirmende öğüterek un haline getiriyor.

– Geçmiş yıllara göre üretimi arttı

Tarım ve Orman İl Müdürü Hüseyin Düzgün, Kars'ta 2020 yılında 323 bin dekar alanda buğday üretimi yapıldığını söyledi.

Geçmiş yıllara göre üretim miktarında artış yaşandığını ifade eden Düzgün, şöyle konuştu:

“İlimizde ata buğday çeşidimiz olan kavılca buğdayı, 2020 yılı için 4 bin 750 dekar alanda ekiliş yapılmış olup yaklaşık 500 ton ürün elde edilmiştir. Diğer buğday çeşitlerinde ekmeklik kırmızı buğdayda ise 60 ton üretim yapılmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılı hububat alım taban fiyatlarını erken açıklaması ve fiyatların çiftçiyi memnun edecek düzeyde olması nedeniyle üreticilerimiz gün geçtikçe hububat ekimine yönelmektedir.”

– “Diyetisyenlerin tüketilmesi için tavsiye ettiği bir buğday türü”

Sarıkamış Ziraat Odası Başkanı Nesim Gök ise Kars'ın yüzlerce yıllık geçmişi olan orijinal kırmızı buğdayının organik olarak yetiştirilmesinin önemli olduğunu anlattı.

Yörede kırmızı buğday üretiminin yaygınlaşmaya başladığını aktaran Gök, “Bu kırmızı buğday sadece kendi un yapımında kullandıkları bir buğday. Buğdayın kepek oranı oldukça yüksek ve diyetisyenlerin tavsiye ettiği bir buğdaydır. Özellikle obezite için ilaç niteliğinde bir buğday türümüz. Bu sene hasadını yapmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Selim ilçesine bağlı Karahamza köyünde çiftçilik yapan Erdal Karadağ da aile olarak atasından, dedesinden kalma yaklaşık yüz yıldır bu topraklarda ekilen kırmızı buğday üretimini sürdürdüklerini belirtti.

Karadağ, nesilden nesile aktarılan kırmızı buğday üretimini köyde yalnızca kendilerinin yaptığını ifade ederek, “Bizim bu ürettiğimiz buğday, en az yüz yıllıktır. Dedelerimizden kalan buğdaydır. Bu kırmızı doğal buğdayımızdan un öğütür, ekmek ve diğer yiyeceklerimizi yaparız. Biz diğer Amerikan, İsrail buğdaylarını kullanmıyoruz. Onlardan sadece hayvan yemi için kullanılıyor. Bu sene verimimiz çok iyi. Yaklaşık 1'e 10 civarında verim aldık. Bizim çocuklarımız da bu geleneği devam ettirecek çünkü bu gerçek buğdaydır.” diye konuştu.

Zeron buğdayından etli pide ve özel soslu yaprak döner tescillendi – SİVAS

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Ulaş yaprak dönerinin servis edilmesi
– Etli pidenin hazırlanışı
– Tescil belgesinin görüntüleri
– Ulaş Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hayati Coşgun ile röportaj Zeron buğdayından etli pide ve özel soslu yaprak döner tescillendi
– Sivas'ın Ulaş ilçesinde Zeron buğdayından elde edilen hamur kullanılarak taş fırında odun ateşinde pişirilen etli pide ile özel sosla terbiye edilen yaprak döner, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret Tescil Belgesi aldı
– Ulaş Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hayati Coşgun:
– “Tecer Dağı eteklerinde yayılan hayvanların sırt eti kuşbaşılıda, kaburgası ise etli pidede kullanılır. Pişirmesi, etin lezzeti ve ikram ediliş şekliyle diğer illerden farklı olduğunu düşünüyorum”
SİVAS (AA) – SERHAT ZAFER – Sivas'ın Ulaş ilçesinde, Tecer Dağı eteklerinde yayılan hayvanların etlerinin kullanıldığı, Zeron buğdayından elde edilen hamurla yapılan etli pide ve yöreye özgü sosla hazırlanan yaprak döner, Türk Patent ve Marka Kurumundan Coğrafi İşaret Tescil Belgesi aldı.

Ulaş Kaymakamlığı, kendine özgü sosuyla terbiye edilerek yaprak haline getirilen ve döndürülerek yavaş yavaş pişirilen döner ile taş fırında odun ateşinde Zeron buğdayından yapılan hamurun pişirilmesiyle hazırlanan etli pidenin tescili için Türk Patent ve Marka Kurumuna Coğrafi İşaret Tescil Belgesi başvurusunda bulundu.

Yaklaşık 2 yıl süren değerlendirme sonucu Ulaş'ın yaprak döneri ve etli pidesi, temmuz ayında tescillendi.

Ulaş Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hayati Coşgun, AA muhabirine, yaprak döner ve etli pidenin bölgede yetiştirilen hayvanların etlerinden hazırlandığını söyledi.

Yaprak dönerin büyükbaş hayvanların sırt etinin bir gün önceden terbiye edilerek hazırlandığını anlatan Coşgun, şöyle konuştu:

“Yaprak döner ve etli pidenin başvurusunu birlikte yaptık. 2018 yılında Ulaş Kaymakamlığı olarak coğrafi işaret başvurumuzu gerçekleştirdik. Uzun bir süreçti ve yazılı bir kaynağımız yoktu. Yerelde canlı tarih yöntemiyle araştırdık. Döner ve pidenin Ulaş halkı tarafından sevilerek yenildiği gibi, çevre illerden de sevilerek yenildiğini tespit ettik. Ulaş etli pidesi ve yaprak döneri, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret olarak tescillenmiştir. Ulaş halkımıza ve Sivasımıza hayırlı olsun.”

– Zeron buğdayı ve kaburga eti kullanılıyor

Coşgun, her yörenin etli ekmeğinin meşhur olduğunu ifade ederek, “Ulaş'ın etli ekmeğinin özelliği hamurunun Zeron buğdayı unundan yapılmasıdır. Tecer Dağı eteklerinde yayılan hayvanların sırt eti kuşbaşılıda, kaburgası ise etli pidede kullanılır. Pişirmesi, etin lezzeti ve ikram ediliş şekliyle diğer illerden farklı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Türk Patent Enstitüsünün özelliği olmayan hiçbir ürüne patent vermediğinin altını çizen Coşgun, Ulaş yaprak dönerini ve etli pidesini lezzetli kılan en önemli unsurun, doğal ortamda yetişen büyükbaş hayvan etleri olduğunu vurguladı.

Coşgun, herkesi Ulaş yaprak döneri ve etli pidesini tatmak için ilçeye davet etti.

Ülker’in bisküvilik, yüksek verimli Aliağa Buğdayı’nda ilk hasat yapıldı

İSTANBUL (AA) – Ülker’in, yüksek kalitede, sürdürülebilir üretim yapabilmek, buğday tedarikini uzun yıllar güvence altına alabilmek, yerli ve milli bisküvilik buğday üretimini hayata geçirmek için başlattığı proje ilk meyvesini verdi.

Ülker’den yapılan açıklamaya göre, Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü’yle ortaklaşa yürütülen çalışmalar kapsamında geliştirilen, bisküvilik un üretimine uygun, yüksek verimli, hastalıklara, kuraklığa dayanıklı "Aliağa" adlı buğdayının ilk hasadı yapıldı.

Yüksek kalitede, sürdürülebilir üretim yapabilmek ve buğday tedarikini uzun yıllar güvence altına alabilmek hedefiyle 2007 yılında başlatılan projede, bisküvi üretimi için ideal buğday çeşidi geliştirme çalışmaları yapıldı. İlk denemeler, Enstitü'nün tarlalarında 2007-2011 yılları arasında gerçekleştirilirken, 2011-2014 yılları arasında ise geliştirilen buğdaylar farklı lokasyonlarda test edildi. Çalışmalar sonucunda Aliağa adı verilen buğday seçildi ve buğdayın tescili için 2014 yılında başvuru yapıldı. İki yıl boyunca, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü’nün farklı lokasyon ve şartlardaki testlerinden de başarıyla geçen Aliağa Buğdayı, tescile uygun bulundu. 2017-2019 yılları arasında buğdayın yaygınlaşması için tohum üretme çalışmaları Enstitü tarafından kendi ekim alanlarında yapıldı.

– "İlk ekim Kasım 2019’da gerçekleştirildi"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ülker Üst Yöneticisi (CEO) Mete Buyurgan Aliağa Buğdayı’nın ilk hasadını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, 2023 yılında buğday ihtiyacının yarıdan fazlasını bu buğdaydan karşılamayı hedeflediklerini bildirdi.

Sürdürülebilirlik alanında yürütülen projelerde son yıllarda büyük mesafe kat ettiklerini aktaran Buyurgan, şunları kaydetti:

"Tüm çalışmalarımızı, şirketimizin kaynakların verimli ve sürdürülebilir kullanımını amaçlayan 'İsrafsız Şirket' modeline uygun olarak gerçekleştiriyoruz. Tohumdan başlayarak, üretimin her kademesinde ve tüketiciye ulaşana kadar tüm süreçlerimizde sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilir ham madde tedariki bizim için önemli. Buğday da kritik ham maddelerimizden biri. Bu anlayışla çok önemli bir projenin hayata geçmesinden dolayı hem şirketimiz, hem de ülkemiz adına son derece mutluyuz. İlk ekimi, 2019 yılı Kasım ayında Konya ve Ankara’da 700 dönüm arazide gerçekleştirilen Aliağa Buğdayı’nın ilk hasadını yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu hasatta yaklaşık 300 ton tohum üretimi hedefimizi yakaladık. Bu tohumları, 2020 yılı ekim döneminde toprakla tekrar buluşturarak tohumun yaygınlaşmasını sağlayacağız. 2023 yılında ise bisküvilik buğday ihtiyacımızın yarıdan fazlasını Aliağa Buğdayı’yla karşılamayı hedefliyoruz."

– "Üretimde daha az su, daha yüksek verim"

Üreticiye kazandırılan yerli ve milli buğdayla sektöre de öncülük edebildikleri için çok mutlu olduklarını belirten Ülker Ankara Un Fabrikası Genel Müdürü Ali Çelik ise "İlk hasadımızdan elde ettiğimiz sonuçlar net olarak gösterdi ki, Aliağa Buğdayı hem bisküvi endüstrisinin hem de ekmeklik un üreten sanayicilerin buğday taleplerinin karşılanmasına önemli bir katkı sağlayacak. Bu buğday, mevcut buğdaylara göre sulu arazide yüzde 17 ile 20 arasında daha verimliyken, kuru arazide ise bu verim dekar başına yüzde 40 ila 60’a kadar çıkabiliyor. Aliağa Buğdayı’nın kurak arazilerde mevcut buğday türlerine kıyasla daha verimli olmasının bir diğer avantajı da buğday üretiminde su kaynaklarının daha az tüketilmesini sağlaması. Gelecek dönemde çiftçilerimizin daha çok gelir elde etmesi için elimizden gelen desteği vereceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Un Fabrikası Ticaret Direktörü Mehmet Ekici ise bisküvi üreticilerinin dışında diğer sektörlerden de yoğun bir talep beklediklerini belirterek, "Bu tohumun çiftçilerimiz tarafından ilgiyle karşılanması bizi mutlu ediyor. Özellikle Konya Ovası’ndaki çiftçilerimizin ilk kez bu kadar yüksek verim almaları bizim için gurur kaynağı." ifadelerini kullandı.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker: “Bisküvilik buğday ihraç edeceğiz”

İSTANBUL (AA) – Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, Tarım Bakanlığı ile birlikte yaptıkları araştırmalar sonucunda elde ettikleri bisküvilik buğdayı, sözleşmeli tarım yöntemiyle ürettirmeyi ve ihraç etmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Turkuvaz Medya Grubu Para Dergisi'nden yapılan açıklamaya göre, Para Dergisi’nin Tarım ve Orman Bakanlığı himayesinde yeni 10 yılda Türkiye tarımının yol haritasına katkı sağlamak amacıyla Ziraat Bankası, ATP Koza Gıda Tarım ve Koza Altın İşletmeleri sponsorluğunda düzenlediği "Tarım Ormanın Geleceği" webinar serisinin ikincisi gerçekleştirildi.

Sürdürülebilir Kalkınma, Kırsal Kalkınma ve Girişimcilik başlıklarının incelendiği webinarın açılışında konuşan Ali Ülker, hedeflerinin “Mutlu Et, Mutlu Ol’ mottosuyla tedarikçileri, üreticileri, çalışanları ve perakendecileri mutlu etmek ve insanlara kolaylıklar sunmak olduğunu kaydetti. Sabri Ülker döneminden bu yana işletmeyi gelecek yıllarda yatırım yapmasına imkan verecek makul bir kar oranıyla çalıştıklarını belirten Ülker, zincirinde yer alan tüm işletmeler için makul oranda karlılığı göz önünde bulunduran ekonomik modelin kalıcı bir model olduğunu vurgulayan Ülker, şunları kaydetti:

"Yıldız Holding, 60 milyar liralık ciro büyüklüğüne verimlilik, iyi bir tedarik zinciri ve güçlü lojistik ağı ile ulaştı. Bizim için önemli olan dünya ile rekabet edebilme gücümüz. Bu nedenle kullanılan girdilerde yüksek kalite, uygun fiyat ve sürdürülebilirlik kavramı altında, doğa ve çevre ile dost, karbon ayak izi kontrollü üretim süreçlerine çok önem veriyoruz. Son yıllarda tarım ürünlerinde de karbon emisyon ve ayak izini takip ediyoruz."

Kovid-19 sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da altını çizdiği gibi tarımda Türkiye’nin kendi kendine yettiğini hatırlatan Ülker, ekim ve dikim faaliyetleri ve hayvancılığın özellikle pandemi döneminde gücünü gösterdiğini ifade etti.

Tarım ekonomisinin cari fazlasının olmasının sevindirici olduğunu belirten Ülker, "Gıdada yeterli olmanın yanı sıra gıda israfının engellenmesi de son derece önemli. Bakanlığın ‘Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık’ programı ile elde etmeyi hedeflediği ve başardığı tasarruflarla Türkiye’nin misliyle fazlasını, tekrar besleme imkanına sahibiz. Yıldız Holding’in hedeflerinden biri de israfsız şirket ile sürdürülebilirlik politikalarını yaymak, üretimde ve tüketimde kontrolü artırmaktır." ifadelerini kullandı.

– "Türkiye buğday yerine un ihraç etmeli"

Yıldız Holding olarak otomasyona önem verdiklerini ve Ar-Ge ile dünyayla rekabet eden ürünler geliştirmek için çalıştıklarını ifade eden Ülker, şunları kaydetti:

"Türkiye buğday da ihraç edebilir, ama onun yerine un ihraç etmeli. Un yerine makarna, makarna yerine bisküvi yapabilmeli. Bizim için ürettiğimiz bisküvileri İngiltere’ye satabilmek iftihar vesilesidir. Üzerine çikolata koyduğumuzda tonunu 2 bin 500 dolardan 5 bin dolara çıkarabiliyoruz. Afrika’dan direkt kakao tanelerini ithal edip işleyerek, çikolata üretip, Türk tarımından şeker ve süt tozu alarak insanımızın emeği ile çikolata yapıyoruz. Bir kısmı Türkiye’de tüketilse de Godiva markamızla Silivri’deki fabrikadan Japonya’ya ve ABD’ye satıyoruz. Bu arada Tarım Bakanlığı bünyesindeki Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü ile 7-8 senelik çalışma ile 'Ali Ağa' isimli bisküvilik buğday tohumunu geliştirdik ve artık ekim aşamasına geldik. Sözleşmeli tarım ile önemli miktarda bisküvilik buğday elde edeceğiz ve bunu ihraç etmeyi hedefliyoruz."

Sözleşmeli tarım ve alım garantisi ile 500 bin aileye imkan sağladıklarını belirten Ülker, çiftçilere ayrıca avans verip, finansman sağlayarak maliyetlerin düşmesine yardımcı olduklarını belirtti. Ülker, Şok Marketler’in de sözleşmeli tarım yaptığını ve tarladan rafa ulaşana kadar yüzde 10-20 kayıp verilmesinin önüne geçilmesi için çalışmalarının sürdüğünü vurguladı.

– "Yatırım fonlarının gözü tarıma çevrildi"

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka da her ne kadar tarımın uluslararası yatırım pastasından aldığı pay az olsa da pandemi dönemiyle birlikte öneminin arttığına dikkati çekti. Karayaka, "Tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, aksayan hasat, tüketicilerin satın alma alışkanlıklarındaki değişiklik önemli faktör oldu. Tarımsal üretimde otomasyon, hasat takip sistemleri önem kazandı. Bu alana artık büyük yatırım fonları yatırım yapıyor. Üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve otomasyon konusunda ciddi bilinç oluştu. Su konusunda çalışmalar arttı. Sulama teknolojileri yatırım fonlarının hedefinde." değerlendirmesinde bulundu.

Üreticiler ile teknoloji girişimcilerinin bir araya getirilmesi gerektiğini kaydeden Karakaya, son yıllarda dijitalleşmenin tarımda kullanılmasıyla tarım ve gıdada start-up girişimcilerinin öne çıktığını belirtti.

Karakaya, fonların da bu konuda bir iştahı söz konusu olduğunu belirterek ofis olarak da girişim ekosistemine yatırımcı bulmak için dünyanın her yerinde görüşme yaptıklarını vurguladı.

Panelde söz alan MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım ve Hayvancılıkta Dönüşüm Kırsalda Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş de pandeminin tarımın önemini bir kez daha öne çıkardığını bildirdi. Bu süreçte ülkelerin sürdürülebilir gıda güvenliği için yeniden projeler geliştirmeye başladığını anlatan Eriş, kırsalın cazibesini artırmak için komite kurarak projeler geliştirdiklerini belirtti.

Webinar’ın özel konuğu Çin Tarım Üniversitesi Kırsal Kalkınma Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Lixia Tang da Çin’de 1980’lerden bugüne kırsal kesimdeki yoksulluğun azaltılması için yaptıkları projeleri anlatarak finansman ve altyapı desteğiyle büyük başarıya ulaştıklarını dile getirdi.

– Kovid-19 etki analizi yapılıyor

Webinar kapsamında gerçekleştirilen Tarımsal Ekosisteminin Sürekliliğini Sağlamak İçin Türkiye’nin Yol Haritası panelinin açılış konuşmasını yapan Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, Avrupa ve Orta Asya Merkezi, Ülke Program Müdürü Doç. Dr. Taylan Kıymaz, kırsal kalkınmanın kaynakların sürdürülebilirliği üzerine oturtulduğunu belirtti. Kırsal istihdamın artırılması için yoksullukla mücadele ve göçün önlenmesinin de temel unsurlar olduğunu aktaran Kıymaz, "Köy yatırımlarının desteklenmesi programları, kırsal altyapı destekleri programı, kırsal kalkınma yatırımları destekleme ile AB destekli kırsal kalkınma destek programı ile kırsal kalkınma altyapısına 2.5 milyar liralık kaynak aktarılıyor." ifadelerini kullandı.

Sürdürülebilir program ve destekler kapsamında üreticilerin iklim değişikliğine karşı direnç oluşturabilmesini sağlamak ve projelerde bu algının yer alması için çalışıldığını anlatan Kıymaz, Kovid-19 etki analizi ile e-ticarete kırsal kesimin katılabilmesi için çalışma yaptıklarına dikkati çekti.

– "Bakanlık ve özel sektör el ele çalıştı"

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Ayşin Işıkgece ise pandeminin herkesi şaşırttığını belirterek, "Tarım Bakanlığı özel sektörle el ele çalışmalar yaptı. Kendi kendine yeterlilik nedeniyle elimizdeki varlıkları nasıl değerlendirebiliriz konuları tartışıldı." ifadelerini kullandı.

Pandemi sonrasında sürdürülebilir kalkınma için yerli tohum kullanılması, verimliliğin artırılması, israfın azaltılması ve dijitalleşmenin çok daha önemli bir hale geldiğini söyleyen Işıkgece, “Buğday üretimimiz 1,4 milyon tonun yüzde 38’i sertifikalı. Üçte ikisini daha kullansak yüzde 25 daha fazla verim demek oluyor. Bu işin abecesi. İlk etapta bu bilincimizi ülkemizde çiftçimize yayarak yüzde 25’lik verim kaybını cebimize koymamız gerekiyor. Dijitalleşme de önemli. Tarımın en önemli problemini dikkate alıp Dijital Tarım Pazarı’nı tasarladık. Bu portalda arz ve talep buluşuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yerli tohumculuğu geliştirmek için yaptıkları çalışmaların sonucunda satışlara da başladıklarını kaydeden Işıkgece, yıl sonunda özel bir katalog çıkaracaklarını ve üreticilerin bu katalogdan seçerek tohum alabileceğini aktardı.

Endüstriyel kenevir konusunda da çalışmalarının sürdüğünü belirten Işıkgece, "Karadeniz Bölgesi’nde tekstille ilgili yeni bir fabrika açılacak. Ve tekstilde, kağıtta, otomotivde bir çok sektörde kullanılan endüstriyel kenevirle ilgili üreticilerin bize başvurmalarını önemsiyoruz. Maliyetler ve kullanım alanları konusunda üreticiye çok faydası olan bir ürün hem de birçok üreticinin girebileceği boş bir pazardan bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.

Tarım Ormanın Geleceği webinar serisinin ikincisinin açılış konuşmasını ise Turkuvaz Dergi Grubu Genel Müdür Yardımcısı Özgür Atanur yaptı. Projenin, Bakanlığın Toprağına Sahip Çık sloganı çerçevesinde, tarımın gelecek 10 yılının tartışıldığı ve sektör paydaşlarının bu sahada yaptıkları çalışmaları kamuoyu ile paylaşmayı hedefleyen bir yapıda tasarlandığını belirten Atanur, "Sürdürülebilir Refah Toplumu ve Sürdürülebilir Kalkınma, bütünleşik kalkınma anlayışının en önemli kavramlarından biri. Kalkınmanın temel dinamiklerinin güçlendirilmesinde ise, kırsalı da kapsayan sürdürülebilir refah toplumu birincil önem taşıyor. Ulusal ve uluslararası çok değerli katılımcılarımızla 'Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma ve Girişimcilik' konularını konuşarak, kırsal kalkınmanın daha hızlı yol alması ve girişimciliği desteklemek için yapılması gerekenlerin altını çizeceğiz." ifadelerini kullandı.