Down Sendromu

Down sendromlu Doğukan'ın berber çıraklığı hayali gerçeğe dönüştü – SİNOP

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Erkek kuaförüne gelen müşteri
– Müşterinin koltuğa oturması
– Tıraş edilmesi
– İşletme sahibi Gökalp Çevik'in Doğukan Can Bafralı'ya tıraş etmeyi göstermesi
– İşletme sahibi Gökalp Çevik ile röportaj
– Doğukan Can Bafralı ile röportaj Down sendromlu Doğukan'ın berber çıraklığı hayali gerçeğe dönüştü
– Sinop'ta doğuştan down sendromu hastası 22 yaşındaki Doğukan Can Bafralı, çıraklık eğitiminin ardından kentte bir erkek kuaföründe işe başlayarak hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor
– İşletme sahibi Gökalp Çevik:
– “Samimi olarak söylemek gerekirse Doğukan özel durumuna rağmen işinde çok başarılı. Çünkü şartlar ne olursa olsun, mesleğini severek yapıyor”
– Azmi ve çalışkanlığıyla çevresine örnek olan Bafralı:
– “Çalışmaya başlamaktan ötürü çok mutluyum. Bana destek veren herkese teşekkür ederim”

SİNOP (AA) – GÖKHAN GÜCÜKLÜOĞLU – Sinop'ta down sendromlu 22 yaşındaki Doğukan Can Bafralı, çıraklık eğitiminin ardından kentte bir erkek kuaföründe işe başlayarak hayalini gerçeğe dönüştürdü.

Kentte Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kuaförlük kursuna katılan Bafralı, buradaki eğitimini başarıyla tamamlayarak çıraklık belgesi almaya hak kazandı.

Özel durumuna rağmen eğitimlerde gösterdiği başarısıyla dikkati çeken Bafralı, belgesini almasının ardından bir erkek berberinde işe girerek, çok sevdiği mesleğini yapmaya başladı.

İş yerine gelen müşteriler tarafından da yakın ilgi gösterilen Bafralı, azmi ve çalışkanlığıyla çevresine örnek oluyor.

İşletme sahibi Gökalp Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğukan ile tanışmalarının bir yılı aşkın süreye dayandığını söyledi.

Eğitim sürecinde de Doğukan'ın işletmeye gelerek kendisine yardımcı olduğunu belirten Çevik, “Kendisi işinde çok titiz. Bizler onu çok seviyoruz.” dedi.

Çevik, Doğukan'ın işini düzgün yapan özel insanlardan biri olduğunu dile getirerek, “Samimi olarak söylemek gerekirse Doğukan özel durumuna rağmen işinde çok başarılı. Çünkü şartlar ne olursa olsun mesleğini severek yapıyor. Temizlik ve düzen konusunda kendisinden çok ama çok memnunuz. Yavaş yavaş tıraş yapabilme özelliğini de geliştiriyor.” diye konuştu.

Sosyal sorumluluk projeleri içinde yer almanın herkesin asli görevi olması gerektiğini anlatan Çevik, “Ancak bizim Doğukan ile ilgili planlarımız uzun vadeli. Kendisi istediği sürece burada çalışmaya devam edecek. Biz ondan çok memnun kaldık. İnsanlarla diyaloğu çok iyi. Herkes ona destek olmaya çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

– “Çalışmaya başlamaktan ötürü çok mutluyum”

Down sendromlu Doğukan Can Bafralı ise işini ve çalışmayı çok sevdiğini söyledi.

“Çalışmaya başlamaktan ötürü çok mutluyum.” diyen Bafralı, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.

Down sendromlu yüzücüden fark yaratan üniversite başarısı – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Down sendromlu Berkay Orak'ın koşmasından görüntüler
– Anne Sevinç Orak ile röportaj
– Down sendromlu Berkay Orak ile röportaj
– Down sendromlu Berkay Orak'ın üniversiteyi kazandığına dair belgeden görüntüler
– Down sendromlu Berkay Orak ile annesi Sevinç Orak'tan görüntü Down sendromlu yüzücüden fark yaratan üniversite başarısı
– Genetik bir farklılık olan down sendromunun yaşamına engel olmasına izin vermeyen lisanslı ve madalyalı yüzücü Berkay Orak, iki yıllık mücadele sonunda üniversite hayaline kavuştu
– Bazı üniversitelerin sporla ilgili yetenek sınavlarında tüm adaylarla aynı kıstaslara tabi tutulduğu için başarılı olamayan Orak, yılmadı ve sonunda Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi antrenörlük bölümünü kazandı
– Down sendromlu Berkay Orak:
– “Üniversiteyi kazandım, çok mutlu oldum. İleride antrenör olmak istiyorum. Darısı diğer arkadaşlarıma”
– Anne Sevinç Orak:
– “(Üniversitelerin özel yetenekle öğrenci alan bölümleri) Engelli gençler için kontenjan var fakat yetenek sınavlarında tüm çocuklara uygulanan kriterlerin aynısı özel gereksinimli çocuklara da uygulanıyor. Örneğin 30 metreyi 5 saniyede koşmaları isteniyor. Özel çocukların bunu aşması çok zor, adil değil”
ANKARA (AA) – BURCU ÇALIK- Yüzmede birincilik madalyaları olan down sendromlu Berkay Orak, iki yıldır verdiği mücadele sonunda YKS'de baraj puanını aşarak üniversite için hayalini kurduğu antrenörlük bölümünü kazandı.

İnsan vücudunda 46 olan kromozom sayısının 47 olmasıyla meydana gelen genetik bir farklılık olan down sendromu ile dünyaya gelen 19 yaşındaki Berkay Orak, geçen yıl Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (2019-YKS) yanlışlıkla bütün sorulara işaretleme yapınca baraj puanını geçememiş ve üniversitelerin özel yetenek sınavlarına katılamamıştı.

Ailesinin desteğiyle 11 yaşında yüzme ve koşu gibi spor dallarıyla ilgilenmeye başlayan, lisanslı yüzücü olarak çok sayıda madalyası bulunan Orak, iki yıldır verdiği mücadele sonunda YKS'de baraj puanını geçmeyi başardı.

Bunun üzerine Ankara'daki bazı üniversitelerin özel yetenek sınavlarına katılan fakat sınavlarda herhangi bir engel durumu bulunmayan gençlerle aynı kıstaslara tabi tutulması nedeniyle başarılı olamayan Orak, yılmadı ve sonunda bu çabasının karşılığını aldı.

Down sendromlu lisanslı sporcu, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi antrenörlük bölümünü kazandı.

– “Darısı diğer arkadaşlarıma”

Hep hayalini kurduğu antrenörlük eğitimini alabilecek olmanın mutluluğunu yaşayan Orak, koşu yolundaki antrenmanı esnasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüzmenin yanı sıra koştuğunu, tenis ve boksla ilgilendiğini anlattı.

Orak, duygularını, “Üniversiteyi kazandım, çok mutlu oldum. İleride antrenör olmak istiyorum. Darısı diğer arkadaşlarıma.” sözleriyle dile getirdi.

Öte yandan FİFA kokartlı hakem Ali Palabıyık da Orak'ın antrenmanına eşlik ederek, üniforma ile sarı ve kırmızı kart hediye etti.

– “Günlerdir sevincimden uyuyamıyorum”

Öğretmen olan ve zihinsel engelli çocukların eğitimiyle ilgili çalışmalar yürütün anne Sevinç Orak ise oğlunun başarısından büyük mutluluk duyduğunu vurguladı.

Aile olarak senelerce iğneyle kuyu kazıdıklarının ve sonunda bunun karşılığını gördüklerinin altını çizen Orak, “Anne baba olarak o kadar mutluyuz ki. Günlerdir sevincimden uyuyamıyorum, 'Benim oğlum üniversiteli' diyorum. İlkokuldan liseye kadar öyle büyük bir savaş verdik ki. Yılmadık, mücadele ettik. Engelli çocuğu olan ailelere de seslenmek istiyorum, lütfen yılmayın, mücadele edin, savaşın, başaracaksınız.” diye konuştu.

Berkay'ın anasınıfından liseye kadar kaynaştırma öğrencisi olarak okuduğunu anlatan Orak, oğlunun YKS'de temel puanı alabilmesi sonrasında üniversitelerin özel yetenek sınavlarına başvuru hakkını elde ettiğini söyledi.

Ankara'da 4 büyük üniversiteye başvurduklarını fakat diğer öğrencilere uygulanan kriterlerin down sendromlu oğluna da uygulanması sebebiyle buralarda başarı gösteremediğini dile getiren Orak, “Fakat oğlum en sonunda Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'ne giriş hakkı kazandı. Oğluma bu şansı tanıyan üniversite rektörlüğüne, dekanına ve bütün öğretim görevlilerine teşekkür ediyorum.” dedi.

– “Özel gereksinimli çocukların sınav kriterlerinin farklı olması gerekiyor”

Hem oğlunun hem de diğer özel gereksinimli gençlerin üniversiteye girişte yaşadığı sıkıntılara da işaret eden Orak, şunları söyledi:

“Bizim çocuklarımız anasınıfından liseye kadar müfredatın sadece kendilerine uygulanan BEP (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) kadarından sorumlu iken üniversite sınavlarında bütün müfredattan sorumlu oluyorlar. Bu onların üniversite hayallerinin önünde çok büyük bir engel. Birçoğu üniversiteye gitme hakkını kazanamıyor.”

Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) aldığı karar kapsamında özel yetenek sınavıyla öğrenci alınan programlarda üniversitelerin kontenjanlarının belli bir bölümünü engelli öğrencilere ayırması gerektiğine dikkati çeken anne Orak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üniversitelerin özel yetenekle öğrenci alan bölümlerinde engelli gençler için kontenjan var fakat uygulamada yetenek sınavlarında tüm çocuklara uygulanan kriterlerin aynısı özel gereksinimli çocuklara da uygulanıyor. Örneğin 30 metreyi 5 saniyede koşması isteniyor. Özel çocukların bunu aşması çok zor, bu adil değil. Özel gereksinimli çocukların sınav kriterlerinin farklı olması gerekiyor. Üniversiteler 'bu kriterlere uyarsa çocuğunuzu alırım olmazsa yerinize normal öğrenci alırım' diyorlar. O zaman zaten hiç şansımız kalmıyor. Özel çocukları olan aileler olarak YÖK'ten talebimiz; lütfen üniversite sınavlarından itibaren bizim çocuklarımıza uygun bir düzenleme yapılsın. Özel yetenek sınavlarında ise özel gereksinimli çocuklara göre sınav kriterlerinin üniversiteler tarafından uygulanması sağlanmalı.”

Kovid-19'u yenen hasta, down sendromlu torununa kavuşacağı günü bekliyor

ANKARA (AA) – Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yoğun bakım koşullarında bir ay süren tedavinin ardından yenen 64 yaşındaki Tatar Duran, bu süreçte en çok down sendromlu torununu bir daha görememekten endişe ediyor. Duran, “Ben daha down sendromlu torunum Muhammed Yusuf’a doyamadım.” diyerek 4 yaşındaki torununa kavuşacağı günü bekliyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan ve Kovid-19’u yenen Erzurumlu 64 yaşındaki Tatar Duran, hastalıkla mücadele sürecini AA muhabirine anlattı.

5 çocuk ve 6 torun sahibi olduğunu belirten Duran, hastalığa yakalanmamak için çok temkinli hareket ettiğini ancak yine de virüsün kendisini yatağa düşürdüğünü söyledi.

Salgının başlamasının ardından çocuklarının desteğiyle Ankara’nın bir köyünde ev aldıklarını ve burada daha sakin bir şekilde yaşamaya başladıklarını aktaran Duran, “Çocuklarım bizi korumak için oraya yerleştirdi. Toprağı ektik, insanlardan uzak bir şekilde yaşadık. Çocuklar hafta sonu bahçeye geliyorlardı ve mesafeli duruyorduk. Kimsede bir şey çıkmamıştı. Kuşlar mı getirdi bana, nasıl geldi, ben anlamadım.” diye konuştu.

“Allah düşmanıma vermesin”

Çocuklarının ziyarete geldiğinde kendisine hiç yaklaşmadığını anlatan Duran, şöyle devam etti:

“Çocuklarım da çalışıyor ve onlarda bir şey yok. Allah düşmanıma vermesin. Türkiye’ye sesleniyorum, ne olursunuz el birliğiyle şu hastalığı yenelim. Birden bacaklarım tutmamaya başladı, nefes alamadım, çocuklarıma ‘Ben ölüyorum.’ dedim. Çocuklar önce bahçede üşüttüğümü düşündü. Ben de ‘Yavrum yok, bu değişik bir hastalık. Sonra oradan beni hastaneye götürdüler, test yapıldı ve negatif çıktı, eve yolladılar. Eve gelince ben akşam boğuluyor, kusuyordum. Binayı ayağa kaldırdım, Allah bu acıyı kimseye vermesin. Ben ölüyordum, zaten nefes yok.”

Daha sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gittiklerini ve sağlık çalışanlarının desteğiyle sağlığına kavuştuğunu aktaran Duran, “Personel olsun doktorlar olsun seferber oldular bizler için gece gündüz. Nefesimi düzelttiler, sağlık çalışanlarının koşturması ödenemez. Türkiye sesleniyorum, yazık günah bu sağlıkçılara. Gerçekten ne olursunuz mesafeli olun, maskenizi takın. Allah yaşatmasın, çok acı bir şey bu, çok çok zor bir hastalık.” şeklinde konuştu.

“Torunum Muhammed Yusuf’a doyamadım”

Duran, hastalandığı dönemde hissettiği duyguları gözyaşları içinde anlatarak down sendromlu bir torunu olduğunu, en çok da onu bir daha görememekten endişe ettiğini, bu düşüncenin kendisini çok yıprattığını dile getirdi.

“Torunumun adı Muhammed Yusuf. Ben daha down sendromlu torunum Muhammed Yusuf’a doyamadım. O daha 4 yaşında. Hep o aklıma geliyordu. Çıksam da torunumu gezdirsem diyordum. Artık dünyam değişti. Dünyayı öyle bir görüyorum ki artık, eve gidince ne yapsam bilemiyorum. Bir yere dokunmaktan da korkuyorum artık.” diyen Duran, hayatın ne kadar değerli olduğunu daha iyi anladığına dikkati çekti.

Gazi Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakım uzmanı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Ümmügülsüm Gaygısız da Duran’ın yaklaşık bir ay önce nefes darlığı ve solunum sıkıntısıyla hastanelerine başvurduğunu söyledi.

Test sonucu “Kovid-19 pozitif” çıkan hastayı yoğun bir tedaviye aldıklarını vurgulayan Gaygısız, “Ardından sonuçları negatif çıktı ve oksijen ihtiyacı azaldı ancak hala devam ediyordu. Bu nedenle sonucu negatif olan ancak tedavisi süren hastalarımızın yattığı servisimize getirdik. Solunum rehabilitasyonu yapıldı. Süreci tamamlanıyor, durumu iyi, şimdi taburcu edilmeye yaklaştı. İnşallah, birkaç gün içinde taburcu edilmesi planlanıyor.” diye bilgi verdi.

“Sıfırdan toparlanarak işimize sarılmaya çalışıyoruz”

Dr. Gaygısız, hastaların iyi olarak taburcu edilmesinin motivasyonlarını yükselttiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Onların sevinçleri bizim sevincimiz, üzüntüleri üzüntülerimiz çünkü, kendi yaşamımızdan daha çok hastalarımız hayatımızın büyük bir kısmını oluşturuyor. Onun için iyileştiklerini görmek bizi mutlu ediyor. Kovid zor bir hastalık ve tedavi süreci uzun. Bu süreçte tüm sağlık personeli de bir ekip olarak haraket ediyoruz.

Hastalarımız Kovid yoğun bakım servislerinde izole olduklarından, bir yerde onların kızı, oğlu oluyoruz çünkü refakatçileri de olmuyor ve onların en yakını biz oluyoruz. Elimizden geleni tüm ekip yapıyoruz. Sağlık çalışanların da virüsü alma ve evlerine götürme tehlikesi var. Bütün bu tehlikeyi göze alarak büyük bir sorumululuk duygusuyla fedakarca çalışıyoruz. Gönüllü adaylar şeklinde çalışıyoruz. Pandemide 6 ayı tamamladık ve yorucu bir süreç oldu. Çalışanlarımız arasında kaybettiğimiz arkadaşlarımız var. Onların haberini aldığımızda çok üzülüyoruz ama yine sıfırdan toparlanarak işimize sarılmaya çalışıyoruz. Hiç hasta olunmaması istiyoruz, keşke yeni vaka sayıları giderek azalsa. İnşallah o günleri de görürüz.”

Yeşim Sert Karaaslan

Kovid-19'u yenen hasta, down sendromlu torununa kavuşacağı günü bekliyor – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– İzole olmuş sağlık çalışanlarından görüntü
– Kovid-19'u yenen Erzurumlu 64 yaşındaki Tatar Duran'ın konuşması
– Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun-bakım bölümünden görüntüler
– Duran'ın hekimlerinden Dr. Ümmügülsüm Gaygısız'ın konuşması Kovid-19'u yenen hasta, down sendromlu torununa kavuşacağı günü bekliyor
– GÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yoğun bakım koşullarında bir ay süren tedavinin ardından Kovid-19'u yenen ve birkaç gün içinde taburcu edilmesi planlanan Tatar Duran, 4 yaşındaki down sendromlu torununu tekrar görebilecek olmanın mutluluğu yaşıyor
– Erzurumlu 64 yaşındaki Tatar Duran:
– “Ben daha Muhammed Yusuf'a doyamadım. O daha 4 yaşında”
– “Gerçekten ne olursunuz mesafeli olun, maskenizi takın. Allah yaşatmasın, çok acı bir şey bu, çok çok zor bir hastalık”
– Dr. Öğretim Üyesi Ümmügülsüm Gaygısız:
– “Hastalarımız Kovid Yoğun Bakım servislerinde izole olduklarından bir yerde onların kızı, oğlu oluyoruz çünkü refakatçileri de olmuyor ve onların en yakını biz oluyoruz”
ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yoğun bakım koşullarında bir ay süren tedavinin ardından yenen 64 yaşındaki Tatar Duran, bu süreçte en çok down sendromlu torununu bir daha görememekten endişe ediyor. Duran, “Ben daha down sendromlu torunum Muhammed Yusuf'a doyamadım.” diyerek 4 yaşındaki torununa kavuşacağı günü bekliyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan ve Kovid-19'u yenen Erzurumlu 64 yaşındaki Tatar Duran, hastalıkla mücadele sürecini AA muhabirine anlattı.

5 çocuk ve 6 torun sahibi olduğunu belirten Duran, hastalığa yakalanmamak için çok temkinli hareket ettiğini ancak yine de virüsün kendisini yatağa düşürdüğünü söyledi.

Salgının başlamasının ardından çocuklarının desteğiyle Ankara'nın bir köyünde ev aldıklarını ve burada daha sakin bir şekilde yaşamaya başladıklarını aktaran Duran, “Çocuklarım bizi korumak için oraya yerleştirdi. Toprağı ektik, insanlardan uzak bir şekilde yaşadık. Çocuklar hafta sonu bahçeye geliyorlardı ve mesafeli duruyorduk. Kimsede bir şey çıkmamıştı. Kuşlar mı getirdi bana, nasıl geldi, ben anlamadım.” diye konuştu.

– “Allah düşmanıma vermesin”

Çocuklarının ziyarete geldiğinde kendisine hiç yaklaşmadığını anlatan Duran, şöyle devam etti:

“Çocuklarım da çalışıyor ve onlarda bir şey yok. Allah düşmanıma vermesin. Türkiye'ye sesleniyorum, ne olursunuz el birliğiyle şu hastalığı yenelim. Birden bacaklarım tutmamaya başladı, nefes alamadım, çocuklarıma 'Ben ölüyorum.' dedim. Çocuklar önce bahçede üşüttüğümü düşündü. Ben de 'Yavrum yok, bu değişik bir hastalık. Sonra oradan beni hastaneye götürdüler, test yapıldı ve negatif çıktı, eve yolladılar. Eve gelince ben akşam boğuluyor, kusuyordum. Binayı ayağa kaldırdım, Allah bu acıyı kimseye vermesin. Ben ölüyordum, zaten nefes yok.”

Daha sonra Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gittiklerini ve sağlık çalışanlarının desteğiyle sağlığına kavuştuğunu aktaran Duran, “Personel olsun doktorlar olsun seferber oldular bizler için gece gündüz. Nefesimi düzelttiler, sağlık çalışanlarının koşturması ödenemez. Türkiye sesleniyorum, yazık günah bu sağlıkçılara. Gerçekten ne olursunuz mesafeli olun, maskenizi takın. Allah yaşatmasın, çok acı bir şey bu, çok çok zor bir hastalık.” şeklinde konuştu.

– “Torunum Muhammed Yusuf'a doyamadım”

Duran, hastalandığı dönemde hissettiği duyguları gözyaşları içinde anlatarak down sendromlu bir torunu olduğunu, en çok da onu bir daha görememekten endişe ettiğini, bu düşüncenin kendisini çok yıprattığını dile getirdi.

“Torunumun adı Muhammed Yusuf. Ben daha down sendromlu torunum Muhammed Yusuf'a doyamadım. O daha 4 yaşında. Hep o aklıma geliyordu. Çıksam da torunumu gezdirsem diyordum. Artık dünyam değişti. Dünyayı öyle bir görüyorum ki artık, eve gidince ne yapsam bilemiyorum. Bir yere dokunmaktan da korkuyorum artık.” diyen Duran, hayatın ne kadar değerli olduğunu daha iyi anladığına dikkati çekti.

– “Birkaç gün içinde taburcu edilmesi planlanıyor”

Gazi Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakım uzmanı olarak görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Ümmügülsüm Gaygısız da Duran'ın yaklaşık bir ay önce nefes darlığı ve solunum sıkıntısıyla hastanelerine başvurduğunu söyledi.

Test sonucu “Kovid-19 pozitif” çıkan hastayı yoğun bir tedaviye aldıklarını vurgulayan Gaygısız, “Ardından sonuçları negatif çıktı ve oksijen ihtiyacı azaldı ancak hala devam ediyordu. Bu nedenle sonucu negatif olan ancak tedavisi süren hastalarımızın yattığı servisimize getirdik. Solunum rehabilitasyonu yapıldı. Süreci tamamlanıyor, durumu iyi, şimdi taburcu edilmeye yaklaştı. İnşallah, birkaç gün içinde taburcu edilmesi planlanıyor.” diye bilgi verdi.

– “Sıfırdan toparlanarak işimize sarılmaya çalışıyoruz”

Dr. Gaygısız, hastaların iyi olarak taburcu edilmesinin motivasyonlarını yükselttiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Onların sevinçleri bizim sevincimiz, üzüntüleri üzüntülerimiz çünkü, kendi yaşamımızdan daha çok hastalarımız hayatımızın büyük bir kısmını oluşturuyor. Onun için iyileştiklerini görmek bizi mutlu ediyor. Kovid zor bir hastalık ve tedavi süreci uzun. Bu süreçte tüm sağlık personeli de bir ekip olarak haraket ediyoruz.

Hastalarımız Kovid yoğun bakım servislerinde izole olduklarından, bir yerde onların kızı, oğlu oluyoruz çünkü refakatçileri de olmuyor ve onların en yakını biz oluyoruz. Elimizden geleni tüm ekip yapıyoruz. Sağlık çalışanların da virüsü alma ve evlerine götürme tehlikesi var. Bütün bu tehlikeyi göze alarak büyük bir sorumululuk duygusuyla fedakarca çalışıyoruz. Gönüllü adaylar şeklinde çalışıyoruz. Pandemide 6 ayı tamamladık ve yorucu bir süreç oldu. Çalışanlarımız arasında kaybettiğimiz arkadaşlarımız var. Onların haberini aldığımızda çok üzülüyoruz ama yine sıfırdan toparlanarak işimize sarılmaya çalışıyoruz. Hiç hasta olunmaması istiyoruz, keşke yeni vaka sayıları giderek azalsa. İnşallah o günleri de görürüz.”