D-8

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu D-8'in 23. kuruluş yıl dönümünü kutladı:

ANKARA (AA) – Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın önderliğinde "üye ulusların refahını ve huzurunu artırmak" hedefiyle Türkiye, Nijerya, Mısır, Pakistan, Endonezya, İran, Malezya ve Bangladeş tarafından 1997'de kurulan, Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Ekonomik İşbirliği Örgütünün 23. yılını kutladı.

Karamollaoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, ABD'de yaşananların, dünyanın yeni bir anlayışa ve düzene ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini belirtti.

D-8'in, barışı, diyaloğu, adaleti, eşitliği, iş birliğini, insan haklarını, hürriyet ve demokrasi ilkelerini esas alarak 15 Haziran 1997'de kurulduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, İslam dünyasının bugün gelinen noktada kan ağladığını ifade etti.

Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

"Bugün hem İslam dünyasının hem de insanlığın kurtuluşu, D-8 hareketinin ortaya koymuş olduğu prensiplerde yatıyor. Bu sebeple, başta ülkemize ve bütün üye ülkelere düşen görev, bu kuruluşu aktif hale getirmek ve daha etkin olmasını sağlamaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, D-8'in kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, hak ve adalet için çıkılan bu kutlu yolculuğun daha da hızlanarak büyümesini ve bütün insanlığın saadetine vesile olmasını temenni ediyorum."

D-8 secretary-general marks anniversary of organization

By Davut Demircan

ANKARA (AA) – D-8 member states have achieved many milestones in key priority areas, the secretary-general of the group said on Saturday, marking the 23rd anniversary of the D-8 Organization for Economic Cooperation.

Ambassador Dato’ Ku Jaafar Ku Shaari issued a statement on the occasion. He said D-8 had been set out for the social and economic development of the member states, and “with this vision, they established a democratic, just and equitable framework of cooperation for the eight most populous, young and dynamic developing economies.”

The D-8 was established in 1997 for economic cooperation among eight countries — Turkey, Bangladesh, Pakistan, Egypt, Indonesia, Iran, Malaysia, and Nigeria.

“After 23 years, the D-8 has turned itself into an economic powerhouse of a combined GDP of USD 4 trillion and USD 110 billion intra trade, further extending and deepening cooperation in various sectoral tracks,” the statement read.

Shaari emphasized that the cooperation not only strengthened their partnership but also established new ways for cooperation with international organizations.

He thanked all the member states for their commitment and all officials who worked relentlessly for the success of D-8.

He also stressed that “the organization is vigilant towards the health crisis and the many economic challenges.”

“It is my firm belief that in a time of crisis, the D-8 will act as the veritable platform of support and play its part in uniting the Member States. With our solidarity and cooperation, we will come out stronger, more resilient and more united,” he added.

Shaari also remembered Necmettin Erbakan, the founding father of the organization and former Turkish prime minister, for his distinguished vision.

D-8'in 22. kuruluş yıl dönümü kutlandı

İSTANBUL (AA) – Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İşler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Osman Turan, "D-8 Dönem Başkanlığı'nı deruhte eden ülke olarak Türkiye, D-8'in yeni sınamalar karşısında daha dayanıklı ve yanıt verebilen bir örgüt haline gelmesine özel önem atfetmektedir." dedi.

Gelişen 8 Ülke Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün (D-8) kuruluşunun 22. yılı resepsiyonla kutlandı.

Programa, D-8 Genel Sekreteri Büyükelçi Dato Ku Jaafar Ku Shaari, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İşler Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Osman Turan ve üye ülkelerin diplomatik temsilcilerin yanı sıra D-8'in Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansını (AA) temsilen AA Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Yılmaz Yaman katıldı.

Shaari açılış konuşmasına, Dışişleri Bakanlığına D-8'e sağlamış oldukları yeni ofis için teşekkür ederek başladı.

D-8'in kurulduğu günden itibaren giderek güçlenen bir birlik haline geldiğinin altını çizen Shaari, D-8 Ödeme Sistemi, Uluslararası D-8 Üniversitesi, D-8 Havacılık Ağı, D-8 Sanayi Bölgesi, D-8 Araştırma Merkezi, D-8 Sağlık ve Sosyal Koruma Programı gibi projelerin örgütün başarısını yansıttığını söyledi.

Shaari, D-8'in yerel ve uluslararası bağlamda özel ve kamu kurumlarıyla olan önemli ikili ilişkiler kurduğunu ve bu ilişkilerin geliştirilmeye çalışıldığını dile getirdi.

– "10 yıllık yol haritası"

D-8 Dönem Başkanı Türkiye'yi temsilen bir konuşma yapan Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İşler Genel Müdür Yardımcısı Turan da D-8'in en önemli kazanımlarından birinin üye ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi olduğunu ve ortaya çıkan kazanımlarla gurur duyulması gerektiğini söyledi.

Turan, D-8'in ekonomik ilişkileri güçlendirmesinin yanı sıra pek çok alanda da ortaklıklar kurulmasını sağladığını belirterek, şunları kaydetti:

"2017'de düzenlenen D-8 Teşkilatı İstanbul Zirvesi, D-8 liderlerinin geçtiğimiz son 20 yılda örgütün elde ettiği başarıları gözden geçirmeleri için mükemmel bir fırsat teşkil etmiştir. İstanbul Zirvesi sonucunda İstanbul Bildirisi ve Eylem Planı kabul edilmiştir. D-8 Teşkilatı’nın kuruluşunda öncü role sahip olan, örgütün sekretaryasına ev sahipliği yapan ve halihazırda D-8 Dönem Başkanlığı'nı deruhte eden ülke olarak Türkiye, D-8’in yeni sınamalar karşısında daha dayanıklı ve yanıt verebilen bir örgüt haline gelmesine özel önem atfetmektedir. Bu bağlamda, D-8 üyelerinin ortak çabalarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde ne yönde geliştirileceğine ışık tutacak 10 yıllık bir yol haritasının bu yılın sonunda Dakka’da nihai hale getirilerek kabul edilmesini bekliyoruz."

Turan, konuşmasına "Türkiye’nin, D-8 teşkilatı üye devletleri ve halklarının yararı doğrultusunda D-8 ülkeleri arasındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğinin altını çizmek isterim." sözleriyle son verdi.

Türkiye'nin D-8 Dönem Başkanı olarak örgüte büyük önem verdiğini vurgulayan Turan, ilişkilerin daha da güçlendirilmesi için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

– "İslam ülkeleri olarak mutlaka bir araya gelmemiz lazım"

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, programın ardından AA muhabirine D-8'le ilgili değerlendirmede bulundu.

Ülkeler arasındaki ekonomik iş birliğinin hem üye devletler hem de örgüte güç ve güven sağlayacağını ifade eden Karamollaoğlu, Avrupa Birliği'nin benzer bir yapılanmayla ekonomik bir güç haline geldiğini söyledi.

Karamollaoğlu dünya genelinde güçlü devletlerin ve yapıların diğer devletler üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığını anlatarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Bunun karşısında durabilmek için bizim mutlaka bir araya gelmeye ihtiyacımız var. Bunun ise sadece ekonomik olmaktan çıkması gerekiyor. Bizim başka noktalarda da bir araya gelme ihtiyacımız var ve kolaylık da var. İslam ülkeleri olarak aynı sosyal ve ahlaki değerlere sahibiz. Bundan dolayı mutlaka bir araya gelmemiz lazım. Ancak sadece İslam ülkeleri değil, içinde bulunduğumuz şartlarda mağdur, kaynakları sömürülen bütün ülkeleri de kapsaması gerekir. Biz bir adım attık. Bu adım genişleyecek. 57 İslam ülkesi de yetmiyor. 160 tane birbirine benzeyen ve mağdur durumda olan ülke var, bu ülkeleri de bir araya getirmek lazım. Batılılar bana göre dünya barışını tesis edemez. Bizim bütün dünyayı kucaklamaya, hatta Batılıların eksikliklerini giderebilmek için yeni politikalar üretmeye ihtiyacımız var."

D-8'in prensiplerinin önemli olduğunu belirten Karamollaoğlu, "Prensiplerinin ilk ikisi 'Biz problemi nasıl çözmeliyiz?' Ama savaşarak değil barış içinde, çatışarak değil diyalog içinde. Diğer dört maddeye de uymazsak olmaz. Sömürmeyeceksin, adil bir paylaşım olacak, tekebbür olmayacak, adalet olacak, çifte standart uygulamayacaksın. Aynı zamanda baskı ve zulümden kaçınacaksın. Demokrasi ve insan hakları bunun için önem taşıyor." ifadelerini kullandı.

“İslam dünyasında itibarlı ülkelerin sayısının çoğalması lazım”

İSTANBUL (AA) – 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "D-8 ülkeleri olarak dayanışma içerisinde olmamız lazım." dedi.

Gül, D-8'in kuruluşunun 22. yıl dönümü dolayısıyla Saadet Partisi tarafından Çırağan Sarayı'nda düzenlenen toplantıya katıldı.

Burada konuşan Gül, merhum başbakan Necmettin Erbakan'ın D-8’in mimarı olduğunu ve bu oluşumun oluşması için kendisine o zaman görev verdiğini anlatarak, D-8 ülkelerin (Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye) hükümet başkanlarının ilk toplantısını 22 yıl önce Çırağan Sarayı'nda yaptığını hatırlattı.

Gül, D-8 oluşumuna ilişkin, "Bu teşkilat kurulurken, burada güzel bir şekilde ifade edilen; adalet, eşitlik, diyalog, uzlaşı, iş birliği… Bütün bunlar aslında çok ulvi prensipler. Bunlar aslında bütün ilahi dinlerin hep insanlığa telkinleri, evrensel değerler aynı zamanda. Evrensel değerlerin aslında içi boş değil. Özüne girersek bütün bu ilahi telkinleri görürüz. Dolayısıyla insanların mutlu olması için huzur içerisinde ve refah içerisinde yaşayabilmeleri için hep bu ilkeler öne çıkartıldı. Bu ilkeler, tabii ülkelerin kendi içi için geçerli. Sonra beraber yaşadıkları bölgeler için geçerli. Sonra da çok geniş bir coğrafya için geçerli. Dolayısıyla bu bilinç içerisinde bakıldığında prensiplerimiz dar kalıplara değil daha geniş bir anlam yüklenebilir ve uzun yıllar bu bilinci idealize etmek, gerçekleştirmek için de hep uğraşılması gerekir." değerlendirmesini yaptı.

Gül, cumhurbaşkanı olduğu dönemde de bu toplantılara katıldığını hatırlatarak, bu iradeyi gösterdiğini söyledi.

Böyle bir girişim ve teşkilata niçin ihtiyaç duyulduğu konusuna da değinen Gül, şöyle devam etti:

“90’lı yılların içinde, 2. Dünya Harbi'den önce dünya büyük yıkımlar çekti. Sonra kurulan dengede soğuk savaş döneminde dünyanın büyük bir kısmı çok büyük baskılar ve otoriter rejimler altında yaşadı. Nihayet Demir Perde yıkıldığında ve ‘Yeni Dünya Düzeni’ kurulduğunda o zaman bu acılar tekrar çekilmesin, dünyada barış, diyalog olsun ve buna katkı yapalım diye Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Sayın Erbakan bu girişimi yaptı ve bu girişim böyle başlamış oldu. O günden bugüne baktığımızda mutlaka güzel gelişmeler de olmuştur. Ama topyekun bir muhasebe yaptığınızda maalesef acıların çok daha arttığını, yıkımların çok daha çoğaldığını özellikle kendi dünyamızda çok açık bir şekilde göreceğiz. Eğer, diyalog, uzlaşı ve barış tesis edilmiş olsaydı bu acılar çekilmezdi. Bütün insanlık ve siyasi tarih şunu göstermiştir ki; mutlak yönetimlerde mutlak hakim olan, mutlak otoritenin sürdürülebilirliği söz konusu değildir. Mutlak hakimiyet sadece Allah’a mahsustur. Dolayısıyla bunda ısrar edildiği süre içerisinde çıkar çatışmaları kaçınılmaz ve bu çatışmalar bütün bölgeleri alevler içerisinde bırakıp bütün acıları insanlara çektirir.”

25 yıl geçmesine rağmen İslam dünyanın en önemli meselesinin Filistin meselesi olduğuna vurgu yapan Gül, "Filistin meselesi demek, Filistin’in işgali demek. Tek kelime ‘Filistin meselesi nedir?’ denirse, ‘işgaldir’ demektir." dedi.

Bugün Filistin meselesinin alt sıralara gerilediğine dikkati çeken Gül; Irak; Suriye ve başka ülkelerdeki savaşların devam ettiğini söyleyerek, Müslümanların enerjilerini bu iç savaşlara harcadığını ifade etti.

11. Cumhurbaşkanı Gül, İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılara rağmen çok daha tehlikeli bir sürecin beklendiğini dile getirerek, olası bir İran- Arap savaşının çok büyük yıkımlara sebep olacağını ve bu savaşlar olmasın diye diyalog kapılarının açık olması gerektiğini anlattı.

Kendi içi düzenli ve itibarlı olmayan bir ülkenin kendisine, bölgesine, komşularına ve İslam dünyasına katkısı olamayacağının altını çizen Gül, şunları kaydetti:

"İslam dünyasında itibarlı ülkelerin sayısı çoğalması lazım. İtibarlı olabilmek için de herkesin evinin içi düzenli olması lazım. Bunla neyi kastettiğim de gayet açık; insan haklarının, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, diyaloğun, huzurun… Bütün bunların sağlanması gerekir. Bütün bunlara bakarsak buna 'yumuşak güç' diyoruz. Ülkeler yumuşak güçleriyle gerçekten güçlü ve itibarlı olabilirler. Yoksa silahlar, tanklar, savunma mekanizmaları caydırıcılık anlamında önemlidir ama eğer o ülkenin yumuşak gücü yoksa etkili olmaz. Onun için D-8 ülkeleri olarak dayanışma içerisinde olmamız lazım. Şüphesiz ki hiçbirimiz naif olacak değiliz. Önce kendi ülkelerimizi sağlam yapmamız gerekir. Kendi ülkelerimizin sağlamlığı da muhakkak ki huzur, mutluluk ve ekonomik refahtan geçiyor. Bunun yolu da medeni bir şekilde demokrasi ve hukuk standartlarının yükseltilmesi, insan hakları meselelerinin halledilmesi ile açık-şeffaf rekabet ortamlarının oluşturulmasından geçiyor. Bütün bunların rüyasını gördüğü için değerli hocamız bu ilkeleri sıraladı. Şimdi bunları hayata geçirmek bu ülkeleri yönetenlere, siyasetçilerine ve düşünürlerine rol düşmektedir."

– "D-8 Serbest Bölgesi hayata geçirilebilir"

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise AB Serbest Bölgesi’ni örnek göstererek, D-8 Serbest Bölgesi’nin de hayata geçirilebileceğini söyledi.

Karamollaoğlu, "Üzülerek ifade etmeliyim ki D-8’ler, kurucusu olan ülkeler tarafından gerekli ve yeterli itibar gösterilmediği için, bugün içinde bulunduğumuz dünyada etkisini gösterememektedir. Elbette hiçbir şey yapılmadı diyemeyiz. Birtakım iyi niyetli gayretler mutlaka oldu. Mesela, 2006 yılında Endonezya’daki, Beşinci Zirve Toplantısı’nda imzalanan, Tercihli Ticaret Anlaşması olumlu bir adım olmuştur. 2012 yılında Pakistan’daki 8. Zirve Toplantısı'nda D-8 Şartı’nın imzalanması ve Küresel Vizyon Belgesi'nin kabul edilmesi sevindiricidir ama asla yeterli değildir." diye konuştu.

Toplantıya, Gül ve Karamollaoğlu'nun yanı sıra D-8 Genel Sekreteri Büyükelçi Dato Ku Jaafar Ku Shaari, Recai Kutan, D-8 üyesi ülkelerin temsilcileri, akademisyen ve gazeteciler katıldı.

-D-8'in kuruluşu

Gelişen 8 Ülke Ekonomik İşbirliği Örgütü (D-8) topluluğunun kurulmasına yönelik olarak ilk adım, Türkiye'nin daveti üzerine İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla 22 Ekim 1996 tarihinde İstanbul'da düzenlenen "Kalkınmada İşbirliği Konferansı" oluşturulmuştu.

Bu konferansın ardından gerçekleştirilen hazırlık çalışmaları sonrasında 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da yapılan zirve ile D-8'in kuruluşu resmen ilan edilmişti.