Ege Üniversitesi

Ege Üniversitesi’nin Kovid-19 için aşı çalışmaları hayvan deneyleriyle sürüyor – İZMİR

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Aşı çalışmalarının yürütüldüğü laboratuvar binası
– Laboratuvar içinde yapılan çalışmalar
– Basın toplantısının yapıldığı açık alan ve toplantıyı takip eden basın mensupları
– Rektör Prof. Dr. Necdet Budak'ın konuşması
– Doç. Dr. Mert Döşkaya'nın konuşması
– ARGEFAR Müdürü Prof. Dr. Ercüment Karasulu'nun konuşması Ege Üniversitesi’nin Kovid-19 için aşı çalışmaları hayvan deneyleriyle sürüyor
– Rektör Prof. Dr. Necdet Budak:
– “Kovid-19’a karşı geliştirdiğimiz dört farklı DNA aşısı prototipinin laboratuvar ölçekli üretimini bitirdik ve kısa süre önce ilk aşı prototipimizi hayvanlara uyguladık. Aşı prototiplerinin ardışık olarak hayvan modellerine uygulanması iki ay kadar daha sürecek”
– EÜ Tıp Fakültesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı Yöneticisi Doç. Dr. Mert Döşkaya:
– “Bu süreç sonunda hayvanlarda bütün testlerin olumlu sonuçlanması durumunda hazırlanan bir dosya ile Sağlık Bakanlığı'na FAZ-1 klinik çalışma başvurusu yapmayı planlıyoruz”
İZMİR (AA) – Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, üniversiteleri bünyesindeki Aşı Araştırma ve Geliştirme Grubu'nun yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) korunmak amacıyla başlattığı yerli DNA aşısında dört farklı prototipinin laboratuvar ölçekli üretimini bitirdiklerini, kısa süre önce ilk aşı prototipini hayvanlara uyguladıklarını, bu çalışmanın 2 ay daha süreceğini bildirdi.

Budak, EÜ İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) bahçesinde düzenlediği basın toplantısında, Dünya Sağlık Örgütü’nün Kovid-19 salgınını henüz pandemi ilan etmediği dönemde üniversite olarak salgınla mücadelede strateji belirlediklerini söyledi.

Salgınla mücadelede köklü çözüm üretmek için Multidisipliner Aşı Araştırma ve Geliştirme Çalışma Grubu çatısı altında çalışmalara başladıklarını kaydeden Budak, “TÜBİTAK-MAM önderliğinde oluşturulan Kovid-19 Türkiye Platformu tarafından desteklenen 'Kovid-19'a karşı DNA aşısı geliştirme' projemizde üniversitemizin farklı fakülte ve meslek yüksekokulundan toplam 18 akademisyenimiz üstün bir gayretle çalışmaktadır.” dedi.

Budak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kovid-19’a karşı geliştirdiğimiz dört farklı DNA aşısı prototipinin laboratuvar ölçekli üretimini bitirdik ve kısa süre önce ilk aşı prototipimizi hayvanlara uyguladık. Aşı prototiplerinin ardışık olarak hayvan modellerine uygulanması iki ay kadar daha sürecek. Bu aşama sonrası dört DNA aşısı prototipi içinden hayvanlarda en kuvvetli bağışık yanıt uyaran aşılarımızın, hayvan modelleri üzerinde toksisite etkilerini test etmeyi amaçlıyoruz. Bu aşamanın ardından Faz 1 klinik çalışma için yasal otoriteye başvuru yapabileceğiz. Aşı çalışmalarında kesin bir tarih vermek doğru değil, çünkü araştırma sürecinde yaşabilecek zorluklar nedeniyle bu süreç değişebilir.”

Budak, aşı geliştirme çalışmalarını daha disiplinli ve koordinasyonlu bir biçimde sürdürmek için yakın gelecekte üniversite çatısı altında Aşı Araştırma ve Geliştirme Merkezi kuracaklarını da belirtti.

– DNA aşılarının avantajları

EÜ Tıp Fakültesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı Yöneticisi Doç. Dr. Mert Döşkaya ise geliştirdikleri aşının “bağışık yanıtı uyarma özelliğini” test ettiklerini aktardı.

Ardışık prototiplerin deneneceği 2 aylık bir süreci geçireceklerini kaydeden Döşkaya, “İki ay sonunda tahminizce 1 ay sürecek kaliteli bir ürünle acaba aşımızın hayvanlarda zarar verici bir etkisi var mı, bu tespit edilecek. Bu süreç sonunda hayvanlarda bütün testlerin olumlu sonuçlanması durumunda hazırlanan bir dosya ile Sağlık Bakanlığı'na FAZ-1 klinik çalışma başvurusu yapmayı planlıyoruz.” dedi.

Döşkaya, DNA aşılarının klasik aşılara göre insanlarda zararlı etkilerinin olmaması, raf ömrünün uzun olması, kolay ve ucuz üretilebilir olması gibi üstünlüklerinin bulunduğunu, bağışıklık sistemini virüse karşı kuvvetli ve uzun süre uyarabilmesinin de diğer bir avantaj olduğunu kaydetti.
ARGEFAR Müdürü Prof. Dr. Ercüment Karasulu da Sağlık Bakanlığı'ndan onay gelmesinin ardından, EÜ ARGEFAR bünyesinde hem hasta hem sağlıklı gönüllülerde Faz-1 çalışmalarının yapılabileceği bir klinik oluşturulacağını, Tıp Fakültesi Hastanesi ile birlikte Faz-2 ve Faz-3 çalışmalarının da yapılabileceğini belirtti.

Meteor düşmesi Ege Üniversitesi Gözlemevi kameralarınca görüntülendi – İZMİR

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Ege Üniversitesi Gözlemevi'nin kameralarınca kaydedilen meteorun görüntüleri
– Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal ile röportaj Meteor düşmesi Ege Üniversitesi Gözlemevi kameralarınca görüntülendi
– Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal:
– “Korkulacak bir durum yok. Sıkça yaşanır. Hemen hemen her gün görebiliriz. Gündüz rüzgarın çıkmasından bir farkı yok. Sıradan bir gök olayı”
İZMİR (AA) – İzmir, Manisa, Çanakkale'nin de aralarında olduğu batı illerinden görülen meteor düşmesi, Ege Üniversitesi Gözlemevinin kameralarınca kaydedildi.

Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün saat 21.48 sularında gerçekleşen gökyüzü olayının perseid meteor yağmurlarından biri olduğunu söyledi.

Olayın, binanın çatısında bulunan ve tüm gökyüzünü kaydeden kameralarca görüntülendiğini belirten Dal, şöyle devam etti:

“Benzer bir gök taşının sabah sularında da 04.21 saatlerinde tekrar atmosfere girdiği ve atmosferde yanarak yok olduğu görülüyor. Kamera kayıtlarımıza göre her iki gök taşı da atmosferin doğu ufkundan batıya yönelecek şeklide kuzey taraftan geçtiği görülüyor. Parçacığın da atmosferin üst katmalarında yanarak yok olduğu tespit ediliyor.”

Dal, Manisa'nın Salihli ilçesine gök taşının düştüğü, bölgede yangın çıktığına yönelik haberlere de değindi.

Yangının 50 dönüm arazide etkili olduğunun söylendiğini dile getiren Dal, “Bu kadar büyüklükteki araziyi yakabilecek ölçüde büyük bir gök taşının yere düşmesiyle deprem olması söz konusu. Eğer atmosferde patladıysa da büyük bir ses dalgasının ortaya çıkıp çevrede duyulması gerekiyor. Dün Salihli'de böyle bir olayın olmadığını biliyoruz.” dedi.

– “Aralık ayında da yaşanacak”

Yılın belli dönemlerinde benzer olayların meydana geldiğine işaret eden Dal, benzer bir gök taşı yağmurunun aralık ayında da görüleceğini aktardı.

Gök taşlarının saniyede 80 kilometre hızla yol aldığı bilgisini veren Dal, “Siz de gökyüzünde bir ışık seli olarak bunları görüyorsunuz. Korkulacak bir durum yok. Sıkça yaşanır. Hemen hemen her gün görebiliriz. Gündüz rüzgarın çıkmasından bir farkı yok. Sıradan bir gök olayı.” diye konuştu.

Ege Üniversitesi laboratuvarı 4 binden fazla örnek üzerinde antikor testi yapacak

İZMİR (AA) – Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Seroimmunoloji Laboratuvarında, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında hastalığa karşı bağışıklık kazananları belirlemek için İzmir ve çevre illerden gelecek 4 binden fazla örnek üzerinde antikor testi yapılacak.

Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya göre, hastalığa karşı bağışıklık kazanmış kişileri belirlemek ve tahmini toplam hasta sayısına ulaşmak için 81 ilde başlatılan antikor testleri devam ediyor.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Seroimmunoloji Laboratuvarı da İzmir ve çevresinde antikor testi için yetkilendirilen tek laboratuvar olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, virüsün her insanı farklı şekilde etkilediğini belirterek, "Asemptomatik dediğimiz kimi vakalar hastalık belirtisi göstermese de virüsün yayılmasında önemli rol oynuyorlar. Sağlık Bakanlığımızca başlatılan bu çalışma neticesinde hem asemptomatik vakalar tespit ediliyor hem de hastalığa bağışıklık kazanmış bireylerin toplumdaki oranı saptanıyor. Laboratuvarımız, antikor testi çalışmalarını yürüten bölgedeki tek yetkili laboratuvar. Ekibimiz, gerekli çalışmaları titizlikle sürdürüyor. Laboratuvar personelimize çalışmalarında başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.

EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Kovid-19 PCR Laboratuvar sorumlusu Prof. Dr. Rüçhan Sertöz de geçirilmiş hastalık ve asemptomatik hastalık düzeyini, hastalık prevalansını saptamak amacıyla 8-20 Haziran tarihlerinde tüm illeri ve tüm yaş gruplarını kapsayan Sağlık Bakanlığı düzeyinde bir çalışma planlandığını anımsattı.

Sertöz, şunları kaydetti:

"Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hesaplanan örneklem büyüklüğüne göre hangi ilde kaç haneye gidilmesi gerektiği belirlendi. Buna göre tüm Türkiye'de toplam ulaşılması gereken hane sayısı 153 bin 577 olarak saptandı. Ulaşılan her haneden çalışma için 1 kişi seçildi. Daha sonra ise antikor testi çalışmak üzere kişiden 3 mililitre kan örneği alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen yetkili laboratuvara gönderilerek çalışmalar sonuçlandırılıyor. Laboratuvarımız, İzmir'de, çevre il ve ilçelerden gelecek 4 binden fazla örneği çalışmak üzere bölgede yetkilendirilen tek laboratuvar olma özelliğindedir."

Ege Üniversitesi 'normalleşme süreci'ndeki ilk organ naklini yaptı

İZMİR (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında hem tanı konulması hem de tedavisinde büyük mücadele veren Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi, 1 Haziran’dan itibaren normalleşme sürecinin başlamasıyla pandemi sürecinde acil hastalar dışında durdurulan organ nakli operasyonlarına yeniden başladı.

Buca ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi, 64 yaşındaki Meryem İmrek’e, rahatsızlanması üzerine 8 yıl önce başvurduğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde karaciğer yağlanmasına bağlı olarak siroz hastalığı teşhisi kondu.

Hastalığın zamanla karaciğerde tümör oluşturmasının ardından doktorlar, kadının 3 yıl önce organ nakli olmasına karar verdi.

Nakil listesine alınan İmrek’e mutlu haber geçen hafta kentteki bir özel hastanede beyin ölümü gerçekleşen hastanın organlarının yakınları tarafından bağışlanmasıyla geldi.

İmrek, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde Organ Nakli Bölümü Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Murat Zeytunlu ve Doç. Dr. Alper Uğuz tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, normalleşme sürecinde hastanede nakil yapılan ilk hasta oldu.

Başarılı geçen ameliyatın ardından karaciğeri yeniden çalışmaya başlayan İmrek’e, EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak “geçmiş olsun” ziyaretinde bulundu.

Meryem İmrek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlık sorunları nedeniyle çok zor günler yaşadığını, karaciğer nakli ile sağlığına kavuştuğuna hala inanamadığını söyledi.

Kadavradan kendisi için uygun organın bulunduğunu öğrendiğinde büyük mutluluk yaşadığını belirten İmrek, “Türkiye’nin ve dünyanın yaşadığı koronavirüs nedeniyle organ bulunsa bile nakil ameliyatının yapılamayacağını düşünüyordum. Umudum da yoktu ama öyle olmadı. Başarılı geçen nakil ameliyatıyla sağlığıma kavuştum, çok mutluyum.” dedi.

İmrek, hastanede hijyen koşullarına önem verildiğini, bu süreçte ailesinin yanı sıra doktorları ve diğer sağlık çalışanlarının kendisine her konuda destek verdiğini aktardı.

Türkiye’nin ne kadar güçlü bir sağlık sistemi olduğunu bu süreçte daha iyi anladığını vurgulayan İmrek, şunları kaydetti:

“1 Haziran’da başlayan normalleşme süreciyle birlikte aslında bu durumu nakil ameliyatı olarak bizzat yaşadım. İnşallah diğer organ nakli bekleyen hastalar da en kısa sürede uygun organların bulunmasıyla sağlıklarına kavuşur. Hem hastalara hem de organ bağışlamak isteyenlere şunu söylemek istiyorum. Kovid-19 hastalığı var diye kimse nakil ameliyatı olmaktan ya da organlarını bağışlamaktan korkmasın. Çünkü hastanelerde Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun önerdiği hassas hijyen kuralları uygulanıyor.”

İmrek’in kızı Canan Yetiş de annesinin sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu dile getirerek, “Annemin çok şanslı bir hasta olduğunu düşünüyorum. Böyle bir süreçte kadavradan uygun karaciğerin bulunup iyi geçen ameliyatla nakledilmesini Allah’ın bize bir mucizesi olarak değerlendiriyorum.” ifadelerini kullandı.

Acil vakalar dışında ilk yapılan operasyon

Nakil ameliyatını gerçekleştiren ekipte yer alan Doç. Dr. Alper Uğuz ise Kovid-19 sürecinde acil vakalar dışında organ nakli gerçekleştirmedikleri bilgisini verdi.

İmrek’e yaptıkları operasyonun, normalleşme sürecinde hastanenin ilk nakil operasyonu olduğunu hatırlatan Uğuz, “Ameliyattan önce bazı önlemler aldık. Hastamızdan Kovid numunesi aldık. Nakil ameliyatının yapılabilmesi için enfeksiyon hastalıkları bölümünde görevli meslektaşlarımızdan onay aldık. Tüm sağlık çalışanları ve hasta yakınlarına maske, sosyal mesafe ve hijyen konusunda uyarılarda bulunduk. Ameliyatımız 3,5 saatte tamamlandı, hastamızın kısa sürede karaciğer fonksiyonları yeniden çalışmaya başladı.” diye konuştu.

Rektör Prof. Dr. Necdet Budak da normalleşme süreciyle birlikte hastane olarak eski çalışma şekline döndüklerine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Kovid-19 sürecinde tıp fakültesi hastanesi olarak çok iyi bir sınav verdik. Türkiye’deki 43 üniversite hastanesinden biri olarak Sağlık Bakanlığımızın koordinasyonunda gerek test gerekse vaka sayısı bakımından en yüksek performansı gösterdik. En önemlisi de en düşük ölüm oranıyla bu süreci atlattık. Kovid-19 devam ediyor. Tüm sağlık çalışanları olarak normalleşme sürecinde de hassasiyetle çalışmaya devam ediyoruz.”