Hizbullah

Macron, Hizbullah lideriyle yaptığı görüşmeyi haberleştiren gazeteciyi azarladı – PARİS

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a Hizbullah'ın meclisteki grubunun lideri Muhammed Raad ile yaptığı görüşmenin sorulması
– Macron'un Le Figaro gazetesi muhabiri Georges Malbrunot'a fırça atması
– Macron'un, Malbrunot'a söz hakkı vermeden salondan ayrıldı Macron, Hizbullah lideriyle yaptığı görüşmeyi haberleştiren gazeteciyi azarladı

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Lübnan'ın başkenti Beyrut'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Hizbullah'ın meclisteki grubunun lideri Muhammed Raad ile yaptığı görüşmeye ilişkin haber yazan Le Figaro gazetesi muhabirini azarladı.

Le Figaro gazetesi muhabiri Georges Malbrunot, Macron'un pazartesi ve salı günkü Beyrut ziyareti sırasında Raad ile yaptığı görüşmeye ilişkin haber yaptı ve bir kaynağa dayanarak görüşmenin içeriğine ilişkin bilgiler paylaştı.

Haberde, Macron'un Raad'a, “Sizinle çalışmak istiyorum ama Lübnanlı olduğunuzu ispatlayabilir misiniz? Herkes sizin İran'a dayalı bir gündeminiz olduğunu biliyor. Lübnanlıları seviyor musunuz, evet mi, hayır mı? Eve dönün, Suriye ve Yemeni terk edin ve burada devlet kurmak için işinizi yapın, çünkü bu devletin ailenize faydası olacak.” dediği belirtildi.

Haberde aynı zamanda, Macron'un, Lübnanlı siyasetçilere hükümetin kurulması için baskı kurması eleştirildi.
LCI televizyon kanalının bugün yayınladığı ve dün gerçekleşen olayın görüntülerine göre Macron, kalabalığın içerisinde Malbrunot'a sesini yükselterek, “Konunun hassasiyeti açısından, yaptığınız sorumsuzca. Fransa ve buradaki ilgililer açısından da sorumsuzluk ve gazetecilik etiğine aykırı. Gazetecileri savunduğumu biliyorsunuz, her zaman savunacağım. Size açık konuşuyorum. Yaptığınız hatalı ve profesyonel değil ve miskinlik.” ifadelerini kullandı.

Görüntüde Macron'un, Malbrunot'a söz hakkı vermeden salondan ayrıldığı görülüyor.
Malbrunot ise Macron'un bu tepkisinin ardından basına yaptığı açıklamada, “Kabul edilemez bu saldırının şiddetine çok şaşırdım.” ifadesini kullandı.

Elysee Sarayı yetkilileri ile görüşme yaptığını ifade eden Malbrunot, kendisi için olayın kapandığını aktardı.
Saraydan konuya ilişkin basına yapılan açıklamada da Macron'un, Malbrunot'u, ilgili haber konusunda bazı bilgileri düzeltme konusunda fırsat vermemekle suçladığı belirtildi.

BM'ye bağlı mahkeme Hariri suikastında Hizbullah ile ilişkili 4 Lübnanlıya suçlama yöneltti

BEYRUT (AA) – BM’ye bağlı Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin 14 Şubat 2005’te bir ton patlayıcıyla uğradığı suikast davasına ilişkin karar duruşması Hollanda’da bugün gerçekleştiriliyor. Halihazırda duruşmaya ara verildi.

Duruşmaya katılmayan kaçak durumdaki Selim Cemil Ayyaş, Hüseyin Hasan Anisi, Hasan Habib Merhi ve Esed Hasan Sebra 2005 yılındaki Hariri suikastıyla suçlandı.

Mahkeme, Hariri suikastında olay mahallinin bozulduğunu ve Lübnan güvenlik güçlerinin belirli delilleri olay yerinden kaldırdığını ancak bunun nedeninin bulunmadığı bilgisini paylaştı.

Karar duruşmasında, suikastın hazırlık aşamasında sanıkların Hariri’nin konvoyunu takip etmek için sinyal ve telefon takibini rastlantısal olmayacak kadar sistemli ve kapsamlı şekilde yaptığı mahkeme heyetince kaydedildi.

Suikastın sanıklar tarafından işlendiğine dair mahkemede makul şüphenin ötesinde bir kanaat oluştuğu vurgulandı.

Seçimlere hazırlanan bir başbakanın öldürülmesini “şüphesiz bir politik eylem ve terör saldırısı” şeklinde niteleyen mahkeme, Hariri’nin seçimlere girememesinin “Suriye rejimi ve Hizbullah’ın çıkarlarıyla örtüşebileceğini” değerlendirdi.

Suriye rejiminin ve Hizbullah’ın örgüt olarak bu suikastta yer alıp almadığına ilişkin yeterli delil bulunmadığına işaret eden mahkeme, Hizbullah ile ilişkili bu şahısların ise bu suikastta yer aldığını vurguladı.

Suriye’de 2016 yılında öldürülen suikast ekibinin lideri olduğu düşünülen Hizbullah’ın üst düzey ismi Mustafa Bedreddin’in, öldüğüne ilişkin mahkemeye yeterli delil sunulmasının ardından dosyasının düşürüldüğünün altı çizildi.

Beyrut’taki patlama kararı erteledi

Mahkeme, kararı daha önce açıklamayı planlıyordu ancak başkent Beyrut’ta 4 Ağustos’ta meydana gelen büyük patlama nedeniyle karar duruşmasını ertelemişti.

Ülkedeki 15 yıllık iç savaşın sona ermesine ciddi katkılar sunduğu gibi savaştan sonra 1992 yılında yönetime gelen ve savaşın izlerini silmek için yeniden imara öncülük eden eski Başbakan Refik Hariri, 14 Şubat 2005’te bir ton bomba yüklü araçla suikasta kurban gitmişti.

Hariri suikastının ardından yaşanan protestolar zinciri neticesinde ülke köklü değişimlere sahne olmuş, bu dönem “Sedir Devrimi” olarak tarihe geçmişti.

Lübnanlılar, Beyrut Limanı’ndaki şiddetli patlamanın acısıyla Hariri suikast davasından çıkacak karara odaklandı. Kararın açıklanmasıyla birlikte mevcut ekonomik krizin yanı sıra çeşitli sorunlar yaşanan ülkede mezhepsel yeni bir siyasi krizin çıkmasından ciddi endişe duyuluyor.

Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi nasıl kuruldu?

Refik Hariri, ülkedeki askeri ve istihbari varlığıyla nüfuz sahibi Suriye yönetimiyle ters düşmesinden kısa bir süre sonra 14 Şubat 2005’te bir ton patlayıcı taşıyan bomba yüklü bir araçla düzenlenen suikast sonucu beraberindeki 21 kişiyle hayatını kaybetti.

Hariri’nin öldürülmesinin ardından ülke çapında kitlesel protestolar düzenlendi ve Suriye rejimi, uluslararası baskıların da gölgesinde Lübnan’daki 30 yıllık askeri varlığını sonlandırmak zorunda kaldı.

Şam’ın Lübnan’daki askeri varlığının sona ermesinin ardından, ülke içinde Esed rejimine karşı gelen Lübnanlı farklı isimler faili meçhul cinayetlere kurban gitti.

Lübnan hükümeti, ülkedeki bölünmüşlük ve bu dönemdeki karışıklığı da dikkate alarak, Hariri suikastı konusunu BM’ye devretti. BM Güvenlik Konseyi, 29 Mart 2006’da Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin kurulmasına karar verdi.

Hollanda’da bulunan Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi, Haziran 2007’de statüsünün yürürlüğe girmesinden sonra 1 Mart 2009’da çalışmalarına başladı.

Refik Hariri ile 21 kişinin öldüğü, 226 kişinin yaralandığı saldırının soruşturulduğu dosyada, 297 tanık ifadesi ve 3 bin 131 belge delil olarak bulunuyor.

Mahkeme, 30 Haziran 2011’de Hizbullah örgütü üyeleri Selim Cemil Ayyaş, Hüseyin Hasan Anisi, Hasan Habib Merhi ve Esed Hasan Sebra hakkında “Hariri suikastını planlamak ve düzenlemek” suçundan tutuklama kararı vermişti.

Mahkemenin tutuklama kararı verdiği 4 Hizbullah üyesi halen bulunamadığı için 2 Şubat 2012’de zanlıların gıyabında yargılanmasına başlanmıştı. Zanlılar için savcıların hazırladıkları iddianamelerin 16 Ocak 2014’te okunmasıyla, 2005’teki Hariri suikastının ilk duruşması gerçekleştirilmişti.

Suikastın planlayıcısı olmakla suçlanan Hizbullah’ın önde gelenlerinden Mustafa Bedreddin, 2016 yılında Suriye’de öldürülmüştü.

BM Güvenlik Konseyince Hariri suikastını soruşturmakla görevlendirilen mahkemenin, davayı 3 yılda sonuçlandırması planlanıyordu.

Dava sürecinin uzaması nedeniyle 23 Aralık 2017’de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin görev süresini 3 yıl daha uzatmıştı.

Hizbullah, mahkemeyi tanımıyor

Mahkemeyi ve kararını kabul etmeyen Hizbullah örgütü, suikastı İsrail’in işlediğini öne sürerek söz konusu mahkemenin kararlarıyla kendisinden intikam alındığını iddia ediyor.

Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, birkaç gün önceki televizyon konuşmasında Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin açıklayacağı karara işaret ederek, şunları söylemişti:

“Karar ne olursa olsun bizim için yok hükmündedir. Hizbullah’ı hedef almak için Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesini fırsata çevirmek isteyenler var.”

Muhabir: Enes Canlı,Mahmut Geldi

BM'ye bağlı mahkeme, Hariri suikastında Hizbullah ile ilişkili 4 Lübnanlıya suçlama yöneltti – LEIDSCHENDAM

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– Duruşmadan detaylar
– Refik Hariri'nin oğlu Saad el-Hariri'nin duruşmayı izlemesi
– Kararın hakim tarafından açıklanması – Mahkeme, Hizbullah ve Suriye rejiminin bu suikastta yönetim olarak doğrudan yer alıp almadığına ilişkin yeterli delil bulunmadığını ancak sanıkların Hizbullah ile ilişkili olduğuna işaret etti
BEYRUT (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kurulan Lübnan Özel Mahkemesi, Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin 2005 yılında suikastla öldürülmesinde, gıyabında yargılanan 4 Hizbullah üyesi sanığa suçlama yöneltti.

BM'ye bağlı Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin, eski Lübnan Başbakanı Hariri'nin 14 Şubat 2005'te bir ton patlayıcıyla uğradığı suikast davasına ilişkin karar duruşması Hollanda'da bugün gerçekleştiriliyor. Halihazırda duruşmaya ara verildi.

Duruşmaya katılmayan kaçak durumdaki Selim Cemil Ayyaş, Hüseyin Hasan Anisi, Hasan Habib Merhi ve Esed Hasan Sebra 2005 yılındaki Hariri suikastıyla suçlandı.

Mahkeme, Hariri suikastında olay mahallinin bozulduğunu ve Lübnan güvenlik güçlerinin belirli delilleri olay yerinden kaldırdığını ancak bunun nedeninin bulunmadığı bilgisini paylaştı.

Karar duruşmasında, suikastın hazırlık aşamasında sanıkların Hariri'nin konvoyunu takip etmek için sinyal ve telefon takibini rastlantısal olmayacak kadar sistemli ve kapsamlı şekilde yaptığı mahkeme heyetince kaydedildi.

Suikastın sanıklar tarafından işlendiğine dair mahkemede makul şüphenin ötesinde bir kanaat oluştuğu vurgulandı.

Seçimlere hazırlanan bir başbakanın öldürülmesini “şüphesiz bir politik eylem ve terör saldırısı” şeklinde niteleyen mahkeme, Hariri'nin seçimlere girememesinin “Suriye rejimi ve Hizbullah'ın çıkarlarıyla örtüşebileceğini” değerlendirdi.

Suriye rejiminin ve Hizbullah'ın örgüt olarak bu suikastta yer alıp almadığına ilişkin yeterli delil bulunmadığına işaret eden mahkeme, Hizbullah ile ilişkili bu şahısların ise bu suikastta yer aldığını vurguladı.

Suriye'de 2016 yılında öldürülen suikast ekibinin lideri olduğu düşünülen Hizbullah'ın üst düzey ismi Mustafa Bedreddin'in, öldüğüne ilişkin mahkemeye yeterli delil sunulmasının ardından dosyasının düşürüldüğünün altı çizildi.

– Beyrut'taki patlama kararı erteledi

Mahkeme, kararı daha önce açıklamayı planlıyordu ancak başkent Beyrut'ta 4 Ağustos'ta meydana gelen büyük patlama nedeniyle karar duruşmasını ertelemişti.

Ülkedeki 15 yıllık iç savaşın sona ermesine ciddi katkılar sunduğu gibi savaştan sonra 1992 yılında yönetime gelen ve savaşın izlerini silmek için yeniden imara öncülük eden eski Başbakan Refik Hariri, 14 Şubat 2005'te bir ton bomba yüklü araçla suikasta kurban gitmişti.

Hariri suikastının ardından yaşanan protestolar zinciri neticesinde ülke köklü değişimlere sahne olmuş, bu dönem “Sedir Devrimi” olarak tarihe geçmişti.

Lübnanlılar, Beyrut Limanı'ndaki şiddetli patlamanın acısıyla Hariri suikast davasından çıkacak karara odaklandı. Kararın açıklanmasıyla birlikte mevcut ekonomik krizin yanı sıra çeşitli sorunlar yaşanan ülkede mezhepsel yeni bir siyasi krizin çıkmasından ciddi endişe duyuluyor.

– Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi nasıl kuruldu?

Refik Hariri, ülkedeki askeri ve istihbari varlığıyla nüfuz sahibi Suriye yönetimiyle ters düşmesinden kısa bir süre sonra 14 Şubat 2005'te bir ton patlayıcı taşıyan bomba yüklü bir araçla düzenlenen suikast sonucu beraberindeki 21 kişiyle hayatını kaybetti.

Hariri'nin öldürülmesinin ardından ülke çapında kitlesel protestolar düzenlendi ve Suriye rejimi, uluslararası baskıların da gölgesinde Lübnan'daki 30 yıllık askeri varlığını sonlandırmak zorunda kaldı.

Şam'ın Lübnan'daki askeri varlığının sona ermesinin ardından, ülke içinde Esed rejimine karşı gelen Lübnanlı farklı isimler faili meçhul cinayetlere kurban gitti.

Lübnan hükümeti, ülkedeki bölünmüşlük ve bu dönemdeki karışıklığı da dikkate alarak, Hariri suikastı konusunu BM'ye devretti. BM Güvenlik Konseyi, 29 Mart 2006'da Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin kurulmasına karar verdi.

Hollanda'da bulunan Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi, Haziran 2007'de statüsünün yürürlüğe girmesinden sonra 1 Mart 2009'da çalışmalarına başladı.

Refik Hariri ile 21 kişinin öldüğü, 226 kişinin yaralandığı saldırının soruşturulduğu dosyada, 297 tanık ifadesi ve 3 bin 131 belge delil olarak bulunuyor.

Mahkeme, 30 Haziran 2011'de Hizbullah örgütü üyeleri Selim Cemil Ayyaş, Hüseyin Hasan Anisi, Hasan Habib Merhi ve Esed Hasan Sebra hakkında “Hariri suikastını planlamak ve düzenlemek” suçundan tutuklama kararı vermişti.

Mahkemenin tutuklama kararı verdiği 4 Hizbullah üyesi halen bulunamadığı için 2 Şubat 2012'de zanlıların gıyabında yargılanmasına başlanmıştı. Zanlılar için savcıların hazırladıkları iddianamelerin 16 Ocak 2014'te okunmasıyla, 2005'teki Hariri suikastının ilk duruşması gerçekleştirilmişti.

Suikastın planlayıcısı olmakla suçlanan Hizbullah'ın önde gelenlerinden Mustafa Bedreddin, 2016 yılında Suriye'de öldürülmüştü.

BM Güvenlik Konseyince Hariri suikastını soruşturmakla görevlendirilen mahkemenin, davayı 3 yılda sonuçlandırması planlanıyordu.

Dava sürecinin uzaması nedeniyle 23 Aralık 2017'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin görev süresini 3 yıl daha uzatmıştı.

– Hizbullah, mahkemeyi tanımıyor

Mahkemeyi ve kararını kabul etmeyen Hizbullah örgütü, suikastı İsrail'in işlediğini öne sürerek söz konusu mahkemenin kararlarıyla kendisinden intikam alındığını iddia ediyor.

Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, birkaç gün önceki televizyon konuşmasında Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin açıklayacağı karara işaret ederek, şunları söylemişti:

“Karar ne olursa olsun bizim için yok hükmündedir. Hizbullah'ı hedef almak için Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesini fırsata çevirmek isteyenler var.”

Hizbullah lideri Nasrallah'tan ABD'ye “Lübnan Merkez Bankasına müdahale” suçlaması

BEYRUT (AA) – Lübnan'daki Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, ABD'nin Lübnan Merkez Bankasının piyasaya dolar akışını engellediğini söyledi.

Nasrallah, destekçilerine hitaben yaptığı televizyon konuşmasında, Lübnan'da yerel para biriminin dolar karşısında rekor seviyede değer kaybetmesi ve ABD'nin Beşşar Esed rejimine yönelik yaptırım yasasını değerlendirdi.

Lübnan lirasının değer kaybından ABD'yi sorumlu tutan Nasrallah, Washington'un, Hizbullah üzerinden Suriye ve İran'a döviz akışını engelleme gerekçesiyle Lübnan Merkez Bankasının piyasaya dolar akışına izin vermediğini öne sürdü.

Teyitli ve resmi bilgilere dayanarak konuştuğunu ifade eden Nasrallah, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doların yükselişini protesto edenler, kimleri protesto ettiklerini bilmelidir. Emniyet güçlerinin de dolar toplayanları açığa çıkarması gerekir. Lübnan'da 2019'dan beri Suriye ve İran'ın dışındaki ülkelere göndermek üzere on milyonlarca dolar satın alan bir banka var. Eylül 2019-Şubat 2020 arasında Lübnan'dan 20 milyar dolar çıkarıldı."

Dolar konusunu, "Lübnan'ı çöküşe sürükleme komplosu" olarak değerlendiren Nasrallah, "Bizler, yurt dışından dolar getiriyoruz, içerideki doları toplamıyoruz." dedi.

ABD'nin, Lübnanlıları "silah veya açlıkla öldürme" seçenekleri arasında tercih yapmaya zorladığını iddia eden Nasrallah, "Bizler de diyoruz ki: Silahımıza sahip çıkacağız, aç kalmayacağız ve sizleri öldüren biz olacağız." diye konuştu.

Hizbullah lideri Nasrallah, ABD'nin yarın yürürlüğe girecek Esed rejimi ile destekçilerine yönelik "Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası"na da değinerek, bunun Suriye'ye kapsamlı bir abluka olduğunu söyledi.

Kendileri de dahil Esed müttefiklerinin söz konusu yaptırımlara karşı Suriye'yi yalnız bırakmayacağını aktaran Nasrallah, Sezar yasasının Lübnanlıları da hedef aldığını dile getirdi ve, "ABD, Lübnanlıları aç bırakmak için tüm kapıları kapatıyor." ifadesini kullandı.

– Ekonomik kriz ve protestolar

Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip Lübnan ekonomisinin, 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan bu yana en büyük krizi yaşadığı ifade ediliyor.

Lübnan’da geçen hafta doların ani yükselişi üzerine başlayan ve hafta sonu devam eden protesto eylemlerinde, başkent Beyrut'un merkezindeki bazı iş yerleri ateşe verilmişti.

Yerel para birimi Lübnan lirası, Merkez Bankası kuru sabit tutsa da karaborsada her geçen gün değer kaybetmeye devam ediyor.

Resmi kurda bir ABD doları 1500 Lübnan lirası olmasına rağmen birkaç gün önce karaborsada 6000 lirayı geçmişti. Hükümetin müdahalesiyle dolar yeniden 4500 liraya geriledi.