İGİAD

İGİAD: “İstanbul’da insani geçim ücreti 3 bin 192 lira”

İSTANBUL (AA)- Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından yapılan araştırma sonucunda İstanbul’da ortalama büyüklükte bir ailenin, insani şartlarda aylık geçimini sağlayabilmesi için asgari insani geçim ücreti (İGÜ), 2020 yılı için 3 bin 192 lira olarak belirlendi.

İGİAD İGÜ Tespit Komisyonu, her yıl aralık ayında yaptığı bir araştırma ile Türkiye’de farklı bölgelerdeki ailelerin geçinebilmesi için gerekli olan asgari insani geçim ücret seviyesini tespit ediyor.

İGİAD’ın 2004 yılından beri Asgari Geçim Ücreti (AGÜ) ismiyle İstanbul için yaptığı çalışma, 2014 yılı itibariyle İGÜ olarak revize edildi ve hesaplamada daha ileri yöntemlerin kullanılmasına geçildi.

İGÜ, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflaması’nda yer alan 12 farklı bölge için yapılmaya başlandı.

İki çocuklu dört kişilik bir ailenin aylık insani geçim maliyetinin hesaplanmasından hareketle yapılan bu araştırma, bir ailenin, gıda, giyim, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar, mobilya, ev aletleri ve ev bakımı, sağlık, ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim hizmetleri ve sair harcamalarını içeriyor.

TÜİK tarafından üretilen veriler kullanılarak yapılan hesaplamalara göre, işverenlerin İstanbul’daki bir işgörene ailesini geçindirebilmesi için asgari olarak aylık toplam 3 bin 192 lira ödemesi gerekiyor. Tespit edilen İGÜ rakamı, SGK, vergi ve devlet tarafından karşılanan eğitim giderlerini içermiyor.

– “İGÜ, işletmelerde uygulanması halinde, gelir dağılımının iyileşmesine katkı sağlayacak”

İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, araştırma sonuçlarının paylaşıldığı toplantıda, İGİAD’ın iş ahlakının yaygınlaşması, ahlaklı girişimciliğin teşvik edilmesi amacıyla kurulan ve üyelerinin işverenlerden oluştuğu bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirtti.

Karahan, İGİAD’ın hak eksenli bir iş hayatı ve helal kazancın adil paylaşımı çerçevesinde işgörenlerin onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için 16 yıldır insani geçim ücretini belirlediğini ifade etti.

İGİAD’ın insani geçim ücretinin işletmelerde uygulanması için işverenlere, iş dünyasına, kamuoyuna tavsiye ve teşvik ettiğini dile getiren Karahan, uygulamada işverenlerin daha duyarlı olmaları konusunda çağrıda bulunan derneklerinin İGÜ sayesinde işgörenlerin ücretlerinin iyileştirilmesini amaçladığını aktardı.

Karahan, İGÜ’nün iş görenlerin harcamaları üzerinden reel rakamlarla hesaplandığını, işletmelerde uygulanması halinde gelir dağılımının iyileşmesine, refah seviyesinin artmasına, toplumsal dayanışmanın gelişmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak, İGÜ’nün işletmelerde uygulanmasının maliyet artışı getirmediğini, aksine verimliliği ve bereketi artırdığını dile getirdi.

– 2020 yılı İGÜ Türkiye ortalaması 2 bin 676 lira

İGÜ Tespit Komisyonu, Prof. Dr. Adem Korkmaz ve Dr. Öğretim Üyesi Taha Eğri’nin Türkiye İstatistik Kurumunun İstatistiki Bölge Sınıflamasına dayanarak 12 ayrı bölgeden elde ettiği araştırmadaki sonuçları değerlendirerek bu yılın İnsani Geçim Ücretini belirlediğini kaydeden Karahan, şunları kaydetti:

“Bu çalışmada harcamalar üzerinden yapılan hesaplamada bölgesel eşitlemeye de dikkat edilmiştir. İGİAD’ın belirlediği İGÜ bireyi değil iki çocuklu bir ailenin onurlu yaşayabileceği insanca geçinebileceği aylık asgari insani geçim ücretini esas almaktadır. İşgörenin alacağı ücret insan onuruna yaraşır olmalı, çalışanın verimini değil varlığını esas almalı, çalışanın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını ortalama olarak karşılamalı, içinde yaşadığı toplumun refah seviyesini yansıtmalıdır.”

Karahan, bu yıl için Türkiye'de 12 ayrı bölgenin İnsani Geçim Ücreti’nin belirlendiğini, İstanbul için İnsani Geçim Ücreti’nin 3 bin 192 lira olduğunu belirterek, “2020 yılı İnsani Geçim Ücretinin Türkiye Ortalaması 2 bin 676 liradır. Devletin her yıl asgari ücreti belirlerken İGİAD'ın belirlediği İGÜ’yü dikkate alması, asgari ücrette işgören ve işverenden alınan vergi yükünün azaltılması ve bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmektedir.” diye konuştu.

İGÜ Tespit Komisyonu Üyesi ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz ise her yıl ocak ayının ilk haftasında bu çalışmaların kamuoyu ile paylaşıldığını dile getirdi.

Korkmaz, “İGİAD üyelerine ve kamuoyuna insani geçim ücretini açıklıyor. Böyle bir çalışma ile Türkiye’de girişimciler gelirini ekonomik hayatın zorlukları içerisinde, uluslararası rekabetin acımasız dişleri arasında bir şeye vurgu yapıyor. Bütün bu zorluklara rağmen en önemli unsur çalışanlarla birlikte var olduğunu ve gelirinden zorluklar içerisinde bir payı nasıl aktarabiliriz çalışmasının geldiği bir nokta burası” ifadelerini kullandı.

“Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 2019”

İSTANBUL (AA) – Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof. Dr. Engin Yıldırım, şirketlerin insan haklarını korumak ve saygı göstermekle yükümlü olduklarını, eğer faaliyetlerinden bir zarar olmuşsa telafi etme sorumluluklarının bulunduğunu bildirdi.

Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği'nin (İGİAD) "İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" temasıyla düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 2019, İstanbul'da başladı.

Zirve kapsamında gerçekleşen "İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi" başlıklı oturum, AK Parti 26. Dönem Burdur milletvekili emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek moderatörlüğünde gerçekleşti.

Oturumda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof. Dr. Engin Yıldırım, iş ahlakının insan haklarıyla yakın bir bağlantısı olduğunu söyledi. Devletin A kişisinin B kişinin haklarını ihlal etmesini engellemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, bunun yolu adil bir yargı sisteminin kurulmasından geçtiğini vurguladı.

İnsan hakları kavramının modern anlamda 18. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıktığını hatırlatan Yıldırım, "Günümüzde iş dünyası ile insan hakları meselesine geldiğimizde şunu görüyoruz. Çok uluslu şirketler, pek çok ulus devletten daha büyük ekonomik ve toplumsal güce sahip. İnsan hakları dediğimiz şey de gücün iktidarın, kudretin sınırlandırılması anlamına geliyor. Gücü sınırlayacak bir mekanizma lazım, insan hakları bu mekanizma arasında önemli yer tutuyor. Devasa şirketlerin ve büyük güçlerin de intisna hakları anlamında emek vermesi konusunda dünyada yaygınlık kazanıyor." değerlendirmesini yaptı.

Geçmişten günümüze insan haklarıyla ilgili yaşanan değişim sürecini şirketlere açılan davalardan örnekler vererek anlatan Prof. Dr. Yıldırım, dünya çapındaki şirketlerin ülkelerin toplumsal hayatında etkilere sahip olduğuna dikkati çekti.

Küreselleşmenin artmasıyla 1990'lı yıllardan itibaren, ciddi şekilde çok uluslu şirketlerin insan hakları alanında bir takım sorumlulukları olduğuna değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Finlandiya Anayasası'nda internete erişim bir anayasal hak olarak tanınmıştır. Su, elektrik, faaliyetleri milyonlarca insanı ilgilendirmektedir. Bunların faaliyetlerinden kaynaklanan bir olumsuzluk bu insanların yaşamsallık gibi Anayasa'da güvence altına alınmış haklarını, olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bir araştırma yapmış. 300'den fazla, insan hakları ihlali iddiasını inceliyor. Bu 300'den fazla iddianın yüzde 60'ında şirketlerin doğrudan sorumlu olduğunu tespit etmişler. Yine 66 ülkede de 159 örnek olay incelenmiş, burada çok uluslu şirketlerin insan hakları üzerinde olumsuz faaliyetleri olduğunu ve olumsuz etkilediği görülmüş. Şirketler bundan sonra da gönüllülük esasına dayalı sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye başlamışlar."

Şirketlerin insan hakları alanında duyarlılık göstermesinin sıradan bir toplumsal yarar değil, topluma olan borcunun yerine getirilmesinden kaynaklandığına dikkati çeken Yıldırım, "Burada koruma, saygı gösterme ve telafi etme olarak 3 temel sac ayağı vardır. Şirketler insan haklarını korumakla ve saygı göstermekle yükümlüdür. Eğer faaliyetlerinden bir zarar olmuşsa o zararı telafi etmekten de sorumludur. Bu 2013 yılında kabul edilen, 8 ana ve 24 tamamlayıcı ilkeden oluşan BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkelerinde de yer alıyor. Bunun bağlayıcı bir hukuki yönü yok, gönüllü bir uygulama ama şu an BM İnsan Hakları Konseyi çerçevesinde uluslararası düzeyde bağlayıcılığı olan İş Dünyası ve İnsan Hakları Sözleşmesi çalışmaları yapılıyor." ifadelerini kullandı.

“İş ahlakı uygulamalarındaki hukuki eksiklik giderilmeli”

İSTANBUL (AA) – Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) Başkanı Ayhan Karaman, iş ahlakı uygulamalarındaki hukuk desteğinin yetersizliğinin Türkiye'de iş dünyasının en önemli eksikliği olduğunu belirterek, "İş dünyasında ahlaki uygulamalar noktasında hukuk eksikliği giderilmeli." dedi.

İGİAD tarafından "İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" temasıyla düzenlenen Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 2019 başladı.

Zirvenin açılışı kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Karaman, zirvenin bu yıl dördüncüsünü düzenlediklerini kaydederek, zirvenin bu yılki ana temasından bahsetti.

Karaman, "Ahlakı genelde kişiye özel bir davranış şekli olarak tanımlıyoruz ancak ahlakın hukukla beslenmesi ve adalet olarak uygulanması açısından konuyu bu zirve ile Türkiye gündemine taşımış olacağız." diye konuştu.

İlk oturumda iş dünyasında çalışanların iş ahlakının değerlendirileceğini dile getiren Karaman, ikinci oturumda ise iş dünyası ve kamuda iş ahlakının hukuk ve adalet ilişkisinin ele alınacağını söyledi.

Karaman, "İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak Ve Adalet İlişkisi" başlıklı ilk oturumda Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Engin Yıldırım, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç ve emekli Cumhuriyet Başsavcısı ve eski milletvekili Reşat Petek'in görüşlerini sunacağını aktardı.

İkinci oturumun "Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" başlığıyla gerçekleştirileceğinin bilgisini veren Karaman, burada da Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamalarda bulunacağını bildirdi.

– "Bir yerde ahlak ile hukuk uygulanmıyorsa orada adalet beklenemez"

Karaman, zirvenin düzenlenme amacına ilişkin, "Öncelikle ahlaki uygulamalarda yaptırım olmadığı için ahlaki davranışlar keyfiyet içerisinde. Bunun bir karşılığı bulunmuyor. Türkiye'de bu konuda eksik olan hukuk desteğinin yetersizliği." ifadelerini kullandı.

Avrupa'nın ve oradaki iş ahlakının örnek alındığını dile getiren Karaman, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ancak orada bunun kişisel olmaktan çıkartıp hukukla desteklendiğini görüyoruz. Türkiye'de iş dünyasının en önemli eksikliği iş ahlakı uygulamalarındaki hukuk desteğinin yetersiz olması. Eğer bir yerde ahlak ile hukuk uygulanmıyorsa orada adalet beklenemez. Adalet ancak hakkın teslimiyle mümkündür. Hukuk ise bir sistemi oluşturmak adına gerçekleşebilir. Zirvemizde, ahlakı, hukuku ve adaleti bir bütün olarak iş dünyasında nasıl uygulamaya alabileceğimiz konusunda duracağız."

– "İş ahlakı uygulamalarında hukuki boşluk doldurulmalı"

Karaman, geçen yıl gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisi sorduklarını belirterek, "Ankete katılanların yüzde 90'ı iş ahlakı uygulamalarında yasal boşlukların olduğunu ve bu boşluğun kanunlarla doldurulması gerektiğini belirtiyor. Bir kimseye kötü davranmanın kanuni olarak caydırıcı yaptırımı yok ancak ahlaki nokta farklı.Burada ahlaki uygulamalar noktasında hukuk eksikliğinin giderilmesi gerekiyor." dedi.

Karaman, iş ahlakı uygulamalarında Allah korkusunun veya inancın bir yere kadar etkili olduğunu kaydederek, bu konuyu mutlaka hukukla desteklemeleri ve adaletle davranmaları gerektiğini söyledi.

– "Sağlıklı düzenlemelere ihtiyaç var"

Zirvenin düzenleme kurulu başkanı ve Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, zirvenin temel amacının; "iş ahlakının yaygınlaşmasıyla ilgili çalışmalar yürütmek, iş ahlaki noktasındaki sorunlara ve çözümlere odaklanmak, konuya dikkat çekmek" olduğunu söyledi.

İş ahlakı noktasında iyi uygulamalar ortaya çıkarmak istediklerini dile getiren Erdoğmuş, iş ahlakının uygulanabilir ve yaşanabilir olduğunu ortaya çıkarmayı hedeflediklerini anlattı.

Erdoğmuş, Türkiye'de iş ahlakının uygulanması noktasında hukuki boşlukların bulunduğunu kaydederek, "Sadece sözde değil ya da bireysel düzeyde değer olmanın ötesinde kurumsal olarak da ekonomik-sosyal yapı olarak da iş ahlakının oluşması için sağlıklı düzenlemelere ihtiyaç var." dedi.

Zirvenin diğer amaçlarından bahseden Erdoğmuş, etkinlik aracılığıyla politika yapıcılarda, iş dünyasında ve kamuoyuna duyarlılık oluşmasını, var olanın duyarlılığın artırılmasını istediklerini bildirdi.

– "İş dünyası ve kamuda adaletin tesisi için düzenlemelere ihtiyaç var"

Erdoğmuş, hem iş dünyasında hem de kamuda adaletin tesisi için hukuki düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirterek, "Ancak hukuki düzenlemelerle adalet sağlayabilirsek iş ahlakının hayata geçebileceğini düşünüyoruz. Bu yüzden düzenlemeleri önemsiyoruz." diye konuştu.

Hukuki uygulamalar sayesinde kişi ve kurumlardaki iş ahlakının daha iyi görülebileceğini dile getiren Erdoğmuş, sözlerini şöyle tamamladı:

"İş ahlakı noktasında istenen hukuki uygulamaların hayata geçmesi durumunda iş dünyasında rekabetin daha adil olacağını düşünüyoruz. Düzenlemelerin herkes için uygulanması, ehliyet ve liyakatın daha kolay uygulanacağını düşünüyoruz. Bu kadar karmaşıklığın ve belirsizliğin arttığı dünyada hukuk ve adalet en önemli referans olacaktır."

Zirve, iki farklı oturumla devam edecek.

İstanbul’da İnsani Geçim Ücreti 3 bin 67 lira

İSTANBUL (AA) – Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan, “İstanbul için iki çocuklu bir ailenin çalışanının alması gereken asgari düzeyde İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) 2 bin 781 liradır. İki çocuklu, eşi çalışmayan bir bireyin alması gereken AGİ 286 lira. Toplamda 3 bin 67 lira İstanbul’da İnsani Geçim Ücreti’nin karşılığı.” dedi.

Karahan, derneğin Zeytinburnu'ndaki genel merkezinde, asgari geçim ücretine alternatif olarak geliştirilen "İnsani Geçim Ücreti" araştırmasının 2019 sonuçlarını açıkladı.

Karahan, iş ahlakının yaygınlaşması amacıyla kurulan ve üyelerinin işverenlerden oluştuğu bir sivil toplum kuruluşu olan İGİAD’ın, hak eksenli bir iş hayatı ve helal kazancın adil paylaşımı çerçevesinde çalışanların onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için 15 yıldır insani geçim ücretini (İGÜ) belirlediğini söyledi.

Uygulamada işverenlerin daha duyarlı olmaları konusunda çağrıda bulunan derneğin İGÜ sayesinde iş görenlerin ücretlerinin iyileştirilmesini amaçladığını ifade eden Karahan, günümüzde dünyada gelir dağılımındaki adaletsizliğin iş görenlerin aleyhine hızla bozulduğunu hatırlattı.

Krizlerden en fazla etkilenen ve gelir kaybına uğrayan kesim olan iş görenlerin emeklerinin karşılığı almaları gereken insani geçim ücretinin işverenler için bir lütuf olmayıp hakkın kendilerine teslimi olduğunu anlatan Karahan, insanların sahip olduğu temel hak ve hürriyetler kadar, çalışanlar açısından onurlu bir yaşam sürdürebilmek için emeklerinin karşılığı almaları gereken insani geçim ücretinin de bir hak olduğunu söyledi.

– “Bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmekte”

İGİAD’ın önerdiği İnsani Geçim Ücreti’nin iş görenlerin harcamaları üzerinden reel rakamlarla hesaplandığını belirten Karahan, “İGİAD İnsani Geçim Ücreti Tespit Komisyonu’muz, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz ve Kırklareli Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Taha Eğri beylerin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflamasına dayanarak elde ettiği araştırmadaki sonuçları değerlendirerek 2019 yılı İnsani Geçim Ücreti’ni (İGÜ) belirlemiştir.” dedi.

İGİAD’ın belirlediği İGÜ’nün bireyi değil iki çocuklu bir ailenin onurlu yaşayabileceği insanca geçinebileceği aylık asgari geçim ücretini esas aldığını anlatan Karahan, şöyle konuştu:

“2019 yılı için Türkiye'de 12 ayrı bölgenin İnsani Geçim Ücreti belirlenmiş olup buna göre, İstanbul için iki çocuklu bir ailenin çalışanının alması gereken asgari düzeyde İnsani Geçim Ücreti 2 bin 781 liradır. Bu rakama Asgari Geçim İndirimi (AGİ) dediğimiz rakam ilave değildir. 2019 yılı İGÜ’nün Türkiye ortalaması 2,204 liradır. Bu rakama da yine asgari geçim indirimi dahil değildir. Biliyorsunuz devletin 2019 yılı için açıklamış olduğu asgari ücret AGİ dahil 2 bin 20 liradır. AGİ’yi düştüğümüz zaman asgari ücret bin 830 liraya gelmektedir.

Devletin her yıl asgari ücreti belirlerken İGİAD'ın belirlediği İnsani Geçim Ücretini (İGÜ) dikkate alması asgari ücrette iş gören ve işverenden alınan vergi yükünün azaltılması ve bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmektedir.”

– “Devletin açıklamış olduğu asgari ücretle Türkiye ortalaması arasında yaklaşık yüzde 20’lik bir fark var”

Karahan, bu yıl açıklanan İGÜ’de Asgari Geçim İndirimi’nin dahil olmadığına dikkati çekerek, şu değerlendirmeleri yaptı:

“İstanbul için İGİAD’ın açıklamış olduğu İGÜ 2 bin 781 lira. AGİ’yi dahil ettiğimiz vakit iki çocuklu, eşi çalışmayan bir bireyin alması gereken AGİ 286 lira. Toplamda 3 bin 67 lira İstanbul’da İnsani Geçim Ücreti’nin karşılığı, artı 286 lira AGİ. Toplamda 2 bin 490 lira… Yani devletin açıklamış olduğu asgari ücretle Türkiye ortalaması arasında yaklaşık yüzde 20’lik bir fark var.

İstanbul’a baktığımız zaman açıklanan 2 bin 20 lira asgari ücrete oranla farkımız yüzde 50. Biz iş verenler olarak, iş görenlerin İstanbul şartlarında AGİ dahil 3 bin 67 lira bir asgari ücretle ancak onurlu bir şekilde yaşamlarını sürdürebileceği kanaatindeyiz.”

– “İş verenlerin maliyetini azaltsın, çalışanlarına versin”

Karahan, seçim dönemlerinde asgari ücret konusunda vaat yarışı yaşandığını anımsatarak, “Varsın çalışanlarımız hak ettikleri ücretleri alabilsinler, buna da seçimler malzeme olsun. Neticede dar gelirli çalışanlarımızın hanesine giren gelirde kısmi artış olursa, bu ülkenin toplumsal barışına da yansıyacaktır.” diye konuştu.

İGİAD’ın 15 yıldır önerdiği şekilde asgari ücrette bölgesel farklılaşmaya gidilmesi gerektiğini söyleyen Karahan, iş verenin üzerindeki maliyetlerin de azaltılması gerektiğini kaydetti.

Karahan sözlerini şöyle tamamladı:

“Şu an devletin açıklamış olduğu 2 bin 20 lira asgari ücretin iş verene maliyeti bin 30 lira. Bu dünya ortalamalarının oldukça üstünde olan bir rakamdır. Yani iş verenlerin maliyetini azaltsın, bu azaltılan maliyeti çalışanlarına versin yine. Biz buradan kendimize bir şey istemiyoruz… Devletin asgari ücretten almış olduğu vergiyi mutlaka ama mutlaka azaltması gerekmektedir. ”

İGİAD İnsani Geçim Ücreti Tespit Komisyonu üyeleri Korkmaz ve Eğri de araştırmaya ilişkin detaylı bilgileri katılımcılarla paylaştı.