Hacettepe Üniversitesi

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güran: “(Koronavirüs aşısı) Umarım bu çalışmalar insanlığın hayrına sonuçlanır” – ANKARA

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ile Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Serhat Ünal ve Prof. Dr. Murat Akova, Koronavirüs aşı çalışmalarına ilişkin basın toplantısından görüntü
– Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran'ın konuşması ANKARA (AA) – Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ile Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Serhat Ünal ve Prof. Dr. Murat Akova, Koronavirüs aşı çalışmalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. (1)

Ankara Kalesi'nden düşen kişi yaralandı

ANKARA (AA) – Ankara Kalesi'nin surlarından kayalıklara düşen kişi yaralandı.

Ankara Kalesi'ndeki surlardan bir kişinin düştüğü ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Polis, 112 Acil Servis, UMKE ve itfaiye ekipleri, surların aşağısındaki kayalıklar üzerinde bulunan Berfin K'yı kurtmak için çalışma başlattı.

Ekiplerin çalışmasıyla bulunduğu yerden güçlükle çıkarılan Berfin K, ambulansla Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

Berfin K'nın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçları açıklandı

ANKARA (AA) – Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, "1968'de ülkemizde bebek ölüm hızı binde 170'lerde iken 2018 yılına geldiğimizde binde 10'un altına, yüz binde 61 olan anne ölüm oranlarının ise son 15 yılda, yüz binde 13,6'ya düştüğünü belirtmekten mutluluk duyuyorum." dedi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Nüfus Etütleri Enstitüsünce, TÜBİTAK 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında yürütülen, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının finansal olarak desteklediği "2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması" (TNSA) sonuçlarının paylaşıldığı toplantı, Çankaya'da bir otelde düzenlendi.

Programa, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, HÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Banu Ergöçmen katıldı.

– "TNSA, önemli bir yer tutuyor"

Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, yaptığı konuşmada, sadece sağlık alanında yapılan çalışmaların değerlendirilmesinde kullanılmayan, aynı zamanda ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirlemede de anahtar rol oynayan, sağlık, nüfus ve sosyal politika alanında ülkelerin yürüttüğü programların değerlendirilmesine ve yeni stratejilerin oluşturulmasına kaynaklık eden sağlık göstergelerinin, büyük araştırmalar ve kayıt sistemlerinden elde edildiğini ifade etti.

Bu büyük araştırmaların başında, 90'ı aşkın ülkede sağlık ve nüfusla ilgili doğru ve ulusal düzeyde verilerin toplanmasını ve yayılmasını sağlayan Demografik ve Sağlık Araştırmaları'nın geldiğini belirten Meşe, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması'nın bu anlamda önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Meşe, HÜ Nüfus Etütleri Enstitüsünce 1968'i takip eden 50 yıl içinde, 5 yıllık aralıklarla yapılan 11 TNSA'nın başarıyla gerçekleştirildiğini vurgulayarak, bu araştırmaların, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, nüfus ve sağlık alanında karar vericiler, politikacılar ve araştırmacılara son derece zengin ve karşılaştırmalı bir demografik veri kaynağı sunduğunu kaydetti.

Sağlık alanında Türkiye'de son 50 yılda ciddi kazanımlar elde edildiğini belirten Meşe, şunları kaydetti:

"Bu araştırmaların ilkinin yapıldığı 1968'de, ülkemizde bebek ölüm hızının binde 170'lerde iken, 2018 yılına geldiğimizde binde 10'un altına, yüz binde 61 olan anne ölüm oranlarının ise son 15 yılda, yüz binde 13,6'ya düştüğünü belirtmekten mutluluk duyuyorum. Bakanlığımız, sunduğu hizmetlerin kalite ve standartlarını yükseltmek için tüm imkanları ve paydaşları ile birlikte çalışmalarına devam etmektedir.
Hacettepe Üniversitesi, Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji Başkanlığı ve TÜBİTAK arasında imzalanan protokol ile gerçekleştirilen 2018 TNSA'nın sonuçlarının ülkemize önemli değerler katacağına olan inancımız tamdır."

– "Bu rakam, müthiş bir rakam"

HÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen de üniversitelerin gerçek görevlerinden birinin, devlete ve politika yapıcılara akademik bilgileri sunmak, onların doğru kararlar almasına ışık tutmak olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yaptıklarının dünyada eşi ve benzeri bulunmadığını belirten Özen, bunların dünyaya anlatılması gerektiğini ifade etti.

Bu anlamda akademinin inandırıcılığının, siyasetin ve bürokrasinin inandırıcılığından daha önemli olduğunu vurgulayan Özen, "Bu çalışmada gösterildi ki yüzde 93 oranında Suriyeli mülteci hanım, doğumlarını bir hastanede gerçekleştirmiş. Bu rakam, müthiş bir rakam. Doğum sonrası kontrolleri de yüzde 90 oranında. Bu, neredeyse gelişmiş ülke vatandaşlarının ulaşabileceği bir rakam." dedi.

Özen, bugün son yolculuğuna uğurlanacak eski HÜ Rektörü Prof. Dr. Yüksel Bozer ile Türkiye'nin sayılı üniversitelerinden birini kuran Prof. Dr. İhsan Doğramacı'yı ve halk sağlığına olan yakınlığının şekillenmesine öncülük eden tüm hocalarını rahmetle, minnetle andığını söyledi.

Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Banu Ergöçmen ise araştırmayla elde edilen bilgilerin ve verinin; plan ve programların yapılmasında, stratejilerin belirlenmesinde, izleme ile akademik çalışmalarda yardımcı ve yol gösterici olmasını temenni etti.

Araştırma verisinin proje bitiminden hemen sonra herkesin kullanımına açılacağını belirten Ergöçmen, çalışmada emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.

“Türkiye nöroendokrin tümörü tedavisinde dünya standartlarında”

İSTANBUL (AA) – Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, özellikle nöroendokrin tümörler konusunda Türkiye'nin bütün tanı ve tedavi metotlarına sahip olduğunu belirtti.

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı da olan Yalçın, "10 Kasım Nöroendokrin Tümör (NET) Farkındalık Günü" dolayısıyla Sait Halim Paşa Yalısı'nda düzenlenen toplantıdaki konuşmasında, NET'in sindirim sistemi, pankreas ve akciğerde daha çok yer alan ama tüm vücutta görülebilen, özel nöroendokrin hücrelerinden kök alan bir tümör grubu olduğunu söyledi.

Bu tümörlerin seyrek gözükmesiyle birlikte hastalarda yaşam sürelerinin uzun ve tedavi başarısının da yüksek olduğunu belirten Yalçın, yaygınlık bakımından ise kalın bağırsak kanserinden sonra sindirim sistemi tümörlerinin başında geldiğini kaydetti.

Prof. Dr. Yalçın, bölünme hızı yavaş ve şüphelenildiği takdirde erken aşamada tespiti mümkün olan NET'in, cerrahiyle çıkarıldıktan sonra nüksetme ihtimalinin ve ek tedavi ihtiyacının diğer türlere oranla daha düşük olduğunu ifade etti.

Diğer kanser türlerindeki gibi nöroendokrin tümörde de erken teşhisinin önemli olduğunu vurgulayan Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu tür tümörlerden şüphelenilmediği için hastaların neredeyse 3'te 1'i geç başvuruyor. Geç başvurdukları için de kanserin seyri biraz daha kronik hale geliyor. Hasta ileri evrede olsa dahi hastalık yükü ne kadar düşürülürse o kadar tedavi başarısı artabiliyor. Evre 4 bile olsa değişik tedavi yöntemleri var. Ayrıca, var olan semptomları giderebilmek ve vücuda zarar vermesini engellemek için de sadece ayda bir yapmış oldukları bir iğneyle hastalığı uzun süre kontrol etmek mümkün. Eğer burada dirençli hale gelirse de yeni çıkan biyolojik ajanlarımızı kullanabiliyoruz. Bazı vakalarda kemoterapi çok işe yarıyor. Bunun dışında belli bir grup hastada da radyonüklid dediğimiz 6 haftada veya 3 ayda bir 4 kez alabilecekleri tedavi yöntemleri var."

Prof. Dr. Yalçın, karın ağrısı, ishal atakları, ateş basması, terleme, kilo kaybı, ağrı ya da geçmeyen ülser ve gastrit gibi durumların da bu hastalıkla ilişkili olabileceğini kaydetti.

Özellikle nöroendokrin tümörler konusunda Türkiye'nin bütün tanı ve tedavi metotlarına sahip olduğunu belirten Yalçın, "Bizdeki radyonüklid tedaviler daha yeni yeni Amerika'da kullanılıyor. Avrupa'nın birçok yerinde kullanılmıyor. Türkiye'de bu hastalıkla ilgili kullanılmayan, bütün otoritelerce kabul edilmeyen bir ilaç yok. Dünya standartlarında, en gelişmiş ülkelerdeki tedavi seçenekleri neyse Türkiye'de de o var. Hekimlerimiz de bu konuda iyi. Merkezlerimiz de multidisipliner." dedi.

– "Kronik hastalık gibi tedavi edileceği günler oldukça yakın"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) üyesi ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Sezer Sağlam da bazı hekimlerin NET'in kanser olmadığına dair yorumlar yaptığını ifade ederek, bunun hastayla tedavi sürecinde sıkıntılara yol açabildiğini söyledi.

NET'in cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra takibinde hiçbir tedaviye ihtiyaç duyulmadığını belirten Sağlam, "O nedenle cerrahi, erken tanıda altın standarttır. Ancak nöroendokrin bir kanserdir. Bu konuyu küçümsememek gerekir." dedi.

Sağlam, NET'in başka kanser türleriyle karıştırılma ihtimaline ilişkin, "Başka kanser türleriyle karıştırılabiliyor ama bu oran son 10 yılda Türkiye'deki patolojinin gelişmesiyle çok azaldı. Özellikle sindirim sisteminin sık görülen diğer türlerinde, kolon, mide ve pankreas kanserlerinde patolog nöroendokrin özellikleri içeren tümörü görebilir. Ancak bu o hastanın nöroendokrin tümörü olduğunu göstermez. Tecrübeli olmayan biri tarafından tanı konulduğunda nöroendokrin tümör tanısını normal kanseri dışında alabilir. O zaman tedaviye direnç oluşur. Klasik tedavilere asla yanıt vermez." değerlendirmesinde bulundu.

Nöroendokrin tümörlerin görülme sıklığının yıllık yüzde 10-12 oranında artacağını belirten Sağlam, "Bu Türkiye için önümüzdeki 15 yılı kapsıyor. Ancak tedavi seçenekleri de 2 yıl öncesine oranla daha iyi durumda. Ölüm oranları da oldukça düşecek. Genel onkoloji bilgisi çok artıyor ve bu tüm tümörlere yansıyor. Nöroendokrin tümörler de bundan mutlaka nasibini alacaktır. Kronik hastalık gibi tedavi edileceği günler de oldukça yakındır." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Sezer Sağlam, hastalığın tedavisi için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamında verilen geri ödemeler ve özellikle nükleer tıp tedavileriyle Türkiye'nin Avrupa'nın birçok ülkesinden önde olduğuna dikkati çekerek, "Medikal tedaviler konusunda da SGK'nın hastalar üzerinde herhangi bir kısıtlaması söz konusu değil. Bu anlamda hastalarımız şu an dünya standartlarındaki tüm tedaviye rahatlıkla ulaşabilmektedirler." diye konuştu.