Emine Alp Meşe

Sağlık Bakan Yardımcısı Meşe: “Türkiye'de bebek ölüm hızı her yıl düşüyor”

İZMİR (AA) – Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, yürüttükleri çalışmalar sayesinde Türkiye'de bebek ölüm hızının her geçen yıl düştüğünü, 2019'da binde 9'un altında olmasını beklediklerini bildirdi.

İzmir'de düzenlenen "2. Uluslararası Dr. Behçet Uz Çocuk Kongresi"ne katılan Prof. Dr. Meşe, bakanlıklarının anne ve bebek sağlığı konusunda yaptığı çalışmaları aktardı.

Evlenecek çiftlere uygulanan tarama testlerini de anlatan Meşe, "Bebeklerimize fenilketonüri, hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis taramaları yapılmaktadır. Konjenital adrenal hiperplazisi taramaları ise yaygınlaşma aşamasındadır. 2018 yılında tarama programı tüm yenidoğanların yüzde 98.5'ine ulaşmıştır. Tarama programı ile her yıl ortalama 200 bebeğe fenilketonüri, 900 bebeğe biyotinidaz eksikliği, 150 bebeğe kistik fibrozis ve 3 binin üzerinde bebeğe ise hipotiroidi tanısı konulmaktadır." diye konuştu.

Türkiye'de verilen kaliteli sağlık hizmetinin verilere olumlu yansıdığını belirten Meşe, şöyle devam etti:

"Türkiye'de anne ölüm oranları 2002 yılında yüz binde 64'lerden 2018 yılında 13,6'ya düşmüştür. Türkiye'de bebek ölüm hızı da her yıl düşüyor. Bebek ölüm oranları 2002'de binde 31,5 iken, bu rakam 2018 yılında binde 9,2'ye düştü. 2019 rakamları daha açıklanmadı ama elimizdeki verilere göre ülkemizde bebek ölüm oranının binde 9'un altında olmasını bekliyoruz."

Kongrenin başkanlığını yapan Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Tanju Çelik, Meşe'ye teşekkür etti.

Yarın sona erecek kongreye İzmir İl Sağlık Müdürü Mehmet Burak Öztop da katıldı.

Çorum'da “Sağlıkta Gelecek” paneli düzenlendi

ÇORUM (AA) – Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, "Bakımın tam olarak entegre olduğu, çığır açan yeniliklerin benimsendiği, dengeli beslenme ve aktif yaşam tarzlarının teşvik edildiği, sağlıklı, üretken bir toplumun yararına yatırımların teşvik edildiği bir sağlık sistemi için çalışıyoruz." dedi.

Sağlık Bakanlığı tarafından Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Sağlıkta Gelecek" konulu panelde konuşan Meşe, dünya genelinde sağlık harcamalarının giderek artış eğilimi gösterdiğini, özellikle sağlık hizmetlerinin tüm gelişmiş ülkelerde gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 10'unu tüketen, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen pazarlarından biri olduğuna dikkati çekti.

Sağlık alanında özellikle bilgisayar ve internet teknolojisinin kaynaklık ettiği baş döndürücü yenilikler ve gelişmeler yaşandığını, modern sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan bilimin hızla ilerlediğinin altını çizen Meşe, "Sağlık alanı giderek artan bir biçimde teknolojiye bağımlı hale geliyor. Bu yeni ekosistemde her bir oyuncunun konumlarını yeniden tanımlaması ve yeniden tasarlaması gerekiyor." diye konuştu.

Bu alandaki yeni düzene ayak uydurulması gerektiğini anlatan Meşe, şunları kaydetti:

"Firmalar bu yeni sağlık dünyasında var olabilmek için değer zincirlerini ve iş modellerini gözden geçirecekler ve kendilerini dönüştürecektir. Sağlık hizmetleri daha entegre hale gelecek, hükümetler yeni düzenlemeler, eğitim müfredatları ve yönetim tarzları ortaya koymak durumunda kalacaktır. Bu belirtilen zorluklarla baş edebilmek ve üç temel teknolojik alanda gelişmelere entegrasyonu ve adaptasyonu sağlayabilmek için sağlık sistemlerinin geliştirilmesi, başka bir ifadeyle yeniden tasarlanması gerekiyor."

Meşe, bakanlık olarak sağlıkta dönüşümle ilgili konulara 11. Kalkınma Planı'nda kapsamlı bir şekilde yer verdiklerini belirterek, "Bakımın tam olarak entegre olduğu, çığır açan yeniliklerin benimsendiği, dengeli beslenme ve aktif yaşam tarzlarının teşvik edildiği, sağlıklı, üretken bir toplumun yararına yatırımların teşvik edildiği bir sağlık sistemi için çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Yerli ve milli üretimin öneminden de bahseden Meşe, ilaç ve tıbbi cihaz alanında da yerelleşme, yerlileşme ve millileşme çalışmalarında da yoğunlaştıklarını sözlerine ekledi.

– "100 kutu ilacın 82'sini artık Türkiye'de üretiyoruz"

Panelde, "İlaç ve tıbbi cihazda bizi nasıl bir gelecek bekliyor" konulu bir sunum yapan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Hakkı Gürsöz, ilaç ve tıbbi cihazlardaki yerli üretimle ilgili bilgi verdi.

Tıbbi cihaz sektöründe temel stratejilerinin "üretileni kullan, üretilmeyeni üret" olduğunu belirten Gürsöz, "İhtiyacımız olan tıbbi cihazı ülkemizde üretelim, üretileni de hastanelerimizde kullanalım. Üreticimiz ihracat yapsın elbette ama ürününü kendi ülkesinde de satabilsin. Temel amacımız, misyonumuz budur. Bizim yapamayacağımız bir şey de yok. Her türlü ürünü üretebilecek bir sektörümüz olduğuna inanıyorum." dedi.

"Mevcut durumda, ilaçta, kutu bazında yüzde 82'lere çok şükür ulaştık" ifadelerinin kullanan Gürsöz, şöyle devam etti:

"Türkiye'de tükettiğimiz 100 kutu ilacın 82'sini artık Türkiye'de üretiyoruz. Ancak bu oran, tıbbi cihaz alanına geldiğimizde yüzde 30'lara kadar düşüyor. Burada büyük bir potansiyel var. Aslında bizim üretemeyeceğimiz hiçbir ürün de yok. Bunu da yukarılara taşıyacağız, hedefimiz bu. İthalat bağımlılığını ne kadar azaltırsak o kadar geleceğe ümitle bakan Türkiye olacağız inşallah. Bizim örnek aldığımız, model aldığımız yer savunma sanayidir. Savunma sanayi alanındaki başarılar hepimizi mutlu ediyor. Sağlık sanayi de savunma sanayi gibi stratejik bir alan. Biz de o yolda adımlarımızı atıyoruz. Teknolojik açıdan baş döndürücü gelişmeler var, güzel gelişmeler var. Bu teknolojiler konusunda ilaç olsun tıbbi cihaz olsun, işin dışında kalmayacağız. Salt kullanıcı olmamamız lazım, üretme kısmında olmamız lazım."

Etkinlikte, Şehir Hastaneleri Bilgi Sistemleri Koordinatörü Yasin Yarbay tarafından "Sağlıkta Dijital Dönüşüm", Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam tarafından "Geleceğin Meslekleri" ve Hitit Üniversitesi Bilimsel Teknik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İrfan Kurtbaş tarafından "Üniversite Sanayi İş birliği" konularında sunumlar yapıldı.

Sağlık Bakan Yardımcısı Meşe: “Anne bebek ölümleri hızla düşen ülkelerdeniz”

ANTALYA (AA) – Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, Bakanlığın çalışmaları sonucunda Türkiye'nin anne ve bebek ölümleri en hızlı düşen ülkelerden biri olduğunu bildirdi.

Meşe, Antalya'da bir otelde düzenlenen "3. Uluslararası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi"nde, daha sağlıklı ve müreffeh bir toplum oluşturmanın temel taşlarından birinin halk sağlığı olduğunu ifade etti.

Halk sağlığının, "örgütlü çabalar yoluyla toplumun sağlığını koruma, güçlendirme sanatı ve bilimi" olduğuna işaret eden Meşe, toplumun sağlık bilincinin artırılarak koruyucu hekimliğin daha etkin sağlanması ve hayat standartlarının yükseltilmesi için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de halk sağlığı çalışmalarına büyük önem verdiklerini dile getirdi.

Geçmişten bugüne sağlıkta önemli gelişmeler yaşandığına değinen Meşe, cumhuriyetin kurulmasıyla sağlığın öncelikli konular arasında yer aldığını, Sağlık Bakanlığının ilk kurulan bakanlıklardan biri olduğunu hatırlattı.

Sağlık Bakanlığının ilk görev olarak hizmetlerin önceliklerini belirlediğini anlatan Meşe, şöyle konuştu:

"Gebelerin bilinçli doğum yapmaları için eğitimlere devam ediyoruz. 2008'den bu yana sürdürülen 'Misafir anne' projesiyle yıllık ortalama 6 bin anne ve anne adayına hizmet veriyoruz. Bakanlığımızın anne ve bebek ölüm oranlarını azaltmaya yönelik çalışmaları sonucunda Türkiye, anne ve bebek ölümleri en hızlı düşen ülkelerden biri olmuştur.
Aşılama oranlarında yüzde 98 gibi önemli bir başarı yakaladık. Bağışıklama oranlarımız Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan Küresel Aşı Eylem Planı 2011-2020 hedeflerinin üzerindedir. 13 antijen ile en geniş aşılama programı uygulayan ülkeler arasındayız. Bebek ve çocuklarımızla birlikte, 2009'dan beri Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında risk grubundaki erişkin bireyleri de aşılıyoruz."

Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı'nın kararlılıkla uygulandığını ifade eden Meşe, gıda firmaları ve lokantacılarla iş birliği platformu kapsamında tuz azaltma protokolü imzaladıklarını belirtti.

Meşe, bu yıl ekim ayına kadar 253 KETEM ile 7 milyon vatandaşa erişip 18 bin kanser vakasını erken teşhis etmeyi başardıklarını kaydetti.

Halk Sağlığı Uzmanları Derneğince (HASUDER) "Geleceği Birlikte Kurmak: Halk Sağlığında Çok Sektörlü Yaklaşım" temasıyla düzenlenen kongre 30 Kasım'da sona erecek.

'Anne bebek ölümleri hızla düşen ülkelerdeniz'

Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, Antalya’da bir otelde düzenlenen “3. Uluslararası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi”nde, daha sağlıklı ve müreffeh bir toplum oluşturmanın temel taşlarından birinin halk sağlığı olduğunu ifade etti.

Halk sağlığının, “örgütlü çabalar yoluyla toplumun sağlığını koruma, güçlendirme sanatı ve bilimi” olduğuna işaret eden Meşe, toplumun sağlık bilincinin artırılarak koruyucu hekimliğin daha etkin sağlanması ve hayat standartlarının yükseltilmesi için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halk sağlığı çalışmalarına büyük önem verdiklerini dile getirdi.

Geçmişten bugüne sağlıkta önemli gelişmeler yaşandığına değinen Meşe, cumhuriyetin kurulmasıyla sağlığın öncelikli konular arasında yer aldığını, Sağlık Bakanlığının ilk kurulan bakanlıklardan biri olduğunu hatırlattı.

Sağlık Bakanlığının ilk görev olarak hizmetlerin önceliklerini belirlediğini anlatan Meşe, şöyle konuştu:

“Gebelerin bilinçli doğum yapmaları için eğitimlere devam ediyoruz. 2008’den bu yana sürdürülen ‘Misafir anne’ projesiyle yıllık ortalama 6 bin anne ve anne adayına hizmet veriyoruz. Bakanlığımızın anne ve bebek ölüm oranlarını azaltmaya yönelik çalışmaları sonucunda Türkiye, anne ve bebek ölümleri en hızlı düşen ülkelerden biri olmuştur. Aşılama oranlarında yüzde 98 gibi önemli bir başarı yakaladık. Bağışıklama oranlarımız Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan Küresel Aşı Eylem Planı 2011-2020 hedeflerinin üzerindedir. 13 antijen ile en geniş aşılama programı uygulayan ülkeler arasındayız. Bebek ve çocuklarımızla birlikte, 2009’dan beri Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında risk grubundaki erişkin bireyleri de aşılıyoruz.”

Halk Sağlığı Uzmanları Derneğince (HASUDER) “Geleceği Birlikte Kurmak: Halk Sağlığında Çok Sektörlü Yaklaşım” temasıyla düzenlenen kongre 30 Kasım’da sona erecek.