Güler Sabancı

Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti Eş Başkanı oldu

İSTANBUL (AA) – Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti (American Turkish Society) Eş Başkanı oldu.

Akbank'tan yapılan açıklamaya göre, Dinçer, Türk ve Amerikan toplumlarının oluşturduğu en eski organizasyon olan Amerikan Türk Cemiyeti'nin Eş Başkanlığı görevini, HSBC ABD Üst Yöneticisi (CEO) Michael Roberts ile birlikte yürütecek.

Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki kültürel, ticari ve ekonomik bağları güçlendirmek amacıyla kurulan New York merkezli Amerikan Türk Cemiyeti, 1949 yılından bu yana kar amacı gütmeden faaliyetlerini sürdürüyor.

Cemiyet, eğitim, kültür alışverişi ve hayırseverlik gibi pek çok sosyal sorumluluk projesi vasıtasıyla iki ülke arasındaki iş birliğini geliştiriyor, ABD'de Türk kültür-sanat etkinliklerini vurgulayan programları destekliyor.

Dünyaca ünlü Atlantic Records'un kurucusu rahmetli Ahmet Ertegün'ün de uzunca seneler başkanlığını yaptığı, 1949 yılında kurulan Amerikan Türk Cemiyeti, eğitim, kültür, sanat, topluma fayda ve eğitime destek konularında yaptığı çalışmaların yanı sıra, Amerikan kamuoyunu Türkiye'nin güncel ilişkileri, ekonomisi, tarihi ve toplumu hakkında bilgilendirme misyonunu da üstleniyor.

Amerikan Türk Cemiyeti ayrıca, Türk sanatının tanıtımında önemli bir yer tutan New York Türk Film Festivali'ni de (New York Turkish Film Festival) düzenliyor.

Türkiye'den ve ABD'den çok sayıda kurumun desteğiyle düzenlenen New York Türk Film Festivali'nde bu yıla kadar 300'ü aşkın klasik ve çağdaş dönem uzun metraj, belgesel ve kısa filmin gösterimi gerçekleştirildi. 17. New York Türk Film Festivali 2019 yılı Aralık ayında yapıldı.

Genç Toplum Liderleri programı ile yeni nesil liderlerin yetişmesine katkıda bulunan cemiyet, ABD'de herhangi bir eğitim veya sivil toplum kuruluşundan ülkesini temsil etmek üzere davet almış, lise, üniversite, master veya doktora öğrencilerine de karşılıksız maddi destek sağlıyor.

Amerikan Türk Cemiyeti'nin yeni yönetim kurulunda ayrıca Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Özyeğin, Ümit Taftalı, Ümran Beba, Serdar Bilgili, Larry Kaye, Andy Cohen, William Wachtel ve Wael Bayazid gibi isimler de bulunuyor.

– "Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler çok eski dönemlere dayanıyor"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dinçer, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin çok eski dönemlere dayandığına belirtti.

Dinçer, Bu onurlu görevi, Türk – Amerikan ilişkilerinin daha da geliştirilmesi ve bugüne kadar yürütülen sosyal sorumluluk çalışmalarını daha da ileriye taşımak için üstlendim ve bundan gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.

Dinçer, "Dünyanın en büyük ekonomisinde Türk toplumunu, Türkiye'yi anlatmaya devam edeceğiz. Türkiye ile ABD arasında diplomatik ilişkilerin aktif olarak başladığı 1947 yılından yalnızca iki yıl sonra kurulan Amerikan Türk Cemiyeti’nin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine bugüne kadar yaptığı değerli katkıyı, hiç kesintiye uğratmadan devam ettirmek ve daha da ileriye taşımak için bütün gayretimizle çalışacağız. Amerikan Türk Cemiyeti’nin bu önemli misyonunu, gerek ABD’de yaşayan Türkler, gerekse ülkemizde ABD ile iş ve sosyal ilişkileri yürüten topluluğun değerli katkılarıyla sürdüreceğiz. Bu minvalde iki ülke arasındaki kültürel ve sanatsal etkileşim çok değerli; bu konuda da önümüzdeki dönemlerde çok kapsamlı çalışmalara imza atacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Dünya Enerji Görünümü 2018 Raporu'nun Türkiye tanıtımı

İSTANBUL (AA) – Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, "Son 16 yılda Türkiye enerji sektöründe çok önemli gelişmeler yaşadık. Artan enerji talebinin karşılanmasına yönelik olarak, büyük bölümü özel sektör tarafından olmak üzere, sadece elektrik ve doğal gaz sektörlerinde 100 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirildi." dedi.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Enerji Görünümü 2018 Raporu'nun Türkiye tanıtımına katılan Güler Sabancı, toplantının sektör için önemine işaret etti.

IICEC bünyesinde son dönemde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Sabancı, Türkiye'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere, politika yapıcı ve düzenleyici kurumların, sektörü daha ileriye taşımaya yönelik yoğun mesai içinde çalıştıklarını söyledi.

Sabancı, son 16 yılda Türkiye enerji sektöründe çok önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Ülkemiz için çok stratejik olan bu sektörü kamu ve özel sektör, hep birlikte, yoğun gayretlerle, önemli bir noktaya getirdik. Artan enerji talebinin karşılanmasına yönelik olarak, büyük bölümü özel sektör tarafından olmak üzere, sadece elektrik ve doğal gaz sektörlerinde 100 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirildi. Bunun neticesinde, elektrik sektöründe, üretim kapasitemizi üç katına büyüttük.

Üretimde rekabet, verimlilik ve kaynak çeşitlendirmesi önemli oranda arttı. Yerli ve yenilenebilir enerjinin üretimdeki payı önemli oranda yükseldi. Aynı zamanda yerli teknolojiyi de içeren Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) modeli ile önemli bir büyüme ve gelişim fırsatı yakalandı."

Sabancı, dağıtım sektörünün tümüyle özelleştiğini anımsatarak, özel sektör yatırımları ve verim odaklı operasyonlar neticesinde, kayıp-kaçak oranlarında, arz kalitesinde, tüketici memnuniyetinde çok çarpıcı gelişmeler yaşandığını anlattı.

– "Sektörün sermaye yapısının yeniden gözden geçirilmesine ve yapılandırılmasına ihtiyaç var"

Son dönemde, "Son Kaynak Tedarik Tarifesi" ile ilgili atılan adımların da piyasanın rekabetçiliği bakımından önemli rol üstlendiğine dikkati çeken Sabancı, teknolojinin dönüştürücü etkisinin de sektöre eşsiz fırsatlar sunduğunu dile getirdi.

Sabancı, bunların yanı sıra sektörün, daha verimli işlemesi ve tüm paydaşlar için daha fazla değer yaratılabilmesi için çok önemli bir şart olduğuna dikkati çekerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"O da, finansal sürdürülebilirliğin temin edilebilmesidir. Bugün enerji sektörümüz bu bakımdan zorlu bir süreçten geçiyor. Enerji sektörümüzü, bütüncül bir yaklaşım ile, mali sürdürülebilirlik bakımından daha iyi bir noktaya taşımamız gerekiyor. Bunun için öncelikle, sektörün sermaye yapısının yeniden gözden geçirilmesine ve yapılandırılmasına ihtiyaç vardır.

Çok çalışma yapılıyor, umuyorum bunu da önümüzdeki süreçte yapacağız ve başaracağız. Tüm paydaşlar olarak, enerji sektörünü daha ileriye taşımak hepimizin ortak hedefi olmalıdır."

– "Enerji sektöründe kadınların rolünü de çok önemsiyoruz"

Program çerçevesinde özellikle elektrik sektörü odaklı bir panel olmasını ayrıca önemsediklerini bildiren Sabancı, elektrifikasyon trendinin fırsatlarının, genç nüfus, artan kentleşme, ulaşım sektörü ve inovasyon bakış açısıyla etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Güler Sabancı, diğer alanlarda olduğu gibi, enerjide de sanayi-üniversite iş birliklerinin önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:

"IICEC'te ortaya koyduğumuz yapı ile de öncü uygulamalara imza atıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yüksek katma değerli, bilgi ve teknoloji yoğun proje ve iş birliklerine odaklanmaya devam edeceğiz. Bunların yanında, enerji sektöründe kadınların rolünü de çok önemsiyoruz. Bu çerçevede üniversitemizde, IICEC ve Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezimiz (SU Gender) arasında çok önemli bir iş birliği gelişiyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın da desteklediği bu önemli platform, enerji alanında çalışan kadınların global anlamda desteklenmesini hedefleniyor. Daha güvenli, verimli ve rekabetçi bir enerji ekosisteminin oluşabilmesi için finansal sürdürülebilirliği güçlenmiş, odağında teknoloji olan bir enerji sektörüne ihtiyaç vardır. Böylece, enerjinin Türkiye'nin ekonomik ve sosyal gelişmesine de katkısı artacaktır."

Sabancı Vakfı 11. Filantropi Semineri

İSTANBUL (AA) – Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, haklarına erişmede en çok sorun yaşayanlar arasında engelli bireylerin geldiğine dikkati çekerek, "Tüm engellerin ortadan kalktığı, tüm bireylerin hayata özgürce katıldıkları bir dünya diliyorum." dedi.

Sabancı Vakfı'nın 11 yıldır hayırseverlik alanındaki gelişmeleri gündeme taşıdığı "Filantropi Semineri", bu yıl "Engelsiz Yaşam Teknolojileri" başlığıyla düzenlendi.


Sabancı Center Hacı Ömer Sabancı Konferans Salonu'ndaki seminerde konuşan Güler Sabancı, ayrı bir heyecan içerisinde olduklarını ve Sabancı Vakfı olarak filantropi alanındaki gelişmeleri yakından takip etmek üzere 2007 yılında seminerlere başladıklarını kaydetti.

Bu seminerlerde sivil toplum alanındaki yeni yaklaşımları gündeme getirmek ve tartışma imkanı yaratmak istediklerini belirten Sabancı, filantropinin 21. yüzyılda tüm dünyada önemi ve etkinliği giderek artan konulardan biri haline geldiğini vurguladı.

Bu alana odaklanan kişi ve kurumların sayısının da her geçen gün arttığını belirten Sabancı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hepsinin hedefinde daha adil ve eşit bir dünyaya katkıda bulunmak arzusu var. Harvard Üniversitesinin yaptığı bir araştırma neticesindeki küresel Filantropi Raporu'na göre vakıf sayısı son 25 yılda üç katı arttı. Bütçeler de ona göre ve 150 milyar doları aşan bir bütçe konuşuyoruz. Rapora göre, bu kaynağın önemli bir kısmı eğitim, sosyal, sağlık ve kültür sanata gidiyor. Vakıflar hangi alanlarda çalışırsa çalışsın bütçeden çok daha önemli bir konu var etki meselesi. Bireylerin bu çalışmalarda ne kadar yararlandığına odaklanmak ve aslında etkiyi takip etmek. Çünkü günümüzde artık filantropi, yani hayırseverlik büyük paralar harcamak değil. Eşit bir dünya hayaline daha etkin çalışmak anlamı gerektiriyor."

Sabancı Vakfı olarak bireylerin bütün haklardan eşit yararlandığı bir toplum vizyonuyla çalıştıklarına da değinen Sabancı, "Kuşkusuz haklarına erişmede en çok sorun yaşayanlar arasında engelli bireyler geliyor. Tüm engellerin ortadan kalktığı, tüm bireylerin hayata özgürce katıldıkları bir dünya diliyorum. Sabancı Vakfı olarak bu sebeple kuruluşumuzdan bu yana engelli bireylerin hayata katılımında karşı karşıya kaldıkları eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için pek çok proje hayata geçirdik. Bugün de burada teknolojinin bağımsız yaşama nasıl katkı sağlayacağını konuşacağız." dedi.

Güler Sabancı, teknolojinin, eğitimden sanayiye, hayatın her alanının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, "Önemli olan sadece teknolojik gelişmeler değil, bu gelişmeleri hangi alanlarda, nasıl hayata katacağımızı önemsemeliyiz. Teknoloji daha eşit, adil ve demokratik dünya hayaline destek olduğunda daha da anlam ve değer kazanıyor. Bugün teknolojinin engelli bireyler için sunduğu fırsatları konuşacağız. Teknoloji bugün bize gelecek için umut veriyor." ifadelerini kullandı.

– "Amaç tüm engelleri ortadan kaldırmak"

Microsoft Yazılım Mühendisi Saqib Shaikh de teknolojiyi çok sevdiğini söyleyerek, "Defalarca gördüm ki teknoloji her şeyin üstesinden gelebiliyor. Hepimizin elinde artık elinde akıllı telefonlar var. Ama bu acı çektiği için dokunmatik ekran kullanmak zorunda olan bireyler için geliştirildi. Daha sonra bir şirket akıllı telefonlarda da kullanmaya başladı." dedi.

Shaikh, bir yapay zeka projesi geliştirdiğini anlatarak, "Bilgisayarlar artık görüntüleri tanıyabiliyor. Pek çok fotoğraf göstererek bilgisayarların bunları tanıyabilmesini sağladık. Uygulamalar sayesinde insanların yaşamı değişiyor. Yapay zeka sayesinde birçok engeli geride bıraktık. Arkadaşlarım farklı projeler üzerinde çalışıyorlar. Amaçları, tüm engelleri ortadan kaldırmak." şeklinde konuştu.

Logo Silver Firma Üst Yöneticisi (CEO) Boris Lo, merdiven çıkan tekerlekli sandalyeyi tanıttıklarını söyleyerek, "Bu merdiven çıkabilen tekerlekli ve akülü bir sandalye dünyada ilk ve tek. İçindeki akıllı sistem eğimi hesaplayarak ona göre tekerlekleri kaldırıyor ve kauçuk sistem basamakları kavrayarak engelli bireyin güvenli bir şekilde çıkıp inmesini sağlıyor." bilgisini verdi.

Sandalyenin manevra çok hızlı yapılsa dahi devrilmediğini belirten Lo, "Düşme gibi bir problem yok. Üretimine başlanıldı. Bu yeni versiyonu. Şu anda Asya, Amerika ve Avrupa'dan 300 kişi bu ürünü kullanıyor. Fiyatı yaklaşık 18 bin avro." ifadelerini kullandı.

Öte yandan seminerde görme engellilerin ihtiyaçları doğrultusunda akıllı baston geliştiren Kürşat Ceylan, işitme engelli çocuklar için iki dilli hikaye kitabı tasarlayan Melissa Malzkuhn ile fiziksel engelliler için online harita geliştiren Jason Da Silva kendi deneyimlerini anlatırken, akademisyen Volkan Yılmaz engelli politikaları üzerine konuşma yaptı. 


TÜBİTAK ödüllü genç yazılımcı Arda Mavi tarafından geliştirilen ve işaret dilini konuşma diline çeviren
Sesgoritma, yazılı metinleri bir eldiven aracılığıyla Braille'e çeviren Gloveye, çevredeki sesleri işitme engellilerin anlayacağı görsel uyarılara çeviren Abilisense, işitme engelliler için çevredeki konuşmaları yazıya çeviren Trelens ve merdiven çıkan tekerlekli sandalye Topchair'in de aralarında bulunduğu pek çok teknoloji de sergide yer aldı.

Seminerin öncesinde ayak parmaklarıyla korno çalan Felix Klieser mini konser verdi.