IEA

IEA: Küresel petrol talebinin normalleşmesi en az 3 yıl alacak

İSTANBUL (AA) – AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Dünya Enerji Görünümü (WEO) 2020 raporunda derlediği bilgilere göre, dünya enerji talebi bu yıl yüzde 5 azalırken, petrol talebindeki düşüş yüzde 8’i bulacak. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasını önlemek için ülkelerin uyguladığı seyahat kısıtları başta olmak üzere çeşitli karantina kuralları, talepteki düşüşte etkili olacak.

Böylece, geçen yıl günlük yaklaşık 98 milyon varil olan küresel petrol talebi, bu yıl sonunda günlük 89,6 milyon varile gerileyecek.

Kovid-19 salgınının 2021’de kontrol altına alınması halinde, küresel petrol talebi gelecek yıl günlük 94,5 milyon varile yükselecek. Dünya petrol talebinin Kovid-19 öncesindeki seviyesine dönmesi ise ancak 2023’te gerçekleşecek ve bu dönemde günlük talep 98 milyon varile çıkacak.

Petrol talebi 2025’te 100 milyon varile, 2030’da ise 103,2 milyon varile yükselecek fakat söz konusu miktar 2040’a kadar yatay bir seyir izleyecek. Küresel petrol talebi, 2040’ta ise günlük 104 milyon varil seviyesine çıkabilecek.

Öte yandan, salgının kontrol altına alınmasının daha uzun sürmesi ve ekonomik toparlanmanın 2023’ü bulması durumunda, dünya petrol talebi ancak 2027’de günlük 98 milyon varil seviyesine ulaşarak Kovid-19 öncesi seviyesine dönebilecek.

Bu senaryoda, küresel petrol talebi 2040’ta ise günlük 99,7 milyon varil seviyesine çıkacak.

Talebi etkileyecek birçok faktör mevcut

Kovid-19 sonrasında araç satışlarındaki yavaşlama, ülkeler arası taşımacılıkta kamyon trafiğinin gerilemesi, elektrikli ulaşımın yaygınlaşması, enerji tüketimindeki alışkanlıkların değişmesi, seyahatlerin azalarak video konferans yoluyla yapılan toplantıların artması, hava yolu kullanımının azalması, zayıf ekonomik büyüme nedeniyle petrokimya sektöründe küçülme ve enerji verimliliği yatırımlarının büyümesi petrol talebinin düşük seyretmesinde etkili olacak.

Toplu taşıma kullanımında isteksizlik, SUV modeli araçların satışındaki hızın devam etmesi, petrol fiyatlarının düşük seyretmesi, emisyonların azaltılmasını sağlayacak uygulama ve kararların ertelenmesi, tek kullanımlık plastik ve paketleme malzemelerinin kullanımındaki artış ise petrol talebinin yüksek seyretmesinde belirgin rol oynayacak.

Petrol talebi, özellikle gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

IEA Başkanı Birol: Karadeniz'deki keşfin potansiyel ekonomik değeri 80 milyar dolar

İSTANBUL (AA) – Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Türkiye’nin Karadeniz’deki son doğal gaz keşfinin Türkiye ekonomisi ve enerji sektörü için son derece önemli olduğunu belirterek, “Hesaplamalarımıza göre, sahadaki gazın potansiyel ekonomik değeri mevcut fiyat trendleriyle 80 milyar dolar seviyesinde. Bu büyüklükte bir gazın üretime geçmesi için yaklaşık 6 milyar dolar yatırım gerekiyor.” dedi.

Birol, Türkiye’nin Karadeniz açıklarındaki Sakarya Gaz Sahası’ndaki 320 milyar metreküplük gaz keşfinin enerji piyasalarına etkilerine ilişkin, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Söz konusu keşfin Türkiye ekonomisi ve enerji sektörü için son derece önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Birol, “Uluslararası alanda petrol ve gaz sahaları belli kategorilere ayrılıyor. Sakarya Gaz Sahası, kategorik olarak dev sahalar arasına giriyor. Ayrıca, Türkiye’nin bu keşfi dünyada son dönemlerde yapılan en önemli keşiflerden de birisi. Karşılaştırma yapacak olursak, bu keşif Kuzey Denizi’nde 2010’dan bu yana Norveç’in bulduğu tüm gaz sahalarının toplamına eşit.” bilgisini paylaştı.

Birol, Türkiye’nin kendi doğal gaz üretimini artırmasıyla dışa bağımlılığını da düşüreceğini söyledi.

Bu keşfin Türkiye’nin uluslararası gaz kontrat görüşmelerine ve dolayısıyla tüketici gaz fiyatlarına olumlu yansımasını beklediğini kaydeden Birol, şöyle devam etti:

“Hesaplamalarımıza göre, sahadaki gazın potansiyel ekonomik değeri mevcut fiyat trendleriyle 80 milyar dolar seviyesinde. Bu büyüklükte bir gazın üretime geçmesi için yaklaşık 6 milyar dolar yatırım gerekiyor. Buradan yılda 10-15 milyar metreküp üretim sağlanabilir. Bu da Türkiye’nin doğal gaz tüketiminin üçte birini karşılayacak bir rakam. Türkiye’nin 2023’te üretime geçme hedefi oldukça iddialı ama imkansız değil. Benzer sahalara baktığımızda, 2-3 yılda bitirildiğini söyleyebiliriz. Fakat Türkiye’nin burada önceliklerini çok iyi belirlemesi ve bürokratik süreçleri olabildiğince hızlandırarak ekonomik olarak öncelik vermesi durumunda 3 yıl içinde üretime geçmek imkansız değil.”

“Türkiye’nin eli çok güçlü”

Fatih Birol, bu keşfe herkesin önce sevinmesi gerektiğine işaret ederek, “Tabii, bu keşfin tüm enerji sorununu çözeceğini düşünmek de doğru olmaz. Bu keşif Türkiye’nin cari açığını azaltacaktır ama cari açığa tek başına çözüm olmaz.” diye konuştu.

Türkiye’nin açık deniz platformu konusunda büyük bir birikimi olmadığını fakat zamanla bu birikimi elde edebileceğini dile getiren Birol, şu bilgileri paylaştı:

“Dünyada bu işi yapan birçok şirket var. Türkiye bu şirketlerle iş birliği de yapabilir, kendisi de çıkarabilir. Türkiye için daha güzel bir zaman olamazdı. Tahminlerimize göre, dünyadaki petrol ve gaz yatırımları bu yıl 2019’a göre yüzde 50 düşüş gösterecek ve bu tarihi bir düşüş. Mühendislik servisi veren şirketler şu anda binlerce kişiyi işten çıkardı çünkü bu alanda yatırım yok. Bu yüzden Türkiye’nin bundan sonraki süreçte yabancı şirketlerle iş birliği yapması durumunda da eli çok güçlü.”

Deniz üstü rüzgar yatırımlarının altyapısını oluşturacak

Birol, uzun vadede stratejik olarak düşünüldüğünde Türkiye’nin açık deniz enerji sanayi teknolojisini geliştirmesinin de son derece önemli olduğunu vurguladı.

Açık deniz petrol ve gaz tecrübesinin gelecek dönemde deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi yatırımları için de altyapı hazırlayacağını belirten Birol, “Danimarka ve Norveç, açık deniz doğal gaz teknolojisiyle bu işe başladı fakat şu anda deniz üstü rüzgar enerjisinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyorlar.” dedi.

IEA Başkanı Birol ayrıca Türkiye’nin bu alandaki yatırımları sürdürürken güneş enerjisi ve teknolojilerindeki yatırımlarını da devam ettirdiğini anımsattı.

Türkiye’nin ekonomik güneş enerjisi potansiyelinin yüzde 2,5’ini kullandığını aktaran Birol, bu alanda yatırımların artması gerektiğini sözlerine ekledi.

IEA lays out $3T global green recovery plan over 3 yrs

By Nuran Erkul Kaya and Gulsen Cagatay

ISTANBUL (AA) – A set of policy actions and $3 trillion in investments over the next three years can ensure a sustainable recovery from the impacts of COVID-19 crisis by creating 9 million jobs per year and putting global emissions into a structural decline, a new report from the International Energy Agency (IEA) revealed Thursday.

The IEA's Special Report on Sustainable Recovery from the IEA’s flagship World Energy Outlook, conducted in cooperation with the International Monetary Fund, outlines energy-focused policies and investments to move the world towards a cleaner and more resilient future while boosting economic growth and creating jobs.

According to the IEA data, in 2019, the energy industry including electricity, oil, gas, coal and biofuels directly employed around 40 million people globally. The special sustainable recovery report estimates that 3 million of those jobs have been lost or are at risk due to the impacts of the COVID-19 crisis, with another 3 million jobs lost or at risk in related areas such as vehicles, buildings and industry.

With the global economy set to shrink by 6% in 2020, some 300 million jobs may have been lost during the second quarter of the year. This disruption has sent shock waves through energy markets, with global energy investment expected to shrink by an unparalleled 20% in 2020, the report said.

The plan estimates that sustainable recovery investments could create 9 million jobs per year.

According to the plan for the 2021-2023 period, governments can mobilize investments in six key fields including electricity, transport, buildings, industry, biofuels and technology.

The report made recommendations for a sustainable recovery from the impacts of COVID-19. These include accelerating the pace of renewables by spreading the use of electric vehicles and investing in charging infrastructure as well as high-speed rail and urban transport. Measures to improve the efficiency of buildings and industry motors were cited along with supporting sustainable biofuels and technology innovation.

The largest portion of the millions of new jobs created through the plan would be in retrofitting buildings to improve energy efficiency and in the electricity sector, particularly in grids and renewables. The other areas that would see higher employment include energy efficiency in industries such as manufacturing, food and textiles; low-carbon transport infrastructure; and more efficient and new energy vehicles.

The plan requiring $1 trillion investment annually represents about 0.7% of today's global GDP, and over the next three years, it shows that it could boost economic growth by an average of 1.1% per year.

-Structural decline in emissions

The plan also aims at reducing global energy-related greenhouse gas emissions by a total of 4.5 billion tons by 2023.

Global CO2 emissions flat-lined in 2019 and are set for a record 8% decline this year.

"While this drop, which results from lockdown measures and their economic impacts, is nothing to celebrate, it provides a base from which to put emissions into structural decline," the report said.

A sustainable recovery would also deliver other improvements to human health and wellbeing, including driving a 5% reduction in air pollution emissions, bringing access to clean-cooking solutions to around 420 million people in low-income countries and enabling nearly 270 million people to gain access to electricity.

"Governments have a once-in-a-lifetime opportunity to reboot their economies and bring a wave of new employment opportunities while accelerating the shift to a more resilient and cleaner energy future,” said Fatih Birol, the IEA executive director.

“Policymakers are having to make hugely consequential decisions in a very short space of time as they draw up stimulus packages. Our Sustainable Recovery Plan provides them with rigorous analysis and clear advice on how to tackle today’s major economic, energy and climate challenges at the same time," he said adding that the plan is not intended to tell governments what they must do but seeks to show them what they can do.

-Clean energy costs are lowering compared to 2008-2009 crisis

Governments are responding to the economic crisis on a massive scale. So far, they have announced measures worth about $9 trillion, focusing primarily on emergency financial and economic relief to prevent an even deeper crisis.

"With more stimulus coming, attention is now turning to longer-term recovery plans that seek to repair the economic damage from the disruptions caused by confinement measures and restrictions on mobility. Some plans already include energy and its role could grow in successive rounds of stimulus spending," the report said.

Governments are set to make major decisions that will affect huge amounts of investment and shape infrastructure and industries for decades to come. Therefore, the IEA says in the report that massive stimulus packages would offer a unique opportunity to put the energy sector on a more sustainable path.

Compared with the 2008-09 financial crisis, the costs of leading clean energy technologies such as wind and solar PV are far lower while some emerging technologies like batteries and hydrogen are ready to scale up.

Dünya genelinde elektrikli taşıt sayısı 5 milyonu aştı

ANKARA (AA) – Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) “2019 Dünya Enerji Görünümü Raporu”ndan derlediği bilgilere göre, sadece geçen yıl 2 milyondan fazla elektrikli taşıt satışı gerçekleşti.

Dünyada elektrikli taşıt satışının artmasında hükümetlerin izlediği çevreci politikalar, vergi indirimleri, üretimdeki maliyetlerin düşmeye başlaması etkili oldu. Enerji verimliliğini artırdığı için son yıllarda elektrikli araç kullanma eğilimi hız kazandı.

Yıllık elektrikli taşıt satışının ortalama 2 milyon artması halinde, dünyadaki elektrikli taşıt satışının 2025’e kadar yıllık 10 milyon, 2040’a kadar yıllık 30 milyona ulaşması bekleniyor.

Veriler, geçen yıl dünyada elektrikli taşıt sayısının bir önceki yıla göre yüzde 66 artışla 5 milyon seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor.

Batarya teknolojisinin önemi artıyor

Elektrikli taşıt sayısının artışında batarya maliyetlerindeki düşüşün etkisine işaret edilirken, batarya teknolojisi 2020 ortalarına kadar gelişecek ve maliyetler kilovatsaat başına 100 doların altına inecek.

Bu miktar 5 yıl önce kilovatsaat başına 650 dolar seviyesindeydi.

Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerde elektrikli taşıtlara yönelik talebin artmasına rağmen, elektrikli şarj istasyonlarının yetersizliği konusunda endişeler bulunuyor.

Muhabir: Gülşen Çağatay