Gastronomi kentinin kadın eliyle hazırlanan lezzetleri Avrupa pazarında – GAZİANTEP

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Kadınların çalışmalarından görüntü
– Gıda ürünlerinden görüntüler
– İşletme sorumlusu Mehmet Ali Aktop'un konuşması
Gastronomi kentinin kadın eliyle hazırlanan lezzetleri Avrupa pazarında
– UNESCO'nun, mutfağıyla “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil ettiği Gaziantep'in yöresel tatları, Büyükşehir Belediyesinin kurduğu Zahire Evi'ndeki kadınlarca hazırlanıyor ve Avrupa'ya ihraç ediliyor
– İşletme sorumlusu Mehmet Ali Aktop:
– “Burada ürettiğimiz turşularımız, reçellerimiz, baharatlarımız, salçamız, pekmezlerimizi ambalajlayıp yurt dışına gönderiyoruz. Şu anda depomuzda hiç stok kalmadı”
GAZİANTEP (AA) – FIRAT ÖZDEMİR – UNESCO'nun, mutfağıyla “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil ettiği Gaziantep'in yöresel tatları, kadın eliyle hazırlanarak Avrupa'nın çeşitli ülkelerine ihraç ediliyor.

Büyükşehir Belediyesince, kentteki kadın istihdamının arttırılması ve unutulmaya yüz tutmuş yöresel lezzetlerin gün yüzüne çıkartılarak yaygınlaştırılması amacıyla 4 yıl önce hizmete açılan Zahire Evi'nin hamarat kadınları, birbirinden farklı lezzetleri burada üretiyor.

Tarım alanlarının oluşturulduğu ve kooperatifin kurulduğu çalışma kapsamında, kadınların yetiştirdiği doğal ürünlerin getirildiği Zahire Evi'nde, baharatlardan reçel çeşitlerine, kurutmalıklardan salça çeşitlerine kadar 230'a yakın lezzet hazırlanıyor.

Türkiye'deki müşterilerinden oldukça rağbet gören kadınların, anane usulü tariflerle hazırladığı ürünler, Almanya, Belçika gibi Avrupa ülkelerine satılıyor.

Zahire Evi'nin sorumlusu Mehmet Ali Aktop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, buranın, kadınlara istihdamın sağlanması ve unutulmuş lezzetlerin gün yüzüne çıkartılarak yaygınlaştırılması amacıyla kurulduğunu belirtti.

Zahire Evi'nde yaklaşık 230 ürünün yapıldığına dikkati çeken Aktop, “Büyükşehir Belediyesi himayelerinde tarım bölümü kuruldu. Topraktan alınan ürünlerimizi doğal şekilde işleyerek paketleyip yurt dışına ihracatını yapıyoruz. Avrupa'nın birçok ülkesinde market zincirleri aracılığıyla ev hanımlarımıza yaptırdığımız ürünlerimiz satışa sunulmaktadır.” dedi.

Aktop, kurulan kadın kooperatifi ile toplamda 10 kadının istihdamını sağladıklarını ve butik ve makine kullanmadan üretim yaptıklarını dile getirdi.

Organik ve doğal gıdalar ürettiklerinin altını çizen Aktop, şunları kaydetti:

“Burada ürettiğimiz turşularımız, reçellerimiz, baharatlarımız, salçamız, pekmezlerimizi ambalajlayıp yurt dışına gönderiyoruz. Şu anda depomuzda hiç stok kalmadı. Yurt içinde bayilik isteyen firmalara cevap veremez hale geldik. Anne ve nenelerimizin evde yaptığı şekilde ürettiğimizden, fabrikasyon yapmıyoruz. Kaliteyi ve doğallığı korumak için fazla üretim yapıp da sistemi bozmak istemiyoruz. O yüzden de insanlar ve müşterilerimiz bize önem gösteriyor.”

Aktop, ihracata kısa süre önce başladıkları ve bugüne kadar 528 koli ürün gönderdikleri bilgisini paylaşarak, 110 bin lira civarında gelirin sağlandığını aktardı.

Ürünlerini 15 günde bir, tek konteyner olarak hazırlayıp göndermeye çalıştıklarını anlatan Aktop, şöyle konuştu:

“Şu anda altyapımızı oluşturuyoruz, çünkü daha çok kadın istihdamı sağlamayı amaçlıyoruz. Avrupa ülkelerine gönderdiğimiz reçel çeşitlerimiz, pekmez çeşitlerimiz, sumak gibi ürünler çok rağbet görüyor ve çok isteniyor. Tarlalarımızda aldığımız doğal ürünlerimizi doğru şekilde ambalajlayıp test ve tahlillerini yaparak, hem yurt dışına hem de yurt içine gönderiyoruz. İlk etapta Almanya ve Belçika'ya ürün gönderdik, gelecek hafta bir konteyner ürün daha göndereceğiz.”

Afyonkarahisar'da 130 yıllık tarihi istasyon “gastronomi merkezi” olacak

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Vali Gökmen Çiçek ve Belediye Başkanı Mehmet Zeybek'in tarihi Tren Garı binasında incelemelerde bulunması
– Vali Gökmen Çiçek'in konuşması
– Belediye Başkanı Mehmet Zeybek'in konuşması Afyonkarahisar'da 130 yıllık tarihi istasyon “gastronomi merkezi” olacak
AFYONKARAHİSAR (AA) – Türkiye'de Gaziantep ile Hatay'ın ardından gastronomi alanında 2019 UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olan Afyonkarahisar'da 1890 yılında inşa edilen tarihi Afyon Şehir Tren Garı binası, gastronomi merkezi olarak hizmet verecek.

Vali Gökmen Çiçek ve Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, halk arasında “İzmir İstasyonu” olarak bilinen tren istasyonunda incelemelerde bulundu.

Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda Afyonkarahisar Belediyesine tahsis edilen Afyon Şehir Tren Garı, Belediye Başkanı Mehmet Zeybek'in girişimleriyle sosyal tesis olacak.

Vali Çiçek, geçmişi mazilerle dolu bir binanın nezih bir mekan olarak değerlendirilecek olmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, “Başkanımız şehrin gastronomi şehri olma durumunu da dikkate alarak burayı bir merkez haline getirmeyi planlıyor. Ben bu açıdan çok mutlu oldum. Yine burayı ilk günkü gibi görmekten ayrıca mutlu oldum. İnşallah burası hizmete girdiğinde aileler çok güzel vakit geçirecekler.” ifadelerini kullandı.

– “Yöresel ürünler ikram edilecek”

130 yıllık İzmir İstasyonu'nun kaderine terk edilmesine gönlünün razı olmadığını dile getiren Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, şunları kaydetti:

“Binayı restore ederek yöresel ürünlerin ikram edileceği nezih bir ortam oluşturacağız. DDY Genel Müdürlüğü ve 7. Bölge Müdürlüğü ile yapmış olduğumuz görüşmeler neticesi bu tarihi mekanı, Afyonkarahisar Belediyesinin sosyal tesisi haline getirerek vatandaşların hizmetine sunacağız. Terk edilen binanın çürümesine gönlümüz razı olmadı. Bu bina İngilizler tarafından yapılmış geçmişi çok eski olan bir bina. Birçok hüzne ve neşeye şahitlik etmiş bir bina. Burayı inşallah restore edeceğiz, binanın önünde yer alan bahçede de rekreasyon düzenlemesi yaparak yöresel ürünlerimizin ikram edildiği sosyal tesis haline getireceğiz.”

Gastronomi şehrinin kış lezzeti “mıcırık aşı” sofralarda yerini almaya başladı – GAZİANTEP

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Mıcırık aşının yapımından detaylar
– Mutfak Sanatları Merkezi Şeflerinden Cuma Kaplan'ın konuşması
Gastronomi şehrinin kış lezzeti “mıcırık aşı” sofralarda yerini almaya başladı
– Dünyaca ünlü mutfağıyla UNESCO tarafından gastronomi dalında “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda bulunan Gaziantep'te, yazın hazırlanan kurutmalık patlıcanların “börk” denilen tepe kısımlarıyla kış aylarında yapılan “mıcırık aşı” sofralardaki yerini almaya başladı
– Mutfak Sanatları Merkezi şeflerinden Cuma Kaplan:
– “Gaziantepliler meyve ve sebzeleri israf etmemeye çalışır. Patlıcanın içini, dışını, sapını kullanarak yemek yaparlar. Bunlardan biri de mıcırık aşı”

GAZİANTEP (AA) – FERİDE PELİN İNAL – Dünyaca ünlü mutfağıyla UNESCO tarafından gastronomi dalında “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda bulunan Gaziantep'in, kış aylarının damak lezzetlerinden olan “mıcırık aşı” sofralarda yerini almaya başladı.

Gazianteplilerin yazın hazırladıkları kurutmalık patlıcanların “börk” denilen tepe kısımlarıyla özellikle sonbahar ve kış aylarında yapılan “mıcırık aşı” damaklarda eşsiz bir lezzet bırakıyor.

Gaziantep mutfağının vazgeçilmezlerinden kuru dolma yapımında kullanılan patlıcanlar, büyük bir özenle oyulup ipte kurutulurken “börk” olarak adlandırılan tepe kısımları da küçük parçalara ayrılıp güneşte kurutuluyor.

İçinde kurutulmuş patlıcan, kuru biber, kuru domates, pirinç, tereyağı, sarımsak, soğan, salça, limon tuzu ve baharatlar bulunan bu yemek, lezzetiyle damakları şenlendiriyor.

Mutfak Sanatları Merkezi şeflerinden Cuma Kaplan, AA muhabirine, patlıcanların tepe kısımlarının çöpe atılmayarak “mıcırık aşı” olarak değerlendirildiğini belirtti.

– Patlıcanın her yeri değerlendiriliyor

“Gaziantepliler meyve sebzeleri israf etmemeye çalışır. Patlıcanın içini, dışını, sapını kullanarak yemek yaparlar. Bunlardan biri de mıcırık aşı” diyen Kaplan, yemeğin yapımını şöyle anlattı:

“Patlıcanın kurutması yapılırken üst kısmında kalan yerler doğranır, gün kurusunda kurutulur. Mıcırık aşı unutulmaya yüz tutmuş yemeklerden biridir ve çok emek ister. Bu yemeğin en önemli kısmı, patlıcanın gün kokusunu almak lazım. Bunun için de patlıcanları tuzlu suda bekletip, soğuk suyla yıkamak lazım. Kıymamızı kavuruyoruz. Daha sonra soğan ve sarımsak ekliyoruz. İyice piştikten sonra domates, biber salçası atıyoruz. Kuru patlıcanın yanı sıra kuru biber, domates koyuyoruz. En son aşamada pirinç ekliyoruz. Üzerine de haşve dediğimiz tereyağı ve nane sosunu döküyoruz.”

Gastronomi şehrinin keşfedilmemiş lezzeti: “Patlıcan böreği” – AFYONKARAHİSAR

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Gastronomi şehrinin keşfedilmemiş lezzeti: “Patlıcan böreği”
– Patlıcan böreğinin hazırlanışı için kullanılan malzemeler
– Patlıcanların soyulup doğranması
– Doğranan patlıcanların kızartılması
– Kızaran patlıcanlar ile diğer malzemelerle toprak tepsiye serilmesi
– Tepside hazırlanan patlıcan böreğinden görüntü
– Tepsinin taş fırına konulması
– Patlıcan böreğinin pişirilmesi
– Pişen patlıcan böreğinin fırından çıkması
– Patlıcan böreğinin tabağa konulması
– Servis tabağında patlıcan böreğinden görüntü
– AKÜ Meslek Yüksek Okulu Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Tansu Çelik ile röportaj
– Restoran sahibi Ayşe Safkurşun ile röportaj
Gastronomi şehrinin keşfedilmemiş lezzeti: “Patlıcan böreği”
– Gaziantep ve Hatay'ın ardından UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olan Afyonkarahisar'da içerisine hamur işi katılmadan hazırlanan, genellikle ara sıcak olarak bilinen “patlıcan böreği” lezzetiyle beğeniliyor
– AKÜ Meslek Yüksek Okulu Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Tansu Çelik:
– “Türk mutfağında börek, ince yufkalardan ve sebzelerden oluşan bir hamur işidir. Ancak gastronomi şehri Afyonkarahisar'ın patlıcan böreği ise içerisinde un barındırmayan bileşenlerinde soğan, yumurta ve kıymadan oluşan hafif bir sebze böreğidir”
AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ- Afyonkarahisar'da taş fırında toprak tepside pişirilen ve içerisinde hamur işi olmayan keşfedilmemiş yöresel lezzeti “patlıcan böreği” damaklarda eşsiz bir tat bırakıyor.

Gaziantep ve Hatay'ın ardından UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olan Afyonkarahisar'ın yöresel lezzeti patlıcan böreği, yapılışının zahmetli olmasının yanı sıra içerisinde hamur bulunmamasıyla dikkati çekiyor.

Kızartılmış patlıcan, soğan, yumurta ve kıymanın toprak tepsiye serilerek taş fırında pişirilen patlıcan böreği, üçgen şeklinde kesilerek servis ediliyor.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Tansu Çelik, AA muhabirine, patlıcan böreğini özel kılan unsurun, Erenler Mahallesi ile Hocalar ilçesinde atalık tohumlardan yetiştirilen ve semt pazarlarında “kuzu eti” diye satılan lezzetli patlıcanlardan yapılması olduğunu söyledi.

– Adını böbrek gibi kesilmesinden alıyor

Kentte çok sayıda patlıcan yemeği bulunduğunu ancak sıra ve davet organizasyonlarının olmazsa olmazının bu börek olduğunu dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

“Türk mutfağında börek, ince yufkalardan ve sebzelerden oluşan bir hamur işidir. Ancak gastronomi şehri Afyonkarahisar'ın patlıcan böreği ise içerisinde un barındırmayan bileşenlerinde soğan, yumurta ve kıymadan oluşan hafif bir sebze böreğidir. Afyonkarahisar'da bu yemeğe patlıcan böreği denmesinin sebebi de 'börek mantığı' ile düşünülüp kenarları yüksek bir tepsiye harcının yayılması ve fırında pişirilmesinin ardından börek şeklinde kesilerek servis edilmesinden adını alıyor.”

Çelik, patlıcan böreğinin coğrafi işaretle tescillenmesi için çalışma yapıldığını da anımsattı.

– “Müşterileriden çok güzel geri dönüşler alıyoruz”

Şehirde yöresel yemeklerin yapıldığı restoranın sahibi Ayşe Safkurşun ise “Şehrimize özgü bu yemeğimiz genellikle ara sıcak olarak biliniyor. Restoranımızda bu yemeğimizi sürekli yapıyoruz. İlk defa tadacak müşterilerimiz öncesinde hamur işi şeklinde geleceğini düşünüyor. Daha sonra lezzeti tattıklarında ise müşterilerimizden de çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Hatta bazı insanlardan ilginç bulanlar da oluyor. Tadını beğenenler bazen ellerine aldıkları kağıt ve kalemlerle 'Ayşe hanım lütfen tarifini yazar mısınız?' diye ricada bulunuyor.” yorumunda bulundu.

Gastronomi kentinin ürünleri coğrafi işaret bekliyor – HATAY

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Hikmet Çinçin'in açıklamaları HATAY (AA) – UNESCO tarafından “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilen Hatay'da, künefe, sürk, küflü sürk ve kağıt kebabının ardından Samandağ ney kamışı, künefelik peynir, Antakya tuzlu yoğurdu, Antakya carra peyniri de coğrafi işaret tescili için bekliyor.

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Hikmet Çinçin, ATSO binasında gazetecilere, gastronomi şehri Hatay'ın lezzetlerini markalaştırmak için çalıştıklarını söyledi.

Sürk, küflü sürk, künefe ve kağıt kebabının coğrafi işaretle tescilinin yapıldığını ifade eden Çinçin, “ATSO olarak takip edip Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunduğumuz 5 ürün var. Birisi Samandağ ney kamışıdır. Bilindiği gibi en kaliteli ney kamışı Samandağ'da. Antakya künefelik peyniri, Antakya tuzlu yoğurdu, Antakya carra peyniri ile daha önce coğrafi işaret tescilini aldığımız Antakya künefesinin uluslararası tescili ile uğraşıyoruz. Çok zengin bir coğrafyada yaşıyoruz ve tescil edilmesi gereken birçok ürünümüz var.” diye konuştu.

Gastronomi kentinin yeni lezzeti “tahinli baklava” – GAZİANTEP

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Tahinle baklavanın yapımı
– Tahinin baklavaya eklenmesi
– Yapımım tamamlanmış tahinli baklavalar
– İşletme sahibi Oğuz İbili'nin açıklaması
– Müşterilerden Suat Çalışkan'ın açıklaması Gastronomi kentinin yeni lezzeti “tahinli baklava”
– UNESCO tarafından gastronomi dalında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilen Gaziantep'te bir firma, 80 baklava ustasıyla yaklaşık 2 ay süren denemenin ardından katkısız tahinle baklava üretti
– İşletme sahibi Oğuz İbili:
– “Bu baklavanın müşterileri daha çok hamile ve doğum yapmış kadınlar. Çünkü tahinin anne sütü artırıcı özelliği herkes tarafından biliniyor. Bunun için bu ürünün ilk müşterileri hamileler oldu”
– “Besin değeri yüksek tahinli baklavayı herkes yapsın ve yesin istiyoruz. Bunun için patent başvurusunu bilinçli olarak yapmıyoruz”
GAZİANTEP (AA) – MEHMET AKİF PARLAK – Türkiye'nin ilk gastronomi kenti Gaziantep'te bir firma, 80 baklava ustasıyla 2 ay süren çalışma sonrası “tahinli baklava” üretti.

Dünyaca ünlü mutfağıyla UNESCO tarafından gastronomi dalında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilen ilk Türk mutfağına sahip Gaziantep'te birbirinden lezzetli tatlılara bir yenisi daha eklendi.

Merkez Şehitkamil ilçesi Başpınar bölgesinde faaliyet gösteren bir firma, Avrupa Birliği tarafından tescil edilen ilk Türk ürünü olan baklavanın besin değerini daha da yüksek hale getirmek için kolları sıvadı.

Günlük baklava üreten firma, 80 baklava ustasıyla yaklaşık 2 ay süren denemenin ardından katkısız tahinle baklava yaptı. Seri üretimi yapılan ve kısa sürede ilgi gören tahinli baklavanın kilogramı 110 liradan satışa sunuluyor.

İşletme sahibi Oğuz İbili, AA muhabirine, baklavanın karbonhidrat ağırlıklı bir besin olduğunu söyledi.

Mevcut yöntemle yapılan baklavayı içine protein koyarak besin yönünden daha zengin hale getirmek istediklerini belirten İbili, ustalarla fikir alışverişinde bulunduktan sonra tahine karar verdiklerini anlattı.

– “Daha çok hamile kadınlar tercih ediyor”

Tahinin protein değerinin oldukça yüksek olduğunu vurgulayan İbili, şöyle konuştu:

“Baklavayı besin açısından daha çok zenginleştirmek adına böyle bir ürün ortaya koyduk. Tahini fıstıklı baklavayla birleştirince çok güzel sonuç aldık. Bu baklavayı yiyen müşterilerimizden çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Bu baklavanın müşterileri daha çok hamile ve doğum yapmış kadınlar. Çünkü tahinin anne sütü artırıcı özelliği herkes tarafından biliniyor. Bunun için bu ürünün ilk müşterileri hamileler oldu. Kadınların tepkisi bizi çok mutlu etti. Çok beğendiler. Çok güzel bir takım oldu baklava ile tahin.”

Şehir dışından da söz konusu baklavaya ilginin olduğunu ifade eden İbili, “İstanbul'da bir müşterimize bu baklavayı gönderdik. O da akşam misafirlerine ikram etmiş. Orada bulunan 7 kişi 7 tepsi sipariş verdi. Tepkiler çok güzel ve satışlarımız giderek artıyor.” dedi.

– “Bu ürünün tüm şehre mal olmasını istiyoruz”

İbili, Gaziantep'in bir gastronomi kenti olduğunu hatırlatarak, böyle bir lezzeti kente kazandırdıkları için mutlu olduklarını dile getirdi.

Tahinli baklavaya patent başvurusunu bilinçli şekilde yapmadıklarını aktaran İbili, “Baklava bizim en önemli ürünümüzdür. Bu baklavayı patentlemek istemedik çünkü bu ürünün tüm şehre mal olmasını istiyoruz. Besin değeri yüksek olan tahinli baklavayı herkes yapsın ve yesin istiyoruz. Bunun için patent başvurusunu bilinçli olarak yapmıyoruz.” ifadesini kullandı.

Müşterilerden Suat Çalışkan ise tahinli baklavanın diğer baklavaya göre daha hafif olduğunu anlatarak, “Gaziantep'te baklavanın her türlüsünü yemeye alışığız. Bu tahinli baklavayı yeni duydum ve yemeye geldi. Gerçekten yaz ayları için enfes bir lezzet. Bu sıcak aylarda baklavanın kolesterolünden kurtulup rahat şekilde yiyoruz. Herkese tavsiye ederim.” şeklinde konuştu.