Geleneksel Tıp

2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresinde sadece hastalıkların tedavisi değil, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için de ihtiyaç duyulan yaklaşımların, bilimsel çalışmalarla harmanlanarak günümüze taşıma sorumluluğuyla ele alınacağına inandığını belirterek, "Temel insan hakkı olan sağlık hizmetine adanmış olarak sağlıklı bir toplum hedefimize odaklanmış güzide bir mesleğin mensupları olan hekimlerimizin bu alana sahip çıkması, geleneksel yöntemlerin istismar amacı olmasını önleyecektir." dedi.

Koca, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü iş birliğiyle düzenlenen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Onursal Başkanı olduğu 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresinin açılışında, katılımcılara hitap etti.

Tarih boyunca tüm kültürlerin, dinlerin bu sorumluluk bilincini taşıdığını aktaran Koca, insanoğlunun yeryüzünde var olmasından bu yana her dönemin imkanları, birikimleri ve deneyimleri doğrultusunda şekillenen bir şifa, tıp anlayışının olduğunu ifade etti.

Koca, hemen her toplumun geleneklerinde hastalıklarla mücadeleye ilişkin uygulamalar bulunduğunu, bunların bir kısmının günümüzün bilimsel paradigması içinde kanıta dayalı olabildiğini ancak önemli bir kısmının da yıllar boyunca yapılan deneme ve gözleme dayalı olarak varlığını sürdürdüğünü bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün geleneksel tıbbı, "fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı bilgi, beceri ve uygulamaların bütünü" olarak tanımladığını belirten Koca, şunları kaydetti:

"Önceleri kapalı toplumların kendi etki alanında sınırlı kalan ve Ortodoks tıbbı tarafından dışlanan geleneksel tıp, 1990'lardan sonra gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyada sağlık sistemleri içinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü tahminine göre, bugün dünyada insanların yüzde 70 ila 80'i tamamlayıcı tıbbın bir şekline başvurmaktadır.

Son 10-15 yıldır geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile modern Batı tıbbının bir arada kullanılmaya başlandığı entegre tıp uygulamaları, Batı ülkelerinde yer bulmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2014-2023 GETAT stratejisinde, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıp uygulamalarına entegrasyonu ön plana çıkmaktadır. Gelenekten kaynak alarak, güvenliği ve etkinliği kanıtlanmış uygulamaları bilimin ışığında insanlığın hizmetine sunmayı hedefleyen entegratif tıp anlayışı gittikçe yaygınlaşmaktadır."

– "Hekimlerimizin bu alana sahip çıkması istismarları önleyecektir"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de önceleri tıp camiasının bilgisi ve kontrolü dışında tutulan geleneksel yaklaşımlara ilişkin hususların, 2011'de yapılan yasal düzenlemeyle Bakanlığın kontrol ve denetimine bırakıldığını hatırlatarak, bu sorumluluğa binaen, 2014'te Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğini yayımladıklarını ifade etti.

GETAT uygulamalarının sağlam kanıtlar üzerine oturması, klinik ve laboratuvar çalışmaları yapılarak doğru ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi ve bu alanda yapılacak akademik çalışmaların önünün açılması için Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliğini de hazırlayarak mart ayında yayımladıklarını anlatan Bakan Koca, "Mevcut mevzuat çerçevesinde, geleneksel tıp uygulamalarında Türkiye'de sadece standart eğitimleri almış olan hekimler yetkilendirilmektedir. Akupunktur, apiterapi, fitoterapi, kupa terapisi, hirudoterapi (Sülük tedavisi), osteopati, kayropraksi, refleksoloji, ozon terapi, mezoterapi, maggotterapi (Larva tedavisi), müzik terapi, homeopati, hipnoz ve proloterapi olmak üzere 15 başlık üzerinde eğitim verilmektedir." dedi.

Bakan Koca, şöyle devam etti:

"Bugün itibarıyla ülkemizde 56 üniversite hastanemizde öncelikle Ar-Ge ve eğitim faaliyetleri yapmak üzere GETAT uygulama merkezleri açılmıştır. 3 bin 350 hekime bu üniversitelerimizde GETAT uygulama sertifikası verilmiştir. Yine ülkemizin dört bir yanında 60 tanesi devlet hastanesi olmak üzere, özel sağlık kuruluşları ile birlikte toplamda 910 GETAT ünitesine açılış izni verilmiştir. GETAT alanında mevzuat geliştirme, eğitim ve yetkilendirme dışında görev yapan hekimlerimizin bilgi ve tecrübe paylaşımına da zemin hazırlamak istiyoruz. Bu amaçla destek verdiğimiz kongremizin bu yılki ana teması kronik hastalıklarda GETAT uygulamalarıdır. Kongrede, sadece hastalıkların tedavisi değil, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için de ihtiyaç duyduğumuz yaklaşımların, bilimsel çalışmalarla harmanlanarak günümüze taşıma sorumluluğuyla ele alınacağına inanıyorum. Temel insan hakkı olan sağlık hizmetine adanmış olarak sağlıklı bir toplum hedefimize odaklanmış güzide bir mesleğin mensupları olan hekimlerimizin bu alana sahip çıkması, geleneksel yöntemlerin istismar amacı olmasını önleyecektir."

– "Tıpta öncelikli prensip zarar vermemek"

Fahrettin Koca, tıpta öncelikli prensibin, zarar vermemek olduğunu belirterek, bu yaklaşımla kontrolsüz, ehil olmayan, tıp eğitimi almamış ellerde yapılan uygulamaları ortadan kaldırmayı amaçladıklarını dile getirdi.

İnsanın, ruhu, bedeni, duygu ve inanç dünyasıyla bir bütün olduğuna işaret eden Koca, "Ardında yatan sebep her ne olursa olsun, hastada bu bütünlüğün kırılganlığı doruk yapmaktadır. Bu yüzden empatiyle hastaya yaklaşabilmek üstün meziyetler gerektirmektedir. Ne yazık ki salt tıbbi bilgiyle donatılmış ve bunu klinik becerisiyle zenginleştirmiş bir doktor modeli, bir bütün olarak algılanması gereken insana gereken hizmeti vermekte yetersiz kalmaktadır. Her bilgili ve becerikli doktor, aynı zamanda hikmet sahibi hazık, yani işinin ehli, mahir bir hekim olamamaktadır. Hekim, insan bedenine teknik bilgi çerçevesinden bakmanın ötesinde, varlık, düşünce ve hareketi bünyesinde toplayan, insan bilmecesini çözmeye talip bir bilge olmalıdır." şeklinde konuştu.

Bakan Koca, tıbbın insan odaklı bir bilim, hekimliğin de insanlığa adanmış bir sanat olduğu gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, mesleğin insani yönünün ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Sağlık talebine muhtaç olan insanın beklentisinin tüm bilimsel ve teknolojik desteklerden önce kendine güven veren bir güler yüz olduğunu dile getiren Koca, sözlerini şöyle tamamladı:

"İnsan sağlığını görev olarak üstlenmiş olanlar, aynı zamanda aciliyeti gözeten, muhtaç olanı önceleyen, ihtiyacı olana hakkını veren ve asla zarar vermemeyi ilke edinen bir ahlak anlayışına sahip olmak zorundadır. Bu ahlak anlayışı, hürmet etmeyi, hizmet etmeyi ve merhamet etmeyi prensip edinmiştir ve ancak tartışmasız bir insan sevgisiyle varlığını sürdürebilir.

Nihai vizyonumuz, tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye'ye sahip olmaktır. Bilimin aydınlatıcılığından sapmadan, kadim kültür birikimimiz de dahil, tüm kaynaklarımızı harekete geçirerek ve tüm araçlarımızı bu alanda seferber ederek böyle bir amaca ulaşabiliriz.

Kongrenin bu misyonumuza katkı vermesini temenni ediyor ve umuyorum."

2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi başladı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü iş birliğiyle düzenlenen 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi (GETAT) başladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Onursal Başkanı olduğu kongrenin ikincisi "Kronik Hastalıklarda Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları" temasıyla gerçekleştiriliyor.

Hilton Bomonti Hotel'de açılışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Dünya Sağlık Örgütü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek kongre, dünyanın dört bir yanından geleneksel ve tamamlayıcı tıp uzmanlarını bir araya getiriyor.

Yaklaşık 2 bin 200 katılımcının ağırlanacağı kongreye, 18 ülkenin sağlık bakan ve bakan yardımcıları konuk olacak. 48'i yabancı olmak üzere 140 bilim insanı konuşma yapacağı kongre, 4 gün sürecek.

Programda 113 poster sunumu, 127 sözlü bildiri, 19 atölye, 5 çalıştay ve 5 sosyal oturum gerçekleştirilecek.

– "Sıfır Atık Projesi" konseptiyle gerçekleştirilen ilk kongre

İlki geçen yıl gerçekleştirilen kongre bu yıl "Kronik Hastalıklarda Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları" temasıyla gerçekleştiriliyor.

Kongrede, dünyada en önemli sağlık sorunları arasında yer alan ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan kronik hastalıkların yanı sıra obezite, diyabet, kanser, kalp damar hastalıkları, bağımlılık, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları da ele alınacak.

Ayrıca kongre Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan "Sıfır Atık Projesi" konseptiyle gerçekleşen ilk kongre olma özelliğini de taşıyor.

Bu kapsamda günlük kongre gazetesi ve diğer materyal, basılı olarak değil, kongrenin dijital uygulaması üzerinden dağıtılacak.

Kongre sonunda, "İbn-i Sina Yaşam Boyu Başarı Ödülü", "Sabuncuoğlu Şerefeddin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Bilim Ödülü" ve "Süheyl Ünver Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Genç Araştırmacı Ödülü" de sahiplerini bulacak.

Kongredeki tebliğler ile başta hakemli dergiler olmak üzere çeşitli yayınlarla GETAT literatürü için kaynakça oluşturulması hedefleniyor.

Bu çalışmalarla Anadolu tıbbının tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir marka haline gelmesi de amaçlanıyor.

Kongre, bilimsel oturum ve çalışmaların ardından 27 Nisan'da sona erecek.

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliği yürürlükte

İSTANBUL (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının laboratuvar ve klinik çalışmaları yapılarak doğru ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve birçok ülkenin çalışmalarını inceleyerek "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliği"ni hazırladıklarını ve bu yönetmeliğin bugün resmi gazetede yayımlandığını belirterek, "Bu yönetmelik, GETAT uygulamalarının sağlam kanıtlar üzerinde oturması, bu alanda yapılacak akademik çalışmaların önünün açılması için önemli bir adım olacaktır." dedi.

Bakan Koca, 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi'nin (GETAT) İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde düzenlenen tanıtım toplantısında, sağlık muhabirleriyle bir araya geldi.

Sözlerine müzenin kurucusu merhum Fuat Sezgin'i anarak başlayan Koca, kongrenin Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Emine Erdoğan'ın da onursal başkanlığıyla düzenleneceğini aktardı.

Fahrettin Koca, insanlığın başlangıcından bu yana her dönemin imkanları, birikimleri ve deneyimleri doğrultusunda şekillenen bir tıp yaklaşımı, tıp uygulamaları ve bunların parçası olarak bir sağlık örgütlenmesi olduğunu belirtti.

Hemen her toplumun geleneklerinde hastalıklarla mücadeleye ilişkin uygulamaların söz konusu olduğunu ifade eden Koca, bunların çoğunun günümüz bilimsel paradigması içinde kanıta dayalı olmasa da yıllar boyunca yapılan deneme ve gözleme dayalı olduğunu dile getirdi.

Koca, DSÖ'nun "geleneksel ve tamamlayıcı tıp" ile ilgili, "fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı bilgi, beceri ve uygulamaların bütünüdür" tanımını kullandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Önceleri kapalı toplumların kendi etki alanında sınırlı kalan geleneksel tıp, 1990'lardan sonra gelişmiş ülkeler dahil, tüm dünyada yaygınlaşmaya başlamıştır. Çok sayıda gelişmiş ülkede toplumun yüzde 70 ila 80'inin tamamlayıcı tıbbın bir şekline başvurduğu bilinmektedir.
Son 10-15 yıldır da yavaş yavaş geleneksel tıp ile modern tıbbın bir arada kullanılmaya başlandığı entegre tıp uygulamaları öne çıkmaya başlamıştır. DSÖ'nün 2014-2023 GETAT Stratejisi ve son zamanlarda yapmış olduğu GETAT'la ilgili çalışmalarda Entegratif Tıp bakış açısı veya GETAT'ın modern tıp uygulamalarına entegrasyonu tavsiyeleri ön plana çıkmaktadır.

Birlikte kullanımdan maksat, güvenliği ve etkinliği kanıtlanmış uygulamaların bilim ışığında insanlığın hizmetine sunmaktır.
Bu amaçla Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının laboratuvar ve klinik çalışmaları yapılarak doğru ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için DSÖ ve birçok ülkenin çalışmalarını inceleyerek, 'Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarında Klinik Araştırmalar Yönetmeliği'ni hazırladık. Bu yönetmelik bugün resmi gazetede yayımlandı. Bu yönetmelik, GETAT uygulamalarının sağlam kanıtlar üzerinde oturması, bu alanda yapılacak akademik çalışmaların önünün açılması için önemli bir adım olacaktır. Belki daha önemlisi, bu yolla geleneksel tedavi alanlarının etkin ve güvenli bir uygulamaya tabi tutulmaları güvence altına alınacaktır."

– "Uygumlamalar 15 başlık altında toplandı"

Bakan Koca, bakanlıklarının yaptığı düzenlemeler çerçevesinde, geleneksel tıp uygulamalarında Türkiye'de sadece hekimleri yetkilendirdiklerini belirterek, müzikoterapi ve osteopati gibi birkaç uygulamada hekim gözetiminde sertifikalı yardımcı sağlık personelinin de görevlendirildiğini aktardı.

Bu uygulamaların akupunktur, apiterapi, fitoterapi, kupa terapisi, hirudoterapi (Sülük tedavisi), osteopati, kyropraksi, refleksoloji, ozon terapi, mezoterapi, maggotterapi (Larva tedavisi), müzik terapi, homeopati, hipnoz ve proloterapi olmak üzere 15 başlık altında toplandığını bildiren Koca, "Bugün itibarıyla ülkemizde 56 üniversite hastanemizde öncelikle Ar-Ge ve Eğitim faaliyetleri yapmak üzere GETAT Uygulama Merkezi açılmıştır. 3 bin 350 hekime de bu üniversitelerimizde GETAT uygulama sertifikası verilmiştir. Yine ülkemizin dört bir yanında 60'ı devlet hastanesi olmak üzere, özel sağlık kuruluşlarıyla birlikte toplamda 807 GETAT ünitesine açılış izni verilmiştir." dedi.

Koca, bu alanda doğru bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Bakanlıkça GETAT kongresinin ilkinin geçen yıl yapıldığını vurgulayarak, kongrenin bu yıl, 24-27 Nisan tarihlerinde İstanbul'da yapılacağını hatırlattı.

Bakan Koca, "Sadece hastalıkların tedavisi için değil, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için de ihtiyaç duyduğumuz yaklaşımları, bilimsel çalışmalarla harmanlayarak günümüze taşıma sorumluluğuyla bu kongrede ele alacağız." şeklinde konuştu.

Bu yılki ana temanın Kronik Hastalıklarda GETAT Uygulamaları olduğunu dile getiren Koca, kongrede ayrıca apiterapi uygulamalarına da özel yer verileceğini söyledi.

Koca, 2 bini kişiyi aşkın bir katılımın gerçekleşmesi beklenen kongreye, 4 davetli ana konuşmacının katkıda bulunacağını, 40'ı aşkın panel, sözel ve poster bildiri ve sosyal oturumlarda yaklaşık 50'si yabancı olmak üzere 120'yi aşkın konuşmacının yer almasını beklediklerini anlattı.

– "Uygulama yetkilisi 1700 sertifikalı hekim-diş hekimi mevcut"

Kongrede üç ana kategoride TÜSEB GETAT ödüllerinin de sahiplerini bulacağını ifade eden Koca, konuşmasında apiterapi uygulamalarına da değindi.

Koca, bu uygulamanın alerjik reaksiyon riski nedeniyle çok dikkatli ve yalnızca hekim tavsiyesiyle kullanılabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Ülkemiz, arıcılık ve bal üretiminde dünyada Çin'den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye müthiş zengin bir floraya sahip. Ülkemizde yüzlerce tıbbi endemik bitki mevcut. Dolayısıyla bu floranın balı da apiterapi için son derece önemlidir. Bal dışındaki diğer arı ürünlerinde de gelişmeler yaşanıyor. Tarım Bakanlığı da ülkesel arıcılık projeleri yürütmekte, arı ıslahı, arı yetiştiriciliği, arı ürünleri ve arı hastalıkları konusunda hem projeler yürütülmekte hem de eğitim çalışmaları yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığımız apiterapiyi de kapsayan bir yönetmelik yayımladı. Bugün örneğine az rastlanır bir şekilde üniversite bünyesinde apiterapi uygulama merkezlerimiz var. Bunlara dünya çapında olumlu geri dönüşler geliyor. Uluslararası Apiterapi Federasyonu'nun yeni başkanı da ülkemizden seçildi. 2020'de Dünya Apiterapi Kongresi'ne Türkiye olarak ev sahipliği yapmak istiyoruz. Özellikle gelecek yıl birleştirerek konu başlığı olarak da apiterapiyi öne çıkarmak istiyoruz."

Apipunktur uygulamasına da değinen Bakan Koca, Türkiye'de TÜSEB bünyesinde ayrıca bir GETAT enstitüsü kurulduğunu, hala uygulama yetkilisi olarak bin 700 sertifikalı hekim-diş hekiminin mevcut olduğunu, 15 alanda, 12 GETAT Eğitim Merkezi'nde eğitim verildiğini aktardı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 54 GETAT Uygulama Merkezinde, tedavi uygulamalarının yapıldığını vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Temel amacımız başta da ifade ettiğimiz üzere, modern tıp ile GETAT uygulamalarını entegre bir şekilde insanımızın hizmetine sunmak ve bunu yaparken de bilimin yol göstericiliğinden hareket etmektir. Bildiğiniz gibi tıpta öncelikli prensip, zarar vermemektir. Dolayısıyla bu surette kontrolsüz, ehil olmayan, tıp eğitimi almamış ellerde yapılan uygulamaları doğru bulmuyor ve ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.
Bu anlamda geleneksel tıp uygulaması adı altında merdiven altı uygulama yapan kişilere yönelik cezai müeyyideler uygulanmaktadır. Son 1 yıl içerisinde 19 kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu, bunlarla ilgili süreç devam etmektedir."

(Sürecek)

Geleneksel tıpta suistimalleri önleyecek standartlar yolda

İSTANBUL (AA) – Aksu Vital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, " Tarım Bakanlığı nezdinde ruhsatlandırılan gıda takviyelerinin, en azından Avrupa standartlarına, AB’de kabul edilmiş sağlık beyanlarının kabul edilmesi ve Türkiye’de de uygulanması gibi bir zorunlu ihtiyaç var. Bir şeyin doğrusu tarif edilmezse yanlışı asla sınırlandırılamaz." dedi.

Aksu Vital ve Düzce Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen "Geleneksel Tıp Uygulamalarında Kalite ve Standardizasyon 2. Çalıştayı"nda akademisyenler ve sektörün öncüleri standartlarının belirlenmesi için çalışma yaptı.

Çalıştayın açılışında bir konuşma yapan Aksu, Türkiye’nin geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında gelişen ülkelerin gerisinde kaldığını ifade ederek, bu alanda süratle çalışılması gerektiğini söyledi.

Aksu Vital’in 30’uncu kuruluş yıl dönümünü kutladığını ifade eden Aksu, “Otuz yıllık uğraş ve serüvende her gün daha iyisini yapmanın peşinde koştuk. Ülkemizle beraber, sektörle beraber biz sektörü, sektör bizi büyüttü. Hep beraber öğreniyoruz ve gelişiyoruz.” bilgilerini verdi.

Aksu Vital’in 150 çalışanıyla, 10 bin metrekare kapalı alanda 400’e yakın ürün ürettiğini anlatan Aksu, Düzce Üniversitesi ve diğer üniversitelerin katkılarıyla ilerlediklerini anlattı.

Gıda takviyeleri üretiminde ürünlerin standardizasyonunda zorluk yaşadıklarını anlatan Aksu, kullanılan bitkilerin miktar ve standartlarının ölçülememesi ve beyan edilememesi sorunuyla karşı karşıya bulunduklarını ifade etti.

Konuyla ilgili Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş ile bir görüşmeleri esnasında iş birliği fikrinin doğduğunu anlatan Aksu, “Oluşacak standartlar haksız rekabeti ortadan kaldıracağı gibi aynı zamanda tüketicinin neyi ne kadar kullandığını, ne kadar kullanması gerektiğini bilmesine yardımcı olacak. Dolayısıyla katkılarımızı önemsiyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Hocalarımızdan destek istiyoruz”

Bugün yapılan çalıştayla önemli çıktılar alınmasını umduklarını aktaran Aksu, şarlatanların geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı suistimal etmesinin önüne geçilmesi gerektiğini kaydetti.

Şarlatanların kutsal değerleri de işe katarak ürün tanıtımı yaptığını dile getiren Aksu, profesyonel çalışan firmaların kendisini yeterince ifade edemediğini, kuş diliyle konuşur gibi ilerlediğini kaydetti.

Aksu şöyle konuştu:

“Şu anda Tarım Bakanlığı nezdinde ruhsatlandırılan gıda takviyelerinin, en azından Avrupa standartlarına, AB’de kabul edilmiş sağlık beyanlarının kabul edilmesi ve Türkiye’de de uygulanması gibi bir zorunlu ihtiyaç var. Bir şeyin doğrusu tarif edilmezse yanlışı asla sınırlandırılamaz. Doğrusu bilinmeyen şeyin yanlışı konumlandırılamaz. Öyleyse bu konuda Sağlık Bakanlığı’mızın ve değerli hocalarımızın da katkılarıyla sağlık beyanlarının kabul edilmesi ve tanımlanması konusunda adım atılmalı. Bu noktada hocalarımızdan destek istiyoruz. Aksi takdirde hem haksız rekabetin hem de istismarcıların önünü kesmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.”

– "Mucize kremleri” satan yayınlara hala rastlanıyor"

Çalıştayın açılışında bir sunum yapan Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, geleneksel tıbbın özellikle çeşitli televizyon kanallarında sürekli olarak suistimal edildiğini ifade etti.

Geleneksel tıpta kalite ve standartları belirleyen bir platform oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Uğraş, bu yapının akademisyenler ve dernekler üstü bir yapıda kurgulanmasına gayret ettiklerini kaydetti.

İşini gerçekten düzgün yapan geleneksel tıp firmalarıyla “merdiven altı” işletmelerin birbirinden ayrılmasını sağlamayı hedeflediklerini anlatan Uğraş, şöyle konuştu:

“Esasında yönetmelikler var ama dünyada görüyoruz ki bağımsız organizasyonlar ve ve bunlar halk nezdinde bazen daha ön plana çıkabiliyorlar. Uluslararası standartlara bağlı kalıyoruz biz ülke olarak. Dedik ki ‘Neden biz kendi standartlarımızı belirlemiyoruz?’ Geleneksel tıpta biz diğer ülkelerden çok daha geride kaldık. 2014 yılında sağ olsun Sağlık Bakanlığı’mız bu işi gerçekten olması gereken yere oturtmaya karar verdi ve bence de çok doğru bir karar verdi.”

Yapılan düzenlemelere rağmen televizyon kanallarını gezinirken “Mucize kremleri” satan yayınlara hala rastladığını belirten Uğraş, şu örneği verdi:

“Adam yayında ‘mucize kremi’ satıyor. Yanında teyzeler, amcalar var ve diyor ki, ‘Amca görüyorsunuz yürüyemiyor, 10 dakika sonra buradan koşarak gidecek.’ 59 liraya, iki paket lanet zehir parasına. Bakın söylemler çok önemli, pazarlamayı biliyorlar gerçekten. Dikkat ettim, bir müddet sonra sedef ve mantara da iyi geldiğini söyledi. Durmadı devam ediyor. Bir müddet sonra ayak kokusuna da iyi geliyor dedi. Ertesi gün baktım aynı adam bu sefer cinsel destek haplarına dönmüş. Bu noktanın ortadan kalkması için biz bilim insanlarına çok fazla iş düşüyor.”

– “Bürokratik olarak ulaşamadığımız yerlere bağımsız organizasyonlarla ulaşabiliriz”

Uğraş, “Geleneksel tıbbın sınırlarını belirlemediğimiz zaman ne yazık ki bu iş şarlatanların eline düşüyor. Doğru yapanlarla merdiven altları birbiriyle karışıyor. Evet devletimiz çalışma yapıyor ama bağımsız organizasyonların da çalışma yapması lazım. Bürokratik olarak ulaşamadığımız yerlere bağımsız organizasyonlarla ulaşabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Kalkınma Bakanlığı’nın başlattığı Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması kapsamında Düzce Üniversitesi’nin 5 üniversite ile beraber pilot üniversite seçildiğini anımsatan Uğraş, Düzce Üniversitesi’nin ihtisaslaşma alanı olarak geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı seçtiğini söyledi.

Standartları belirleyen bir platform oluşturmak için harekete geçtiklerini anlatan Uğraş, “Kuruluş aşamasında olduğumuz Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarında Kalite Standardizasyon Platformu, bu alanda standartları belirleyecek. Örneğin bir aktar ada çayı satıyorsa bu adaçayını tescil ettirdiğini koymamız lazım. Bu ada çayını kim tescil edecek bunu yazmamız lazım. Adaçayının nem değeri ne olmalı, bu ada çayının toksik bileşenlerin limit değeri ne olmalı? Bir krem satıyorsak bu kremin içindeki etken maddenin değeri ne olmalı? Veya bir hacamat uygulaması var ise bu hacamat uygulaması nasıl olmalı? Gibi somut verilerin olması gerekiyor.” diye konuştu.

Uğraş, yapılacak çalıştaylarla standartların belirleneceğini belirterek, ardından standartları halka tanıtacaklarını söyledi. Tüm standartları kısa sürede belirlemelerinin zorluğuna işaret eden Uğraş, ilk etapta en yaygın bitki ve uygulama türlerine odaklandıklarını kaydetti.

Uğraş, standartların belirlenmesinde sonra kurumsal kimliğin oluşmasıyla ilgili faaliyetlere yöneleceklerini söyledi.

– “Türkiye’de 44 yetkili uygulama merkezi var”

Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanı Dr. Mehmet Zafer Kalaycı, bakanlığın 2014’te yayınlanan yönetmelikle öncülük yaptığını ifade ederek, geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın üniversiteler eliyle gelişmesini beklediklerini kaydetti.

Gelinen noktada Düzce Üniversitesi’nin konuyu sahiplenip bu alanda çalışmalar yapmasından memnuniyet duyduklarını anlatan Kalaycı, “Kanıta dayalı çalışmalar çok önemli. Dünyada bu alanda geri değiliz, çünkü bunu bir üniversite sahiplendi. Bu iş standardize olacak.” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2014-2023 Stratejik Planı’nda gelinmesi gereken nokta olarak tabir edilen noktaya Düzce Üniversitesi’nin şimdiden ulaştığını aktaran Kalaycı, Sağlık Bakanlığı’nın da bu alanda dünyanın ilerisinde olduğunu kaydetti.

Ekim ayı verilerine göre Türkiye’de 44 tane üniversitede yetkili uygulama merkezi bulunduğunu aktaran Kalaycı, bunun 24 tanesinin bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde, 15 tanesi devlet üniversitesi ve 5 tanesinin de vakıf üniversiteleri bünyesinde bulunduğunu belirtti.

Çalıştaya Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar’ın yanı sıra pek çok akademisyen, bürokrat ve sektör temsilcisi katıldı. Çalıştay açılış konuşmalarının ve sunumların ardından farklı ihtisas alanlarında faaliyet gösteren akademisyenlerin kendi branşlarıyla ilgili masalarda çalıştay için hazırladıkları notlarını paylaştılar.