Ruhani: “ABD, İran ile ekonomik savaşa girdi” – TAHRAN

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Toplantı salonundan görüntüler
– İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin açıklamaları – “ABD, devrimin 40'ıncı yaşını görmeyeceğini söyledi. Mehrabad Havalimanı'nda önlerine kırmızı halı serileceğini düşündüler. (ABD Başkanı Donald) Trump, Avrupalı liderlere '3 ay sabredin İran rejimi yıkılacak' demişti. Bunu iki Avrupalı lider bizzat bana söyledi”
TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'nin dolar, bankacılık ve çok uluslu şirketlerin imkanlarını kullanarak Tahran ile ekonomik savaşa girdiğini söyledi.

Başkent Tahran'daki Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Ruhani, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırımlarını eleştirdi.

ABD'nin İran'ın tüm ekonomik kanallarını kapatmayı hedeflediğini söyleyen Ruhani, “Bize yönelik ekonomik ambargolar 1980'den bu yana var ancak ekonomik savaş 2018'de başladı. Mevzubahis olan yaptırım değil ekonomik savaştır. Ekonomik savaştayız. ABD, dolar, bankacılık faaliyetleri ve ağları ile finans ve çok uluslu şirketlerin imkanlarını kullanarak İran ile ekonomik savaşa girdi.” ifadelerini kullandı.

Ruhani, ABD'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) silah ambargosunu yenilemede başarısız olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“ABD iki sene önce nükleer anlaşmayı yok ettiğini söyledi ancak anlaşma ona karşı koydu ve BMGK'da onları rezil etti. ABD, 13 ülkenin kendisine karşı duracağını düşünemedi. Bu, İran'ın başarısı ve zaferidir. İran, 40 sene önce olduğu gibi bugün de BM'de büyük bir hukuki, siyasi ve diplomatik zafer kazanmıştır.”

– ABD'nin İran politikasına Saddam'lı benzetme

1980-1988'deki İran- Irak Savaşı'na da değinen Ruhani, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in o dönem “hesap hatası” yaptığını, bugün de ABD'nin İran'a karşı ekonomik savaş yürüterek aynı hataya düştüğünü savundu.

Saddam'ın Ahvaz'ı bir hafta içinde almayı planladığını, ABD'nin de yaptırımlarla İran'ı 3 ay içinde devirme hesapları yaptığını ileri süren Ruhani, “ABD, devrimin 40'ıncı yaşını görmeyeceğini söyledi. Mehrabad Havalimanı'nda önlerine kırmızı halı serileceğini düşündüler. (ABD Başkanı Donald) Trump, Avrupalı liderlere '3 ay sabredin İran rejimi yıkılacak' demişti. Bunu iki Avrupalı lider bizzat bana söyledi.” diye konuştu.

İranlı akademisyen Abdulkerimi: İran'da devletle halk arasındaki mesafe giderek artıyor

İSTANBUL (AA) – İran’daki İslami Azad Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Bijen Abdulkerimi, ülkesinde devlet ile millet arasındaki mesafenin arttığını, talepleri karşılanmayan toplum kesimlerinin 2017’de olduğu gibi yeniden sokak gösterilerine başvurabileceğini söyledi.

“Etemadonline” haber sitesine konuşan Abdulkerimi, “Halkın taleplerinin dikkate alınmaması devletle millet arasındaki mesafenin artmasına neden oluyor. Malesef 1979 devriminden sonra ‘Devlet-Millet Kaynaşması’ hedefi başarısız oldu.” dedi.

İktidarla halk arasında karşılıklı bir ilişki kurulması gerektiğini, eğer böyle olmazsa iki taraf arasındaki siyasi mesafenin günden güne artacağını ve krizin giderek derinleşeceğini dile getiren Abdulkerimi, şöyle devam etti:

“Toplumsal memnuniyetsizliğin ana nedeni az gelişmişliktir. 1979 devriminde siyasi yapıları değiştirdik ancak sosyal ve ekonomik yapıları değiştirmede başarısız olduk. Sonuçta; sosyal gerçeklik ve tarihsel varoluşumuz değişmedi. Mustazaf (ezilen), mustazaf olarak kaldı, ulusal paramızın değeri gitgide düştü, nihayeten halkın alım gücü günbegün geriledi. Bu nedenle hem alt hem de orta sınıf şikayet ediyor. Alt sınıf son yıllarda daha da eziliyor.”

Ekonomik sorunlar nedeniyle 2017’de patlak veren sokak gösterilerinin beklenen sosyal bir süreç olduğuna işaret eden Abdulkerimi, “Yine kesinlikle gösteriler olacaktır. Bu durumdan çıkmak için, ülke yönetiminde yapısal değişiklikler gerekmektedir fakat her şey siyasete kurban edildiği için bu mümkün olmuyor.” diye konuştu.

“Aralık 2017” ve “2019 Benzin Zammı” olayları

İran’ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017’de bir grup göstericinin, ülkedeki hayat pahalılığı, işsizlik ve yolsuzluk gibi sorunları protesto etmesiyle başlayan olaylar kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüşmüştü.

Tahran, Kirmanşah, Senendeç, Zencan, Şiraz, Kum, Ahvaz, Zahidan, Erak ve Hurrem Abad gibi pek çok kente yayılan olaylarda 25 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 5 bin gösterici gözaltına alınmıştı.

Söz konusu olaylardan 2 yıl sonra bu sefer İran halkı, 15 Kasım 2019’da Yargı Erki Başkanı, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı’ndan oluşan Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyinin kararıyla benzin fiyatının 1000 tümenden 3 bin tümene yükseltilmesinin ardından protestolara başlamıştı.

Ülkenin birçok kentinde 3 gün süren gösterilerde kamu binaları, bankalar, benzin istasyonları tahrip edilmiş, marketler yağmalanmıştı.

Emniyet güçlerinin müdahale ettiği gösterilerdeki ölü ve yaralı sayısı hakkında İran makamlarınca resmi açıklama yapılmazken, Uluslararası Af Örgütü en az 304, Reuters haber ajansı ise 1500 kişinin öldüğünü duyurmuştu.

İran Meclisi Kum Milletvekili Mücteba Zünnur, olaylardan 7 ay sonra haziran ayında yaptığı açıklamada, benzin zammı protestolarında 6’sı emniyet görevlisi 230 kişinin hayatını kaybettiğini belirtmişti.

İran'da döviz tarihi rekor kırdı

ANKARA (AA) – İran’da son aylarda yükselişi dizginlenemeyen dolar ve avro ülke tarihinin en yüksek seviyesine çıktı.

Ülkede serbest döviz piyasasını izleyen “bonbast.com”a göre, serbest piyasada doların satış kuru 28 bin 100 tümene kadar çıktı.

İran’da dolar kuru ilk kez 28 bin tümeni aştı, yeni bir rekor kıran avro da 32 bin 900 tümenden işlem gördü.

Öte yandan İran İstatistik Merkezi’nin açıkladığı verilere göre, ülkedeki yıllık enflasyon yüzde 26 oldu.

Buna göre, geçen ay 25,8 olarak açıklanan yıllık enflasyonda bu ay yüzde 0,2 artış kaydedildi.

Ruhani’den “ekonomik sorunlar karşısında etkisiz kalma” suçlamasına yanıt

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 20 Eylül’de yaptığı bir konuşmada, yaptırımlardan kaynaklı ekonomik sorunlara karşı hükümeti etkisiz kalmakla suçlayarak, “Görevimiz halkı güçlendirmektir. Halkımızın sorunu, ülkeyi yönetmedeki yetersizlik, geçim şartları ve ekonomik açıdan destek görmemesidir.” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise bugün Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarını ekonomik savaş olarak niteleyerek, “Bugün her şeyden önce savaş koşullarında olduğumuza, daha sonra da bu savaşın yükünün sadece hükümetin omuzlarında olmadığına inanmamız gerekir.” dedi.

İran’da hükümet döviz kurlarını sabitlemişti

İran’da 1 ABD doları, ocak ayının başında 13 bin 350 tümen civarında işlem görüyordu. Buna göre, İran’ın para birimi yıl başından bu yana dolar karşısında yüzde 110 değer kaybetti. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonraki 28 aylık süreçte ise tümenin dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 340’a yaklaştı.

Ülkede doların Nisan 2018’de 4 bin tümenden 6 bin 100 tümen seviyelerine çıkması Ruhani hükümetini harekete geçirmişti. İran Merkez Bankası, tümenin döviz kurlarına karşı değer kaybını önlemek amacıyla 10 Nisan 2018’de doları 4 bin 200 tümen olarak sabitlemiş ve ülkede devlet kuru ile serbest piyasa kuru olarak iki ayrı döviz kuru ortaya çıkmıştı. Ülkedeki ithalatçılara devlet kurundan döviz tahsisi yapılmıştı.

ABD’nin tek taraflı yaptırımları İran’ın petrol gelirlerini eritti

ABD yönetiminin Mayıs 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilerek, İran’a yönelik yaptırımları geri getirmesinin ardından, 26 Eylül 2018’de 19 bin tümene çıkarak tarihi seviyesini gören dolar, daha sonraki süreçte 10 bin 300 tümene kadar inmişti. İran’da dolar kuru, son aylarda tekrar yükselmeye başlamış ve 18 Temmuz’da 25 bin tümeni de aşmıştı.

Bütçe ve Planlama Kurumu Başkanı Muhammed Bakır Nobaht, 2 Haziran’da Meclis’te yaptığı sunumda, ülkesinin 2011’de 119 milyar dolar olan enerji ihracatı gelirlerinin geçen yıl ABD yaptırımları nedeniyle 8,9 milyar dolara kadar indiğini açıklamıştı.

İran hükümeti, ABD’nin bankacılık yaptırımları nedeniyle bazı ülkelerde dondurulan milyarlarca dolar dövizin ülkeye getirilmesi için çalışma başlattığını duyurmuştu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani: “Hegemonya ve tahakküm devri geride kalmıştır” – TAHRAN

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin açıklaması – “Hayat, yaptırımlarla çok ağır fakat ondan daha ağırı bağımsızlığın olmadığı bir hayattır. Bugün dünya için 'zorbalığa ve kabadayılığa hayır' deme zamanıdır”
TAHRAN (AA) – İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'nin kendilerine ne müzakere ne de savaşı dayatabileceğini belirterek, “Hegemonya ve tahakküm devri geride kalmıştır.” dedi.

Ruhani, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bu yıl online olarak yapılan Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kuruluna video mesaj ile hitap etti.

ABD'nin kendilerine müzakere ya da savaşı dayatamayacağını savunan Ruhani, “Hayat, yaptırımlarla çok ağır fakat ondan daha ağırı bağımsızlığın olmadığı bir hayattır. Bugün dünya için 'zorbalığa ve kabadayılığa hayır' deme zamanıdır. Hegemonya ve tahakküm devri geride kalmıştır.” ifadelerini kullandı.

Siyahi Amerikalı George Floyd'un polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesine değinen Ruhani, “ABD'li polisin dizini bir gösterici vatandaşın boynuna dayaması bizim için tanıdık bir olaydır. O diz emperyalizmin bağımsız milletlerin boynuna dayatılan dizdir ve biz onu iyi tanıyoruz.” diye konuştu.

Dünyada herkesin zor bir dönemden geçtiğini ancak İran halkının uluslararası iş birliği yerine tarihin en ağır yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığını aktaran Ruhani, ABD yaptırımlarının uluslararası anlaşmalara ve BM Güvenlik Konseyinin 2231 sayılı kararına aykırı olduğunu söyledi.

Ruhani, “diplomasi tarihinin en büyük kazanımı” olarak nitelendirdiği nükleer anlaşmayı 2015'te imzaladıklarını ve ABD'nin ayrılmasına rağmen anlaşmaya bağlı kaldıklarını ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:

“DEAŞ ve terörizmle savaştıklarını anlatıyorlar ancak onu icat edenler kendileridir. Bu cinayetleri için bölge halkını kendilerine borçlu görüyorlar. Nükleer silah üretme suçlaması yalanıyla birilerine yaptırım uyguluyorlar. İnsanlık tarihinde nükleer silah kullanan sadece kendileri ve Batı Asya'da nükleer silaha sahip tek ülke de onların müttefiki. İnsan haklarından bahsediyorlar fakat maksimum baskı ile tüm İranlıların geçim, sağlık ve savunma hakkını hedef alıyorlar.”

Silah ambargosunun yenilenmemesini “İran içi zafer” olarak değerlendiren Ruhani, “Sattıkları milyarlarca dolarlık silahlarla bölgemizi barut deposuna çevirdiler fakat tüm hukuki ve uluslararası ilkelere aykırı olarak İran'ın savunma ihtiyacından mahrum kalması ve silah kısıtlamasının yenilenmesi için çaba gösteriyorlar.” ifadelerini kullandı.

İran'ın ABD seçimleri için polemik aracı olmadığını dile getiren Ruhani, “ABD'de seçilecek her yönetim, kaçınılmaz olarak İran'ın direncine teslim olacaktır.” dedi.

Hasan Ruhani, 2016'da Rusya ve Türkiye ile iş birliği içinde Suriye'de barışa ve istikrara ulaşmak için Astana Süreci çerçevesinde bir temel attıklarını sözlerine ekledi.