Göynük

“Sakin şehir” Göynük'te bayram yoğunluğu

BOLU (AA) – Uluslararası Yavaş Kentler Birliği (Cittaslow) tarafından "sakin kent" ilan edilen tarihi konaklarıyla ünlü Bolu'nun Göynük ilçesi, Ramazan Bayramı tatilinde çok sayıda turisti ağırlıyor.

Tarihi konakları, Zafer Kulesi ve İstanbul'un manevi fatihi Akşemseddin'in türbelerinin bulunduğu Göynük'ü tercih eden turistler, ilçede yoğunluğa neden oldu.

Osmanlı döneminden kalma birçok esere de ev sahipliği yapan tarihi ilçedeki otellerdeki doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı.

İlçeye gelen turistler, Akşemseddin'in türbesini ziyaret ederek dua ettikten sonra bölgede bulunan tarihi yapıları gezerek, ilçe sakinleri ve yetkililerden bilgi aldı.

Eskişehir'den gelen Salim Arabacı, ilçede bulunan Akşemseddin, Ömer Sıkkın ve Tabak Dede türbelerini ziyaret ettiğini belirtti.

Su değirmeni zamana direniyor

BOLU (AA) – Bolu'nun Göynük ilçesinde bulunan 53 yıllık su değirmeni, gelişen teknolojiye rağmen hizmet veriyor.

Bayındır köyü Ilıca Mahallesi'nde Mustafa Ergen (75) tarafından çevreden toplanan taşlarla 1966 yılında yapılan su değirmeni, köylünün un ve hayvan yemi ihtiyacını karşılamaya devam ediyor.

Eşi Ayşe Ergen ile değirmenin çarkını döndüren Mustafa Ergen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi değirmenlerin son günlerini yaşadığını belirterek, "Eskiden hemen hemen her derede değirmen vardı. Şimdi traktörlerin arkasına takılan değirmenlerle insanlar kendi ihtiyaçlarını karşılıyor. Eskisi gibi su değirmenlerine iş kalmadı." diye konuştu.

– "Para değil, hak alıyorum"

Değirmene öğütülmek için getirilen üründen para almadığını anlatan Ergen, "Ürünler değirmene çuvallarla getiriliyor. Su yardımı ile dönen değirmen taşının içerisine boşaltılıyor. Çıkan ürünler tekrar çuvallara dolduruluyor. Doldurulan ürünlerden öğütme ücreti olarak bir ölçek ürün alınıyor. Yani yapılan çalışma karşılığında para talep etmiyoruz. Ben hakkımı az alıyorum ancak motorlu değirmenler hak çok alıyorlar. Eskisi gibi öğütmeye kimse gelmiyor artık." diye konuştu.

Değirmenin elektrik olmadığı için her zaman kullanılmadığını belirten Ergen, yağmurların olduğu zamanlarda, dere sularının yükseldiği zamanlarda çalıştıklarını, yazın ise dere sularının azalması nedeniyle değirmenin yaklaşık 3 ay çalıştığını ifade etti.

– "Eskiden ekmeklerin bir tadı vardı"

Su değirmenlerinin eskiden çok kazandırdığını anlatan Ergen, "Şu an o kadar kazanç sağlamıyor. Zevkli bir yanı da kalmadı. Bizim değirmenden başka bölgede su değirmeni de kalmadı. Kurulduğu günden beri bu değirmende uğraşıyoruz. Eskiden çuvallar dolusu ekmeklik buğday öğütülüyordu. Şimdi ise tarla sahipleri buğdayları tüccarlara veriyor. Buğday verip fırından hazır un ve ekmek alıyor. Eskiden ekmeklerin bir tadı vardı şimdi o tat da kalmadı." dedi.

Ergen, su değirmenlerinde öğütülen buğdaydan yapılan ekmeklerin buram buram koktuğunu belirterek, "Ama şimdiki satın aldığımız unlar kokmuyor. Bizim unlarımız tarladan geldiği gibi öğütüldüğünden hiçbir katkı maddesi bile bilinmezdi. Vatandaş buğdayı yıkardı, getirir ve öğütürdük. Çok güzel ekmek olurdu, ekmekler buram buram kokardı." şeklinde konuştu.

– "Bu işi yapacak kimse kalmadı"

Ayşe Ergen de eşiyle yıllardır değirmende çalıştığını, eşine çay ve yemek yaptığını anlatarak, eskiden iş yoğunluğu nedeniyle geç saatlere kadar çalıştıklarını, şimdi ise bu yoğunluğun olmadığını, kendilerinden sonra bu işi yapacak kişinin de bulunmadığını kaydetti.