Fırat’ın Doğusu

Fırat’ın doğusunda ilk ortak helikopter uçuşu gerçekleşti

ANKARA (AA) – Fırat'ın doğusunda güvenli bölge birinci safha uygulamaları kapsamında Türk ve ABD’li komutanların katılımıyla ilk ortak helikopter uçuşu gerçekleştirildi.

Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından konuya ilişkin açıklamada bulunuldu.

Açıklamada, Suriye'de, Fırat'ın doğusunda güvenli bölge birinci safha uygulamaları kapsamında Türk ve ABD’li komutanların katıldığı ilk ortak helikopter uçuşunun bugün gerçekleştirildiği bildirildi. Bakanlık, ilk uçuştan fotoğraf da paylaştı.

Rusya’dan Fırat’ın doğusuna operasyon açıklaması

MOSKOVA (AA) – Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik gerçekleştireceği olası operasyon ile ilgili, "Bu operasyona terörün ortadan kaldırılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin yeniden sağlanması açısından yaklaşıyoruz." dedi.

Lavrov, Ürdünlü mevkidaşı Ayman Safadi ile yaptığı görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında Suriye’ye ilişkin soruları cevaplandırdı.

ABD’nin Suriye’de hangi amaca ulaşmaya çalıştığını anlamanın zor olduğunu belirten Lavrov, Amerikalıların her zaman verdikleri sözü yerine getirmediğini, Tanaf'tan da daha önce ayrılacaklarını duyurdukları halde daha sonra fikir değiştirdiklerini hatırlattı.

Moskova’nın Washington’un mevcut kanallar aracılığı ile Suriye’den asker çekme planlarını açıklayacağını umduğunu aktaran Lavrov, ABD’nin askerlerini geri çekme planına rağmen koalisyonun Suriye’de kaldığını anımsattı. Lavrov, “Görünüşe göre, Washington sorumluluğu koalisyon ortaklarına kaydırmak istiyor.” dedi.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine ilişkin olası operasyonu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Lavrov, “Ankara’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda ilave terörle mücadele operasyonuna, terörün ortadan kaldırılması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin yeniden sağlanması açısından yaklaşıyoruz. Türkiye Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı Moskova’ya geldiğinde Türk ortaklarımızla ABD’nin Suriye’den askeri birliklerini çekmesi ile ortaya çıkan bu konuyu tartışacağız. Sonra ne hakkında konuştuğumuzu açıklayacağız.” ifadelerini kullandı.

Suriye meselesinde Astana formatı çerçevesindeki tüm çabaların siyasi çözüm ve barışın tesis edilmesi olduğunu belirten Lavrov şunları dile getirdi:

“Elbette ki Astana formatındaki Türkler ve İranlılar ile tüm çabalarımızın hedefi, Ürdünlüler ve ABD ile koordine ettiğimiz çabalarımızın nihai hedefi, Suriye’nin teröristlerden arındırılması, barışçıl hayatın canlandırılması, Suriye’de barışın yeniden sağlanması ve siyasi sürecin başlaması için Kürtler de dahil olmak üzere tüm etnik ve dini grupların kendilerini güvende ve rahat edeceği şartların oluşmasıdır.”

Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da, Beşşar Esed rejimine bağlı birliklerin Münbiç’e girmesini “memnuniyetle” karşıladıklarını söyledi.
Peskov, “Bu, bölgedeki durumun istikrara kavuşturulması bakımından olumlu bir adım.” dedi.

“Fırat'ın doğusunda beklenen müdahaleyi Türk milleti arzulamaktadır”

ANKARA (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörle mücadeleyi kesintiye uğratmamak, yarıda bırakmamak için Fırat'ın doğusunda beklenen müdahaleyi Türk milleti arzulamaktadır. Biz de gerçekleşeceği inancındayız." dedi.

Bahçeli, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle düzenlediği sohbet toplantısında, sosyal, siyasi ve ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Bahçeli, bir soru üzerine ABD'nin çok kişinin beklemediği bir anda Suriye'den askerlerini çekeceğine dair görüşünün Türkiye'de yankı bulduğunu, ABD'de ise Türkiye'den daha fazla yankı bulduğunu vurguladı.

Bu kararın gerçek sebeplerinin ne olduğunu tam kestirmenin, bilmenin mümkün olmadığının altını çizen Bahçeli, "Bunu öğrenebilmenin tek bir yolu vardır; o da ülkeyi yöneten değerli şahsiyetlerin konuları incelerken, kamuoyunda bilmesi gereken boyutlarıyla da bilgilendirmelerinde yarar vardır. Muhalefet partisi olarak ABD'nin ani kararının önünde ve arkasında ne yatmaktadır bunu bilemiyorum ama tahmin etmemek de mümkün değildir. Onu da tahmin edebilecek bir birikim içinde olduğumuzu da ifade etmek isterim." diye konuştu.

Türkiye'nin terörle mücadelede çok keskin ve kararlı bir tutumu olduğuna işaret eden Bahçeli, bunun Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatları olarak ortaya konduğunu ve hayırlı sonuçların elde edildiğini dile getirdi. Bahçeli, "Terörle mücadele kesintiye uğratmamak yarıda bırakmamak için Fırat'ın doğusundaki beklenen müdahaleyi de Türk milleti arzulamaktadır. Biz de gerçekleşeceği inancındayız. Terörle mücadelede de bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne MHP olarak tam desteğimizi sürdürmekteyiz." dedi.

Dünyadaki ekonomik dalgalanmaların özellikle kırılganlıkları yüksek ekonomileri daha fazla etkilediği belirtilerek, 2018'deki ekonomi ile ilgili atılan adımların önlemleri nasıl değerlendirdiği sorulan Bahçeli, bütçe görüşmelerinin geçen hafta içerisinde tamamlandığını ve oylamasının yapıldığını hatırlattı. Bahçeli, MHP'nin yurt dışında görevli bir milletvekili haricinde 49 oy kullanmak suretiyle bütçenin kabulü noktasında tasarrufunu ortaya koyduğunu söyledi.

2019'da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk bütçesiyle girildiğini aktaran Bahçeli, burada belirlenen politikaların sonuçlarının 2019'un ilk üç ayında kendini göstereceğini ifade etti.

"Türkiye'nin şu anda Suriye'nin geleceği konusundaki iki parametresi Suriye'nin toprak bütünlüğü ve ikincisi de PKK'nın uzantıları olan terör örgütleri ile mücadele. Burada Suriye'nin toprak bütünlüğü ve PKK ve YPG'nin etkisinin sınırlandırılması amacıyla rejimle de belli oranda Ankara ile Şam arasında bir diyalog kurulmasını gerekli görüyor musunuz?" sorusuna Bahçeli şu yanıtı verdi:

"Düşünce olarak Esad rejimi ile herhangi bir şart altında Türkiye'nin bir diyalog kurmasından yana değilim. Türkiye'nin katetmiş olduğu ve sosyal maliyeti çok yüksek bir terörle mücadeleyi sonunda getirip Esad'ın tercihine ve onun iradesine teslim etmek Türkiye Cumhuriyeti devleti için en büyük kayıp ve ayıp olur. O bakımdan Türkiye'nin çok yönlü takip etmiş olduğu politikalar sonucunda, Esad rejimi demokrasi içerisinde değişikliğe uğrayabilecek gayretleri ve dünya kamuoyunu bu manada olgunlaştırabilecek yaklaşımlarına devam etmek suretiyle demokratikleşme sürecini hızlandırıp, Suriye'yi Esad rejiminden kurtarmak, bununla ilgili olarak da Soçi'den başlayan, Tahran'da devam eden çok yönlü bir politika takip edilmektedir. Bu politika yerindedir."

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin Cumhuriyet dönemi içerisinde bu kadar çok yönlü bir politika takip etmesine şahit olunmadığını, bu konuya partizanca yaklaşarak, gelişmelerin üstünü örtmek gibi bir düşünceye saplanmanın da doğru olmadığını vurguladı.

Türkiye'nin dün batıdan bazı tavsiyelerle politikasını şekillendirirken, şimdi batı ve doğuyu şekillendirebilecek bir kararlılıkla politikasını sürdürdüğünün altını çizen Bahçeli, telefon diplomasisi ile bir tarafta Washington, bir tarafta Moskova bir tarafta diğer ülkeler her gün aranmak suretiyle Türkiye'nin tezlerinin anlatılmaya çalışıldığını aktardı.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin yakalamış olduğu dış politikadaki bu etkin inisiyatifi kaybetmemelidir. Onunu için de bugüne kadar takip eden politikaları çok yönlü geliştirmesinde yarar vardır. Ayrıca da MHP olarak batıda ve doğuda bu kadar etkin bir konuma gelmişken, Orta Doğu ve dünyadaki çatışmalara da son verebilecek, istikrar sağlayabilecek, demokratikleşme sürecini hızlandırabilecek diyalogları başkalarının eline de bırakmamak lazımdır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çok yönlü değerlendirmeler ışığında kararlı tutumu bir yandan devam ederken, benim şahsen önerim İstanbul veya Ankara'da küresel güçlerin büyük zirvesini gerçekleştirebilecek bir daveti yapmasında yarar vardır. Orta Doğu'da bu kadar sıcak bir iklim varken onu kilometrelerce uzaklıktaki ülkelerin istihbarat kaynakları veya onların bir takım tasarruflarına bırakmamak, Türkiye'ye yakın bir komşu ülke olarak Orta Doğu'daki istikrarı da sağlayıcı bir kararlılıkla küresel güç zirvesinin yapılmasında bütün Orta Doğu'daki her türlü çatışmayı, göç esasını ne varsa karşılıklı görüşmelerinde yarar vardır. Öneriyi dikkate alırlar mı bilemiyorum ama almamış olsalar dahi küresel güçlerle olan ilgi ve irtibat devam ediyor. Mesela son asker çekme konusu üzerinden 14 Aralık'ta yapılmış olan bir telefonla Türkiye'nin kanaatinin alınması Orta Doğu'daki Türkiye'nin varlığının ve Orta Doğu'nun yeniden şekillenmesindeki yüksek katkısının da bir işareti olarak kabul edilmelidir. Artık Türkiye kabuğunu yırtmıştır. Güçlü devlet anlayışını artık çok çevrelere kabul ettirmek durumunda olmuştur."

– "5 tanenin içinde diğer ülkeler de dönüşümlü olarak bulunmalıdır"

Bahçeli, "Dünya 5'ten büyüktür" sözünün doğru olduğuna işaret ederek, "192 ülkenin olduğu yerde 5 kişiye dünyayı teslim etmek yanlıştır. Bu 5 tanenin içinde diğer ülkeler de dönüşümlü olarak bulunmalıdır ama Türkiye de daimi ülke olarak bu işin içerisinde sürekli kalıcı olmalıdır diye düşünüyorum." dedi.

Devlet Bahçeli, "ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ardından terör örgütü PKK'nın da diğer ülkelerle yeni pazarlık girişimlerine başladıkları görülüyor. Bir yandan da cezaevlerindeki DEAŞ militanlarını serbest bırakma yönünde bir tehditte bulunuluyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu girişimin ardından Türkiye'deki uyuyan hücreleri harekete geçirme gibi bir girişim olur mu?" sorusu üzerine, Türkiye'nin terörle mücadelede kararlı bir mücadele yürüttüğüne işaret etti. Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"1978 yılında Diyarbakır Lice ilçesi Fis köyünde PKK 1. Olağanüstü Kongresi ile birlikte başlamış olan Büyük Kürdistan hevesinin, 1984 yılında Eruh ve Şemdinli baskını ile silahlı propagandaya dönüştüğü günden bu yana PKK, terörle mücadelede Türkiye'nin önemli bir baş ağrısı olmuştur. Bugün gelinen nokta önemlidir, Türkiye kazanımları olan bir ülke konumuna gelmiştir. Terörün kökü kazınmalıdır, Suriye'de nerede olursa olsun. Bu konudaki kararlılık devam etmelidir. Zaten o Büyük Kürdistan'ın birinci sacayağı Türkiye'dir, ikinci sacayağı Suriye'dir, üçüncü sacayağı Irak'tır, dördüncü sacayağı İran'dır. Irak'ta hepinizin bildiği gibi Barzani yönetimi ile ilgili bir özerk yapılanma söz konusu olmuştur, başta türlü gelişmeler de olmuştur ama Türkiye'nin kararlı duruşu ile o etki zayıflatılmıştır. Ama üç kantonun birleşmesiyle orada Suriye'de bir koridor açılması ve orada bir devletçiğin kurulması noktasındaki terör faaliyeti hiç ihmal edilmemelidir. Buna da müsaade edilmeyecek kararlılık her zaman gösterilmelidir."

– "Siyaseten itibarı sıfırlanmış bir kişi"

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a yönelik sözlerine ilişkin bir soru üzerine Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bu Türkiye'yi çok üzmüştür. CHP'nin Grup Başkanvekili olan şahsiyet, televizyonlarda milletimizin de gözlerinin önündeki o çirkin üslubu, aşağılayıcı bakış açıları ne CHP'ye bir fayda sağlar ne kalkar Türkiye'ye bir fayda sağlar. Bundan en büyük zararı da zannediyorum o şahıs görür. Çünkü siyaseten itibarı sıfırlanmış olan bir kişi olarak toplumda kabul görür hale gelmiştir."

Hulusi Akar'ın Genelkurmay Başkanı olmasının ardından tebrik ziyaretine gittiğini aktaran Bahçeli, "2 Ekim 2015'te Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar Paşa'yı ziyaret ettim. Orada diğer Genelkurmay başkanlarında yapmadığım bir olayı gerçekleştirdik. O da şudur; Sayın Hulusi Akar Paşa'ya Kuran'ı Kerim, Tük Bayrağı ve altın kaplama bir silah hediye ettim. Önemli bir şeydir bu. Bu neden aklıma geldi? Niçin Hulusi Akar Paşa'ya verildi, ondan evvel niye verilmedi? 2015, 2016 Temmuz vesaire gelişmeleri dikkate aldığınız vakit, bunda önemli bir şey oldu böyle bir aklımızdan geçen. Geleceği okuma demeyeceğim ama bu anlamlı bir hediyeyi verme ihtiyacı hissettim." açıklamasında bulundu.

Bu arada Bahçeli, Akar'a verdiği hediyelerin fotoğrafını da basın mensuplarıyla paylaştı.

"Emanet anlamında mı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Hayır, bu bir hediyedir." dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

"Hediyenin unsurları, Kuran'ı Kerim, bayrak ve silah. O günden sonraki gelişmeleri dikkate alınca bunu verdiğime çok memnun olduğum kanaatindeyim. 15 Temmuz 2016'daki FETÖ ihanetine karşı bugün lüzumsuz konuşmayla bu inciten şahıslara cevaben söylüyorum. Hulusi Akar Paşa, Kuran'a sahip çıkmıştır, bayrağa sahip çıkmıştır, silaha sahip çıkmıştır. Eğer Meclis'teki şekliyle kendisine yöneltilen baskıyı yerine getirmiş olsaydı bugün burada bir toplantımız olmazdı, Meclis olmazdı başka şeyler olurdu. Bu bakımdan CHP, siyasetin söylüyorum içinizde CHP ile sıkı ilişkiler içinde olan değerli basın mensupları da vardır, onları da incitmek istemiyorum fakat bir çeki düzen vermelerinde yarar var.

TBMM'de dışarıya yayının yapıldığı bir ortamda o hırçın ne dediğini tekrarlayamayacak kadar cahilce konuşmalar, CHP'ye bir şey kazandırmaz kazanan burada Hulusi Akar Paşa'mız olmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum. Bu milletin manevi değeri olan Kuran'a sahip çıkmıştır, milli değeri olan bayrağa sahip çıkmıştır ve dolayısıyla güvenliğini temin eden silaha sahip çıkmıştır. Kutluyorum kendisini."

(Sürecek)

Fırat Nehri'nin doğusuna olası askeri harekat

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Suriye'de Fırat Nehri'nin doğusuna yapılması planlanan harekat öncesi yaşanan gelişmeleri değerlendirmek ve istişarelerde bulunmak amacıyla kentteki Suriyeli kanaat önderleri, aşiret liderleri, din adamları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile toplantı gerçekleştirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, Erin başkanlığında Valilik Salonu'nda gerçekleştirilen toplantıya Vali Yardımcısı Ufuk Akıl, İl Emniyet Müdürü Veysal Tipioğlu, İl Jandarma Komutanı Albay Eyup Sabri Kirişçi de katıldı.

Erin, toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye'nin kuzeyinde yaşanan terör olayları ve ABD'nin "Suriye'deki askerlerini çekeceğini" açıklamasının ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Vali Erin, "Bu topraklar üzerinde yaşayan insanları rahat bırakmıyorlar. 100 senedir oyun kuruyorlar ve bizi de oraya, buraya savuruyorlar. Bu toprakları savaşa ve kargaşaya mahkum ediyorlar. Artık başkalarının kurduğu oyunu oynamayarak, kendimiz oyun kurmalıyız. Onlar bize tabi olmalı. Ölüm, zulüm ve göçlerden ancak bu şekilde kurtulabiliriz." ifadelerini kullandı.

2011 yılından bu yana Şanlıurfa ve Türkiye'ye gelen Suriyeli mazlumlara paylaşımcı bir anlayışla kucak açıldığını belirten Erin, şunları kaydetti:

"Ülkemize gelen kardeşlerimizin her birinin huzur içinde yaşaması için gayret ettik. İmkanlardan istifade etmeleri için çalıştık ve bu anlamda çalışmalarımız devam ediyor. Sağlıktan eğitime, istihdamdan barınmaya kadar her alanda önemli projeler hayata geçiriliyor. Suriyeli kardeşlerimiz de çok iyi biliyorlar ki bizim hiçbir zaman sömürgeci bir zihniyetimiz olmadı. Hep paylaşmayı, birlikteliği tercih ettik. Bugün de Türkiye'de yaşayan siz kardeşlerimizle her şeyimizi paylaşıyoruz. Bu bizim başta insani ve vicdani sorumluluğumuz. Bundan da ötesi aynı dinin mensuplarıyız ve bizler gerçekten de kardeş olan iki milletiz."

Türkiye'nin Suriye'de birçok yeri terörden arındırdığını ve buradaki insanların huzur içinde yaşamaya başladığını vurgulayan Erin, "Bundan sonraki operasyonlarla da terörden temizlediğimiz topraklara hizmet götürmeye başlayacağız. Terörden temizlediğimiz ve hizmet götürdüğümüz toprakların asıl sahiplerine teslim edilmesi için devletimiz gerekli ortamı hazırlıyor. Fırat'ın doğusunda olacak olan da budur." ifadelerini kullandı.

Suriyeliler ise bugüne kadar Türkiye'de en güzel şekilde ağırlandıklarını aktararak, desteklerinden dolayı ilgililere teşekkür etti.