Foto Safari

Torosların ortasında doğaseverlerin yeni gözdesi: Nadire Kanyonu

KARAMAN (AA) – Rengi nedeniyle “Turkuaz Gölü” olarak da adlandırılan ve 61 bin 45 kilometrekarelik alanıyla Türkiye’nin 4. büyük baraj gölü olan Ermenek HES Baraj Gölü, yüksekliğiyle de 2. sırada yer alıyor. Çam, sedir ve meşe ormanlarının içinde bulunan göl, eşsiz rengiyle görenleri adeta büyülüyor.

Göl içerisinde Ambar Boğazı’ndan başlayan ve Nadire Köprüsü’nde son bulan 9 kilometre uzunluğundaki Nadire Kanyonu’nda, ziyaretçiler tekneyle de gezebiliyor. Suyun rengi ile gökyüzü ve kanyonun iki tarafını çevreleyen yer yer 250 metre yüksekliğindeki sarp kayalar, doğaseverlere büyüleyici bir atmosfer sunuyor.

Ermenek Belediye Başkanı Atila Zorlu, AA muhabirine, ilçenin son yıllarda doğaseverlere ve farklılık arayanlara bir alternatif olmaya başladığını söyledi.

Yaklaşık 4 bin yıllık tarihi bulunan ilçedeki doğal güzelliklerin son yıllarda keşfedilmeye başlandığını ifade eden Zorlu, “Ermenek’e gelenler, her gün farklı bir güzelliği gezerek, görerek en az 15 gününü burada geçirebilir. Ucuz, konforlu ve doğal tatil yapılabilecek bir yer.” diye konuştu.

“Kanyon bir tabiat harikası”

Bölgede belediyeye ait yüzme havuzu, tekneler, piknik alanı, lokanta ve kamp alanlarının bulunduğunu anımsatan Zorlu, şunları söyledi:

“Baraj gölü teknelerle gezilebiliyor. Göl sahasında dünyada eşine az rastlanır güzellikte Ermenek Çayı’nın oluşturduğu Nadire Kanyonu var. Bu kanyon bir tabiat harikası. Kanyona girdiğinizde dar kayaların arasından aşağıya baktığınızda suyun rengini, yukarı baktığınızda gökyüzünün mavisini görürsünüz. Kanyonu gezmek tekne ile gidiş dönüş 3 saat sürüyor. Köprüden sonra kanyon devam etmekte. Ama o kısımlara tekneyle gidilemiyor. Kanyon bir 15 kilometre daha devam ediyor. Bu kısım daha keşfedilmiş değil, bakir bir bölge. Burası da profesyonel sporcular için güzergah belirlenerek turizme açılabilir.”

Zorlu, bölgenin mutlaka gezilmesi tavsiyesinde bulundu.

“Günün her saatinde kanyonu başka bir gözle görmek mümkün”

Ziyaretçilerden Nevin Tümene, kanyonun güzelliğinden bahsederek, “Burada muhteşem bir görüntü var. Bunu ısrarla söylüyorum. Bir saattir kıyıda oturuyorum. Suyun kıyıya vururken çıkardığı ses, gölün güzelliği insana huzur veriyor.” dedi.

Kamil Aydın ise gelen misafirlere tekne turu düzenlediklerini dile getirerek, “Gölümüzün her tarafı güzel ama kanyona ayrı bir sayfa açmak lazım. Buranın güzelliği anlatılmaz, görülür. Daha çok fotoğraf tutkunları ve doğa aşıkları buraya geliyor. Günün her saatinde kanyonu başka bir gözle görmek mümkün. Görenler büyüleniyor.” diye konuştu.

Trakya'da 'agro turizmi' atağı

KIRKLARELİ (AA) – Doğası, tarihi ve lezzetleriyle son yıllarda ön plana çıkmayı başaran Trakya, eko turizmin yanı sıra agro turizmde de adından söz ettirmeye başladı.

Türkiye’nin ayçiçeği ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Trakya’da, “doğanın sarı gelini” olarak adlandırılan ayçiçek tarlaları fotoğrafçılar tarafından doğal fotoğraf stüdyosu olarak kullanılıyor.

Kırklareli’ndeki Yıldız Dağları’nın, eteklerinde erken ekilen ayçiçeğinin bir kısmının çiçek açmasıyla tarlalar sarıya bürünürken, geç ekilenler ise yeşilin tonlarıyla boy atmaya devam ediyor.

Bölgede sarının farklı tonları ve güzelliğiyle ilgiyi üzerine toplayan ayçiçekleri, kendine hayran bırakıyor.

Özellikle gün doğumu ve batımına yakın saatlerde ayrı bir güzelliğe bürünen ayçiçek tarlaları, birçok profesyonel fotoğrafçı tarafından stüdyo olarak kullanıyor.

Ayçiçeklerinin tonlarını fon olarak kullanan fotoğrafçılar, bazen çiftlere şemsiye, bazen keman gibi aksesuarlar vererek, fotoğraflarını zenginleştiriyor.

Adeta açık hava stüdyosu olarak kullanılan ayçiçek tarlaları özellikle hafta sonları yeni çiftlere ev sahipliği yapıyor.

Alışılanın dışına çıkan çiftler, keyifli dakikalar geçirdikleri tarlalarda en doğal halleriyle fotoğraf karelerindeki yerlerini alıyor.

Türkiye’nin birçok kentinden de fotoğraf tutkunları bölgeye gelerek Trakya’nın “sarı gelini”ni ölümsüzleştiriyor.

Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde düzenlenen etkinlikte Ankara, İzmir, İstanbul ve Edirne gibi illerden gelen fotoğraf sanatçıları, en iyi fotoğrafı çekebilmek için uğraştı.

“Agro turizm gelişiyor”

Pavli Atölyesi kurucusu Gülşen Sevimer, AA muhabirine, Trakya’da agro turizmin gelişmesi için etkinlikler düzenlediklerini söyledi.

Trakya’nın tarım güzelliklerinin görülmeye değer olduğunu ifade eden Sevimer, son yıllarda Türkiye’nin hemen hemen her ilinden fotoğrafçıların bölgeye gelerek bu zenginlikleri ölümsüzleştirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Özellikle bugünlerde ayçiçek tarlalarının doyumsuz bir manzara sunduğunu dile getiren Sevimer, şöyle konuştu:

“Fotoğraf tutkunları buğday, ayçiçeği ve kanolaları görüntülüyor. Doğanın bize sunduğu bu zenginlikleri değerlendirmeliyiz. Uçsuz bucaksız tarım arazilerimizin bize sunduğu bu güzellikler görülmeye değer. Burada kurgusal fotoğraflar, belli başlı dekorlar, objeler ve özellikle halktan modeller bularak etkinlikler düzenliyoruz. Geçen yıl yüzlerce fotoğrafçı misafir ettik.”

Sevimer, gelecek yıllarda ayçiçeği ve korkulukla ilgili fotoğraf şenliği düzenlemeyi istediklerini anlatarak, “Bu yıl Kovid-19 salgını nedeniyle katılımı sınırlı tuttuk. İnşallah seneye daha kapsamlı bir etkinlik düzenleyeceğiz.” dedi.

Oyuncu, sunucu ve fotoğraf sanatçısı Hakan Ka ise coğrafyanın güzelliklerini mevsime göre ölümsüzleştirmeye çalıştıklarını anlattı.

Bölgenin dört mevsim ayrı güzelliği olduğuna dikkati çeken Ka, “Doğal güzellikler müthiş. Doğal setleri gördüğümüzde çok şaşırıyoruz. Bu tür faaliyetlerde bölgeyi de tanıma şansı bulmuş oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Özgün Tiran

'Lavanta kokulu köy' misafirlerini bekliyor

ISPARTA (AA) – Türkiye lavanta üretiminin büyük kısmını karşılayan Isparta’nın Kuyucak köyü, lavanta mevsiminin başlamasıyla “mora boyanan” görselliğiyle ziyaretçilerini büyülüyor.

“Gül” denilince ilk akla gelen Isparta, Türkiye’nin lavanta bahçesi olmasıyla da ayrı bir öneme sahip. Kıraç araziler boş kalmasın diye lavanta üretimine başlanılan Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyü, zamanla Türkiye lavanta üretiminin merkezi oldu.

Ekim alanının her geçen gün arttığı, hasat döneminde tüm köyü adeta “mora boyayan” lavanta, çok sayıda ziyaretçiyi de kente çekiyor.

Sakinlik ve huzurun yanı sıra eşsiz doğasında fotoğraf çektirme imkanı bulan ziyaretçiler, “Lavanta kokulu köy” olarak da adlandırılan Kuyucak’ta keyifli dakikalar geçiriyor.

Tarlalara yerleştirilen traktör, motosiklet, ahşap pencereler, ahşap kapılar, salıncaklar, ziyaretçilere keyifli dakikalar geçirtiyor.

“Günümüzde lavanta tarlaları 5 bin metrekareye ulaştı”

İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Göçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kuyucak köyünün lavantanın başkenti olduğunu söyledi.

Lavanta bahçelerinin 1960’lı yıllarda oluşturulmaya başladığını anlatan Göçer, “Lavanta ilk ekildiği yıllarda 2 bin metrekarelik bir alana sahipti. Günümüzde lavanta tarlaları 5 bin metrekareye ulaştı.” dedi.

Geçmişte lavantanın tarım ürünü olarak kullanıldığını anlatan Göçer, bugünlerde turizm ve kozmetik ürünü olarak kullanıldığını dile getirdi.

Mor tarlaların yeni normalleşme sürecinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında misafirlerini ağırlamaya başladığını vurgulayan Göçer, “Lavantayı 2018’de 250 bin geçen yıl 750 bin kişi ziyaret etti. Isparta dört mevsim tarihi ve kültürüyle farklı alanlarda çok farklı seçenekler sunuyor.” diye konuştu.

“Muhakkak görülmesi gereken yerlerden”

Fransa’da yaşayan Semiha Ziwal, Isparta’daki lavanta tarlalarını çok sevdiğini, buradan çok etkilendiğini dile getirdi.

İstanbul’dan gelen Ayşe Aşçıyıldız ise tarlaları görünce içini huzur kapladığını söyledi.

Lavanta kokusunun çok etkileyici olduğunu ifade eden Aşçıyıldız, Türkiye’nin her yerinin bir başka güzel olduğunu, lavanta tarlalarının, bunlardan sadece biri olduğunu belirtti.

Kayseri’den gelen ziyaretçilerden Ezgi Kandur ise Kuyucak köyünü fotoğraflarda gördüğünü ancak bir türlü gelmek kısmet olduğunu belirterek “Burası mükemmel. Harika bir renk cümbüşü var. Herkese tavsiye ediyorum. Muhakkak görülmesi gereken yerlerden.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Yalçın Çelen

Gölbaşı'nın güzellikleri kısa film yarışması ve foto safari ile tanıtılacak

ANKARA (AA) – Ankara'nın Gölbaşı ilçesinin doğal güzelliklerini tanıtmak amacıyla kısa film yarışması ve foto safari düzenlenecek.

Gölbaşı Belediyesi ile Ankara Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi arasında foto safari ve kısa film yarışması konulu protokol imzalandı.

Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, yarışmaya ilişkin yaptığı açıklamada, Ankara'nın nadide doğal güzelliklerine sahip ilçelerinden Gölbaşı'nın değerlerini, zengin kültürünü ve doğasını tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını kaydetti.

Profesyonel ve amatör fotoğrafçıların ilçedeki doğal güzellikleri çalışmalarıyla ölümsüzleştireceğini vurgulayan Şimşek, "Bütün bu güzelliklerin ekranlara yansıması en büyük temennimiz. Çekeceğiniz fotoğraflar ve kısa filmler ile internet sitemize başvurabilirsiniz." dedi.

Başvurular, "https://www.ankaragolbasi.bel.tr/kisa-film-yarismasi" ve "https://www.ankaragolbasi.bel.tr/fotograf-yarismasi" internet sitelerinden yapılabilecek.

Başvuru tarihi 18 Haziran-18 Ağustos 2020 olarak belirlenen ödüllü yarışmaya, kısa film dalında 30 dakikadan uzun olmayan, kurmaca, belgesel, deneysel ve animasyon türünde filmler katılabilecek.

Adaylar, fotoğraf dalında en fazla 5 eser ile başvuruda bulunacak.