Gümülcine

Batı Trakyalı Emre Salih, şifayı Türkiye'de buldu

EDİRNE (AA) – Yunanistan'da yaşayan ve 5 yıldır böbrek hastası olan Emre Salih Hasan, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde sağlığına kavuştu.

Yunanistan'ın Gümülcine kentinde yaşayan 21 yaşındaki Emre Salih Hasan'a, babası Cemali Hasan'ın verdiği böbrek, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan ameliyatla nakledildi.

Yaklaşık 2 yıldır diyalize girerek yaşamını sürdüren Hasan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu belirtti.

Babasının böbreğiyle hayata tutunduğunu ifade eden Hasan, "Çok mutluyum, babam sayesinde sağlığıma kavuştum. Hiç düşünmeden bana böbreğini verdi." dedi.

Hasta olduğu için birçok planını ertelemek zorunda kaldığını anlatan Hasan, doktor olmak istediğini, taburcu edildikten sonra eğitim hayatına devam edeceğini vurguladı.

– "Oğlum iyi olsun başka bir şey istemem"

Cemali Hasan ise Yunanistan'da oğlunun hastalığının ilerlemesi sonucu Edirne'ye geldiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlık konusunda soydaşlara birçok kolaylık tanıdığını bu nedenle oğlunu Türkiye'de ameliyat ettirdiğini ifade eden Hasan, "Yunanistan'da oğlum hastalandı, bir süre tedavisini yaptırmaya çalıştık olmadı, Cumhurbaşkanımız da bizlere sağlık konusunda birçok kolaylık sağlayınca bende oğlumu Edirne'ye getirdim. Burada benim verdiğim böbrekle sağlığına kavuştu. Oğlum iyi olsun başka bir şey istemem. Çok mutluyum" dedi.

– "Devletimizin verdiği imkanlarla bir hastamız daha yeni böbreğine kavuştu"

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Transplantasyon Ünitesi Böbrek Nakli Uzmanı Prof. Dr. Tamer Sağıroğlu da son dönem böbrek yetmezliği tanısıyla hastaneye başvuran Hasan'ın, babasının böbreğiyle sağlığına kavuştuğunu ifade etti.

Hasan'ın böbrek nakli ameliyatının 8 gün önce yapıldığını ve yarın taburcu edileceğini aktaran Sağıroğlu, "Hastamızın ameliyatı çok başarılı geçti. Kendisi de yavaş yavaş sağlığına kavuşuyor. Yarın son kontrolleri yapıp taburcu edeceğiz. Devletimizin verdiği imkanlarla bir hastamız daha yeni böbreğine kavuştu." diye konuştu.

Yunanistan'da seçmenler sandık başında

ATİNA (AA) – Yunanistan'da yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler, Türkiye'de 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27'nci Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi için sandık başına gitti.

Sandıkların kurulduğu Atina, Selanik, Gümülcine ve Rodos'ta seçmenler, TSİ 09.00'da oy vermeye başladı.

Oyunu Atina-Pire Başkonsolosluğunda kullanan Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Yaşar Halit Çevik, basın mensuplarına açıklama yaptı.

Vatandaşların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Çevik, "Ayrıca bugün ikinci bir bayram olarak kabul ettiğimiz için oy kullanıyoruz." diye konuştu.

Çevik, vatandaşlığın en temel haklarından seçme ve seçilme hakkını şeref ve huzurla yerine getirdiğini belirterek, "Bütün vatandaşlarımızı oy kullanmaya çağırıyorum. Yapılacak seçimlerin vatanımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

– Batı Trakya

Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türk seçmenler de sandık başına gitti.

Gümülcine'deki Türk Başkonsolosluğuna erken saatlerde gelmeye başlayan seçmenler konsolosluk binasında kurulan sandıkta oylarını kullandı.

Türkiye'nin Gümülcine Başkonsolosu Murat Ömeroğlu, oy verme işleminin usule uygun olarak devam ettiğini belirterek, vatandaşları oy kullanmaya davet etti.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlar, 16-17 Haziran tarihlerinde 09.00- 21.00 saatleri arasında, Atina-Pire, Gümülcine, Selanik ve Rodos'taki başkonsolosluklarda oylarını kullanabilecek.

Yunanistan'da yaklaşık 11 bin kayıtlı seçmen bulunuyor.

“Türkiye bölgesinde bir güç adası olmuştur”

BURSA (AA) – Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "Türkiye bölgesinde artık bir güç adası olmuştur. Türkiye 24 Haziran'dan sonra, değiştirdiği yeni hükümet modeliyle beraber adeta şaha kalkacaktır ve sadece bu bölgenin bir güç adası olarak değil, küresel anlamda da masanın etrafına oturduğunda sözünü geçiren, masaya yumruğunu vuran ve istediğini yaptıran bir ülke olacaktır." dedi.

Çavuşoğlu, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Bursa Şubesi'nin iftar programında yaptığı konuşmada, son yıllarda özellikle Balkan coğrafyasına, Afrika'nın içlerine, Orta Asya'nın steplerine, Kudüs'e ve Ortadoğu'ya Türkiye'nin sıcak ve yumuşak elini götüren kurumlarla, oradakilerin ülkeye bakış açısının değiştirildiğini söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 65 yıl sonra bir Cumhurbaşkanı olarak Batı Trakya'da Gümülcine'ye gittiğini belirten Çavuşoğlu, bunun önemine dikkati çekti.

Çavuşoğlu, bunun bir ruh ve tarihe bakış meselesi olduğuna işaret ederek, "Cumhurbaşkanımız her karşılaştığımızda, Batı Trakya'dan, Balkanlar'dan bir hal haber sorar. 'Mutlular mı?' diye sorar ve onları yalnız bırakmamamız, her daim yanlarında olduğumuzu hissetmeleri gerektiğini söyler. Türkiye bugün kendi gücünü muhafaza ederken, komşularında yaşayan akrabalarımıza ve soydaşlarımıza da güven telkin etmeye devam ediyor." diye konuştu.

Türkiye'nin bölgesinde önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye bölgesinde artık bir güç adası olmuştur. Türkiye 24 Haziran'dan sonra, değiştirdiği yeni hükümet modeliyle beraber adeta şaha kalkacaktır ve sadece bu bölgenin bir güç adası olarak değil, küresel anlamda da masanın etrafına oturduğunda sözünü geçiren, masaya yumruğunu vuran ve istediğini yaptıran bir ülke olacaktır. Etrafımızda ne yaşanıyorsa biliniz ki Türkiye içindeki huzursuzlukları kaşımak, bizim farklılıklarımızı kaşımak ve toplumsal huzurumuzu kaçırmaya matuf çabalardır. Bugün Suriye'de yaşananlar esasında Türkiye'nin içinden bir toprak koparmaya matuf çabalardır."

– "2023 hedeflerine mutlaka ulaşacak bu ülke"

Türkiye'yi 40 yıl öncesinde görüşler üzerinden fitne tohumları saçarak ayrıma tabi tutmaya çalıştıklarını anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Sürekli enerjimizi tamamen içimize sevk etmemizi, başımızı kaldırıp etrafımızda olan olayları görmememizi istediler. Nispeten başarılı oldular. Artık eski durumda değiliz. Türkiye son 16 yıllık zaman dilimi içinde tam 3,5 kat büyüdü. Her şeye rağmen bu büyümeyi sağladı. Allah'ın izniyle önümüzdeki 5 yıllık dönemde 4 kat daha büyüyecek ve 2023 hedeflerine mutlaka ulaşacak bu ülke. Biz bölgemizde güçlü olursak, insanlarımıza müreffeh ve huzurlu bir yaşam sağlayabilirsek, bizim bu sınırlarımızda yaşayan ve bu sınırlarımızdan çok ötede yaşamakta olan kardeşlerimiz, soydaşlarımız ve akrabalarımız da güven içinde yaşayacaklardır."

İftar programına AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu, partililer ve vatandaşlar katıldı.

Gümülcine seçilmiş müftüsüne “makamı gasp” suçlaması

GÜMÜLCİNE (AA) – Batı Trakya’da, Gümülcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif hakkında “makamı gasp” suçlamasıyla dava açıldı.

Rodop Savcılığınca, Gümülcine’de 2016’da düzenlenen bir toplu sünnet etkinliğine katılarak resmi makamı gasp ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılan Şerif, 8 Mayıs'ta hakim karşısına çıkacak.

Şerif, AA muhabirine yaptığı açıklamada, savcılık tarafından gönderilen 6 Mart 2018 tarihli celpte, davet üzerine katıldığı Gümülcine Alankuyu Mahallesi'ndeki soydaşlar tarafından düzenlenen toplu sünnet etkinliğini organize etmekle suçlandığını söyledi. Şerif, “Mesele iddia makamının göstermek istediği şekilde değil. Bizler, dindaşlarımızın dini konuda yardımcı olmamızı istemesi üzerine bu etkinliğe katıldık. Düzenlenen mevlit programına sadece dini açıdan katkı yaptık. Din adamları olarak yardım isteyen herkese dini yardım yapmak mecburiyetindeyiz.” dedi.

Savcılık iddianamesinde yer alan hakkındaki “resmi makamı gasp” suçlamasının anlaşmalar ve hukuki açıdan hiçbir dayanağı bulunmadığını vurgulayan Şerif, müftülüklerle ilgili 1913 Antlaşması’nda, 2345 sayılı yasa ve 1990 yılında çıkarılan müftülüklerle ilgili kararnamede müftülerin yetkileri arasında “sünnet ettirmek” diye bir yetki bulunmadığını kaydetti.

Şerif, “Dolayısıyla sünnet etkinliğine katılmak ya da böyle bir etkinlik düzenlemek yetki kullanımı sayılamaz. Çünkü bu bir müftü yetkisi değil. Tüm bunları savcılığa verdiğimiz ifadede açıkça belirttik. Bundan sonrası hakimlerin takdirine ait.” diye konuştu.

Daha önce aynı suçlamalarla hakkında açılan davalarla ilgili iç hukuku tükettikten sonra başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) haklı bulunduğunu ve bu konuda Yunanistan’ın mahkum edildiğini hatırlatan Şerif, “AİHM tarafından haklı bulunduğumuz 1999 yılından bu yana uzun bir süre bu konuda hakkımızda herhangi bir cezai kovuşturma olmadı. Ancak, son bir yılda 7 defa savcılığa ifade vermeye çağrıldık. Yunan devleti ve savcılık ne şekilde düşünüyor, bilemiyorum. Ama madem ki, Avrupa Birliği vatandaşıyız ve demokrasi var, biz yine bu konuda tüm hukuki yolları deneyip, davayı sonuna kadar sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

-“Asıl mesele Başmüftülük”

Şerif, Batı Trakya’da müftülük sorunun anlaşmalara göre adil bir şekilde çözülmesi için önce “Başmüftülük” meselesinin ele alınması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gümülcine ziyaretinde bu konuya değindiğini hatırlatan Şerif, “Cumhurbaşkanı buradaki konuşmasında sadece müftülükler değil, Başmüftülükten söz etti. Bu üzerinde önemle durulması gereken bir meseledir. 1913 antlaşmasında Başmüftülük müessesesinden bahsediliyor ve bu Lozan Antlaşması’nda da tasdik ediliyor.” dedi.

Şerif, Başmüftülük müessesesinin, Anadolu’da Osmanlı himayesindeki Hıristiyanlara tanınan patrik seçimi gibi bazı haklara karşılık olarak, Yunanistan’da bırakılan Müslümanların da aynı haklara sahip olmaları yönünde anlaşmalarla oluşturulması kararlaştırılan bir düzen olduğunu ancak hiçbir zaman uygulanmadığını söyledi.

Bu kapsamda, 1913 ve müteakip yıllarda imzalanan anlaşmalarda, Türkiye’deki Ortodoks Patrikhanesi gibi Yunanistan’da da Başmüftülük oluşturulması için Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinde 12 adet müftülük kurulmasının öngörüldüğünü anlatan Şerif, ancak bu müftülüklerden bazılarının hiçbir zaman faaliyete geçmediğini, bazılarının ise çeşitli gerekçelerle zaman içerisinde feshedildiğini ifade etti.

Şerif sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anda sadece Batı Trakya bölgesinde 3 müftülük bulunuyor. Dolayısıyla Başmüftülük müessesi hiçbir zaman işletilmedi. Bu durumda, İstanbul’daki Patrikhane ve Patrik’i seçen San Sinod’a karşılık Batı Trakya’da bir Başmüftülük makamı ve Başmüftü’yü seçecek müftülüklerin bulunmaması bir eksiklik. Batı Trakya’da, müftülük sorununun anlaşmalara göre, adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesi için önce Başmüftülük müessesesi oluşturulması gerekiyor. Başmüftü de, anlaşmalarda öngörülen sayıda müftülükler bulunmadığı için, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu mensubu din adamları tarafından seçilmesi gerekiyor.”

Gümülcine'de, 1990 yılında, Müslüman Türk halkı tarafından müftü seçilen İbrahim Şerif, daha önce de “resmi makamı gasp” suçlamasıyla hakkında açılan çok sayıda davadan mahkum edilmişti. Şerif, başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından haklı bulunmuş ve Yunanistan para cezasına mahkum edilmişti.

Yunanistan'da, daha önce de makam gaspı suçlamasıyla yargılanan İskeçe seçilmiş müftüleri Ahmet Mete ve merhum Mehmet Emin Aga, çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştı. Defalarca fanatik grupların saldırısına uğrayan müftü Aga, aylarca hapis cezasına mahkum edilmiş, 6 ay Larisa cezaevinde kaldıktan sonra sağlık nedenleriyle serbest bırakılmıştı.

Yunanistan'da, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığın dini liderleri, müftüler ve azınlığa ait vakıfların idare heyetleri devlet tarafından atama yoluyla belirleniyor. Türk azınlık ise bu uygulamalara karşı çıkarak kendilerinin seçtiği müftülerin görev yapmasını istiyor.