Irak DEAŞ

Yüzde 98'i tahrip edilen Musul Müzesi ihtişamlı günlerine dönmeyi bekliyor

BAĞDAT (AA) – HAYDAR KARAALP – Irak Ulusal Müzesi Başkanı Luma Yas, 2014'teki DEAŞ saldırılarında yüzde 98'i tahrip edilen Musul Müzesi'nin yeniden ayağa kaldırılmasının güç olduğunu söyledi.

Tarihi Mezopotamya coğrafyasında binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapan Irak'ın müzelerinin son durumuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Yas, Haziran 2014'te Musul'a giren terör örgütü DEAŞ'ın Musul Müzesi'nin neredeyse tamamına yakınını tahrip ettiğini belirtti.

– "DEAŞ, petrol geliri kesilince tarih eser ticaretine başladı"

Örgütün tarihi eserleri bir kazanç kapısı olarak gördüğünü dile getiren Yas, şöyle konuştu:

"DEAŞ, Musul'da önce petrolden gelir elde ediyordu. Petrol geliri kesilince tarih eser ticaretine başladı. Musul'daki eserler parçalanarak dağıtıldı ama en önemli ve değerlileri ise çalınıp satıldı. Musul Müzesi'nin yüzde 98'i tahrip edildi."

– "Hangi parçanın hangi esere ait olduğunu bulmakta zorlanıyoruz"

Musul Müzesi'nin akıl almaz şekilde patlayıcı yerleştirilerek, dozerlerle yıkıldığını ifade eden Yas, şunları kaydetti:

"Müzedeki tarihi eserler kazma ya da testere gibi aletlerle parçalansaydı tamir edilebilir yanı olurdu. Ama patlayıcılarla yok edildi. Hangi parçanın hangi esere ait olduğunu bulmakta zorlanıyoruz ve bunları ayırt edemiyoruz. DEAŞ'ın Musul'da yaptığı bu kültür katliamı gerçekten insanlığın ortak tarihi için büyük bir felaket ve tarihi eserlere karşı işlenen en vahşice cinayet."

– "Musul, medeniyetiyle birlikte yok edildi ve adeta toprağa gömüldü"

Kadim şehrin uğradığı yıkımın sadece rakamlarla ifade edilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Yas, "Musul tarihi, eserleri, kültürü, halkı ve tüm medeniyetiyle yok edildi ve adeta toprağa gömüldü." dedi.

Yas, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Musul'da hayat nasıl normale dönecek? Bu kadim şehir nasıl eski haline getirilecek? Müzeyi nasıl yeniden ayağa kaldırabiliriz? Bu sorulara cevap verebilmek gerçekten çok güç. Oradaki çocuklar yaşadıkları ve gördükleri felaketleri nasıl unutacaklar? Musul'da gerçek bir felaket yaşandı. Musul'daki manzarayı gözümde güzelleştirmeye çalışıyorum ama olmuyor. Ortada kapkara bir fotoğraf var. Musul'da insan, ağaç, taş, toprak, kuş ve her şeye karşı toplu katliam yapıldı. İnsanlardan havayı bile çaldılar."

– 2003'teki ABD işgali sonrası Bağdat Müzesi'nde 15 bin parça tarihi eser çalındı

Irak Ulusal Müzesi Başkanı Yas, sadece Musul Müzesi'nin değil başkent Bağdat'taki ulusal müzenin de 2003'teki ABD işgali sonrası büyük yağma ve tahribata maruz kaldığına dikkati çekti.

Yas, "Bağdat'taki Irak Ulusal Müzesi de 2003'te tam anlamıyla bir felaket yaşadı. Müze tamamen yağmalandı, binlerce yıllık parçalar çalındı veya tahrip edildi. 2003'te yaşanan bu durum sadece Irak tarihi için değil dünya tarihi açısından da büyük bir kültürel suç ve tam anlamıyla bir faciaydı." diye konuştu.

Müzede bulunan bütün belgelerin çalındığını ve tarihi eserlerin parçalandığını anlatan Yas, müzedeki depolara girilerek yaklaşık 15 bin parça tarihi eserin çalındığını aktardı.

Yas, "Bunlar, en değerli eserlerdi. Çalanlar ne istediklerini ve bunlara nereden nasıl erişeceklerini çok iyi biliyorlardı." dedi.

– "Bağdat'taki ulusal müzeden çalınan tarihi eserlerden sadece 3 bin 800'ünü geri alabildik""

Bağdat'taki ulusal müzede halihazırda yaklaşık 10 bin parça tarihi eser bulunduğunu kaydeden Yas, söz konusu tarih öncesinden en son İslami çağlara kadar süregelen Irak uygarlığını temsil ettiğini ifade etti.

Yas, Bağdat'taki müzeden çalınan eserlerin iadesine ilişkin ise şunları hakkındaki soruyu şöyle yanıtladı:

"Bağdat'taki ulusal müzeden çalınan tarihi eserlerden sadece 3 bin 800'ünü geri alabildik. Bunlar son derece kıymetli eserlerdi ve dünyanın neresine götürülürse götürülsün Irak'a ait oldukları belliydi."

– Türkiye ile işbirliği ve ortak projeler

Çalınan tarihi eserlerin iadesi konusunda başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelerin yardımlarından övgüyle söz eden Yas, Bağdat'taki ulusal müzenin iyileştirilmesi için Türkiye ile ortak projeleri olduğunu kaydetti. Yas, şunları anlattı:

"Türkiye ile hem çalınan eserlerin iadesi, hem de müzenin geliştirilmesi ve özellikle müzede yer alan Osmanlı eserleri bölümünün kalkındırılması konusunda iş birliğimiz olacak. Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız, 2018 yılında bu konudaki iş birliği projelerini sundu. Bu projelerin hangisinin ve ne şekilde hayata geçirileceğine ilişkin kararı Irak ve Türkiye hükümetleri verecek."

– "Müzelerimizin ziyaretçilerle taştığı günleri görmeyi hayal ediyorum"

Yas, Bağdat'taki ulusal müzenin tüm eksikliklerine rağmen 2015 yılında yeniden ziyaretçilere açıldığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Müzeye ziyaretçi sayısı gittikçe artıyor. Yüzlerce insan gelip müzeyi geziyor. Bir günde 12 okuldan yaklaşık 150 öğrencinin müze ziyaretinde bulunduğuna şahit olduk. Bu tür durumları destekliyor ve teşvik ediyoruz. Çünkü, bu durum bize geleceğe yönelik bir umut veriyor. Müzelerimizin her gün yerli ve yabancı ziyaretçilerle dolup taştığı günleri görmeyi hayal ediyorum."

“Son 3 yıl içinde Tazehurmatu'da yaklaşık 100 kişi kansere yakalandı”

KERKÜK (AA) – Irak'ın Kerkük kentindeki Hilal Sağlık Derneği Başkanı İstibrak Yazaroğlu, terör örgütü DEAŞ'ın, Kerkük'ün Tazehurmatu kasabasına düzenlediği kimyasal silah saldırısından bu yana son 3 yıl içinde 100 kişinin kansere yakalandığını ifade etti.

Saldırının üçüncü yılı nedeniyle Tazehurmatu Şehitler Mezarlığı'nda yapılan anma törenine Irak Türkmen Cephesi yetkilileri, kurbanların yakınları ve çok sayıda kişi katıldı.

Hilal Sağlık Derneği Başkanı İstibrak Yazaroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen saldırının etkisinin kasabada devam ettiğine dikkat çekerek, "Son 3 yıl içinde Tazehurmatu'da yaklaşık 100 kişi kansere yakalandı." dedi.

Tazehurmatu'da çeşitli hastalıkların belirtilerinin sürdüğünü aktaran Yazaroğlu, solunum sorunları, sara ve cilt hastalıklarının arttığı kasabada saldırıdan bu yana bin 787 kişide sağlık sorunları görüldüğünü söyledi.

Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Hasan Turan da "Terör örgütü DEAŞ bir tek Türkmenlere yönelik kimyasal silah kullandı." diye konuştu.

DEAŞ'ın Irak'taki saldırılarının başından beri hedefinde Türkmen coğrafyası olduğuna işaret eden Turan, Irak'ın birçok yerinin bu tür saldırılara maruz kalma ihtimali bulunduğunu ancak özellikle Tazehurmatu'ya yönelik kimyasal silah saldırısıyla Türkmenlerin hedef seçildiğini dile getirdi.

– ''Tazehurmatu saldırısını dünyaya duyurmakta yetersiz kalındı''

Yüzlerce kişinin yaralandığı ve 2 çocuğun hayatını kaybettiği saldırının dünya kamuoyuna yeterince aktarılmadığını ifade eden Turan, Tazehurmatu'ya yönelik saldırının, 1988'de Halepçe'ye yapılan kimyasal saldırı gibi dünya kamuoyunda yerini alması gerektiğini belirtti.

Tazehurmatulu Ali Bakır, kimyasal saldırının sadece insanları değil kasabadaki diğer canlıları, hayvanlar ve bitkileri de etkilediğinin ortaya çıktığını anlatarak, ayda 10 baş hayvanın telef olduğunu anlattı.

Terör örgütü DAEŞ 9 Mart 2016'da kontrolü altındaki Beşir köyünden, 5 kilometre mesafedeki Türkmen kasabası Tazehurmatu'ya kimyasal madde içeren havan toplarıyla saldırmıştı.

Saldırıda iki çocuk ölmüş, kimyasal gazdan etkilenen yüzlerce kişi yaralanmıştı.

Irak'ta Telaferli iç göçmenlerin 5 yıldır bitmeyen çilesi

KERKÜK (AA) – ALİ MUKARREM GARİP – Terör örgütü DEAŞ’ın 16 Haziran 2014’te Musul’a bağlı Telafer’i ele geçirmesinin ardından çok sayıda Türkmen başta Kerkük olmak üzere Irak’ın güney kentleri ile Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı.

Irak güçleri 3 yıl aradan sonra 27 Ağustos 2017’de Telafer’i DEAŞ’tan geri alabildi. Ancak geride çatışmalar ve hava saldırıları nedeniyle büyük bir yıkımın oluştuğu bir ilçe kaldı.

“Döndüklerinde barınabilecekleri sağlam bir evleri yok”

Musul İl Meclisi Başkan Yardımcısı Nurettin Kaplan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Yüzlerce Türkmen aile, hala çadır kamplarında yaşam mücadelesi veriyor. Bunun nedeni ise döndüklerinde barınabilecekleri sağlam bir evlerinin bulunmaması.” dedi.

Türkmenlerin 5 yıldır devam eden kamp hayatını daha fazla sürdürmeye güçlerinin kalmadığını ve bir an önce evlerine dönmek istediğini söyleyen Kaplan, dönüşlerin önündeki en büyük engelin geride bırakılan evlerin enkaza dönüşmüş olması olduğunu ifade etti.

Kaplan, “Hükümet iç göçmenlere destek vermeli ve enkaza dönen evlerin yeniden inşa edilmesi konusunda gereken yardımı sunmalı.” diye konuştu.

Türkmenlere en çok yardım Türk Kızılayından

Telaferli ailelerin ikamet ettiği Kerkük’teki Yahyava Kampı Müdürü Şuayib Kasap, kampta 550 Türkmen ailenin kaldığını belirtti.

Yahyava Kampında yaşayan Telaferli Mezid Hasan ise 5 yıldır bu kampta yaşam olduğunu ve bu süre zarfında Türk Kızılayının aralıksız şekilde yardımlarını sürdürdüğünü anlattı. Hasan, Irak merkezi hükümetine de operasyon sırasında yıkılan evlerinin yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu.

“Evimizin çatısı altında yaşamayı çok özledik”

Telaferli Muhammed Suphi de kamp hayatına tahammül güçleri kalmadığını belirterek, “Artık Telafer’e, evimize dönmek istiyoruz. Devletimizin bize sahip çıkması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Yazın kavurucu sıcaklar ve kışın ise dondurucu soğuklar nedeniyle çadırlarda yaşamanın çok zor olduğunu anlatan kamp sakini Casim Ganim ise şunları söyledi:

”Çadırda yaşam gerçekten çok zor. Evimizin çatısı altında yaşamayı çok özledik. Burada çocuklarımıza bakmakta zorluk çekiyoruz. Artık memleketimize dönmek istiyoruz.”

Terör örgütü DEAŞ’ın eline geçmeden önce nüfus oranı bakımından Irak’ın en büyük ilçesi kabul edilen Telafer’de, 300 bine yakın Türkmen ikamet ediyordu.

Eski Irak Planlama Bakanı Selman el-Cumeyli, Eylül 2018’de yaptığı açıklamada DEAŞ ile yaşanan çatışmalar nedeniyle ülke genelinde 3 yılda 150 binden fazla konutun yıkıldığını belirterek sadece konutların yeniden inşası için 15 milyar dolarlık bir bütçeye ihtiyaç duyulduğunu bildirmişti.

Felluce'de 4 yıl sonra tren düdüğü yeniden duyuldu

BAĞDAT (AA) – HAYDAR KARAALP – Irak'ta Enbar vilayetine bağlı Felluce'nin terör örgütü DEAŞ'tan temizlenmesinin ardından Felluce-Bağdat tren seferleri 4 yıl aradan sonra yeniden başladı.

DEAŞ'ın 2014'te Felluce'ye saldırarak burayı ele geçirmesi ve ardından yürütülen askeri operasyonlar nedeniyle Bağdat'a tren seferleri de durmuştu. Terör örgütü, Felluce'deki tren istasyonu ve demir yolunun büyük bölümünü tahrip ederek, kullanılamaz hale getirmişti.

Irak güçlerinin bölgeyi DEAŞ'tan kurtarmasının ardından demir yolunun onarımı için de harekete geçildi ve Felluce-Bağdat tren seferleri 1 ay kadar önce yeniden başladı.

Tren güzergahı mayın ve diğer patlayıcı maddelerden temizlense de yol kenarından kaldırılmayan yakılmış askeri araç ve tanklar savaşın izlerini hafızalarda canlı tutuyor.

Büyük bölümü memur ve öğrencilerden oluşan Felluceli yolcular, sabah erken saatlerinde Bağdat'a varmak için yaklaşık 1 saat süren bu tren yolculuğunu tercih ediyor.

– Kontrol noktaları yerine savaş kalıntıları arasında yolculuk

Felluceliler için Bağdat'a kara yoluyla gitmek, askeri kontrol noktalarının neden olduğu uzun araç kuyrukları, saatlerce bekletilme ve sorgudan geçirilmek demek. Terör ve şiddet yorgunu bölge sakinleri, bunun yerine savaş kalıntıları arasından geçen demir yoluyla başkente varmayı seçiyor.

AA muhabirine konuşan Irak Demiryolları Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Abdussettar Muhsin, "Bağdat-Felluce tren hattı, DEAŞ çetelerinin Felluce'deki istasyon ve demir yoluna saldırısı sonucu durdurulmuştu. Demir yollarına bağlı teknik ve mühendislik bölümü çalışanlarının emeği sonucu hat yeniden aktif hale getirilerek Felluce halkının hizmetine sunuldu." dedi.

Trenin her gün Felluce'den sabah saat 06.45'te hareket ederek 08.00'de Bağdat'a vardığını belirten Muhsin, "Günlük olarak 350'den fazla kişiyi taşıyan bu tren yolculuğu hükümete ekonomik getiri sağlamaktan ziyade terör gruplarına barış mesajı veriyor." ifadelerini kullandı.

Trenin yolcularından Abdurrahman Alvani de seferlerin yeniden başlamasından memnun olduklarını dile getirdi.

Alvani, "Trenle yolculuk bizi saatlerce bekleyerek aramalardan geçiren askeri kontrol noktalarından kurtarıyor. Bu, aynı zamanda daha güvenli bir yolculuk yapmamızı sağlıyor." diye konuştu.