Derviş Zaim

Derviş Zaim'in Suriye savaşını konu alan filmi 'Flaşbellek'in çekimleri tamamlandı

İSTANBUL (AA) – Yönetmenliğini ve senaristliğini Zaim’in yaptığı “Flaşbellek” Konya ve Gaziantep’te çekildi.

Zaim’in filmle ilgili görüşlerine yer verilen açıklamada şunlar aktarıldı:

“Suriye’deki insanlık dramı yarım milyonu geçen ölüme rağmen, hala şiddetini koruyarak devam ediyor. Bu proje, ülkede akan kanı durdurmak için kendi hayatını riske atan bir adamı, kurtulmak için çabalayan masumları, şiddetin tutsağı olan zalimleri konu ediniyor. Flaşbellek filminin ana kahramanı, vicdanının sesi ve yerine getirmesi gereken insanlık borcu ile kendi hayatını korumak arasında seçim yapmak zorundadır. Yunan tragedyalarına benzeyen bir ikilemde kalan kahraman, seçimini insanlık onurunu korumak yönünde yapar ve şahit olduğu suçu kamuoyuna duyuracak eylemini gerçekleştirir. Başlangıçta hareketinin sonucundan ne çıkacağını bilememektedir. Ama niyetinin ahlaki saflığı, dilediği sonuç hemen belirmese dahi ruhunun azaptan kurtulmasına yardım edecektir.

Ahmet karakterinin karşı karşıya kaldığı ve Yunan tragedyalarını andıran bu keskin ikilemin sadece Suriye halkının değil, insanlığın meselelerinden biri olmaya devam ettiğini düşünüyorum. Flaşbellek bu manada evrensel bir hikaye anlatmakta, insanlık onurunu korumaya çalışmanın bedelini göstermektedir. Hikaye gerçek bir olaydan esinlenmiş ama esinlenilen olay, başka gerçek hikayeler ve kurgusal öğeler zenginleştirilmiştir.
Flaşbellek’te Suriye’de yaşananlar ele alınırken konuya olabildiğince soğukkanlı ve mesafeli biçimde yaklaşılmaya gayret edilmiştir. Tüm bu nedenlerle Flaşbellek insan onurunu öne çıkarma amaçlı, derin, taze, olayları geniş bir perspektiften ele alan kuşatıcı bir projedir.”

Savaşta ailelerini kaybeden genç oyuncular filmde rol aldı

Filmde, uluslararası kariyerleriyle dikkat çeken Filistin ve Suriyeli başarılı oyuncular Saleh Bakri, Ali Süleyman, Sara El Debuch ve Husam Chadat’ın yanı sıra Suriye savaşında yurtlarını, ailelerini kaybeden genç oyuncular rol aldı.

Şeza rolünü üstlenen Hanin Abaji ile filmde üçü de rol alan Hedi (İsmail karakteri), Bisen (vurulan küçük kız karakteri), Favaz Ömer (Taksici karakteri) kardeşler, filmde hikayelerini anlatma fırsatını yakalamış oldu.

“Flaşbellek”in görüntü yönetmenliğini ise uzun ve önemli uluslararası kariyeriyle tanınan usta görüntü yönetmeni Andreas Sinanos üstlendi.

Suriye’de yaşanan insanlık dramı beyazperdede

Flaşbellek, Suriye’de yarım milyondan fazla insanın kaybına rağmen halen devam eden savaşı hikaye ediyor. Gerçek bir olaydan yola çıkan hikayenin kahramanları derin çelişkilerinden sıyrılıp gerilim ve bilinmezlerle dolu geleceklerine adım atıyorlar. Filmde savaş esnasında aldığı yara nedeniyle konuşmakta zorlanan Ahmet’in başından geçenler ironik hikayenin temelini oluşturuyor. Ahmet hayatını korumak için ya susmalı, ya da ölümü göze alıp şahit olduğu berbat şeyleri kamuoyuna aktarmalıdır.

Marathon Film’in yapımcılığını üstlendiği filmin müziklerini Marios Takoushis yaptı.

“Flaşbellek”in oyuncu kadrosunda ise Saleh Bakri, Sara El Debuch, Ali Süleyman, Husam Chadat, Hanin Abaji, Hedi Ömer, Favaz Ömer, Nadi Güler ve Muhammed Rıfkı yer alıyor.

Yönetmen Derviş Zaim: “Hayat hiç istemediğim halde beni buralara getirdi”

MALATYA (AA) – Yönetmen Derviş Zaim, filmlerde yapımcılık ve yönetmenliği çoğu zaman kendisinin yaptığını belirterek, "Tasarımımı da kendim yapıyorum. Dolayısıyla hayat hiç istemediğim halde beni buralara getirdi. İyi ki de getirdi başka türlü de o filmler olmazdı." dedi.

Malatya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi ve Yeşilyurt ilçe belediyelerinin iş birliğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkılarıyla gerçekleştirilen "9. Malatya Uluslararası Film Festivali", film gösterimleri ve söyleşilerle devam ediyor.

Festival kapsamında bir otelde gerçekleştirilen "Master Class" programında yönetmen Derviş Zaim, sinemasever ve genç yönetmenlerle bir araya geldi, film çekerken dikkat etmeleri gerekenler hakkında bilgiler verdi.

Zaim, her karaktere bir tarih geliştirmek gerektiğini anlatarak, "Bir Ahmet karakteri yaratınız. Ahmet karakteri geçmişte neydi? Karaktere bir biyografi geliştireceksiniz. Her yönetmenin bunu yapması lazım. Dolayısıyla sizin bir biyografi yazarı gibi kullanmadığınız bilgilere de sahip olarak o karaktere bir tarih geliştirmenizde yarar vardır." diye konuştu.

Genç yönetmenlere çekim listeleri hazırlamaları tavsiyesinde bulunan Zaim, amatör, yarı amatör ve profesyonel her filmcinin bunları yapmasının iyi olacağını ifade etti.

"Film sizi, siz filmi yoğuracaksınız" diyen Derviş Zaim, şöyle devam etti:

"Bu karşılıklı alışverişlerden aslında değerli, faydalı, duyarlı bir şey ortaya çıkabilir. Çünkü siz bir filmi yaparken aslında filmde sizi yapıyordur. Bu karşılıklı alışverişe kendinizi açık tutarsanız, sürüklerken sürüklenmeyi de başarırsanız film yapmak bir keyif haline dönüşebiliyor. Bunu yapmaya çalışmak çok değerli ve kıymetli. Bu nasıl olur, kendinizi dünyaya açarak, farkındalıkla, anı yaşamakla olur."

– "Film yapmak aslında ödün verme sanatıdır"

Zaim, her kritik sahnelere alternatif çektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Artık bunu daha fazla yapıyorum. 'Sen dur burada bak' bir öyle çekiyorum, 'Sen burada durmadan yürü', 'Kızı zorla elinden tut dışarıya götür', 'Kızı hiç zorlamadan dışarıya götür', 'Adamı öldür ama bir baba şefkatiyle öldür' diyorum. Bunların çoğu çöp olabilir ama bazen öyle kıymetli şeyler çıkar ki bunlardan ancak bunları her filmde yaparsanız yapımcı sizi öldürür. Ne için öldürür? Sen her sahneyi iki, üç alternatifli çekersen maliyet artar. Dolayısıyla bunu yapabilecek koşulları bulmanız gerekiyor. Bunu illa yapacaksanız bir şeylerden tasarruf etmeniz gerekiyor. Daha önce çektiğiniz üç yakın planı almadan alternatif planlar almaya başlayacaksınız. Film yapmak hayatın her defasında olduğu gibi aslında ödün verme sanatıdır. Estetik, yapım her anlamda senaryo bağlamında sürekli ödün verirsiniz, ödün verirken de aslında bazen bir şeyde kazanırsınız. Daha fazla bir şeyde kazanırsınız. Bütün bunları görebilmek, tasarlayabilmek işidir yapımcılık ve de yönetmenlik. Yapımcılık ve yönetmenliği beraber kullanıyorum çünkü çoğu zaman yapımcılığımı da kendim yapıyorum. Tasarımımı da kendim yapıyorum. Dolayısıyla hayat hiç istemediğim halde beni buralara getirdi. İyi ki de getirdi başka türlü de o filmler olmazdı."

Konuşmanın ardından Zaim, soruları yanıtladı.

“Yazarın politik bağlamda tavrının görünmez olmasında yarar vardır”

İSTANBUL (AA) – Yazar ve yönetmen Derviş Zaim, bir romancının ya da sinemacının, politik meseleler söz konusu olduğunda okurlarına bir tasarruf alanı bırakması ve bu yönde bir tavır alması gerektiğini belirterek, "Amiyane bir tavır ve metaforla söylemem gerekirse bir yazarın politik bağlamda tavrının çayın içerisindeki şeker gibi görünmez olmasında yarar vardır." dedi.

Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca'da okurlarıyla buluşan Derviş Zaim, Yavuz Demir'in yönettiği söyleşide, yazarlık hayatı, okur yazar ilişkisi, yazmanın kaynakları ve yazarın duruşu gibi konuları ele aldı.

Zaim, okurun özgürlüğüne ket vurulmasının kendisini rahatsız eden bir şey olduğunu, okur merkezli okumayı önemsediğini aktararak, "Okuma, bakma, seyretme evreninin en güzel tarafı olsa gerek. Onun için yirmi sene sonra okuduğumuz bir metni daha farklı buluruz. Biz değişiriz, hayat değişir, yorumlama değişir. Bu yüzden yaşasın yorumlama, yaşasın okur merkezli okuma diyorum." diye konuştu.

Zaim, yazarın olumlu ya da olumsuz farklı yorumların ortaya çıkmasından rahatsız olmaması gerektiğini belirterek, "Benim yazdıklarım benden bağımsız bir şekilde yorumlanabilir. Bu aslında bir zenginlik göstergesidir. İlgili metin neyse onun kullanım ihtimallerinin ne kadar geniş olabileceğini gösterir." değerlendirmesini yaptı.

İnsanın bir referanslar sisteminin içinde yaşadığına dikkati çeken Zaim, "Yapılan yorumların arasında acaba yazara daha yakın olan var mıdır? Esas merkez yazara yakın durmak mı yoksa kendi yorumunu mu yapmaktır? Ben bu manada okurların özgürlüğüne inanıyorum. Ancak anlamanın peşinde koşmak gibi bir niyetiniz varsa ve çeşitli yorumların arasında daha sahih olanlara biz nasıl ulaşabiliriz meselesi üzerine kafa yormamız gerekirse şu söylenebilir: Acaba bir yorumu diğerinden daha değerli ya da değersiz kılan şey nedir?" ifadelerini kullandı.

– "Sanatçının gidebileceği iki büyük pınar vardır, ruh bilimi ve mitler"

Derviş Zaim, roman, film ve senaryo söz konusu olduğunda bir yazarın veya yönetmenin bu çağda gidebileceği iki kaynak olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İki büyük pınar vardır, ruh bilimi ve mitler. Mit dediğimiz zaman işin içerisine edebiyat, destanlar, menkıbeler, insanlık tarihinin başından itibaren bugüne kadar gelen dinsel örüntüler giriyor. Mesela, Penelope karakteri, her gece diktiği, ördüğü kumaşı söker. Çünkü evlenmek istememektedir. Ertesi sabah yeniden benzer bir biçimde onu örmeye başlar, akşam olunca da tekrardan söker. Aslında bu karakterin bize söylemeyi amaçladığı şey eğer yanılmıyorsam şu: 'Bir örüntüyü siz yeniden tekrar tekrar farklı bağlamlarda nasıl kurarsınız, örersiniz inşa edersiniz?' Şehrazat karakterine bakalım, Şehrazat da ölmemek için, canının bağışlanması için her gece bir hikaye uydurur. Bu hikayeleri birbirine ular. Bu hikayeler ilgisiz bile olsalar bir süre sonra birbirlerini rabıtalandırmaya başlarlar. Binbir gece boyunca sürer. Neredeyse İslam estetiğinin bir modeli haline gelir. Bu hikayede de karakter aslında hikaye anlatmanın doğası üzerine bize bir şeyler söylemeye çalışıyor."

Özgünlüğe ancak bir şeyi yeni bir bağlama oturtarak, yeni bir bağlamda yazarak ulaşılabileceğini anlatan Zaim, "Çok çeşitli kaynaklar var ve bu kaynakların en saf olanı hangisidir gibi araştırmaların özgünlük konusunda bizi bir yerlere götürme ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyorum. Özgünlük, bizim elimizdeki verileri yeni bir bağlama oturtabilmekten geçer." ifadelerini kullandı.

– "Çok satan bir şey kötüdür, az satan şeyler değerlidir gibi bir konumlandırmaya gitmemek gerekiyor"

Zaim, bir romancının ya da sinemacının politik meseleler söz konusu olduğunda okurlarına bir tasarruf alanı bırakması ve bu yönde bir tavır alması gerektiğini savunarak, "Politik tavrın, yazma süreciyle 'yazmak' adını verdiğimiz o estetik meseleler bağlamında ortaya çıkması çok daha sağlıklı olacaktır. Amiyane bir tavır ve metaforla söylemem gerekirse bir yazarın politik bağlamda tavrının çayın içerisindeki şeker gibi görünmez olmasında yarar vardır." şeklinde konuştu.

Çok satmak ve kamunun ilgisini çekmek meselelerine ilişkin de konuşan Zaim, şunları kaydetti:

"Kimi zamanlarda çok derin olma ve çok zengin olma ihtimalini taşıyan ve popüler olabilen eserler, filmler, romanlar ortaya çıkabiliyor. Böyle örnekler var elimizde. Dolayısıyla burada nüanslı bir konumlandırma olacağını aklımızın bir köşesinde tutmamız gerekiyor. Her zaman kolaycı çıkarsamalara, çok satan bir şey kötüdür, az satan şeyler değerlidir gibi bir konumlandırmaya gitmemek gerekiyor. Bunun idealiyle ilgili olarak da bazıları yarı yarıya olması gerektiğini söyler. Sizi sevenler kadar sevmeyenlerin de olması gerektiğini ileriye sürenler vardır."

Son romanı "Rüyet" Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Derviş Zaim, söyleşinin ardından okurlarına kitaplarını imzaladı.

Yönetmen Derviş Zaim: Hak, hakikat, vicdan, filmlerimin önemli bileşenleridir

İSTANBUL (AA) – Yönetmen Derviş Zaim, kendi sinema serüveninin “adalet” kavramına odaklandığını belirterek, ” ‘Cenneti Beklerken’ filmimde vezir, Anadolu’ya büyük yolculuğuna çıkmadan önce ‘Eflatun’ karakterine ‘Dünya hem adalet hem de güzellik gerektirmektedir.’ der. Aslında bu cümle, benim yaptığım filmlere ilişkin bir sürü şeyi anlamlı hale getirebilen bir cümle. Hak, hakikat, vicdan, filmlerimin önemli bileşenleridir.” dedi.

Suç, ceza ve adaletle ilgili sorunların sinema sanatındaki yansımasını kitlelere ulaştırmayı amaçlayan ve bu yıl 8.’si düzenlenen “Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”, Türkiye ve dünyadan birçok filmi sinemaseverlerle buluşturacak.

Hukuk, psikiyatri, sosyoloji ve politika alanlarında önemli isimlerin sempozyumlar, söyleşiler ve panellere katılacağı festival, 9 Kasım’da başlayacak.

Sinema sanatı aracılığıyla hukuksal ve toplumsal sorunlarda uluslararası ölçekte farkındalık, iletişim, dayanışma ve iş birliğini artırma hedefiyle yola çıkan festivalde, “Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması”nın jüri başkanlığını ise Derviş Zaim üstlenecek.

“Üzerine titrenmesi gereken bir festival”

Bugüne kadar “Tabutta Rövaşata”, “Filler ve Çimen”, “Cenneti Beklerken”, “Devir” ve “Rüya” gibi birçok filme imza atan Zaim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin, adalet konusunda tematik bir festival olması açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Zaim, toplumların ve tarihin içinde adalet kavramının önemine değinerek, “Bu kavramın kanlı canlı olması, yaşaması, devam etmesi, üzerine tartışılması ve düşünülmesi gerekir. Bu düşünce bakımından böyle bir festivalin oluşturulması da benzerleri arasında ayırt edici özelliklerinden bir tanesi olduğunu ve önemli olduğunu söylemem gerekiyor. Ayrıca festivalin geçmiş senelerdeki seçkisine baktığımız zaman Türkiye’deki benzerlerinden hiç de aşağı kalmayan bir konumda olduğunu göstermiş bulunuyor.” diye konuştu.

Festivalde ayrıca “Sinema Onur Ödülü” takdim edilecek olan Zaim, “8.Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”nin zengin seçkisi ve tematik yönelimi nedeniyle üzerine titrenmesi gereken bir festival olduğunu ifade etti.

“Dünya hem adalet hem de güzellik gerektirmektedir”

Derviş Zaim, kendi sinema serüveninin de “adalet” kavramına odaklandığını belirterek, şöyle devam etti:

” ‘Cenneti Beklerken’ filmimde vezir, Anadolu’ya büyük yolculuğuna çıkmadan önce ‘Eflatun’ karakterine ‘Dünya hem adalet hem de güzellik gerektirmektedir.’ der. Aslında bu cümle, benim yaptığım filmlere ilişkin bir sürü şeyi anlamlı hale getirebilen bir cümle. Hak, hakikat, vicdan, filmlerimin önemli bileşenleridir. Bunların yanı sıra sadece içeriği ve insanı değil biçimi de geliştirmek, filmlerimi yaparkenki motivasyonlarım arasında ayrı bir amaç olarak teşkil eder. Yani hakikat, adalet, vicdan ve üzerinde çalıştığım film formunun geliştirilmesi, beraber yürüyen, paralel giden uğraşlardır.”

Sinemanın teorisiyle de uğraşan ve farklı üniversitelerde bu konuda dersler veren yönetmen, “Sinemanın teorisi ile ilgilenenlerin fazla beyanda bulunuyor olmaları, maksadını aşan yorumlarda bulunuyor olmaları gibi durumlar olabilir mi? Elbette olabilir ama bu bir zenginliktir. Aksi taktirde o potansiyeli değerlendirememek gibi bir durumla karşı karşıya kalabilirsiniz. Yani insanlara ‘Sen düşünme, haddini bil. Pratiği fazla bilmiyorsun dolayısıyla senin laf söylemeye çok da hakkın yok.’ dediğimiz anda -hiç kimse böyle demiyor ama- düşüncenin önünü kesersiniz. Bu da düşüncenin berraklaşmasını, yeşermesini, dallanıp budaklanmasını, gelişmesini engelleyebilir. Herkesin teoriyle pratiği birleştirmesi şart değil. Bazı insanlar vardır bir sürü şey söylerler, söylediklerinin çok büyük bölümünün gerçeğe tekabül etme ihtimali zayıftır ama öyle bir şey söylerler ki bazen ortaya attıkları o fikir, bütün camia için bir perspektif haline gelebilir. Bunun önünü kesmemek gerekir ama eylemle bir araya gelen fikir de ayrı bir değeri sahiptir.” ifadelerini kullandı.

“Hata yapmaktan korkmamak gerekir”

Zaim, genç sinemacılara ise şu tavsiyelerde bulundu:

“Herkesin yürüyeceği yol farklıdır ve bu yolu da o insanın şartlarına, birikimlerine ve yeteneklerine göre belirlemesi lazım. Bunu yaparken insanın aklıyla, kalbiyle beraber hareket etmesinde ve hatalarından ders almasında fayda vardır. Hata yapmaktan korkmamak gerekir. Bundan kastım kendini ateşe atmak değil tabii, riski hesapladığınız hatalara girişmeye çalışmaktır. Bu durumda da riskin her zaman hesaplanıp hesaplanamayacağı sorusu ortaya çıkıyor. Hayat öyle bir hayat değil artık, riski her zaman hesaplayamazsın ama bazen yapacağın hatalar sana çok daha incelikli sorular getirebilir. Bunlar hayatın rayihasıdır. Belli bir yaşa geliriz, ‘Babam diyordu da dinlemiyorduk, meğer doğru söylüyormuş. Şimdiki aklım olsaydı da dinleseydim.’ deriz. Her kuşak kendi göbeğini yeniden öğrenerek kesiyor maalesef. Zaten her kuşak böyle olmuştur, geçmiş kuşakların bir sonraki kuşaklara anlattıkları tavsiyeler de böyledir.”

Seneye yeni projelerinin olacağını aktaran Zaim, bir film ve bir kitap çalışmasını sevenleriyle buluşturacağını dile getirdi.

2019 başında 2. romanı “Rüyet”i yayımlayacak

“Ares Harikalar Diyarında” isimli ilk kitabını 1995’te kitapseverlerle buluşturan Derviş Zaim, 2019 başında da 2. romanı “Rüyet”in raflarda yer alacağını sözlerine ekledi.

“8 Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”nin başkanlığını Prof. Dr. Adem Sözüer, direktörlüğünü ise Prof. Dr. Bengi Semerci üstleniyor.

“Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması” jürisi Zaim’in yanı sıra Pavlina Jeleva, Ivan Madeo, Evgenia Tirdatova ve Bennu Yıldırımlar’dan oluşuyor.

“12 Yıllık Gece”, “Ayka”, “Benim Kızım”, “Çevirmen”, “Daimi Şüpheliler”, “Erkekler de Ağlar”, “Filler Çimen”, “Fındıklar Kırılırken”, “İtaat”, “Krotoa”, “Kule”, “Kuzey Rüzgarı”, “Limonata”, “Mali”, “Sessiz Devrim”, “Sokağın Sesi”, “Suç Unsuru”, “Suçlu”, “Şok Dalgası, Aklımın Günlüğü”, “Terbiye”, “Utoya 22 Temmuz” ve “Yük”, festivalde gösterimi yapılacak filmler arasında yer alıyor.