Bülent Arınç

Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Arınç: “Türkiye'nin tarihinde bir soykırım utancı yoktur”

BURSA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Bülent Arınç, "Bu günlerde birtakım edepsizler, can havliyle Türkiye'de Ermenilere karşı soykırım uygulandığını, ta 1915'i örnek göstererek aleyhimizde kararlar almaya çalışıyorlar. Herkes bilsin ki Türkiye'nin tarihinde bir soykırım utancı yoktur." dedi.

Arınç, Bursa Büyükşehir Belediyesince, "Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı" etkinlikleri kapsamında ilk kez organize edilen kitap fuarının açılışına katıldı.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki fuarın açılışında konuşan Arınç, beyaz papatya rozetiyle katılımcıların huzuruna çıktığını ve rozeti kendisine Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı (Reis-ul Ulema) Husein Kavazovic'in hediye ettiğini söyledi.

Bosna Hersek'in, büyükelçi ve devlet olarak, kitap fuarına onur konuğu olarak teşrif etmelerinin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Arınç, şöyle konuştu:

"Bu beyaz papatyayı bilmeyenler için hatırlatmak istiyorum. Bizler hepimiz Bosna dostuyuz. Sultan Fatih'ten bu yana, fetihten bu yana, 15'inci yüzyıldan bu yana Bosna ile kültür iş birliğimiz var, tarih ve inanç beraberliğimiz var. Onları çok seviyoruz ama 93'u unutmamak lazım. 93'ün hemen hemen başıyla 95 arasında devam eden büyük bir savaştır. Sırplar, maalesef Bosnalı kardeşlerimizi katletmek üzere savaş ilan ettiler. Ellerindeki sadece sniperler değil, onlar açısından mükemmel silahlarıyla, bizim bildiğimiz kadarıyla 300 bin civarında çocuk, kadın, erkek, asker şehit ettiler.

Bu acı yüreğimizdedir ve hepimiz biliyoruz ki Türkiye, oradaki kardeşleri için elinden gelen maddi manevi yardımı yapmıştır."

– "Bu, bir soykırımdır"

Arınç, Meclis başkanı olduğu andan itibaren Bosna'yla ilişkileri güçlendirmek için gayret ettiğini ve sürekli ziyaretlerde bulunduğunu dile getirdi.

"Bosna'da bize acıyı hatırlatan bu savaşın yanında en kötü olay, Srebrenitsa'da 10 bine yakın Boşnak kardeşimizin katledilmesidir." diyen Arınç, şunları kaydetti:

"Bu, bir soykırımdır. Tarihen sabittir ve Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu soykırımın sorumluları hakkında cezalar vermiştir. Başta Milosevic olmak üzere Radovan Karadziç, asker sıfatıyla Boşnakların katili, celladı Mladic olmak üzere hepsi bu mahkemelerde… Kimisi öbür dünyayı boyladı, kimisi cezasını çekmek üzere bulunuyor. Bunların hiçbiri acımızı hafifletmez ama dünyada bu konuda hüküm vermeye yetkili mahkeme dahi bunun bir soykırım olduğunu kabul etmişken ve sorumlular hakkında, Hollandalılar hakkında ayrı ama Sırplar hakkında suçlayıcı hükümler vermiştir. Bu, tarihen sabittir."

Arınç, özellikle özgürlükler ülkesi olarak tanıdıkları İsveç'te Nobel Edebiyat Ödülü'nün bir haine verildiğini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hain deyişim şundandır: Bir yazar olabilir, ne yazdığını ben de bilmiyorum. Sadece annesinin intihar etmiş birisi olduğunu biliyorum. Peter Handke isminde, aslen Avusturyalı bir adam Nobel Barış Ödülü adına konmuş olan edebiyat ödülünü almaya hak kazandı. Cumhurbaşkanımıza ne kadar teşekkür etsek, minnettar olsak azdır. Tek başına bir devlet başkanı olarak bunu telin etti, bunu yanlış bulduğunu ifade etti. Bu hainliği affetmeyeceğini söyledi ve Türkiye'nin İsveç Büyükelçisi, nota vererek bu törene katılmayacağını, protesto ettiğini ifade etti ve maalesef yalnız kaldığımızı çok acı biçimde gördük.

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve buna ait bütün Avrupa Birliği ölçüleri içinde, Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının tanıdığı bütün imkanlar içinde Srebrenitsa soykırımı, hemen hemen dünya tarafından oy birliği ile tanınmışken arkasından gördüğümüz bu Nobel Edebiyat Ödülü'nün takdim edilmesi hepimizi fevkalade üzmüştür. Türkiye, asil tavrını Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında çok güzel ortaya koymuştur. Ben de huzurlarınızda Srebrenitsa'da hayatını kaybeden 10 bine yakın Boşnak kardeşimizin ruhlarının şad olması temennisiyle bu beyaz papatyayı göğsüme taktım, Allah onlara rahmet etsin."

Bu soykırımı kimsenin kendilerine unutturamayacağını vurgulayan Arınç, "Bu günlerde birtakım edepsizler, can havliyle Türkiye'de Ermenilere karşı soykırım uygulandığını, ta 1915'i örnek göstererek aleyhimizde kararlar almaya çalışıyorlar. Herkes bilsin ki Türkiye'nin tarihinde bir soykırım utancı yoktur. 1915 şartları içinde iskan edilen Ermenilere karşı Tehcir Kanunu'nu uygulamayı da o günün hükümeti, elbette bir tedbir olarak düşünmüştü ama unutmayın ki Osmanlı Türk'ü ne kadar zarar gördüyse 1914-1915 şartlarında Ermeniler de ondan fazlasını görmedi." ifadelerini kullandı.

Handke'ye verilen ödülü, İsveç'in çok büyük ayıbı olarak gördüklerini belirten Arınç, bunu reddetmek üzere Türkiye'de ve dünyada büyük kampanya başlatılmasını temenni ettiklerini söyledi.

– "Siyasi hiçbir görevim yok"

Arınç, fuara emekli bir siyasetçi olarak katıldığını dile getirdi.

"Siyasi hiçbir görevim yok. Bu görevim, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olarak bize tanınan bir haktır." diyen Arınç, şunları kaydetti:

"Siyasi hayatımı 3 bölüme ayırdım. Birincisi, rahmetli Erbakan ile 30 yılı geçkin arkadaşlığımız. Ben onun oğlu mesabesindeyim ama 21 yaşımdan itibaren onun yanında bulundum. 1967-69'dan 2001'e kadar. O dönemi benim Ege'deki lakabım 'Küçük Erbakan'dı, 'Arınç, Küçük Erbakan' isimli kitapta topladık. İkincisi AK Parti dönemidir, 2001-2011. Üçüncüsü de ben siyasi hayattan ayrılırken neler yaşadım, neler gördüm tabii hepsini yazmaya elim varmayacak da onları yazacağım bir üçüncü kitap.

Buraya gelirken beni, kitabı olan bir adam kişi davetiyle getirdiler. Allah kitapsız bırakmasın."

Önceki günlerde Ankara'daki kitap fuarına Rus Büyükelçisi'nin de katıldığını anlatan Arınç, "Adam, 'Biz ehli kitabız.' diye konuşmaya başladı. 'Allah Allah' dedim. Geçen de Putin'den 'Müslümanlar kardeştir.' diye ayet okumasını dinlemiştik. Şimdi de Rus Büyükelçisi bize diyor ki 'Aman ha ehli kitap olalım.' Yani Putin'den ve Rus Büyükelçisi'nden Müslümanlığı öğrenecek hale geldik. Şu halimize bakın. Vay bize." şeklinde konuştu.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da fuarı "Prof. Dr. Fuat Sezgin"e ithaf ettiklerini, Bosna Hersek'in de fuarın onur konuğu olduğunu ifade etti.

Fuarın, 10 gün boyunca kültür şöleni olarak süreceğini belirten Aktaş, yeni kütüphane projelerinin olduğunu, bu kapsamda oluşturulan kitap kumbarasına bağış beklediklerini dile getirdi.

Bosna-Hersek'in Ankara Büyükelçisi Bakir Sadovic de fuara onur konuğu olarak katılmaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, Bosna Hersek'te de bu çapta renkli bir organizasyona birlikte imza atmayı temenni ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı da kitabın, kültür irsiyetinin baş etkeni durumunda olduğunu belirterek, fuarların önemine dikkati çekti.

Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri yayınevlerine ait stantları gezdi.

Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Bülent Arınç, daha sonra söyleşiye katıldı.

28. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, "Libya ile Türkiye'nin son zamanlarda vardığı bir mutabakat diplomatik alanda büyük başarıdır." dedi.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (ESAM) düzenlediği 28. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, Ankara'da başladı.

Kongrenin açılışında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği mesaj okundu. Mesajında; kongrenin Türkiye ve İslam alemi için hayırlı olmasını temenni eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"İslam dünyasının farklı bölgelerinden kongreyi teşrif eden misafirlerimize 'ülkemize hoşgeldiniz' diyorum. Bu vesileyle ESAM kurucu Başkanı Bahri Zengin ağabey ile Milli Görüş davasının lideri 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı rahmetle yad ediyorum. Çatısı altında görev almış, büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül vermiş tüm kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum."

Mesajında, ESAM'ın 1969'da bir avuç idealist insanın öncülüğünde kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"ESAM aradan geçen tam yarım asırlık sürede yaptığı araştırmalar ve düzenlediği konferanslarla Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyal yönden kalkınmasına önemli katkılarda bulunmuştur. ESAM ayrıca yetiştirdiği bürokratlar, siyasetçiler, iş adamları ve akademisyenlerle ülkemizin beşeri sermayesini daha da zenginleştirmiştir.

Bu sene 28'incisi düzenlenen Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, ESAM'ın çalışmalarını sadece ülkemizde sınırlı tutmayıp, tüm İslam coğrafyasını kucaklayan bir anlayışla yürüttüğünün bir nişanesidir. Başta komşumuz Suriye ve Irak olmak üzere gönül coğrafyamızda adaletsizliğin, zulmün, çatışma ve kardeş kavgasının arttığı bir dönemde kongreniz çok daha büyük anlam ve önem kazanmıştır."

Kongreye katılan ilim, siyaset ve düşünce insanlarının iki gün boyunca Müslümanlarla beraber ve tüm insanlığı etkileyen meseleleri etraflıca istişare edeceğine olan inancını vurgulayan Erdoğan, "Yeni bir dünya için barış, adalet ve merhamet, temasıyla düzenlediğiniz kongrenin İslam dünyasının vahdetine, dayanışmasına ve kardeşliğine vesile olmasını diliyorum." temennisinde bulundu.

– Bangsamoro Müslümanlarına takdir

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, yaptığı konuşmada, Bangsamoro Müslümanlarının uzun yıllar sonra bir anlaşma ile varlıklarını ortaya koymalarının büyük başarı olduğunu belirterek, "Türkiye bu barışın içerisinde diplomasi alanında yer almıştır." dedi.

Tunus'ta Nahda Hareketi ve Raşid Gannuşi'nin de geldiği noktanın önemine değinen Arınç, "Libya ile Türkiye'nin son zamanlarda vardığı bir mutabakat da diplomatik alanda büyük başarıdır. Akdeniz'in, Ege'nin kullanılması konusunda Libya'daki mutabakat hükümeti ile Türkiye'nin bir anlaşmaya varmış olması da takdire şayandır." değerlendirmesinde bulundu.

Yemen'in bombalandığını ve yok olduğunu, çocukların öldüğünü anlatan Arınç, "Bombalayanlar kim? Siyasi çekişmeler sebebiyle yanı başındaki Müslüman ülkeler. Azad Keşmir Pakistan'ın çok önemli bir meselesidir. Hür Keşmir'in Pakistan'a bağlılığından hiç kimsenin endişesi olmasın. Geçtiğimiz günlerde Keşmir'i ilhak edecek kararlar aldı Hindistan. Bunun karşısında sadece Türkiye sesini çıkarabildi. İslam Konferansı Örgütü ne iş yapar?" diye sordu.

Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

"Telakkiler çok değişmiş. Gençlerle yapılan anketlerde, dindar ailenin çocuklarının bile çok farklı bir yaşantı içinde olduğunu görüyorsunuz. Orta yaştaki vatandaşlara basit İslami bilgiler sorulduğunda bile insanlar cevap veremiyorlar. Herkes popüler kültürün etkisinde. Gözler başka şeyler söylüyor. Başlarda başörtüsü var ama takva eksik olduğu için bir aksesuar haline gelmiş. Halbuki bunların yaşantımızda da asaletle, vakarla, ciddiyetle, ahlakla süslenmesi lazım. Ben hanımefendilerimizi tenzih ederek söylüyorum."

Filistin konusuna da dikkati çeken Arınç, şu değerlendirmede bulundu:

"Filistin, bizim milli meselemizdir. Biz Filistin'e yardım etmeyi müminin mümine yardım etmesi gibi görürüz. Ama son zamanlarda çok yorulduk. Onlardan gelen bütün temsilcilere, Mahmud Abbas da dahil olmak üzere 'Ne zaman kendi aranızdaki beraberliği kuracaksınız? Gazze ile Ramallah ne zaman birleşecek?' soruyoruz. Bunu yapmadığı takdirde artık Türkiye'den başka dostu kalmadı Filistin meselesinin."

Filistin'in bazı toplantılarda başkalarının telkinleriyle hareket ettiğini belirten Arınç, "Ümmetin beraberliğini sağlamak, hepimizin üzerine bir vazifedir." ifadesini kullandı.

Arınç, Afganistan'daki insanların "Bismillah" deyip birbirlerini vurduğuna işaret ederek, "Yakışmıyor bu durum. Müslümanlıktan da soğutuyor insanları. 'Bunlar mı Müslüman?' diyorlar. 'Müslüman olmamak daha iyi'. Buna hakkımız var mı bizim? Bunu söyletmeli miyiz? Bunu yapmamalıyız, iyi örnekler olmalıyız. Güzel işler yapmalıyız, başarılı olmalıyız." şeklinde konuştu.

– "Müslüman ülkeler birbiriyle uğraşmayı bırakmalı"

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da İslam ülkelerinin birbiriyle uğraşmayı bırakması gerektiğinin altını çizdi.

İttifakın ön plana çıkarılmasını isteyen Karamollaoğlu, "Ekonomik ve teknolojik kalkınmayı İslam ülkesinin en öncelikli meselelerinden biri haline getirmeliyiz. Ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda ortak ve güçlü müesseseleri kurmalıyız. Kaynaklarımızı doğru ve yerinde kullanmalıyız, yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi ülkelerimizin kalkınması ve zenginleşmesi için harcamalıyız." görüşünü dile getirdi.

– "İslam medeniyetini yeniden inşa edeceğiz"

ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, kongrenin ana temasını "Yeni bir dünya için barış, adalet ve merhamet" olarak belirlediklerine dikkati çekti.

Toplantılarda İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu değerlendireceklerini aktaran Kutan, "İslam dünyasında meydana gelen değişim ve gelişmeler çerçevesinde ortak hedefler ve çözümler konusunda görüş alışverişinde bulunacağız." dedi.

Kutan, 2011'e kadar bu toplantılara merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, İslam aleminin bugün tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığına işaret etti.

İslam coğrafyasında zulüm, gözyaşı ve katliamların yaşandığını ifade eden Kutan, Büyük Orta Doğu Projesi ile Müslüman ülkelerin işgal edildiğini kaydetti. Beşeriyetin, İslamın sevgi ve şefkat mesajlarına muhtaç olduğunu vurgulayan Kutan, "Allah'ın yardımıyla İslam medeniyetini yeniden inşa edeceğiz. Yeryüzünün imar ve ıslahını sağlayarak yeni bir dünyayı birlikte kuracağız." diye konuştu.

İslam aleminin kendi içinde büyük bir kargaşaya sürüklendiğini belirten Kutan, "Yaşananların tam bir kardeş kavgasına dönüşmesi ve her geçen gün bu kötü halin kanser gibi yayılması hepimizi derinden üzmektedir." ifadesini kullandı.

– "Dünyanın barış, adalet ve merhamete ihtiyacı var"

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise dünyanın barış, adalet ve merhamet gibi üç kavrama ihtiyacı olduğunu anlattı.

İslam dünyasının epistemik ve yönetsel krizleri aşması gerektiğine değinen Yalçın, şöyle devam etti:

"Epistemik kriz, batı paradigmasının ürettiği bilgi, yöntem ve kültür karşısında etkisiz kalmamıza vesile oluyor. Yönetsel kriz de ahlaki çürümeye, adaletsizliğe ve kaynakların israfına neden oluyor. Umutsuzca bekleyen insanlar, Müslümanların sahaya inmesine, inisiyatif almasına ihtiyaç duyuyor."

– "Kanal İstanbul projesini doğru bulmuyorum"

Öte yandan, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kanal İstanbul projesine ilişkin "Montrö lobisi rahatsız" sözlerinin hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:

"Montrö lobisi beni hiç ilgilendirmiyor. Ben onlardan dolayı değil, yani buranın beklenilen karı vermeyeceği kanaatinde olduğum için ve oradaki ekolojik yapıyı da bozma tehlikesinin olmasından dolayı Kanal İstanbul projesini doğru bulmuyorum. Yoksa Montrö lobisi nedir bilmiyorum. Kanal İstanbul projesi bir yatırım. Bu yap-işlet-devret modeline göre yapılır, oradan gemiler geçmediği için de orayı yapanlara devlet kesesinden, milletin kesesinden para verilirse bu haram olur. Boğazlardaki hakimiyetimizin artması, eksilmesi söz konusu değil. Bu onunla alakalı iş değil. Bunlar boş laflar."

Arınç: “Yargı kararıyla beraat etmiş insanların terörist yaftasından kurtulması lazım”

IĞDIR (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, kanun hükmündeki kararnamelere (KHK) yönelik açıklamalarına ilişkin, "Bu örgütle irtibatı, iltisakı olup olmadığı araştırıldıktan sonra artık yargı kararıyla beraat etmiş insanların da üzerilerindeki bu terörist yaftasından kurtulması lazım, bunun için de bir öneride bulundum." dedi.

Bülent Arınç, Iğdır Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesi Toplantı Salonu'nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Birkaç gün önce bazı konuları içine alan bir konuşma yaptığını anımsatan Arınç, konuşmasının içerisinden bir cümleyi alıp eleştiri yapanların, yanlış yorumlayanların ya da kötü amaçlarla bunu istismar edenlerin olduğunu söyledi.

Eleştiri yapılan cümlenin "Sadece KHK bir faciadır" sözü olduğuna işaret eden Arınç, şöyle konuştu:

"Evet, konuşmamın içerisinde bu cümle geçiyor ama başına sonuna dikkat edilirse veya konuşmanın bütünü incelenirse bu sözlerin muhatabının KHK'ler ve onları çıkaran hükümet olmadığı, olağanüstü hal döneminde çıkarılan bu kararnamelerin olağanüstü hal kalktıktan sonra yargıya giderek beraat etmiş veya soruşturmadan sonra takipsizlik kararı almış veya hakkında hiç soruşturma açılmamış insanlara bir an evvel iade işlemlerinin uygulanmasına yöneliktir. Evet, KHK bir faciadır, cümlesi var ama bunun önü de ve arkası da dinlenirse bunlar yanlış uygulamalardan mağdur olanların çektiği ızdırabı anlatmak için kullandığım bir cümledir. Eğer bu cümleyi salt, çıplak olarak alırsanız gerçekten yanlış bir cümledir, eleştirilecek bir cümledir, yanlış anlamlara götürülebilecek bir cümledir."

Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini eleştiren konuşmasını saygıyla ve takdirle karşıladığını belirterek, "Çünkü o kadar iyi niyetli olduğundan şüphe etmediğim bazıları sadece bu cümleye bakarak, ama kötü niyetli olduğunu düşündüğüm bazıları da bu cümle üzerinden neredeyse 15 Temmuz'daki hain darbe girişimini lekelemeye, gölgelemeye çalışmak gibi bir anlam çıkardılar." ifadesini kullandı.

– "En ağır cezalara çarptırılmalarını talep ettik"

Herkesin amacını ve düşüncesini bildiğini aktaran Arınç, 15 Temmuz'un hain bir darbe girişimi olduğunu, şehitlerin ve yaralıların bulunduğunu söyledi.

Şehitlere ve gazilere şükran borçlarının olduğunu vurgulayan Arınç, "Bombaların yanında patladığı bir insan olarak canlı yayınlara katıldığım için belki bu bomba sesleri duyulmuş olabilir. Orada bu darbe girişimini lanetledik, herkesin karşı çıkması gerektiğini söyledik, onların hükümeti ve rejimi devirmeye yönelik bir eylemde bulunduklarını ifade ettik ve özellikle bu darbe girişiminin silahlı unsurlarının en ağır cezalara çarptırılmalarını talep ettik." değerlendirmesinde bulundu.

Arınç, yargının üzerine düşeni yaptığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Tek bir amacım vardı, KHK'lerin sonuçları. 15 Temmuz'da hain darbe girişimi oldu ve felaket ortaya çıktı. Hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımız çok doğru bir iş yaptı ve Meclisteki bütün partilerin ittifakıyla ülkede olağanüstü hal ilan edildi, iki yıl devam etti. Bu süreçte 20 civarında kararname çıkarılarak bu hain terör örgütünün kamuda çalışan unsurları varsa bunların temizlenip ayıklanmak istendiğini biliyorum. Bu da çok doğru bir eylem ama bu örgütle irtibatı, iltisakı olup olmadığı araştırıldıktan sonra artık yargı kararıyla beraat etmiş insanların da üzerilerindeki bu terörist yaftasından kurtulması lazım, bunun için de bir öneride bulundum. Zinhar ve asla KHK'ler bir faciadır anlamında söylemedim ve bunun 15 Temmuz'la, adeta onu gölgelemeye yönelik bir söz olarak da düşünmedim."

– "Erdoğan'ın eleştirisi doğru ve yerinde"

Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her türlü anlama müsait olan bu cümle üzerinden eleştiri yapmasını doğru ve yerinde olduğunu dile getirerek, Erdoğan'a teşekkür etti.

Kendisiyle ilgili eleştirilerde iyi niyetli olanlara da teşekkür eden Arınç, şunları söyledi:

"Bunun üzerinden şahsıma, Cumhurbaşkanımıza, 15 Temmuz'a karşı birtakım şeyler üretmeye kalkan kötü niyetlileri Allah'a havale ediyorum. Onlarla bu dünyada boğuşacak halim yok ama öbür tarafta hepsinin yakalarına sadece ben değil, belki mağdurların tamamı da yapışacaktır. Olağanüstü hal ve kararnameler bir gereklilikti ve bunların üzerine hiçbir tartışmayı yerinde görmem. Kontrollü ve kontrolsüz darbe diye nitelendirmeler yapan başta CHP olmak üzere bazı muhalif çevrelere de hiçbir zaman prim vermem. Biz bu darbe girişimini bizzat yaşadık, bu olayın mağduruyuz, bütün millet bunun mağdurudur. O yüzden kim tankın içinde, kim helikopterin içinde, kim bombalamaya karıştı, kim masum insanlara silah çektiyse yüzlerce masum insanın hukukunu korumak bütün şehitlerimiz gibi üzerimize düşen bir vecibedir. Bu yüzden sözlerimin tekrar iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum."

Erdoğan'ın kendisi üzerinde çok büyük hakkı olduğunu kaydeden Arınç, Cumhurbaşkanının her zaman eleştiri yaparak önerilerde bulunabileceğini anlattı.

– "İstifamı gerektirecek hiçbir şey yok"

Bülent Arınç, "Bu olay üzerine benim istifamdan söz eden bazı bedbahtlar oldu. Bunlara cevaplar verdik. İstifa etmedim ve istifamı gerektirecek hiçbir şey yok. Benden istifa da talep edilmedi ama birileri herhalde böyle olmasını arzu ediyor." dedi.

Yüksek İstişare Kurulundaki oturma düzenine ilişkin yorumlara da değinen Arınç, "Bizim oradaki düzenimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın iki tarafında en kıdemli, en yaşlı üyelerin oturmasıdır. Oturma düzeninin maksatlı olarak bu hale getirildiğini söylemek yanlışın ötesinde bir gayretgeçliktir. Ben Türkiye'de yeni siyaset yapmıyorum, ismim bir markadır. Bu markanın da ne anlam ifade ettiğini Türkiye'de herkes bilir. Beni ne kadar çok konuşurlarsa, anlattığım fikirleri sağından ve solundan kırparak bile olsa ne kadar çok televizyonda tartışırlarsa bu bana zarar vermez, üstelik ülkeye de faydası olur. Bu vesileyle insanlar merak ederler ve bu adam ne demiş diye videoları dinlerler. " diye konuştu.

Arınç daha sonra Iğdır Üniversitesinin 2019-2020 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı.

Karaağaç Yerleşkesi 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen ve rektör Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma, AK Parti İl Başkanı Ahmet Tutulmaz, daire amirleri ve akademisyenlerin de katılımıyla düzenlenen toplantıda üniversitenin tanıtımı yapıldı.

Burada katılımcılara seslenen Arınç, terör örgütü PKK'ya tepki gösterip Barış Pınarı Harekatı'nın önemine vurgu yaptı.

Arınç, söz konusu tören sonrası da üniversitenin yerleşkesindeki bir kütüphanenin açılışını yaptı.

Bülent Arınç: “Cumhurbaşkanımızın başkanlığında sıkıntılı günlerimizi atlatacağız”

IĞDIR (AA) – Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, "Cumhurbaşkanımızın başkanlığında sıkıntılı günlerimizi atlatacağız." dedi.

Bülent Arınç, Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda AK Parti İl Başkanlığınca düzenlenen Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti'nin temeli iyi bir teşkilat olduğunu belirterek, teşkilatın birbirlerini seven, aynı hedefe yönelmiş, çalışkan, azimli ve gayretli kişilerden oluştuğunu ifade etti.

Türkiye'nin beraberliğinin devam edeceğini belirten Arınç, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanımızın başkanlığında sıkıntılı günlerimizi atlatacağız. Şu anda dış politikamızda veya dış dünyamızda yaşananlardan belki en çok ismi geçeni Barış Pınarı Harekatı'dır. Türkiye Suriye'nin kuzeyinde, bizim güneyimizde olan bölgede teröre, terörist gruplara karşı önce kendi güvenliğini, emniyetini sağlamaya çalışıyor. Şehitlerimiz var, Allah onlara rahmet etsin ama Türkiye çok güçlü bir diplomasiyle istediklerini büyük ölçüde alıyor. Her şeyi değil diyenler olabilir, her şeyi almak mümkün mü? Siyaset mümkün olanı en iyi şekilde kullanmaktır. Yerine göre Amerika ile anlaşmaya varıyorsunuz yerine göre Rusya ile anlaşmaya varıyorsunuz. Çünkü bu bölgeye bunlar girdiler artık. İran da Rusya da Amerika da müdahil oldu, yerine göre terörist gruplar işin içine girdiler. Çok bilinmeyenli bir denklemin içinde Türkiye kendine bir yol arıyor. Çok şükür bugün 30 kilometre derinliğinde hemen hemen 150 kilometre uzunluğunda bir bölgede. Dün de Yüksek İstişare Kurulunda çok detaylı olarak bunlar konuşuldu, Türkiye çok büyük bir diplomasi başarısı kazandı. Şimdi orada Türkiye'nin güvenliğini kalıcı tedbirlerle sağlamak noktasında çaba var."

Arınç, terörün insanları karşı karşıya getirmeye çalıştığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Ben Iğdır'daki dostlarımızın hepsini kucaklıyorum. Kürt kardeşlerimiz de Azeri kardeşlerimiz de bizim kardeşlerimizdir, Caferiler de. Hepsi bizim bin yıllık kadim dostlarımızdır, birbirimize akraba olmuşuz, aynı vatan sevdası için hayatımızı vermişiz ve çok şükür şimdi kardeşçe yaşıyoruz. Bir ara terör burada da başka yerlerde de bizi karşı karşıya getirmiş, güvenliğimizi tehlikeye düşürmüş olabilir. Terörle mücadelede de Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz başarılıdır. Iğdır uzun yıllardır teröre geçit vermedi, sonradan bazı fitne unsurları girdi, onlardan da kurtulduğumuzu biliyorum. Rabbim onların şerrinden Iğdır'ı da memleketimizi de muhafaza eylesin."

– "Caferiler kardeşlerimizdir"

Türkiye'de yaşayan Caferilerin ülke için renk olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

"Caferiler kardeşlerimizdir. Meclis başkanlığımda da Başbakan yardımcılığımda da İstanbul Halkalı'daki Kerbela olaylarının hepsine katıldım. Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz Hoca kardeşimi de tanırım, hepsini bilirim. Ben onların Türkiye'de bir renk olduğuna, bir düşünce, bir zenginlik olduğuna inanırım. Cafer-i Sadık Hazretleri'nin inancından geldiğini söyleyenlere hiçbir zaman yan bakmam. Onların safiyetine, temizliğine de güvenirim. Ben Kürt kardeşlerimi çok seviyorum, onlar da beni çok sever. Çünkü biz Kürtlerin aynı zamanda İslam'ın kahramanı olduğuna inanırız."

– Arınç, kentte çeşitli ziyaretlerde bulundu

Arınç, partisinde düzenlenen toplantının ardından Iğdır Valiliğini ziyaret etti.

Burada Iğdır Valisi Enver Ünlü ve İl Emniyet Müdürü Hüseyin Göllüce tarafından karşılanan Arınç, ardından valilik makamına geçti.

Ünlü ile bir süre makamında sohbet eden Arınç'a Ünlü tarafından Iğdır'ın kayısı bahçelerinde çekilmiş bir fotoğrafın tablosu hediye edildi.

Daha sonra AK Parti İl Başkanlığına geçen Arınç, burada da partililerce karşılandı. Bir süre burada partililerle sohbet eden Arınç, Yeni Dünya Vakfı Iğdır Şubesini de ziyaret etti.

AK Parti İl Başkanı Ahmet Tutulmaz'ın eşlik ettiği Arınç, bu ziyaret sonrası da Millet Kıraathanesi'nde vatandaşlarla sohbet etti.