Finansal Fair Play

'Dört Büyüklerin' FFP'yle imtihanı

İSTANBUL(AA)-UEFA tarafından, kulüplerin mali yapısını düzenlemek için 2011 yılında hayata geçirilen Finansal Fair Play (FFP), Türk takımlarının özellikle de “Dört Büyüklerin” borçlarının artmasını engelleyemedi.

Futbolda “Dört Büyükler” diye adlandırılan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor, FFP’ye karşı en çok imtihan veren Türk kulüpleri oldu.

Hali hazırda bu 4 büyük kulübün de UEFA’yla FFP anlaşmaları ve görüşmeleri devam ederken, cezaların uygulanmaya başladığı 2012 yılından itibaren Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un toplam borçlarının yaklaşık yüzde 380 artması dikkati çekti.

“Dört Büyüklerin” 2012 yılında açıkladığı toplam borç miktarı 2 milyar 62 milyon lirayken bu rakam 2018 yılı itibarıyla 9 milyar 896 milyon liraya yükseldi ve bu kulüplerin toplam borcu 7 milyar 834 milyon lira arttı.

En fazla ceza Türk kulüplerine

UEFA, FFP kapsamında en fazla cezayı Türk kulüplerine kesiyor.

FFP kuralları kapsamında şimdiye kadar Galatasaray, Beşiktaş, Bursaspor, Gaziantepspor ve Kardemir Karabükspor olmak üzere 5 Türk takımı Avrupa müsabakalarından men cezası aldı.

FFP’den ve mali kriterler kapsamında Beşiktaş ile Galatasaray, Avrupa kupalarına katılamama cezası alırken, “Dört Büyükler”in mali durumlarını düzeltmeleri için yaptığı anlaşmalar sürüyor.

Beşiktaş, 2015 yılında yaptığı UEFA anlaşmasının son sezonuna girdi. Beşiktaş’ın durumu sezon sonu UEFA tarafından yeniden değerlendirilecek.

Trabzonspor da UEFA ile 2016 yılında FFP anlaşmasına gitti. Trabzonspor’un anlaşma kurallarını kısmen yerine getirmesi nedeniyle Avrupa’ya bildirdiği futbolcu sayısındaki kısıtlaması sürüyor. Bordo-mavililerin bu sezon sonuna kadar inceleme ve anlaşma şartları devam edecek.

En sıkıntılı Fenerbahçe ve Galatasaray

Fenerbahçe, UEFA’yla 2015-2016 sezonundan itibaren başlayan ve 2019-2020’de sona erecek FFP anlaşmasının zorlukların yaşıyor.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç da yakın zamanda yaptığı açıklamada, şu anki mali durumlarıyla FFP kurallarına uymalarının zor olduğunu belirtti.

Fenerbahçe’nin UEFA’yla 31 Ocak’ta yapacağı toplantı, geleceği adına da oldukça önem arz ediyor.

Galatasaray ise 3 Haziran 2018’de UEFA’yla anlaşmaya gitti. Para ve Avrupa kupalarında futbolcu sayısı kısıtlaması cezası alan Galatasaray’ın denetimi 2021-2022 sezonu sonuna kadar devam ediyor.

TFF ve TBB arasındaki anlaşma

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Türkiye Bankalar Birliği (TBB) kulüplerin idari ve mali yapılarını güçlendirmek için anlaşma yaptı.

Yapılan anlaşma çerçevesinde, kulüplerin borçları tekrardan yapılandırılacak.

Anlaşma hakkında geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan TFF Başkanı Yıldırım Demirören, “Kulüpler bütçeleriyle devam edecekler, borçlanma olmayacak. Acı reçete ile kulüplerimiz karşı karşıya kalacaklar, verilen bütçe miktarıyla transfer yapabilecekler. Bu bir milattır, zaman bizi haklı çıkaracak. Kulüplere nefes aldıracak imkanlar sunulacak.” şeklinde konuştu.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın da anlaşmayla ilgili, “Futbol endüstrisine kredi veren sadece Ziraat Bankası değil, 15’in üstünde finansal kurum var. Yabancı sermayeli bir banka ile benim bankam ön planda ama bankanın niteliğine göre farklı kulüplerimizi farklı şekilde finanse eden bankalar var. Alacaklarımızın hepsi teminat altında. Diğer şirketlere yaptığımız desteği futbol ekonomisine de yapmaya çalışıyoruz.” yorumunu yaptı.

FFP nedir

UEFA, Avrupa futbolunun genel mali durumunun iyileştirilmesi için FFP adıyla bilinen uygulamayı 2011 yılında başlattı.

İlk olarak 2010 yılında kabul edilen sistem, UEFA organizasyonlarına katılmaya hak kazanan kulüplere uygulandı. Bu uygulama kulüplerin başta futbolculara, vergi dairelerine, diğer kulüplere olan borçları başta olmak üzere birçok mali kalemi inceleme altına aldı.

Kulüplere oyuncu satışından elde ettiği gelir kadar transfer bütçesi sınırı ve maaş sınırlandırması da bu sistem kapsamında kulüplerden isteniyor.

UEFA, FFP kapsamında 2013 yılında kulüplerin mali gelir giderlerini başabaş dengelemek için Mali Kontrol Kurulu kurdu. Bu kurul, UEFA yarışmalarına katılan kulüplerin mali borçlarının olup olmadığını kontrol ediyor, şartları yerine getirmeyen kulüplere gerekli yaptırımları uyguluyor. UEFA yarışmalarına katılacak kulüplerin son üç yıllık mali raporları analiz edilerek değerlendirmeye alınıyor.

Cezalar nasıl veriliyor

UEFA, inceleme altına aldığı kulüplerle anlaşma yapıyor ve bu anlaşmaya uymayan kulüpleri cezai yaptırım uyguluyor.

Eğer bir kulüp düzenlemelere uymazsa, çeşitli disiplin cezaları uygulanıyor.

Uyarı, kınama, para cezası, puan düşürme, UEFA gelirlerine el konulması, UEFA organizasyonlarında kadro kısıtlaması ve Avrupa kupalarından men cezaları olmak üzere çeşitli cezalar FFP’ye uymayan kulüplere veriliyor.

Anlaşmalarla FFP’ye uyulması hedefleniyor

UEFA, incelediği kulüplerle yaptığı uzun vadeli anlaşmalarla kulüplerin mali yapısını ağır cezalar vermeden düzeltmeye çalışıyor.

Buna göre UEFA, kulüplerden her yıl gelir-gider dengesinde belli bir zararı geçmemesini istiyor. Anlaşmanın son yılında ise söz konusu kulübün gelir-gider dengesinde zarar etmemesi gerekiyor.

UEFA en çok Türk kulüplerini Avrupa'dan men ediyor

İSTANBUL (AA) – UEFA’nın 2011 yılında hayata geçirdiği finansal fair play (FFP) ile diğer mali kuralları sonucunda en fazla men cezası alanların başında Türk kulüpleri geliyor.

FFP kuralları kapsamında şimdiye kadar Galatasaray, Beşiktaş, Bursaspor, Gaziantepspor ve Kardemir Karabükspor olmak üzere 5 Türk takımı Avrupa müsabakalarından men cezası aldı.

Toplam borçları yaklaşık 10 milyar lirayı bulan “Dört büyükler” olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor, UEFA ile sürdürülen yapılandırma anlaşmaları ile hala inceleme altında tutuluyor.

Galatasaray

Galatasaray, UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu ile 16 Mayıs 2014 tarihinde masaya oturarak, 2014-2015 ve 2015-2016 sezonlarını kapsayan anlaşma yaptı.

Sarı-kırmızılılar, bu anlaşmanın ihlali nedeniyle 2016 yılında Avrupa’dan 1 yıl men cezası aldı.

Bursaspor

UEFA, 2014 yılında Bursaspor’a bir yıl Avrupa kupalarından men cezası verdi.

Ceza kararı, Bursaspor’un, 2015-2016, 2016-2017, 2017-2018 veya 2018-2019 sezonlarında Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanması durumunda uygulanmak üzere alındı.

Beşiktaş

Beşiktaş, UEFA’dan aldığı men ceza nedeniyle 2012-2013 sezonunda Avrupa kupalarına katılamadı.

Siyah-beyazlı kulüp, mali kriterler kapsamında aldığı ceza nedeniyle bir sonraki sezon Avrupa’da mücadele etme hakkını kaybetti.

Kardemir Karabükspor

Kardemir Karabükspor, 17 Şubat 2017’de finansal fair play kuralları kapsamında Avrupa kupalarından men cezası aldı.

UEFA, Karabük ekibinin, 2016-2017 ve 2017-2018 sezonlarında Avrupa kupalarına katılması durumunda men cezasını uygulanmayı hükmetmişti.

Gaziantepspor

Gaziantepspor, mali kriterlere uymadığı için 2012 yılında UEFA tarafından bir yıl Avrupa kupalarından men edildi.

Kırmızı-siyahlıların, 2012 sonrasındaki 4 yıl içinde bir kez Avrupa’da mücadele etme kazandığı sezon men edilmesine karar verilmişti.

“Dört büyükler” hala inceleme altında

UEFA, finansal fair play kuralları kapsamında “Dört büyükler”i incelemeye devam ediyor.

UEFA Finansal Fair Play Kurulunun, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor ile mali durumlarını düzeltmeleri için yaptığı anlaşmalar sürüyor.

Galatasaray

UEFA, 13 Haziran 2018’de, Galatasaray ile yaptığı anlaşma kapsamında sarı-kırmızılı kulübe finansal fair play kuralları kapsamında para ve Avrupa kupalarında futbolcu sayısı kısıtlama cezası verdi.

UEFA ile Galatasaray arasında 4 yılı (2018-2019, 2019-2020, 2020-2021 ve 2021-2022 sezonları) kapsayacak şekilde finansal fair play kapsamındaki anlaşma devam ediyor.

Fenerbahçe

UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu, 20 Mayıs 2016’da Fenerbahçe ile yapılan anlaşma kapsamında finansal fair play kriterlerine uymadığı gerekçesiyle sarı-lacivertli kulübe, kadro kısıtlaması ve para cezası verdi, bütçe açığını azaltması gerektiğini açıkladı.

Fenerbahçe’nin UEFA ile finansal fair play kapsamında yaptığı 4 yıllık yapılandırma anlaşması 2019-2020 sezonunda bitiyor.

Bu anlaşmanın yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda, 2016 yılında Galatasaray’a uygulandığı gibi Fenerbahçe’ye de en kötü senaryoda Avrupa’dan men cezası gelme olasılığı bulunuyor.

Beşiktaş

Beşiktaş, 2015 yılında finansal fair play kriterlerine uymadığı için UEFA ile anlaşma yaptı ve kulübün mali durumu denetim altına alındı.

Anlaşma kapsamında siyah-beyazlı kulübün bu sezon sonuna kadar incelenmesine devam edilecek.

Trabzonspor

Trabzonspor’un ise UEFA ile 2016 yılında yaptığı finansal fair play anlaşması kampsamında kulübün mali durumu denetim altına alındı.

UEFA, Trabzonspor’un anlaşma kurallarını kısmen yerine getirmesi nedeniyle Avrupa’ya bildirdiği futbolcu sayısındaki kısıtlaması sürdürüyor.

Bordo-mavililerin bu sezon sonuna kadar inceleme ve anlaşma şartları devam edecek.

Finansal ihlal kapsamı dışındaki men cezaları

Türk kulüplerinden bazıları finansal fair play kuralları ve mali kriter ihlalleri dışında da son yıllarda UEFA tarafından Avrupa kupalarından men cezası aldı.

Bu kapsamda, şike iddiaları nedeniyle Fenerbahçe, Beşiktaş, Eskişehirspor ve Sivasspor ile UEFA Kulüp Lisansı alamadığı için Kasımpaşa, UEFA tarafından daha önce Avrupa kupalarından men edildi.

Yabancı takımlar

Türk takımları dışında, UEFA Finansal Fair Play kurallarının ihlali kapsamında Avrupa’dan bazı ekipler de men cezaları aldı.

Son olarak bu yılın ekim ayında UEFA, Rusya’nın Rubin Kazan takımına, daha önce yapılan anlaşmanın şartlarına uymadığı için Avrupa kupalarından 1 yıl men cezası verdi. UEFA, geçen şubat ayında Yunanistan’ın Panathinaikos takımına da Avrupa’dan men cezası uyguladı.

İtalya’nın Milan kulübü ise, 30 Haziran 2021 tarihine kadar finansal fair play şartlarını yerine getirmemesi durumunda, 2022-2023 ve 2023-2024 sezonlarında Avrupa kupalarına katılması halinde bir sezon men cezası alacak.

İspanya’dan Malaga, Sırbistan’dan Kızılyıldız, Ukrayna’dan Dnipro ve Metalurh Donetsk, Polonya’dan Lech Poznan, Letonya’dan Skonto, Azerbaycan’dan İnter Bakü, Litvanya’dan Ekranas ile Romanya’dan Rapid Bükreş, Cluj, Targu Mureş ve Astra da Avrupa’dan men cezaları almıştı.

“UEFA'nın Finansal Fair Play kurallarını öğretmesi ağırıma gidiyor”

İSTANBUL (AA) – Eski Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, Galatasaray Kulübünün UEFA ile mali konularda yaşadığı sıkıntının kendisi için sürpriz olmadığını dile getirdi.

Polat, TRT Spor'da Yasin Dallı'nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Ajans Saati programında Anadolu Ajansı Spor Haberleri Yayın Yönetmeni Ersin Şiyhan, Demirören Haber Ajansı Spor Müdürü Uğur Demirkırdı ile İhlas Haber Ajansı Spor Müdürü Mustafa Karagöl'ün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Finansal Fair Play'i Türkiye'de anlatamadıklarını vurgulayan Adnan Polat, "UEFA'nın ikaz etmiş olduğu yeni yönetmeliğini Türk spor kamuoyuna duyurmaya çalıştım. Bizde günü kurtarmaya önem verildiği için geleceği sağlama alma konusuna kimse sıcak bakmıyor. Taraftar neticeye bakıyor ama camialar taraftar gibi bakmamalı. Geleceğe yönelik dizaynlar yapması lazım. Finansal Fair Play'i Türkiye'de anlatamadık ya da anlayamadık. UEFA'nın Finansal Fair Play kurallarını öğretmesi ağırıma gidiyor. Türkiye'nin bunu kendi halletmesi lazım. Bu kuralları Türkiye'nin kendisinin uygulaması ve taviz vermemesi lazım. 2008'den itibaren 2012'den sonra hayatın daha zor olacağını anlatmıştım." diye konuştu.

Türk futbolunda yapısal değişikliklerin olması gerektiğini aktaran Polat, "Benim planıma göre Galatasaray'ın 2014 yılına sıfır borçla girmesi gerekiyordu. Gelirlerin hepsi har vurulup harman savruldu. 2011'den 2017 sonuna kadar olan süreçteki harcamaların neticesinde kulüp böyle bir sıkıntı içinde. Bunları tekrar temizlemek uzun zaman alacak. Yine kimse tahammül göstermeyecek. Türk futbolunun yapısal değişikliğe gitmesi lazım. Türk futbolu modelini değiştirmeli. İngiliz modeline dönersek Finansal Fair Play'i kendimiz kontrol ederiz. Hemen yapılırsa Türk futbolu 3-4 sene içinde kendini kontrol edebilen bir kurum olarak hayatına devam eder." değerlendirmesinde bulundu.

– "Yönetimler 'şampiyon olayım benden sonrası tufan' anlayışıyla yaklaştılar"

Kendi döneminde sarı-kırmızılı kulübün borcunun 100 milyon dolar arttığını aktaran Polat, şunları kaydetti:

"Borç ben geldiğimde 2006 yılında 228 milyon dolardı. Benim dönemimde 100 milyon dolar arttı. Şirket birleşmesi yapıldı ve hisseler alındı. Stadın içine ciddi para harcandı. 1996'dan sonra 2006'ya kadar herhangi bir şekilde bizim devlete ait olan gayrimenkullerin hiçbirinin parası ödenmemişti, onların tamamı ödendi. 100'den fazla icra takibi ve haciz vardı, onları da ödedik. UEFA'da en fazla problemi olan kulüptük. Bunları ödeyince 328 milyon dolara çıktı. 2011'den sonra borç 1,5 misline düşüyordu. Bizim projeksiyonumuzda 2012 yılında borç sıfır oluyordu. Sonra ayrılmak durumunda kaldık. Sonraki yönetimler 'şampiyon olayım benden sonrası tufan' anlayışıyla yaklaştılar. Gelirlerin bir kısmı Türk lirası olduğu için işin içinden nasıl çıkacağız bilmiyorum. Türkiye genelinde bütün kulüplerin sponsorluk geliri düştü."

– "Galatasaray'dan maddi manevi sebeplenen birilerinin ayağına bastım"

Galatasaray Kulübü Başkanlığından olaylı bir şekilde ayrılan Adnan Polat, önünün kesildiğinin altını çizerek şunları söyledi:

"Galiba, Galatasaray'dan maddi manevi sebeplenen birilerinin ayağına bastım. Bir kısım insanları rahatsız ettim diye düşünüyorum. 39 kişiyi yolsuzluktan dolayı attım. Bunlar birilerinin arkadaşı, kardeşi. Manevi olarak nemalananların söz sahibi olmasını engelledim. Bazı taleplere 'hayır' dediğim için bir grup bana düşman oldu. Galatasaray Lisesi'nden mezun olanların yüzde 90'ı işinde gücünde insanlar. Diğer kısmın ise ekmek teknesi Galatasaray Kulübü. Galatasaray'dan bir şey kazanmanın peşindeler. Onları temizlemeye başlamıştım. Kulüpten uzaklaştırdıklarım diğerlerine de etki ettiler. Galatasaray menfaatlerini korumak adına birçok kimsenin canını yaktım. Galatasaray Lisesi'nde aynı sınıfta olan okul arkadaşları 'Başkan seni niye attı' diye sorduğunda 'Lise düşmanı' diye cevap veriyor. O duygusal bağ yüzünden akılları çelinmiş olabiliyor. Kongrede öyle bir durum ortaya çıktı. Galatasaray'da tüzük değişikliği gerekiyordu. Bana 'Tüzüğe dokunma yanarsın' dediler ama yapmamız gerekiyordu. Lise dışından üye alamıyorduk. Toplumun her kesiminden belli kalitede insanlar üye olmak istiyor ama alamıyorsunuz. Eskiden liseye 10 yaşında çocuk gelirdi, 18 yaşına kadar o çocuk devşirilirdi. Şimdi liseye gelen 15 yaşında çocuklar zaten takımlarını seçmiş oluyorlar. Bizim dışarıdan bir kısım kaliteli insanları içeri sokmamız gerekiyordu. Dışarıdan üye alma konusunu gündeme getirdik. Galatasaray Üniversitesi de Galatasaray Lisesi gibi imtiyazlar verilmesini istedi. Ben de "Liselilerden başka imtiyaz olamaz" deyince olaylar başladı. Ben liselileri korurken onlar bana saldırmaya başladı."

– "Kırgınlığım geçti ama başkan olmayı düşünmüyorum"

Sarı-kırmızılı kulübün başkanı Mustafa Cengiz'in olağan mali genel kurulda kendisi için "geri dön" çağrısı yaptığının hatırlatılması üzerine Polat, "Gönül kırgınlığı kolay geçmiyor ama kırgınlık bitti. Başkana ve kongreye teşekkür ediyorum. Oradaki alkışlamayla yanlış yapıldığını kabul ettiler. Kendimi daha iyi hissediyorum. Galatasaray'dan bir şey beklemeden 24 saat uzun yıllar hizmet ettim. Hatalarımız da olmuştur. Mustafa Cengiz'le konuşmamda 'Hizmetim dokunacağı bir şey varsa yanınızdayım' dedim. Kırgınlığım geçti ama başkan olmayı düşünmüyorum. Yardım isteyen olursa elimden geleni yaparım." yorumunda bulundu.

– "Mustafa Cengiz'in mücadelesine destek vermek lazım"

Galatasaray'ın zor günler geçirdiğini ve bu süreçte birlik olunması gerektiğini söyleyen Adnan Polat, "Liseli, lisesiz ayrımından kurtulup bu dar boğazdan çıkmamız lazım. Döviz borcuna bakınca liranın yüzde 50'ye yakın değer kaybetmesi dövizli borçların ödenmesini daha da zor hale getiriyor. Bugünlerde Galatasaray'ın daha çok beraberliğe ihtiyacı var. Mustafa Cengiz'in mücadelesine destek vermek lazım. Bu tablonun bu hale gelmesinin sebebi onlar değil. Bu yoğunluk içinde hatalar olur, hoşgörüyle yaklaşmak lazım. Bu borcun altından camianın parçalara ayrılarak kalkması mümkün değil. Daha kötü günler bizi bekliyor olabilir." diye konuştu.

– "Riva için 225 milyon dolar teklif almıştım ama satmamıştım"

Galatasaray'ın gayrimenkullerini satarak borcunu ödeyemeyeceğini iddia eden Polat, "Ben geldiğimde Riva'nın tarla olarak değeri vardı. Riva için 225 milyon dolar teklif almıştım ama satmamıştım. Emlak Konut yap-satçı firmaya hasılat paylaşımı veriyor. Yüzde 35-40 alıyorsunuz Riva'dan. Bunu paraya çevirince 100 milyon dolar alınacağını anca düşünüyorum. Riva, Galatasaray'ın aleyhine olan bir anlaşma. Kötü bir zamana denk geldi. Florya'da 80 dönüm arazinin 26 dönümü bize ait, 54 dönüm devletin. Oranın süresi bitti diye terk ediyorsunuz. 80 dönümün tamamını almamız lazımdı. İki arazinin toplamından 200 milyon dolardan fazla para alınacağını düşünmüyorum." şeklinde görüş belirtti.

– "Türkiye ile Hollanda şartlarının farklı olduğuna ikna olursa Cocu, Fenerbahçe ile yol alabilir"

Fenerbahçe Teknik Direktörü Phillip Cocu'nun futbolu bilen yöneticilerin tavsiyesini dikkate alması gerektiğini söyleyen Polat, şunları kaydetti:

"Türkiye ile Avrupa'nın kafa yapıları birbirinden uzak. Rijkaard takımı kampa almazdı, 'Bunlar profesyonel futbolcu, aileleriyle kalsınlar' diyordu. Öyle olmadığını anlatamadık. Buradaki futbolcuların profesyonel olduklarını düşündü. Bu işte tecrübeli yöneticilere kulak verirse, Türkiye ile Hollanda şartlarının farklı olduğuna ikna olursa Cocu, Fenerbahçe ile yol alabilir diye düşünüyorum. Fenerbahçe'nin mutlaka yarışta olması lazım. Çünkü Fenerbahçe'nin olmadığı bir rekabette işin ekonomisi de etkileniyor."

Fatih Terim'in Galatasaray ile sözleşme uzatmasına da değinen sarı-kırmızılı kulübün eski başkanı, "Geçmişte Terim ile çalışmak istemiştim ama şu anda öyle bir düşünceye sahip değilim. Yönetim böyle bir karar vermiş, Galatasaray'a hayırlı olsun." dedi.

Sarı-kırmızılı takımın çok iyi gittiğini aktaran Polat, "Takımın bir eksiği olduğunu düşünmüyorum. Stat devamlı doluyor, 55 bin kişinin olduğu bir ortamda Galatasaray'ın maç kaybetmesi kolay değil. Eksik futbolcu varsa şu ekonomik şartlar sonrasında altyapıdan yetiştirilmesi lazım. Hep hazır futbolcu olsun deyince borçlar 500 milyon dolara geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kulübe ekonomik katkı olması için loca alacağını söyleyen Adnan Polat, maçlara gitmeyi düşündüğünü söyledi.

– "Federasyonun yönetim modelini değiştirmesi ve regülasyon yapması lazım"

Türk futbolunun zor durumdan kurtulması için federasyonda değişim yaşanması gerektiğini dile getiren Polat, şöyle devam etti:

"Federasyonun yönetim modelini değiştirmesi ve regülasyon yapması lazım. Parayla alakası olmaması gerekiyor. Federasyona belli bir bütçe verilmeli ve Kulüpler Birliği bir şirket kurmalı. Dışarıdan biri bu şirketin başında olmalı ve Finansal Fair Play'i dizayn etmesi, UEFA kriterlerini Türkiye'ye adapte etmesi lazım. Bütün gelir buradan dağıtılmalı. Bu şirketin profesyonel ekibi dışarıdan belli denetim kurumlarıyla kulüplerin durumunu inceleyip fazla para harcamasını, kuralların dışına çıkmasını engellemesi lazım. Küme düşürme, puan silme, Avrupa'ya gidememe gibi yaptırımlar olmazsa bu işin içinden çıkılmayacak. Bir noktada deniz bitiyor. Devletten yardım almak da bir yere kadar. Devletin de belli bir kaldırma gücü var. Fikret Orman böyle bir uygulama yapacaklarını anlatmıştı, çok beğenmiştim. Yabancı oyuncu için belli bir kural olması lazım. Sayısı önemli değil. Kulüpler bütçelerinin önemli bir kısmını altyapıya yöneltmeli."

Türk futbolunun başına geçmesi yönünde bir teklif gelmesi halinde ne yapacağına yönelik bir soru üzerine Polat, "Düşündüklerimi yapacaksam olabilir. Sporun bağımsız olması lazım. Bağımsızlığı ile ilgili bir güç işin içine girince objektif değerlendirmeler olmuyor. Yüzde yüz bağımsız olması lazım. O zaman da otorite 'Bizden bir şey bekleme' diyecek, ona hazırlıklı olmak lazım." şeklinde cevap verdi.

Son günlerde yaşadığı olaylarla gündeme gelen Medipol Başakşehir'in tecrübeli futbolcusu Arda Turan'a da değinen Polat, "Para, şöhret, güç hazmetmesi kolay şeyler değil. Arda, Barcelona'ya gidene kadar bunu çok iyi idare etti. Barcelona sürecinden sonra ne olduğunu bilmiyorum. Şu an olanları izleyince üzülüyorum. Benim ciddi bir emeğim var. Umarım kendini toparlar ve bizim alkışladığımız hale gelir." ifadelerini kullandı.

Eski başkanlardan Duygun Yarsuvat'ın sarı-kırmızılı taraftar grubu Ultraaslan ile yaşadığı polemikle ilgili fikirlerini de söyleyen Adnan Polat, "Kongre üyeleri kulübün aklıysa taraftar, Galatasaray'ın ruhudur. Duygun Yarsuvat, 'Ultraaslan kim' derken tanım yapmak için söylediğini düşünüyorum. Bu tür kavgalara gerek yok." dedi.

– "Ali Koç'un yapmak istediklerinin aynısını ben de yapmaya çalıştım"

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç'un yapmaya çalıştıklarını bildiğini dile getiren Polat, "Ali Koç'un yapmak istediklerinin aynısını ben de yapmaya çalıştım. Bütçe disiplini kurmaya, kurumsallaşmaya çalışıyor. Kesinlikle yapmasında bir engel yok, yapabilir. Çok insanı rahatsız edecek. Bunu yapması için elinin kuvvetli olması lazım ve futbol takımının onu aldığı sonuçlarla desteklemesi lazım." ifadelerini kullandı.

Futbolculara Türk lirası üzerinden ödeme yapılması ile ilgili fikrini söyleyen Polat, "Yabancıları getirmek kolay olmayacak. Türk futbolcular da yurt dışına gitmeyi tercih edebilirler." dedi.

VAR'ı doğru bulduğunu aktaran Adnan Polat, "Başlangıçtan dolayı aksaklıklar oluyor ama VAR'ı doğru buluyorum. Keşke 2010-2011 sezonunda olsaydı da Galatasaray'a yapılan kıyımı herkes görseydi." şeklinde konuştu.

'Dört büyükler' transferde frene bastı

İSTANBUL (AA) – MEHMET FATİH DUMAN – UEFA’nın tavizsiz bir şekilde uygulamayı sürdürdüğü Finansal Fair Play (FFP) kriterleri, Türk futbolunun önde gelen kulüplerinin bu sezon transferde yavaşlamasına ve çok daha düşük maliyetli oyunculara yönelmesine neden oldu.

Türk futbolunda “Dört büyükler” olarak adlandırılan Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un, transferde bir önceki sezona oranla hem bonservis ile kiralamada hem de ücretlerde çok daha az ödeme yükümlülüklerine girmesi dikkati çekti.

Geçmiş dönemlerde yıldız oyuncu transferi yapabilmek için ciddi mali yük altına giren bu kulüpler, bütçe gerçekleşmelerinin UEFA’nın koyduğu sınırlar içinde kalması için yoğun çaba harcıyor.

Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor’da göreve gelen yeni yönetimler, mali yapıyı düzeltebilmek için yoğun bir çalışma içine girerken, Fikret Orman’ın başkanlığını üstlendiği Beşiktaş, son yıllarda yaptığı yüksek rakamlı oyuncu satışlarıyla ön plana çıktı.

Yapılan anlaşmalar çerçevesinde UEFA, kulüplerin transferlerini, ‘elde ettiği bonservis geliri kadar bonservis ödeyebilir’, ‘takım bütçesi belli bir rakamı aşamaz’ veya ‘yıllık gelirine göre belli bir oranda harcama yapabilir’ şeklinde kıstaslarla sınırlama altına alıyor.

Galatasaray kemer sıkmak zorunda kaldı

Spor Toto Süper Lig’de 2017-2018 sezonunu şampiyon tamamlayan Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek olmasına karşın transferde yavaş davranmak durumunda kaldı.

Geride kalan sezonun yaz transfer döneminde büyük kadro değişimine giderek 10 oyuncu kadrosuna katan sarı-kırmızılı ekip, 40 milyon avronun üzerinde bonservis ve kiralama ücreti ödemişti. Galatasaray’ın bu sezon öncesi yaptığı bonservis ödemesi ise 3,3 milyon avro oldu.

UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu (CFCB) ile yaptığı yeni anlaşmayla Avrupa kupalarına katılım hakkını kaybetmekten kurtulan Galatasaray, yeni transferlerinden Muğdat Çelik için bonservis ödemezken, Yuto Nagatomo’nun bonservisi için Inter’e 2,5 milyon avro, Henry Onyekuru’nun kiralanması için de Everton’a 800 bin avro ödeyecek.

Bu sezon Nagatomo’ya 2 milyon avro, Onyekuru’ya 1 milyon 200 bin avro garanti ücret verecek olan sarı-kırmızılılar, Muğdat’a ise yıllık 2 milyon lira ödeyecek. Galatasaray, Muğdat Çelik transferiyle uzun bir aradan sonra yerel para birimi üzerinden A takıma oyuncu dahil etmiş oldu.

Hollandalı oyuncusu Ryan Donk’un sözleşmesini 1 milyon 895 bin avro karşılığı uzatan Galatasaray, bu sözleşmede menajerlik ücretini üstlenmedi.

Galatasaray’ın 2,4 milyon avro karşılığında Belçika temsilcisi Standard Liege’e sattığı Luis Pedro Cavanda, gelir elde edilerek bırakılan tek oyuncu durumunda.

Şampiyonlar Ligi’nde rekabet edebilecek bir kadro oluşturma çabası içinde olan sarı-kırmızılı takım, ya oyuncu satarak yeni transferler için kendisine imkan oluşturacak ya da kiralama yoluna giderek UEFA’nın çizdiği sınırlar içinde kalmaya çalışacak.

Beşiktaş, yüksek bedelli satışları sürdürdü

Yeni sezon öncesi genç oyunculara yönelerek Umut Nayir, Dorukhan Toköz, Güven Yalçın ve Enzo Roco’yu kadrosuna dahil eden Beşiktaş, şu ana kadar sadece 250 bin avro bonservis ödemesi yaparken, yüksek bedelli satışlarına ise devam etti.

Son dönemde birçok oyuncusunu yüksek rakamlara satan Beşiktaş, yaz transfer döneminde kaleci Fabricio Ramirez’i 6 milyon avro, Dusko Tosic’i 4,5 milyon avro, Matej Mitrovic’i ise 3,5 milyon avro karşılığı başka takımlara gönderdi.

Geride kalan sezon başında Gary Medel, Jeremain Lens, Alvaro Negredo ve Atınç Nukan için 6,7 milyon avro bonservis ile kiralama ücreti veren siyah-beyazlı takım, devre arasında ise Lens’in satın alma opsiyonunu kullanarak 4,1 milyon avro daha ödemişti.

Beşiktaş’ta Negredo 4,3 milyon avro, Pepe ise 4,8 milyon avroluk yıllık garanti ücretleri ile dikkati çekiyor.

Fenerbahçe, gençlere yatırım yaptı

Fenerbahçe, başkanlık koltuğuna Ali Koç’un oturmasının ardından futbolda yeni bir yapılanmaya gitti ve genç oyunculara yöneldi.

Sportif direktörlük görevine Damien Comolli, teknik direktörlüğe Phillip Cocu’nun getirildiği sarı-lacivertli takım, Ganalı yıldız oyuncu Andre Ayew’in yanı sıra, gelecek vadeden genç oyuncular Barış Alıcı, Berke Özer ve Ferdi Kadıoğlu’nu kadrosuna kattı.

Fenerbahçe’nin, bu oyuncular için bonservis ile kiralama ücreti olarak 6 milyon avro civarında bir yükümlülük altına girdiği belirtildi.

Geride kalan sezonun yaz transfer döneminde kadrosuna 10 oyuncu dahil eden Fenerbahçe’nin bonservis ve kiralama bedeli 18,5 milyon avro olarak gerçekleşmişti. Sarı-lacivertliler, bu dönemde oyuncu satışından ise 20 milyon avroya yakın bir gelir elde etti.

Trabzonspor maliyetleri düşürüyor

Trabzonspor’da başkanlığa seçilen Ahmet Ağaoğlu, içinde bulunulan mali sıkıntıların azaltılması kapsamında takım maliyetini düşürmek için çaba sarf ediyor.

Bordo-mavili ekip, yeni sezon öncesi Senegalli oyuncu Zargo Toure ile İranlı futbolcular Majid Hosseini ve Vahid Amiri ile sözleşme imzaladı. Toure ve Hosseini için 350’şer bin avro bonservis veren Trabzonspor, şu ana kadar 700 bin avro harcadı. Amiri için ödenecek miktar ise henüz duyurulmadı.

Trabzonspor, yeni sezon öncesi Okay Yokuşlu’nun satışından 6 milyon avro, Fabian Castillo’nun satışından 2 milyon 650 bin avro ve Matus Bero’nun satışından da 940 bin avro gelir elde etti.

Geçen sezonun yaz transfer döneminde Juraj Kucka için 5 milyon avro, Burak Yılmaz için 3,5 milyon avro, Jose Sosa için 1 milyon 350 bin avro, Tomas Hubocan için 250 bin avro ve Theo Bongonda için de 200 bin avro bonservis ile kiralama ücretleri ödeyen bordo-mavili takım, devre arasında Sosa’nın satın alma opsiyonunu 3 milyon 400 bin avro karşılığı kullandı.