GRAFİKLİ – “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” dünyaya açılacak

İSTANBUL (AA) – Türk demokrasi tarihinde "kara bir leke" olan 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin 60. yılında "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" adıyla dün açılışı açılan Yassıada, ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarırken, uluslararası toplantılara da ev sahipliği yapacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları ve girişimiyle 5 yıl önce başlayan çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve GTİ iş birliğiyle yap-işlet-devret modeliyle yürütüldü.

Proje, darbenin ardından idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın yargılamasının yapıldığı Yassıada ve Sivriada'daki tarihi ve kültürel değerlere sahip yapıların korunarak yenilenmesi ve bu adaların halkın hizmetine sunulması amacıyla hayata geçirildi.

Bu projeyle eski günlerini geride bırakan Yassıada, toplumsal hafıza açısından son derece önemli bir kongre merkezine ve açık hava müzesine dönüştürüldü.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası, dün 27 Mayıs askeri darbesinin 60. yılında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı.

– Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın iki temel işlevi olacak

İşletmeciliğini TOBB'un üstlendiği, günübirlik ziyaretlere de açılacak Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın iki temel işlevi olacak.

Öncelikle, Türkiye'nin demokrasi ve siyasi tarihinin utanç vesikaları olan darbe, tutuklamalar ve yargılamalar ülkenin genç nesillerine öğretilerek, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun aziz hatıraları yaşatılacak.

İkinci olarak ada, ulusal ve uluslararası demokrasi ve insan hakları toplantılarına ev sahipliği yaparak, bu alandaki tarihi tecrübe küresel düzeyde paylaşılacak.

– Adanın karanlık geçmişi, yeni nesillere ve dünyaya müzelerle anlatılacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle üzerinde durduğu konulardan biri olan adanın karanlık geçmişinin yeni nesillere ve dünyaya anlatılması amacıyla darbe yargılamalarına sahne olan spor salonu, Hasan Polatkan Spor Salonu ve 27 Mayıs Müzesi'ne dönüştürüldü.

Hasan Polatkan Spor Salonu ve 27 Mayıs Müzesi'nin girişinde, dava dosyalarının özetinden ve çıkan kararlardan oluşan sergiyi görmek mümkün.

Müzede yer alan mahkeme salonu, sanık sandalyelerinden sanıkların savunmalarını yaparken kullandıkları mikrofona kadar birçok ayrıntıyı içeriyor.

Yüksek Adalet Divanı'nın arkasında yer alan "Adalet mülkün temelidir" yazısı dikkati çekiyor.

Bu yazının altında Yüksek Adalet Divanı Başkanı Salim Başol, Başsavcı Altay Ömer Egesel ile divan üyelerinin hareketli balmumu heykelleri bulunuyor.

Öte yandan bu müzenin içinde dev ekranda ziyaretçilere, o dönem Türk siyasi tarihinde ve Yassıada'da yaşananların anlatıldığı "Dünden Bugüne Yassıada" belgeseli izlettiriliyor.

Adadaki yapılardan biri de dünyanın demokrasi tecrübesi ve insan hakları tarihinin aktarıldığı 7 bin 768 metrekare büyüklüğünde Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi olarak değerlendirildi.

Yargılamaların yapıldığı dönemde subay yatakhanesi olarak kullanılan Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi'nin girişindeki duvarda, Adnan Menderes'in "Yeter! Söz milletindir!" ifadesi dikkati çekiyor.

Bu müzenin içinde Adnan Menderes'in doğduğu evin benzeri yer alıyor. Müzede, "Aydın Evi" olarak adlandılan bu bölümde bir yatak odası, salon ve mutfak bulunuyor.

Müzenin içindeki küçük odalarda, Adnan Menderes'in hayatı ile iktidarda bulunduğu yıllarda Türkiye'de yaşanan kalkınma hamlelerine ilişkin bilgi ve görseller ziyaretçilere aktarılıyor.

Adnan Menderes'in 17 Şubat 1959'da Londra'da yaşadığı uçak kazası da anlatılıyor. Odanın içinde, uçak enkazının bir replikası yer alıyor.

Müzenin üst katında ise Adnan Menderes'in hapishane odası bulunuyor. Güneş almaması için pencereleri tahtalarla kapatılan odada bir yatak, masa, sandalye ve tek duvarlı bir tuvalet mevcut.

Yan taraftaki sorgu odasında ise Adnan Menderes'in sandalyede oturan balmumundan heykeli yer alıyor.

Bu katta ayrıca, "Özlem", "Sessizlik-İntihar", "Çaresizlik-Halüsinasyon", "Ölüm Korkusu", "Dava Arkadaşları", "Dava Devam Ediyor" adlı odalar bulunuyor.

– Adanın dört bir yanındaki obje ve heykeller dikkati çekiyor

Demokrasi ve Özgürlükler Adası, açık alanlarda yer alan heykelleri ve objeleriyle de dikkati çekiyor.

Adada, bir duvara, yargılanan 592 milletvekilini temsilen yerleştirilen o döneme ait valizlerin replikaları bulunuyor.

1859 yılında adayı satın alarak sahilde kaleye benzer bir bina ile adanın ortasına köşk yaptıran Birleşik Krallık'ın İstanbul sefiri Henry Bulwer'ın, elinde bir kalemle bankta otururken tasarlanmış bir heykeli yer alıyor.

Açık alandaki en ilginç tasarımlardan biri, sansüre takıldığı için muhatabına ulaşamayan mektuplardan yola çıkılarak yapılan "Ulaşamayanlar" heykeli. Heykel, etrafı dikenli tellerle çevrili mektuplar ve büyük bir tüy kalemden oluşuyor.

"Karanlıktan Aydınlığa" adlı açık hava sergisinde ise adanın geçmişten bugüne tarihi yazı ve görsellerle anlatılıyor. Bu serginin yer aldığı binanın duvarlarına 4 dilde yazılan "demokrasi" kelimesi dikkati çekiyor.

Açık alandaki bazı objelerin yanlarında, plakalarla duvara monte edilen Hadis-i Şerifler bulunuyor. "Adil Yargılanma" başlıklı bir plakada "Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır." Hadis-i Şerifi yer alıyor.

Öte yandan; adada uluslararası alanda üst düzey katılımcıların da misafir edilebileceği dikkate alınarak 123 odalı kongre oteli, her türlü toplantıya ev sahipliği yapabilecek 500 kişilik Adnan Menderes Kongre Merkezi'nin yanı sıra 1200 kişilik Fatin Rüştü Zorlu Camisi, Oramiral Sadık Altıncan Kütüphanesi, 3 bin 650 metrekarelik Demokrasi Meydanı, anıt, seyir terası ve parklar da inşa edildi.

Adanın diğer yapıları ise tarihi Bizans sarnıcı ve zindanları, şato yapısı, seyir terasları, engelliler için yatay asansör, tarihi subay gazinosu, iskele idare ve kriz yönetim yapısı, karşılama yapısı, helikopter pisti, restoran ve personel yatakhanesi ile yönetim binasından oluşuyor.

– Adadaki mevcut nitelikli ağaçlar ve tescilli yapılar korundu

Marmara Denizi'ndeki adalar grubunun bir parçası olan, İstanbul'a komşu bu küçük kayalık; 185 metrelik eni ve 740 metrelik boyu ile Bizans döneminde politik sürgünlerin uğrak yeri haline gelen bir zindan adası olarak kullanıldı.

Bir dönem Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından eğitim üssü olarak kullanılan ve bu nedenle çok katlı beton binalara ev sahipliği yapan adanın yüzde 60'ı (inşaat alanının üç katı) peyzaj alanı olarak ayrıldı.

İklim ve araziye uygun 40 bine yakın yeni ağaç ve bitki dikilirken, adadaki mevcut nitelikli ağaçlar ve tescilli yapılar da korundu. Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda yeşil alanın toplam alana oranı, yüzde 60.

– Demokrasi Feneri ışığını yakıyor

Adanın en dikkat çekici yapısı ise 24 metre yüksekliğindeki taş yüzeyli Demokrasi Feneri.

Fenerin ışığı yalnızca adadan değil komşu adalardan ve İstanbul'un yakın kıyılarından da görülebilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vurguladığı gibi demokrasiye olan saygıyı ve inancı canlı tutan, simgeleyen bir yapı olarak Demokrasi Feneri, ışığıyla geleceği aydınlatacak.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Açılış Töreni

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin. Hepsi de 27 Mayıs hayranıdır." dedi.

Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Başakşehir'de Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin açılışını yaptıklarını anımsatarak, 2 bin 600 yataklı bu hastanenin dünyada örnek hastanelerden biri olduğunun altını çizdi.

Bu hafta içerisinde 1006'şar yataklı Yeşilköy'deki Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastenesi ile Sancaktepe'deki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastenesi'nin açılışını yapacaklarını yineleyen Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamid'in askerler için yaptırdığı Hadımköy'deki hastaneyi de İsmail Niyazi Kurtulmuş adına 31 Mayıs'ta açacaklarını ifade etti.

"Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin. Hepsi de 27 Mayıs hayranıdır." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hepsi de zahirde 12 Eylül'e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz'a tiyatro diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikayet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve milli olan her şeye düşmandır. Hepsi de milli iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen koronavirüs salgınını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz milli çağrımıza ne kadar sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır."

– "Buralarda ne işimiz olduğunu çok iyi anlayacaksınız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde terör örgütlerinden ekonomiye kurulan tuzaklara, sınırlar dışında beka için gerçekleştirilen harekatlara kadar tüm mücadeleyi bu anlayışla yürüttüklerini dile getirerek, "Bize ne diyorlar? 'Suriye'de, İdlib'de, Libya'da ne işimiz var?' Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun, milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır." diye konuştu.

"Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın Türkiye'nin 60 yıllık mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inanıyorum." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz, meşhur bir Camp David Adası vardır ve burada uluslararası toplantılar yapılır. Kapanırlar oraya ve orada toplantı biter, nihai kararlar ordan açıklanırdı. İnşallah Demokrasi ve Özgürlükler Adası işte bu tür toplantıların yapılabileceği bir ada olacak. Misafirlerimiz buraya gelecek. Burada ulusal, uluslararası fark etmez, toplantılar yapılacak ve bu toplantılardan sonra da buradan nihai kararlarını açıklayarak ayrılmış olacaklar."

Merhum Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye'nin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara, bu uğurda canını veren tüm şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, sınırların içinde ve dışında, Türkiye'nin bekası, milletin esenliği için görev yapan tüm askerlere, polislere, jandarmalara ve istihbaratçılara teşekkür etti.

– "Türkiye Cumhuriyeti var oldukça demokrasinin ve özgürlüğün simgesi olarak kalacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Rabb'im hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli'ye, ekibindeki tüm MHP'li kardeşlerime Türkiye'nin tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum. Yassıada'nın Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline gelmesini sağlayan, yatırımları gerçekleştiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimize, Sayın Başkan'a ve ekibine milletim adına teşekkür ediyorum. Hasbi olarak bunu söylüyorum. Bu eserin ülkemize kanadırılmasında emeği geçen Kültür ve Turizm Eski Bakanımız Ömer Çelik, Genel Başkan Yardımcımız Çiğdem Karaaslan ve yanında eşinin de çok emeği var. Buranın mimari noktadaki gayretlerini bir kenara koymak mümkün değil. Aynı zamanda Ankara Milletvekilimiz Ali İhsan Arslan başta olmak üzere herkesi tebrik ediyorum."

Oteli, kongre merkezi, müzesi, spor salonu ve diğer tesisleriyle bu adanın Türkiye Cumhuriyeti var oldukça demokrasinin ve özgürlüğün simgesi olarak kalmayı sürdüreceğine inandığını ifade eden Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın Türkiye ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

– Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindekilerle açılışın yapılacağı alana geçti. Burada Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, dua etti.

Erdoğan, "Demokrasi ve Özgürlükler Adamız, tüm milletimiz ve tüm demokrasi ve özgürlük aşığı insanlığa hayırlı olsun. Ya Allah, bismillah." diyerek kurdeleyi kesti.

Açılışta, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, kabine üyeleri, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri de yer aldı.

(Bitti)

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılışında konuştu:

İSTANBUL (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "27 Mayıs'ın 60. yılında Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılışıyla geçmişin kötü anıları geleceğin kutlu hedefleriyle berhava edilecektir." dedi.

Bahçeli, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılışında yaptığı konuşmada, yakın siyasi tarihin sisli, bir o kadar da sancılı döneminin 60. yılında, üzücü hatıraları bir nebze de olsa tamir ve telafi eden anlamlı bir açılışa şahit olmaktan bahtiyar olduğunu söyledi.

Yassıada'nın yalnızca denizin ortasında sivrilen bir kara parçasının adı değil, aynı zamanda milli hafızalara kazınmış alacakaranlık bir devrin, hukuk kisvesiyle demokrasiye vurulan paslı zincirlerin simgeleşmiş yeri olduğunu belirten Bahçeli, "Zamanın hisarlarını bir mızrak gibi delerek günümüze kadar uzanan hak ve hukuk ihlalleri yıllar içinde milli gönüllere bir kor gibi nüfuz etmiştir. Bu sarih ve sarsıcı gerçek hepimizin münhasıran benimsediği tarihsel bir vakıa olarak hafıza kayıtlarına işlenmiştir. Yassıada'da hukuka deli gömleği giydirilmiştir. Adaletin fişi çekilmiş, Türkiye'nin bir dönemi delik deşik edilmiştir."

Yassıada'da sadece 1950-1960 döneminin yargılanmadığını, irade ve egemenliğin yegane sahibi aziz milletin takdir ve tercihlerinin de hazin şekilde sorguya çekildiğini ifade eden Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yassıada'nın menfi isminin değiştirilmesi, menfur izlerinin silinebilmesi maksadıyla 2013 yılında önemli bir adım atılmıştır. O tarihte 'Demokrasi ve Özgürlükler Adası' ismi Yassıada'ya verilmiş, bu şekilde tarif ve takdim edilmeye başlanmıştır. 27 Mayıs'ın 60. yıl dönümünde, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın resmi açılışıyla geçmişin kötü anıları, geleceğin kutlu hedefleriyle berhava edilecektir. İnancım ve ümidim budur.

Cepheleşerek sonuç alamayacağımız görülmelidir. Çatışmanın ve çekişmenin sonu olmadığı bilinmelidir.
1950'li yıllara şerh düşen siyasi ve ideolojik kamplaşmalar, hatta kahveleri ve gönülleri bile ayıran katılaşmış önyargılar milli birlik ve dayanışma ruhumuza fazlasıyla zarar vermiştir.
Bu nedenle Türkiye sosyal ve ekonomik türbülansları müteakiben siyasal ve toplumsal çalkantılara kapılmış, hitamında darbe mekaniği harekete geçirilmiştir."

– "Kamplaşmaya değil kucaklaşmaya ihtiyacımız var"

Arkası önü planlanıp projelendirilen demokrasi ve kanun dışı müdahalelerin ülkenin on yıllarını çaldığını, huzur, barış ve güvenlik ortamında ağır hasarlar bıraktığını vurgulayan Bahçeli, "Bizim kamplaşmaya değil kucaklaşmaya, husumete değil sükunete, huşunete değil hoşgörüye, melanete değil merhamet ve mutabakata ihtiyacımız vardır." diye konuştu.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın bu ihtiyaca simgesel anlamda hizmet edeceği kanaatini ve beklentisini özellikle vurgulamak istediğini dile getiren Bahçeli, "Sosyal barışa, siyasal uzlaşmaya, demokrasi kültürüne değerli katkılar yapacağını düşündüğüm bugünkü açılışa şahsımı davetinden dolayı da Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Adanın yeniden imar ve inşasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın bir ibret levhası, bir irade lehdarı, bir iffet limanı halinde yarınlarımıza ışık tutmasını yürekten diliyorum." ifadesini kullandı.

Devlet Bahçeli, demokrasinin pek çok tanımının yanında, tahammül sistemi, sabır ve saygı rejimi olduğunu belirten Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

"Sebebi ne olursa olsun, şartlar nasıl tezahür ederse etsin, milletin verdiği yetkiyi tekrardan alacak yine milletin ta kendisidir.
Beğensek de beğenmesek de, sevsek de sevmesek de, sandıktan çıkan sonuç; zorla, baskıyla, silah yoluyla, gayrimeşru araçlarla tahrip ve tasfiye edilirse acıklı olaylar zincirleme halinde yeşerip yaygınlaşacaktır.

Türkiye'nin son 60 yılında bu çarpıklığın pek çok misali vardır.
Söz, düşünce ve fikirlerin ahlaki ve hukuki bir nizam içinde rekabeti yerine; zulüm ve zorbalığın öne çıkması, bu çerçevede iç ve dış mihrakların teşekkül eden yıkım kervanına dahil olması tek kelimeyle felakettir. "

1940'lı yıllara hakim olan dayatmacı anlayışın, sonraki yıllarda çelişki içinde bocalayarak yanlışı ve yozlaşmayı savunacak gerekçeleri ikmal ve imal ettiğini aktaran Bahçeli, "Türkiye'yi dar ölçekli bir kaymak tabaka, bir avuç seçkinci zümre, elit ve küçük bir azınlık değil de milletin özbeöz evlatları yönettikçe, çevreden merkeze sosyolojik akınlar düzenlendikçe menhus çıkar ve güç merkezleri elbet rahatsız olmuşlardır." dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

"Bereketli tepelerimizde koyun otlatan bir çobanımızla, üniversitede ders veren bir hocamızın, fabrikasının bacasını tüttüren bir iş adamımızın oyu da, iradesi de birdir, aynıdır.
Eşit, gizli, genel oy ilkesi demokrasinin can damarıdır.
Bundan taviz imhaya ve iflasa açık onaydır.

Sandık demokrasinin namusu olmakla birlikte, milletin egemenlik temini, kutlu iradesinin tevzi vasıtasıdır.
Eğer bireysel hak ve özgürlüklerin evrensel bir insan hakkı, demokrasinin ana direği olduğu benimseniyorsa, o halde sandıktan çıkacak sonuca riayet ve hürmet de herkes için ikamesi ve ihmali olmayan bir görev halini alacaktır.
Millet iradesine çevrilmiş silahlar demokrasinin inkar ve infaz hükmüdür.
Kurmaca mahkemeler, devri sabık yaratma çabaları, cuntacı eğilimler, darbeci emeller on yıllar boyunca hem demokrasiyi kötürüm bırakmış, hem de özgürlükleri sekteye uğratmıştır.
Yassıada mahkemelerini kuranlar bir devri değil, demokrasi ve özgürlükleri sanık sandalyesine oturtmuşlardır."

– "Darbe yanlış bir karardır ve zulümdür"

Türkiye'nin demokrasi tarihinin maalesef aynı zamanda darbeler tarihi olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bunun yankıları ve bugüne kadar uzanan yansımaları siyasi ve toplumsal hayatımıza düğüm üstüne düğüm atmıştır. Hala darbeye umut bağlayanların mevcudiyeti ise tedavisi olmayan hıyanet virüsüne delalettir. Tarihi yürüyüşümüzün kesintiye uğramasının başlıca nedenlerinin arasında silahlı müdahaleler, ara rejim özlemleri, milli irade alerjileri bulunmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Her darbenin, her muhtıranın, her demokrasi dışı arayışın iç ve dış lobilerinin, karanlık kulis bekçilerinin var olduğunu belirten Bahçeli, "Darbe yanlış bir karardır ve zulümdür.
Darbelerin çizeceği bir gelecek rotası, belirleyeceği bir yol haritası, milletimizin hakkını, hukukunu ve haysiyetini savunacak bir tasavvur ve tahayyül ufku kesinlikle olamayacaktır.
Nitekim acı verici tecrübelerle bu durum teyit ve tevsik edilmiştir." dedi.

Yassıada'nın yıllardır demokrasi ayıplarının, hukuk cinayetlerinin mihrakı unvanıyla anıldığını aktaran Bahçeli, "Bu kötü sicilin temizlenmesi, geçmişle yüzleşme teşebbüsü önemli bir gelişmedir. Demokrasi defalarca uçurumdan dönmüştür.
Aslında uçurumdan dönen Türkiye'dir.
Ancak darbecilerin bugüne kadar dikkate almadıkları bir gerçek varsa o da şudur: Ezemeyecekleri, yenemeyecekleri milletimizin bileği değil, soylu ve cesur yüreğidir.
Bu yürek oldukça, bu yüksek duruş varlığını korudukça hiçbir demokrasi düşmanı, hiçbir millet muhalifi tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi belini doğrultamayacak, başını kaldıramayacak, kaldırsa bile cezasını çekecektir." diye konuştu.

Demokrasinin, milliyetçiliğin ikiz kardeşi olduğunu dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Biri olmadan diğerinin varlığı hayaldir.
Sandık milli iradenin beşiği, demokrasinin muharrik ve müstesna gücüdür.
Aklından darbe geçiren, sandıkta bulamadığını sokaklarda ve silahların muhitinde arayan herkes kaybetmeye mahkum ve mecburdur.
Türk milletinin basiret ve dirayeti, bundan böyle hiçbir gayrimeşru gayeye izin ve icazet vermeyecektir.

Güvenlik-özgürlük dengesi sağlam kurulduktan, demokrasi kamburlarını attıktan, bir ve beraber olduktan sonra 21. yüzyıl Allah'ın izniyle Türk asrı olacaktır.
Demokrasi fantezi değil fazilet; özgürlük ise faraziye değil insan olmanın farikasıdır.
Biz aklın üstüne, altına, yanına yöresine değil, meselelere bizatihi Türk aklıyla, milletin şahbaz aklıyla bakarız, sonuna kadar da bakmayı sürdüreceğiz.
Dünden ders alarak geleceğin muhteşem ve muazzez günlerine inanıyorum ki şartlara ve olaylara körü körüne boyun eğmeyen Cumhur İttifakı'yla ulaşılacaktır.
Bunun şeref payesi de bizzat cumhurun aziz varlığına ait olacaktır."

Geleceğin gücünün Türkiye, mazlumların haykıran sesi, kesilmeyen nefesi, teslim olmayan, olmayacak kuvvetinin büyük Türk milleti olduğunu ifade eden Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Aziz milletimize samimi ve safiyane hizmet eden, bugüne kadar taş üstüne taş koyan bütün devlet ve siyaset adamlarımızı hürmetle, ebediyete irtihal edenleri de rahmetle anıyorum. Merhum Başbakan Adnan Menderes'e, merhum Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'ya, merhum Maliye Bakanı Hasan Polatkan'a Allah'tan rahmetler niyaz ediyorum."

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Açılış Töreni başladı

İSTANBUL (AA) – Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden birine ev sahipliği yapan, ismi "yassı", namı "yaslı" ada olan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın açılış töreni, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin katılımıyla başladı.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki kongre merkezinde gerçekleştirilen açılış törenine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra TBMM Başkanı Şentop, MHP Genel Başkanı Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve davetliler katıldı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kurallarına uyarak kongre salonunda aralıklı oturan katılımcıların maske takarak izlediği tören, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nın proje aşamalarının yer aldığı videonun gösterimiyle başladı.

Piyanist Emir İlgen'in konserinin ardından İstiklal Marşı okunacak ve saygı duruşunda bulunulacak.

Törende sırasıyla TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşma yapacak.

Tören, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın yapacağı dua ile sona erecek.