Felçli

Felçli köpeklerine çocukları gibi bakıyorlar – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Erhan Kurkun ile röportaj
– Ailenin köpeğe olan ilgisi Felçli köpeklerine çocukları gibi bakıyorlar
– Uzun yıllar Avrupa'da yaşadıktan sonra İstanbul'a yerleşen Kurkun ailesi, bir yıl önce felç nedeniyle arka ayaklarıyla yürüyemez hale gelen köpekleri Diuk'e özenle bakıyor
– Kurkun ailesi, arka ayaklarından tutarak gezip dolaştırdıkları Diuk'un eskisi gibi yürüyüp koşabilmesi için protez üreticilerinden destek bekliyor
– Erhan Kurkun:
-“İnsanlar 'Allah razı olsun. Çok fedakarlık yapıyorsunuz' diyor. Ben öyle görmüyorum. Bizim görevimiz. Diuk benim ailemin bir parçası”
İSTANBUL (AA) – MERVE YILDIRIM – İstanbul'da yaşayan Kurkun ailesi, bir yıl önce omurgasında meydana gelen şişlikten kaynaklı felç nedeniyle arka ayaklarıyla yürüyemez hale gelen 10 yaşındaki Alman kurdu cinsi köpekleri Diuk'e çocukları gibi bakıyor.

Erhan Kurkun, Belçika'da 50 yıl yaşadıktan sonra 7 yıl önce tatil için gittiği İspanya'nın Tenerif Adaları'nda eşi Simona Ferrigno ve köpeği Diuk ile tanıştı.

Eşi Simona ile gittiği her yere, ilk günden itibaren özel bir bağ kurduğu Diuk'u de götüren Kurkun, yeni bir iş kurmak amacıyla eşi, oğlu Dennis ve Diuk ile bir yıl önce Türkiye'ye döndü.

Bu süreç içinde her zaman olduğu gibi köpeği Diuk'u parka, denize ve yüzmeye götüren Kurkun, zamanla Diuk'un yürümesinde problem olduğunu gözlemledi.

Kurkun, Diuk'u birçok kez veterinere götürdü. Son olarak İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hayvan Hastanesine başvuran Kurkun, Diuk'un omurgalarında şişlik olduğunu öğrendi.

Erhan Kurkun ve Simona Ferrigno çifti ile oğulları Dennis omurgasındaki şişliğin meydana getirdiği felç nedeniyle eskisi gibi yürüyüp koşamayan Diuk'e adeta ayak oldu. Kurkun ailesi, Diuk'u dolaştırmaya çıkardıklarında arka ayaklarından tutarak gezdirmeye başladı.

Diuk'in koşma heyecanı ağır basınca arka ayaklarından tutarak gezdirmekte zorlanmaya başlayan Kurkun ailesi, protez yürüteç arayışına girdi. Aile, birçok firmanın söylediği fiyatın Avrupa'daki benzer protezlerin fiyatlarından yüksek olması nedeniyle uygun bir protez yürüteç aramaya devam ediyor.

– Köpeğine olan sevgisini anlatırken gözyaşlarını tutamadı

Erhan Kurkun, adeta çocukları yerine koydukları Diuk'un eskisi gibi yürüyebilmesi için verdiği mücadeleyi ve köpeğine olan sevgisini, AA muhabirine anlatırken duygusal anlar yaşadı ve gözyaşlarını tutamadı.

Bu sene başında Diuk ile denize, parka ve yüzmeye gittiklerini anlatan Kurkun, “Bir yıl içinde problem çıkmaya başladı. Ayakları çöküyordu. Veterinere götürdük. Günlerce bir iğne, bir serum, bir veterinerden diğer veterinere gittik. Daha sonra internetten araştırma yaptım, üniversitede bir hastane varmış. Benim umudum daha çok arttı ne de olsa üniversite hastanesi. Birkaç kez Simona ve oğlumla oraya gittik. Film çektiler, omurgalarında ve bacaklarında şişlik olduğunu söylediler.” dedi.

Veteriner hekimlerin Diuk'un ameliyat olması gerektiğini söylediğini anlatan Kurkun, eşi Simona'nın ameliyat sırasında Diuk'un bacaklarının kesilmesinden ve operasyondan sonra yaşamamasından korktuğu için kesinlikle ameliyata karşı çıktığını ifade etti.

Çevrelerindeki insanların “Ameliyat sırasında masada kalma ihtimali olabilir.” sözlerinden çok etkilendiklerini belirten Kurkun, “Bacaklarını kesmek istiyorlar. 'Tedavisi ameliyat. Birkaç ay yürüyemeyebilir.' diyorlar. Ama Simona buna karşı çıktı. Diuk'un arka bacaklarını kestirmek istemiyor. Ben Diuk'e son bir şans verelim diye düşünüyorum ama insanlardan da 'Ölebilir, masada kalabilir.' sözlerini duyuyorum. Simona, Diuk'un ameliyatla iyileşeceğine inanmıyor. Bu konuda üzerine gittiğim için birkaç kez tartıştık ve sonunda ona hak verdim. En iyisinin protez yürüteç olacağına inanıyoruz.” dedi.

– “Diuk benim ailemin bir parçası”

Günlerinin evde adeta bir hasta varmış gibi geçtiğini dile getiren Kurkun, bütün güç ve enerjilerinin köpeklerinin üzerinde olduğunu söyledi.

Diuk'e sevgilerinin anlatmakla ifade edilemeyeceğini dile getiren Kurkun, “Simona köpeği benden daha çok sever ama ben de çok seviyorum ve bağlıyım. İnsanlar 'Allah razı olsun. Çok fedakarlık yapıyorsunuz.' diyor. Ben öyle görmüyorum. Bizim görevimiz. Diuk benim ailemin bir parçası. Belki başka insanlar öyle görmüyor. Hayvan, dört bacaklı, tüylü, susuyor, yiyor belki öyle görüyorlar. Biz sokaktaki hayvanları da çok seviyoruz.” diye konuştu.

Türkiye'deki insanların hayvanları sevdiğini ve hayvanları beslediklerini gözlemlediğini belirten Kurkun, “Hayvanlara iyi davransınlar insanlara dikkat etsinler. Hayvanlardan kötülük gelmez ama insanlardan gelir.” diye konuştu.

– Diuk için protez yürüteç çağrısı

Kurkun, Diuk'un yeniden koşup oynayabilmesi için protez yürüteç arayışlarındaki süreci, “Burada protez yürüteç satan yerleri aradığımızda, arabaların Avrupa'dan geldiğini söylüyorlar. Fazla fiyat veriyorlar. Ben Avrupa'yı iyi tanırım. Hatta o arabalar Hollanda'dan geliyor. O yüzden bana söylenen fiyatlara inanmıyorum. Buradan da protez yürüteç üreticilerine yardımcı olmaları konusunda çağrıda bulunuyorum.” sözleriyle anlattı.

Eşi Simona Ferrigno da Diuk ile ilgili duygu ve düşencelerini, “Sevgim o kadar çok ki anlatmak çok zor. Diuk bebeğim gibidir. İlk önce ona yemek yaparım ondan sonra aileme. Tenefir'de yaşadığımızda her gün onu denizde yüzdürüyordum. Şimdi bu hastalık başladı. Galiba bu hastalık genetikle ilgili. Çünkü Diuk’un erkek kardeşinde de bu problem 6 yaşındayken başladı.” şeklinde ifade etti.

Simona Ferrigno, daha önce 3,5 yaşındaki başka bir köpeğinin mide ameliyatı sırasında hayatını kaybetmesi nedeniyle Diuk'un ameliyatına da karşı olduğunu, Duik'i de kaybetmekten korktuğunu dile getirdi.

Van'da felç geçiren yaşlı kadın inme merkezindeki tedaviyle sağlığına kavuştu

VAN (AA) – Van'da, 67 yaşındaki felçli kadın, beyni besleyen ana damardaki tıkanıklığın "mekanik trombektomi" yöntemiyle açılması sonucu sağlığına kavuştu.

Kentte yaşayan Nafiya Yurdagül, bir hafta önce konuşamama, sol kol ve bacakta güçsüzlük rahatsızlığıyla kaldırıldığı Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi İnme Merkezi'nde tedavi altına alındı.

Yurdagül'ün muayenesinde, felç geçirdiği ve beynin büyük bir damarında tıkanma tespit edildi.

Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Girişimsel Nörolog Doç. Dr. Aysel Milanlıoğlu ve Girişimsel Radyoloji Ünitesinde görevli Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Akdeniz, "mekanik trombektomi" yöntemiyle beyinde oluşan damar tıkanıklığını ortadan kaldırılarak Yurdagül'ün hayata tutunmasını sağladı.

"Mekanik trombektomi"de, kasıktan girilen küçük bir iğne ve katater ile beyinde tıkalı olan ana damara ulaşılarak, stent yardımıyla pıhtı çıkarılıyor ve söz konusu damar tekrar işler hale getiriliyor.

– "Hasta anjiyo masasındayken tekrar konuşmaya başladığını gördük"

Doç. Dr. Milanlıoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, inmenin, beyin damarlarının tıkanması veya yırtılması sonucu kanamaya bağlı gelişen ve beyin hücrelerinin hasarlanıp geri dönüşümsüz olarak fonksiyonlarını kaybetmesi olarak tanımlandığını söyledi.

İnme merkezine konuşamama, sol kol ve bacakta güçsüzlük rahatsızlığıyla başvuran, Yurdagül'ün beyninin sağ ana damarında tıkanıklığın olduğunu belirten Milanlıoğlu, şu bilgileri verdi:

"67 yaşındaki hastamıza intravenöz trombolitik tedavi almasına rağmen şikayetlerinde hiçbir düzelme olmaması nedeniyle anjiyografik yöntemle pıhtının çıkarılma tedavisini uyguladık. Yarım saat süren başarılı bir müdahaleyle hasta daha anjiyo masasındayken sol kol ve bacağındaki güçsüzlüğünün tam düzeldiğini, tekrar konuşmaya başladığını gördük. 5 gün sonra hastamızı tamamen iyileşmiş olarak taburcu ediyoruz."

– "Sol tarafı felç olan hasta tamamen normale döndü"

Dr. Öğr. Üyesi Akdeniz ise sol tarafında felç olan hastanın beyninde bir damarda tıkanma tespit ettiklerini belirterek, "Çok hızlı bir şekilde hastaya, anjiyo laboratuvarında, 30 dakika içinde kasıktan girilerek pıhtı çıkarma işlemi yapıldı. Sol tarafı felç olan hasta tamamen normale döndü. Hastanın sağlık durumu iyi." bilgisini verdi.

– "Acil müdahale gerektiren bir hastalık"

YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli de Doç. Dr. Aysel Milanlıoğlu'nun Van ve bölge için çok önemli olan inme merkezinin kuruluş aşamasını gerçekleştirdiğini aktardı.

Felç geçiren hastaların hızlı bir şekilde en yakın inme tedavisinin yapılabileceği sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Şevli, "İnme, kalp krizi gibi acil müdahale gerektiren bir hastalık. Hastaların inme merkezlerine ulaştırılması hayati bir öneme sahiptir. İnme merkezinin hastanemize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Hastane Başhekim Ümit Haluk İliklerden, riskli bir operasyonu hastanede başarıyla gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Bölgede birçok merkezde yapılamayan operasyonları hastanemizde gerçekleştiriyoruz. Hastanemiz kentteki hastalar gibi bölgenin de umudu olmaya devam ediyor." dedi.

İnme merkezinde tedavi gören Nafiya Yurdagül de hastanede yapılan ilk müdahale sayesinde hayata tutunduğunu anlatarak, "Rahatsızlığımı fark eden ailem beni hemen YYÜ Dursun Odabaşı Tıp Merkezine getirdi. Vücudumun yarısını hissetmiyor ve konuşamıyordum. Hastanede gözlerimi açtıktan sonra tamamen vücudumu kullanabildiğimi fark ettim. Allah doktorlarımızdan razı olsun." ifadelerini kullandı.

Ürettiği yürüteçler ile felçli hayvanları 'ayağa kaldırdı'

İSTANBUL (AA) – Mücevher ustası Agop Kuyumcuoğlu, felçli ya da yürüyemeyen kedi ve köpekler için yürüteçler üretip, ücretsiz dağıtarak onları hayata döndürüyor.

TÜBİTAK ve Kadir Has Üniversitesi tarafından “Türkiye’nin Yaşayan 16 Ustası/İnsan Hazinesi”nden biri seçilen 60 yaşındaki Agop Kuyumcuoğlu, zümrüt, pırlanta, yakut, safir, elmas gibi değerli taşlardan mücevherler yapıyor. Mesleğe 1974 senesinde çırak olarak Kapalıçarşı’da başlayan Kuyumcuoğlu, el hünerini sadece değerli taşlar için değil, felçli hayvanları hayata bağlamak için de kullanıyor.

Felçli sokak hayvanları için yürüteçler yapan Kuyumcuoğlu, 5 yıldır yüzlerce engelli hayvanı “ayağa kaldırmayı” başardı. Kendi deyimiyle “güçlü bir hayvansever” olarak verdiği mücadeleyi ve tasarımlarını AA muhabiriyle paylaşan Kuyumcuoğlu, iş yerinde çalışmaya devam ettiğini ancak sokak hayvanlarına da yardım etmek istediğini anlattı.

Mazlumlara el uzatmak gerektiğine her zaman inandığını dile getiren Kuyumcuoğlu, koronavirüs sürecinde insanlar kadar hayvanların da yıprandığına dikkati çekti.

Kuyumcuoğlu, şöyle konuştu:

“Anasız bir kedi yavrusu görsem oturup göz yaşı dökerim. Bu mücadeleye girmemin en büyük nedeni de 3 bin-3 bin 500 dolara köpek yürüteci, 1500 dolar gibi inanılmaz pahalı fiyatlarla kedi yürüteci satıyorlar. Melek dediğimiz hayvansever insanların çoğu emekli maaşıyla geçiniyorlar. Ben bu duruma ‘Hayır’ demek istedim. Felçli canlarımızı yeniden ayağa kaldırabilmek, koşup oynamalarını sağlayabilmek için çeşitli malzemelerden faydalanarak yürüteçler imal ettim. İlk olarak sokak hayvanları için yaptığım yürüteçleri, daha sonra eşime ve dostlarıma ulaştırdım. Canlarım için yaptığım yürüteçlerden hiçbir ücret almıyorum. Allah bana bu gücü ve imkanı verdiği sürece, bu anlamlı mücadelemi devam ettirmek istiyorum.”

“Bir tel, su borusu, pazar arabası tekerleği…”

Yürüteçleri ulaştırdığı hayvanseverlerden istediği videoları izlerken çok duygulandığını dile getiren Agop Kuyumcuoğlu, hayatından bezmiş yavruların koşup oynadıklarına şahitlik etmenin mutluluğunun dünyanın en büyük serveti olduğunu söyledi.

Hayvanlara “can dostlar” diye hitap eden Kuyumcuoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir tel, su borusu, pazar arabası tekerleği, kumaş kullanarak yaptığım yürüteçle bir canı hayata bağlıyorsunuz. Onu kanatları altına alan insanı da mutluluk sarhoşu yapıyorsunuz. Hayatımda böyle bir maneviyatı hiç duymadım. Dostlarım beni yeri göğe sığdıramıyorlar. Ben buz dağının görünen kısmıyım. Yavrularımı ayağa kaldıracağım için 3 gün severek yürüteçleri yapıyorum ve onlara gönderiyorum. Kedi yürüteçleri 40-50 lira, köpek yürüteçleri ise 180-200 liraya mal oluyor. Kedi yürüteçlerini iki günde köpek yürüteçlerini üç, dört günde imal ediyorum. Bu çok büyük bir mücadele ve 5 senede 532 yürüteç yaptım. Her yaptığım yürüteci ilk günkü heyecanım ve şevkimle yapıyorum çünkü her yürüteçte bir canı ayağa kaldırıyorum. Koronavirüs sürecinde benden yürüteç isteyenlerin sayısı azalmadı talepler sürekli arttı. İnsanlar benden evladını ayağa kaldırmak ister gibi yürüteç istiyor.”

Kendisinden yürüteç talep edenlerin dosyalarını da tuttuğunu, yürüteçleri, engelli hayvanın ölçülerine göre yaptığını belirten Agop Kuyumcuoğlu, “Allah bana bu mutluluğu yaşattığı için kendimi özel bir kul olarak görüyorum.” dedi.

Burdur'da yanan evdeki felçli adamı torunu kurtardı

BURDUR (AA) – Kemer ilçesinde yangın çıkan evde mahsur kalan felçli adamı torunu kurtardı.

Saray Mahallesi'nde Hacı Osman Uçar'a ait evin bitişiğindeki samanlıkta yangın başladı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi.

Kısa sürede büyüyen yangın ev ve ahıra da sıçradı. Ev sakinlerinin dışarı çıkmasının ardından, 72 yaşındaki felçli dedesinin odasında olduğunu fark eden Müslüm Mete (30), tekrar alevlerin içine girdi.

Kucağına aldığı dedesi Osman Uçar'ı dışarı çıkarmayı başaran Müslüm Mete hafif yaralandı. Sağlık ekiplerinin müdahale ettiği dede ve torununun durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

İtfaiyenin yaklaşık 2 saat süren çalışmasıyla söndürülen yangında, samanlık kullanılmaz hale gelirken, ev ve ahırda ise hasar oluştu.

Dedesini alevlerin içinden çıkaran Müslüm Mete, AA muhabirine yaptığı açıklamada, alevlerin samanlıktan eve yönelmesi üzerine bir anda aklına içerideki felçli dedesinin geldiğini ifade etti.

İtfaiye ekiplerini beklemeden içeri girdiğini aktaran Mete, "Allah bir güç, kuvvet verdi dedemi kucaklayıp dışarı çıkardım. Yangın eve iyice sıçramasın diye demir kapıyı kapatmaya çalışırken ellerim yandı. Traktörü ve ahırdaki hayvanları da dışarıya çıkardım. Ekipler geldi, yangını söndürdük. Allah beterinden saklasın.'' diye konuştu.